Edep;
takatin yettiği kadar haykırmak nefsine sessizce,
edepsizler duyana kadar
gözyaşıyla yüzü yıkamaktır edep…
Sözlükler edep kelimesi için şu karşılıkları veriyorlar:
Utanma, çekinme, hicap, haya.
Kelimeler nasıl da aşina! Keşke bu kelimelerin anlattığı haller de o kadar aşina olsaydı…
Ve deyimlerimiz var edep üzerine:
Edep etmek: Utanmak.
Edebini takınmak: Terbiyeli olmak.
Edeplenmek: Uslanmak, nazik ve terbiyeli olmak.
Edep-erkân bilmek: Uyulması gereken yolu-yordamı bilmek, usül bilmek, terbiyeli hareket etmek.
Deyimler, toplumların insan ve hayat telakkilerinden asırlar boyunca süzülmüş billur damlalardır.
Büyük veli Hucvirî k.s. der ki:
“İnsanın bütün kaybı, her işin esası olan edebi kaybetmesinden kaynaklanmaktadır. Bu, hep böyledir, değişmez. Din ve dünya işlerinin hepsi edeple güzel olur. Edep olmadan hiçbir güzel iş ortaya çıkmaz.
Edep, yerine göre farklı şekillerde olur. Halkın içinde gereken edep, güzel insanlığı ve mertliği muhafaza etmektir. Dindeki edep, Sünnet’e uymaktır. Muhabbetteki edep, saygıyı gözetmektir.
Bu üçü birbirine bağlıdır. Akıllı ve mert olmayan kimse, sünnete uyamaz. Sünnete uymayan kimse hürmeti koruyamaz..
Kaygusuz Abdal ne güzel söylemiş:
Edepli ol can isen
Hakk’ı bil insan isen
Müştak-ı sultan isen
Var edep öğren, edep…
YENİ ZAMANIN SAHTE SALTANATINDA EDEPSİZLİĞİN ADI “CESARET” OLMUŞ…!
Terbiye, güzel ahlâk, iyi davranış; incelik, kibarlık, naziklik..