- Bu konu 3 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
4 Kasım 2010: 17:44 #638370
Anonim
[BILGI]“Elhasıl, âhiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve Allah’a asker olmaktadır.”
Üçüncü Söz[/BILGI]
Anladıklarımızı paylaşalım.[TAVSIYE]Diğer derslerimiz için aşağıdaki linklerden faydalanabilirsiniz…[/TAVSIYE]
Vecize Analizi – 6 “Malûmdur ki, zararsız yol, zararlı yola velev on …”Vecize Analizi – 5 “..her hakikî hasenât gibi, cesaretin dahi
Vecize Analizi – 4 – “Demek iman bir mânevî tûbâ-i Cennet çekirdeğini…”
Vecize Analizi – 3 – “Bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini…”
Vecize Analizi – 2 – “Şu mübarek kelime, İslâm nişanı olduğu gibi,…”
4 Kasım 2010: 18:18 #780715Anonim
@Lemeât 220605 wrote:
[BILGI]“Elhasıl, âhiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve Allah’a asker olmaktadır.”
Üçüncü Söz[/BILGI]
]
hem bedenen hemde maddeten yapılan ibadeteri sorsalar bize ilk söylieceğimiz Allahın rızası ve cenneti kazanmak deriz.
yani ahiret saadetine götüren ibadeleri yapmak daha ahirete gitmeden dünyada meyvesini verir kalbi huzurludur ölümden korkmaz .
ruhu huzurlu olur çünki inanç ve iman vardır4 Kasım 2010: 18:33 #780717Anonim
Dünya nimetleri nefsi besler hoş eder lakin ruh nefse bağlı kaldıkça daralır…Çokça yemek yiyen biri yerken zevk alsa dahi sonrasında pişman olur sıkıntı çeker. Ruh bedene müteallik kaldığı müddetçe tam saadete eremese de, ruhu besleyen ibadetler bir cüzde olsa bu lezzeti verir. Ahiretteki lezzetlerin mislini ibadetlerdeki naiflikte elde edebiliriz.
4 Kasım 2010: 19:21 #780720Anonim
Insan hayatta cesitli sorunlarla karsilasir ve ümitsizlige düser ve bunalima girer böyle durumlarda ibadete yönelir bütün umutlarin söndügü anda yüce ALLAHIN rahmetine siginir huzura kavusur .
gercektende öyledir bir gece yarisi bunalmisiz en yakinimiz olan annemizi dahi uykusundan uyandirmiyoruz . Inanan insan bilirki her an kendisini duyan ve gören biri var onun huzuruna durur nida eyleyerek bir nevi manen rahatlamis olur. ibadet eden insan ALLAHIN emirlerini yerine getiren insan cevresi tarafindan da sevilir. Sevilmek takdir edilmek te insanin hosuna giden seylerdir .
Hakkiyla yerine getirilen ibadetler insanin ruhunu yüceltir kalbine bir korku ve emniyet verir . ALLAH korkusu ile kötü hasletlerden uzak durulur.
ve yerine getirdigi ibadetlerden dolayida bir emniyet bir ümit hisseder. ALLAH in emir ve yasaklarindan sakinarak hem dünyada hem ahirette saadet yoluna götürecek isleri , fiileri ve davranislari yapmak neticesindede tezkeresini alacaktir .
Hadis-i Seriftede buyruldugu gibi;
Insani ailesi ,mali, kendi nefsi, cocuklari ve komsusu yüzünden maruz kaldigi fitneye karsi oruc, namaz , sadaka gibi ibadetler korur , keffaret olur.5 Kasım 2010: 16:30 #780751Anonim
@Lemeât 220605 wrote:
“Elhasıl, âhiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve Allah’a asker olmaktadır.”
Üçüncü Söz
İbadet ve Allaha asker olmak iki cihan saadetinin vesilesidir. Külliyatın muhtelif yerlerinde asker tabiri geçmektedir. Bir tabura mensup olan her bir asker bir nizama tabidir. Nizam devam ettikçe muvaffakiyet artar. Nizam bozulursa ordu basit bir kuvvet karşısında dahi dayanamaz. Huzuru bozulur. Dünyamız da büyük bir taburdur tabiri caizse. Bu taburun muvaffakiyetide nizama bağlıdır. O nizamı tatbik eden dünyada terakki eder. Allaha asker olmak ise hem dünya hem ahiret saadetinin vesilesidir.
Dünya saadeti özellikle son asırlarda müslümanlarda bariz bir şekilde görünmüyor. Bunun sebebi ise tarihi incelediğimzde açık bir şekilde görünür. Batı dünyası, zaten tahrif edilmiş olan dinlerine olan taasubu bıraktıkları anda maddeten terakki etmişlerdir. Dinlerine sarıldıkları sürecede müslümanlar tarafından hezimete uğramışlardır. Müslümanlarda ise durum tam tersi görünmekte. Ne zamanki Allahın koyduğu fıtri ve şer’i kanunlarını umumen tatbik etmişiz; Allah asırlarca maddeten ve manen terakki nasib etmiştir. En meşhur ilim adamları Osmanlıdan çıkmış, en güçlü devlette, tam anlamıyla İslamiyetin bayraktarlığını yapan Osmanlı Devleti olmuştur. İslamiyeti yaşaması hasebiyle uzun bir süre dünya üzerindeki hakimiyetini sürdürmüştür.
Ne zamanki (son yüzyıllar) en mukaddes ve hak din olan İslamla bağlarını koparmaya ve batının sefih, bozuk medeniyetini taklid etmeye başlamışsa da maddeten ve manen düşüşler gerçekleşmeye başlamıştır. Burdan şunu anlamak mümkün. Allah kafirde olsa fıtri olan kanunlarını kim tatbik ederse onu muvaffak ediyor. Yani sadece ibadet kafi gelmiyor. Aynı zamanda çalışmakta gerekiyor. Bu yüzdendir ki Üstad ibadette ve asker olmaktadır ifadesini kullanıyor. Çünkü silahı kuşanmak tek başına yetmez, aynı zamanda onu kullanmakta gerekir. Müslümanların dünya saadetine mani olan en büyük sebeplerden biri budur. İbadet var, fakat ilim terkedilmiş. Bid’alar ve hurafeler dinimizin içine sokulmuş. Tevekkül, tembellik olarak algılanmaya başlamış. Batı dünyasının ne kadar sefaheti var ise hepsine dört elle sarılmışız. Onlar bizim terkettiklerimizle biz onların terkettikleriyel yaşar olmuşuz. Sonuç olarakta onların eski hallerine düşmemiz kaçınılmaz olmuştur. Allah kim çalışır ve gayret gösterirse kafirde olsa neticesini verir.
Tam anlamıyla huzurdan, saadetten bahsedicek olursak batılılar (İslama tabi olanları ayırıyoruz) fıtri kanunları tatbik etmekle her ne kadar maddeten terakki etselerde manen yine de huzursuzlardır. Maddi terakkiyatları ise onlara dünyada çalışmalarının karşılığı olarak verilmiş peşin ücretlerdir. Ahiretleri ise karanlıktır.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.