- Bu konu 18 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
14 Haziran 2011: 22:49 #793183
Anonim
4.Fâtır-ı Hakîm dünyanın imâreti için ehli küfür ve sefahat düskünlerini nicin yaratmistir . Dünyanin imareti onlar icinmi söz konusudur .Müminler imaret edemez mi?
Bediüzzaman Hazretleri bu konuya paralel olarak Mesnevi-i Nuriye adli eserinde söyle anlatmaktadir.
[NOT]
İ’lem eyyühe’l-aziz! Hayat-ı dünyeviyeye kasten ve bizzat teveccüh edip bağlanan kâfirin, imhâl-i ikabında ve bilâkis terakkiyat-ı maddiyede muvaffakiyetindeki hikmet nedir?Evet, o kâfir, kendi terkibiyle, sıfâtıyla Cenâb-ı Hakça nev-i beşere takdir edilen nimetlerin tezâhürüne, şuuru olmaksızın hizmet ediyor. Ve güzel masnuat-ı İlâhiyenin mehasinini bilâ-şuur tanzim ediyor.
Ve kuvveden fiile çıkartmakla garâbet-i san’at-ı İlâhiyeye nazarları celb ediyor. Ne faide ki, farkında değildir. Demek, o kâfir, saat gibi kendi yaptığı amelden haberi yok. Amma, vakitleri bildirmek gibi nev-i beşere pek büyük bir hizmeti vardır. Bu sırra binaen dünyada mükâfatını görür.
[/NOT]
Demekki ehli küfür suursuz olarak insanliga lutfedilen nimetlerin görünmesine , farkedilmesine hizmet ediyorlar. insanlarin görülen hareketlerini 3 sinifta siralayacak olursak ;
birincisi ehli küfrün yaptigi gibi ALLAHi unutmaya sebep olan nefsin ve hevesin arzularini yerine getirmek ve sirf bu dünya icin calismak . Sadece dünyalarini imar etmek ama ahiret icin hic bir hazirlikta bulunmamak . Ki neticesi ne aci bir akibettir . Dünyalarini mamur ederken ne yazikki ahiretlerini yikiyorlar .
ikincisi ise ALLAHi bilmek , onu tanimak , ve gecim maisetine dalip dünyada calismaktir.
ücüncüsü ise hem ahireti hemde dünyasi icin Rabbinin rizasi dogrutusunda calismaktir ki en makbul olanida budur.
müminin dünyayi imar etmesi bahsi ise :
ALLAH insanlari bana ibadet etsin ve beni tanisin diye dünyaya göndermistir .kendi nefsi ve heveslerinin esiri olup kullugunu unutsun diye degil . Ancak mümin dünyasini dinin koymus oldugu ölcüler icerisinde imar edebilir .
Ne kendini dünya hayatina kaptirip gaflete düsecek nede dünyasini unutup sirf ahiret icin calisacak , ancak orta yolu bulacak ve her iki tarafida dengede tutacak sekildeki fiilleri ve amelleri ile gerceklestirebilir..
15 Haziran 2011: 16:06 #793221Anonim
Allah(c.c.)’ın rahmetinden kaçan akılsızdır. Rahmetten uzaklaşan azaba koşar. Günden güne dünyanın ömrü de bizim ömrümüzde eksiliyor. Dünya geriye, âhiret önümüze geliyor. Dünyadaki mesuliyeti bilip ona göre gayret edin!!“Ben âhirim, akılıyım” diyen adam kendini mükellefiyetini ve niçin bulunduğunu bilsin.bilsinki insan gibi veya adam gibi adam olsun…..olmazsa şayet diğer isimde ortada zaten..Allah muhafaza..
16 Haziran 2011: 21:57 #793390Anonim
5.”Mü’min ibâdına ettiği nimetlerin derecelerini bildirmek için, onları bir vâhid-i kıyasî yapmistir cümlesini izah edebilirmisiniz?
kainatta her sey ziddi ile bilinir deger kazanir . Nasilki karanliklar olmayinca aydinligin kiymeti bilinmez . Siyah , beyaz ile biliniyor
aynen öylede ehli küfrün inkari ile müstehak olacagi ceza ya binaen müminin imani ve ibadetleri ile kazanacagi mükafat deger kazanir .
imanli olan ve ibadet eden birinin basina gelecek kötü hadiselerde bir hikmet vardir diyerek Rabbine yönelmesi ile
eglence ve sefahata dalmis ehli kafirin durumu elbetteki bir degildir.iste iman nimetini ALLAH c.c mümin kullarina bildirmek , farkettirmek icin kafirleri kiyas yapmistir.
17 Haziran 2011: 08:40 #793403Anonim
Ey kâfirlerin çokluklarından ve onların bazı hakaik-i imaniyenin(İMAN HAKİKATLARINI İNKARDA;ALLAH YOK,AHİRET YOK,KADER YOK DİYE ) inkârındaki ittifaklarından(HEPSİ ALLAHI,AHİRETİ,KADERİ İNKAR EDİYORLAR DİYE) telâşa düşen ve itikadını (İNANCINI) bozan biçare(ÇARESİZ) insan!
Bil ki, kıymet ve ehemmiyet, kemiyette(MİKTAR FAZLALIĞINDA) ve adet çokluğunda değil. Çünkü, insan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana inkılâp eder(ŞEYTAN HAYVAN OLUR).
İnsan, bazı frenkler(AVRUPALI) ve frenkmeşrepler (AVRUPALI GİBİ YAŞAYANLAR) gibi ihtirâsât-ı hayvâniyede(BEDENE DÖNÜK AŞIRI İSTEKLİ YAŞAMDA) terakki ettikçe(YÜKSELDİKÇE,İLERLEDİKÇE YANİ DAHA ÇOK BEDENE DÖNÜK YAŞAMA DEVAM ETTİKÇE,KALB VE RUHUN HAYATINA GİRMEDİKÇE,KALB VE RUHUN YAŞAMINI YAŞAMADIKÇA), daha şiddetli bir hayvâniyet mertebesini alır.
Sen görüyorsun ki, hayvânâtın kemiyet ve adet itibarıyla hadsiz bir çokluğu varken, ona nisbeten insan gayet az iken, umum envâ-ı hayvânat(BÜTÜN HAYVANLAR) üstünde sultan ve halife ve hâkim (HÜKMEDİCİ OLMUŞTUR.HAYVANI İSTEDİĞİ ŞEKİLDE KULLANABİLİYOR İNSAN)olmuştur.
İşte, muzır(ZARALI,KÖTÜ) kâfirler ve kâfirlerin yolunda giden sefihler(BEDENE DÖNÜK HARAM ZEVKLERİNİN PEŞİNDE GİDENLER), Cenâb-ı Hakkın hayvânâtından bir nevi habislerdir(PİS OLANLARDIR ) ki, Fâtır-ı Hakîm (HERŞEYİ HİKMETLİ YARATAN ALLAH) onları dünyanın imâreti için(İDARECİLİĞİ,EMİRLİĞİ İÇİN) halk etmiştir(YARATMIŞTIR.YOKSA NİYE ONLARA YAŞAMA HAKKINI DEVAM ETTİRİYOR,İŞTE İMARET HİKMETİ VAR.DÜNYAYI ZATEN ŞU AN İDARE EDEN KAFİRLERDİR.)
Mümin ibâdına (KULLARINA) ettiği nimetlerin derecelerini bildirmek için, onları bir vâhid-i kıyasî yapıp, âkıbetinde(SONUNDA), müstehak (LAYIK)oldukları Cehenneme teslim eder.
17 Haziran 2011: 08:43 #793404Anonim
İ’lem eyyühe’l-aziz! Hayat-ı dünyeviyeye kasten ve bizzat teveccüh edip bağlanan kâfirin, imhâl-i ikabında ve bilâkis terakkiyat-ı maddiyede muvaffakiyetindeki hikmet nedir?
Evet, o kâfir, kendi terkibiyle, sıfâtıyla Cenâb-ı Hakça nev-i beşere takdir edilen nimetlerin tezâhürüne, şuuru olmaksızın hizmet ediyor. Ve güzel masnuat-ı İlâhiyenin mehasinini bilâ-şuur tanzim ediyor.
Ve kuvveden fiile çıkartmakla garâbet-i san’at-ı İlâhiyeye nazarları celb ediyor. Ne faide ki, farkında değildir. Demek, o kâfir, saat gibi kendi yaptığı amelden haberi yok. Amma, vakitleri bildirmek gibi nev-i beşere pek büyük bir hizmeti vardır. Bu sırra binaen dünyada mükâfatını görür.
İŞTE BU GÖRDÜĞÜ MÜKAFAT DÜNYA İDARECİLİĞİDİR.
BİRDE ALLAHIN İSİMLERİNİN MANALARININ AÇIĞA ÇIKMASINA SEBEP OLMUŞ,AMA FARKINDA DEĞİL.ÇÜNKÜ İMAN YOK.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.