- Bu konu 814 yanıt içerir, 61 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
8 Eylül 2011: 06:26 #796323
Anonim
Ya Mücîbe’d-Daavat!
Duâmı ibadet kıl! İbadetimi makbul kıl!
Zikrime,
fikrime,
tesbihatıma,
duâma,
niyazıma,
hissiyatıma ihlâs ve istikamet ver!Dilime hayır istemeyi nasip eyle!
Şer istemeyi dilimden uzak kıl!Gönlüme hayır isteme neş’esi ver!
Şer istemekten gönlümü beri kıl!Duâmı, dünyamın ve ahiretimin mihveri kıl!
Duâmı saat-ı icabeye mazhar eyle!Âmin!
SÜLEYMAN KÖSMENE
8 Eylül 2011: 10:27 #796329Anonim
“Ey Rabbimiz, bize dünyâda da iyilik, güzellik ver, âhirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azâbından koru.” “Ey Rabbim, Ümmet-i Muhammed’in cümlesine umûmî bir rahmetle merhamet et” “Ey Rabbim şehâdet ederim ki Senden başka hiç bir ilâh yok, ancak Sen varsın. Şerîkin yok Senin ve yine şehâdet ederim ki Muhammed Senin kulun ve resûlündür. Senden mağfiretini isterim ve Sana tevbe ederim.” “Seni hamdinle tesbîh ederim ey Rabbim! Senden başka bir ilâh bulunmadığına ve yalnız sen olup şerikin olmadığına şehâdet eder, senin mağfiretini diler, sana tevbe ederim.” “Ey Rabbim, bana peygamberinin havzından bir kâse içir, ondan sonra hiç susamayayım” “Allah’ım hatâlarımı kar ve dolu suyu ile yıka. Beyaz bir elbiseyi temizlediğin gibi kalbimi de hatalardan temizle. Benimle hatalarımın arasını, maşrıkla mağribin arasını uzak kıldığın gibi uzak kıl.” “Allahım! Cimrilikden sana sığınırım. Korkaklıktan sana sığınırım. Erzel-i ömre bırakılmaktan sana sığınırım, kabir azâbından sana sığınırım.” “Ey Allah’ım! sapmaktan veya sapdırılmaktan, hatâ etmekten yahûd hatâ etdirilmekten, zulmetmekten yahûd zulme uğramaktan, cahillik etmekten yahûd bana cahillik edilmekten, hakkım olmayan bir şeyi istemekten yahûd elimde olmayan bir şeyin benden istenilmesinden sana sığınırım, ” “Ey Rabbiml Şükrünü edâya, Seni zikretmeye ve Sana güzel ibâdet etmeğe bana yardım et!”
“Eğer bir iş senin ezelî ilminde benim dinim ve hayatım hakkında ve işimin akıbeti hakkında şerli ise onu benden geri çevir, beni de ondan vazgeçir ve benim için nerede olursa olsun yalnızca hayırlı olanı takdîr et, sonra beni ona râzı kıl.” amin amin amin amin ecmain inş.selametle…….8 Eylül 2011: 10:44 #796330Anonim
Ey her şeyin var edicisi, Ey her varın, her varlığın yegane sahibi!
Dilimizdeki düğümü çöz.
Göğsümüzdeki SIKINTIYI gider.
Bizi imanın esenlik bağışlayan yurdundan ayırma.
Bizi salihlerden kıl. Bizi iyiliğin, erdemin, güzelliğin ve direnişin ışıltılarıyla donat.
Bizi ışıksız, azıksız bırakma.
Elimizi kötülükten, dilimizi kirden, dimağımızı kötürümleşmekten, inancımızı küfürden uzak tut. Üzerimize sabır yağdır ayaklarımızı kavi kıl ve bize dayanma gücü ver.Ey adaşı, ortağı olmayan Yüce Allah!
Zamanın kirli ve boğucu örtüsünü üzerimizden atacak bilgi, bilinç ve hikmetle donat bizi.
Sabırla, çabayla, onurlu bir imeceyle kovduğumuz zindanlarda tutsak kılma.
Acıyı dönüştüren bir bilgelikle, gönülleri yumuşatan bir merhametle,
güzel yasamayı örneklendiren bir tanıklıkla yoğur bizi.
Bizi tut. Bizi bırakma. Bize kaldıramayacağımız bir yük yükleme.
Başımızı dik tutmak için güçlü kıl bizi.
Kalbimizi kötülüğe döndürme.
Bizi dönenlerden, döneklerden uzaklaştır.
Bizi kitabın yolundan ayırma. Ellerimizi bırakma.
Şereflice yaşama ve ayakta kalma zindeliğini eksik etme bizden.
Bizleri eksiltme, zelil kılma. Bizi sev. Bizi sevgiyle büyüt.
Ve canımızı Müslümanlar olarak al!Amin.. Amin.. Amin..
9 Eylül 2011: 12:22 #793273Anonim
[TABLE]
[TR]
[TD=”width: 36″][/TD]
[TD]Esma-ül Hüsna[/TD]
[TD=”width: 65″] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”width: 36″] [/TD]
[TD] El-Fettah: Basit basit maddelerden yarattığı sayısız ve mükemmel varlıkların ve türlü türlü canlıların suretlerini ayrı ayrı, muntazam bir tarzda veren, her birisine lâyık ve farklı birer şekil giydiren.
El-Alîm: Ezelden ebede herşeyi bütün yönleriyle, hiçbir şey hiçbir şekilde hiçbir zaman ilminden gizlenemeyen.[/TD]
[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”width: 36″][/TD]
[TD][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[/TABLE][TABLE]
[TR]
[TD=”width: 36″] [/TD]
[TD]Cevşen-ül Kebir’den…[/TD]
[TD=”width: 65″] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”width: 36″] [/TD]
[TD] Allah’ım! Senden şu isimlerinin hakkı için istiyor ve yalvarıyorum:
Ey sebepleri takdir eden Müsebbib,
Ey itaatkâr kullarını kendisine yaklaştıran Mukarrib,
Ey eşyayı hikmetle peş peşe getiren Muakkib,
Ey kullarının kalplerini halden hale değiştiren Mukallib,
Ey her şeye bir miktar tespit eden Mukaddir,
Ey her şeyi düzene koyan Mürettib,
Ey kullarını iyiliğe teşvik eden Murağğib,
Ey kullarına öğüt veren Müzekkir,
Ey mahlûkatı var eden Mükevvin,
Ey sonsuz büyüklük ve azamet sahibi Mütekebbir,Bütün kusurlardan uzaksın. Senden başka ilâh yok! Affet bizi. Bizi Cehennemden kurtar.
AMİN AMİN AMİN ECMAİN İNŞ……..
[/TD]
[TD]
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”width: 36″][/TD]
[TD][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[/TABLE]10 Eylül 2011: 14:58 #796476Anonim
“Eğer bir iş senin ezelî ilminde benim dinim ve hayatım hakkında ve işimin akıbeti hakkında şerli ise onu benden geri çevir, beni de ondan vazgeçir ve benim için nerede olursa olsun yalnızca hayırlı olanı takdîr et, sonra beni ona râzı kıl.” “Ey Rabbim! Beni tevbe edenlerden ve çok çok temizlenenlerden kıl. Beni sâlih kullarından eyle, beni üzerlerine hiç bir korku gelmeyen ve hiç mahzun olmayanlardan kıl. Seni her an hamdinle tesbîh ederim.”
“Ey Rabbim! Beni tevbe edenlerden ve çok çok temizlenenlerden kıl. Beni sâlih kullarından eyle, beni üzerlerine hiç bir korku gelmeyen ve hiç mahzun olmayanlardan kıl. Seni her an hamdinle tesbîh ederim.”
“Ey Rabbim! Senden tükenmez bir ni’met, kesilmez bir göz ferahlığı (yüzde açıkça görülen neş’e ve huzûr) istiyorum.””Allah’ın her biri noksansız ve tam bulunan kelimelerine O’nun gadabından, îkabından, kullarının şerrinden, şeytanların hücûmlarından ve benim yanıma gelmelerinden sığınırım.”
“Ey Rabbim! Saçımı ve yüzümü ateşten koru. Senin himâyenden başka bir himâyenin bulunmadığı günde beni Arş’ının gölgesi altında gölgelendir.” AMİN AMİN AMİN ECMAİN İNŞ………..10 Eylül 2011: 15:00 #796477Anonim
“Ey Rabbim! Senden bildiğim ve bilmediğim hayrın hem çabuk, hem geç olanını istiyorum”
” Allah’ım benim için kaza ettiğin şeyin âkibetini doğru yola ulaştır.”
“Ey Rabbim bütün varlığımı sana teslîm ettim, işimin tasarrufunu sana havale ettim, yönelişim sanadır, korkum da ancak sendendir, senin azâbından kaçıp sığınılacak ancak yine senin rahmetindir. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin resulüne îmân etdim ey Rabbim!”“Benden bana ezâ veren şeyi gideren ve bana yarayacak şeyi bende tutan Allah’a hamd olsun” “Ey Rabbim! Beni sözü dinleyip de en güzeline ittiba’ edenlerden kıl.” AMİN ECMAİN İNŞ………..
11 Eylül 2011: 09:10 #796501Anonim
Allahım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddimi aşarak işlediğim kusurlarımı, benden daha iyi bildiğin bütün suçlarımı bağışla! Allahım! Ciddî ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim.Allahım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Senin gücün her şeye yeter” (Buhârî, Daavât 60; Müslim, Zikir 70.)AMİN AMİN AMİN ECMAİN İNŞ………..
11 Eylül 2011: 19:06 #793292Anonim
Kumeyl Duası
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Allah’ım! Sen’den isterim;.. Her şeyi kaplayan rahmetinden: O’nunla her şeyi kahrettiğin kuvvetinden; önünde her şeyin boyun eğdiği ve önünde her şeyin zelîl olduğu ve kendisiyle her şeyi alt üst ettiğin kurtulunmaz ceberûtundan; ve karşısında hiçbir şeyin duramadığı izzetinden; ve her şeyi çevreleyen azâmetinden; ve her şeyin üzerinde (hakim olan) saltanatından; ve her şey yok olduktan sonra da bâkî kalan vechinden; her şeyi ihâtâ eden ilminden; ve.. her şeyi aydınlatan vechinin nurundan;.. (isterim!..).
Ya Nur! Ya Kudüs! Ya Evvel’el-evvelîn! Ve Ya Ahire’l-ahirin! (olan) Allah’ım! İsmet perdesini yırtan günahlarımı affet!.. Allah’ım! Bedbahtlıkların işine sebep olan günahlarımı mağfiret et!.. Allah’ım ni’metleri değiştiren günahlarımı mağfiret et!.. Allah’ım! Duaların kabülünü engelleyen günahlarımı affet!.. Allah’ım! Belalar getiren günahlarımı affet!.. Allah’ım! İşlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet! (Hepsini bağışla!)!..
Allah’ım! Senin zikrinle sana yaklaşırım ve senin zâtınla senden şefaat diliyorum; ve cömertliğinden beni kendine yaklaştırmanı diliyorum; ve bana şükrünü öğretmeni ve zikrini ilham etmeni… (diliyorum…)!..
Allah’ım! Ben Sen’den ‘huzu’, ‘hâl-i tezellül’, ‘hûşu’ ve bana müsâmaha etmeni ve merhamette bulunmanı, bana verdiğine (beni) razı kılmanı ve kanaatkâr etmeni ve her durumda mütevâzi kılmanı ‘istek(ler) olarak’ istiyorum!..
Allah’ım! Senden, ihtiyacı şiddetli olan ve hâcetini zorluklar anında kapına getiren ve senin katında istediğinde rağbeti olan kimsenin istedikleri(ni ve onun gibi) istiyorum!..Allah’ım Senden, ‘sultanlığın’ Azim’dir (uludur) ve mekânın Yüce’dir ve tedbirin de hâfi’dir. Ve emrin zahir’dir; kahrın ğaibdir; kudretin ise yaptırıcıdır. Ve Senin hükümranlığından kaçmak imkansızdır!..
Allah’ım!.. Senden başka günahlarımı bağışlayıcı, suçlarımı setr edici ve kötü amel(ler)imi iyiye çevirici (hiçbir güç, asla) bulamam! Sen’den başka asla ilâh yoktur, ancak sen varsın! Tesbih de sana, hamd de Sana’dır! Kendime zulm ettim ve câhilliğimden dolayı itâât etmedim! Beni eskiden beri unutmadığından ve bana olan lütfundan dolayı kalbim rahat etti!..
Allah’ım! Sen benim Mevlâmsın, her kötülüğümü örtersin; başıma gelen her ağır belayı hafifletir, azaltırsın! Ne (çok) günah belalarından beni korur ve ne (kadar) çirkin işleri benden giderirsin! Lâyık olmadığım halde, ne güzel övgüler yağdırdın üzerime!..
Allah’ım! Belâm büyük, kötü halim haddi aşmış ve amelim de elimi kısaltmıştır. Zincirlerim beni çökertti, emelimin uzunluğu beni her faydadan alıkoydu; dünya gururuyla, nefsim de cinayetleriyle ve kayıtsızlığıyla beni (büsbütün) aldattı!..
Ya Seyidim! Senin İzzetinden; kötü amelimin ve işlerimin, dualarımın sana ulaşmasına engel olmamasını dilerim! Sakladığım, ama senin bildiğin gizliliklerimle beni rezil etme! Ve gizlice işlediğim kötü amellerimden, günahlarımdan, devam eden aşırılılarımdan, cahilliğimden, şehvetlerimin çokluğundan ve gafletimden dolayı beni cezalandırmada acele etme!..
Allah’ım! İzzetin (hakkı) için bana karşı her durumda acıyıp, bağışlayıcı; ve her işimde yardımcı ve kolaylaştırıcı ol!.. Ya İlahi! Ya Rabbi! Kötü halimi düzeltmesini ve işlerimi isteyeceğim senden başka benim kimim var?.. Ya İlahi! Ve Ya Mevlâ! Benim için hüküm koydun, ama ben nefsime uydum; düşmanımın süslü vesveselerinden (ihtiraslarından) ona sarılmadım; hevâm beni bu işte aldattı ve buna kaza da yardım etti! İşte, bu gibi sebeplerle koyduğun bazı (İlâhî) sınırları aştım ve birtakım emirlerine karşı geldim!..
Bununla beraber, bütün durumlarda sana hamdetmek üzerime borçtur. Senin kazan’la bana her ne ki gelirse, onlara karşı (itiraz edecek) benim için hiçbir hüccet yoktur. (Çünkü) vereceğin hükmü ve belayı ben hak ettim! (İşte) bu kadar günahımdan ve aşırılıklarımdan sonra, sana geldim Ya İlâhî!.. (Allah’ım!) Özür dilerim, pişmanım, perişanım, müstakilim (kopuk durumdayım); beni yarlığanmış kıl! Sana dönüyorum, kendi günahımı ikrar ve i’tiraf ediyorum!.. Ve yaptığım günahlarda (Rahmetinden başka) sığınacak bir yer bulamıyorum. Zorluklarda (her zaman) sana sığınmak istiyorum ve özrümün kabulü için af diliyorum ve benin sonsuz rahmetine dahîl et! (diyorum!)!..
Allah’ım! Zorluklarımda bana Rahmet et ve özrümü kabul et! Ve beni zorluklardan kurtar!.. Ya Rabbi! Bedenim zayıf ve derisi ince olduğundan dolayı; ve kemiklerimde ince (zayıf-güçsüz) olduğu için bana rahmet et! Ey Beni ilk başta yaratan ve rızk, iyilik, terbiyet ve zikrini edâ eden! (Allah’ım!) Şimdi beni, ilk baştaki kerâmetin (ikramın) ve geçmiş iyiliğin (bağışın) (hürmeti) için affet!.. (Senin Afv-ü Mağfiretin sonsuzdur!)!!…
Ya İlahi! Ya Seyidim! Ve Ya Rabbim! Senin “Tevhidine” kâi olduktan (ve vahdaniyetine inandıktan) sonra, beni “nâr” ile azab edici olarak seni görür müyüm? (Haşa); daha sonra, senin (ilâhî) ma’rifetinden kalbim üzerine “intâvâ” geliyor! (Yüreğim kat kat, büklüm büklüm olup burkuluyor!) Ve senin zikrinden dolayı da lisanım açılıyor! Ve zamirim (içim derinden derine) senin muhabbetine (sevgine) inanıyor! Ve yaptığım i’tiraf(lar)ım ve dua(ları)m doğrulandıktan sonra, senin “Rububiyyetin” için “Huzu” ediyorum!…
(Ya İlahî!) Sen, kendi gözettiğini mahvetmezsin! Böyle bir muamele, senden çok uzaktır! Sen, her şeyden büyüksün; ve yaklaştırdığını uzaklaştırmaz ve koruduğunu da asla kovmazsın!.. Sen, kifayet ettiğin ve rahmet ettiğin kimseyi asla belaya düşürmezsin!..
Eyvah! Ya Seyidim! Ve Ya İlahî! Keşke bilseydim ki acaba senin azametinin kapısında sana “secde” edene ateşi musallat eder misin? Ve senin tevhidini konuşan sadık dillerin dediklerini ve sana “şükür”(ler)le (edilen) medihleri (hiç) kabul etmez misin? (Sen ki; Rahman ve Rahim’sin, nasıl kabul etmezsin?)…
(Allah’ım!) Kalpler; kesin, tahkik etmiş olarak senin (tek) ilah olduğunu i’tiraf ediyorlar! Ve zamirlerinde (kalplerin derinliklerinde) senin ilmin ile sana (olan sonsuz muhabbetten dolayı) “huşu” çığlıkları yükseliyor!.. (Ve Ya İlahi!) Sana ibadet için azalar senin emrinde çalışır; ve (kişi kendi günahına) işaret ederek, ancak senden af bekliyor!.. (İlâhî) Senin bu kadar afv-ü mağfiret edici olduğunu (maalesef) zannetmemiştik. Ve bu kadar (geniş ve sonsuz) fazlından habersizdik! (ki, bu hususlarda cahil kalmıştık!)…
Ya Kerim! Ya Rabbi! Sen, benim dünya belalarından ve onun ukubatından gelecek olan (bela)lara karşı zayıflığımı ve direncimin azlığını biliyorsun! Görünmez belalar, ehli (ve layık) olana oradan gelir! Gerçi bu (dünyevî) belâ kötü’dür (Ama, yine de) etrafı az’dır; (Onun için de, ne de olsa) O’na tahammül etmek kolaydır; (Çünkü) süresi gayet kısadır!… Fakat, ahiretteki belalara ve orada vuku bulacak fenalıklara (ve kötü akibete) nasıl tahammül edebilirim?… Zira; o öyle bir beladır ki, müddeti çok uzundur ve etrafı da daimî’dir. (O belalar) ehil olanlardan asla hafifletilmez; onlara ancak senin ğazabın, intikamın ve hışmın vardır. Ve bu (azabları)na gökler ve yer (dahi) dayanamaz.
Ya Seyidim! Bu nasıl olur benim için? Ben ki; senin kudretsiz, zelil, küçümsenecek ve ni’metine muhtaç bir kulunum! (ve biçare kölenim!)
Ya İlahî! Ve Ya Rabbi! Ve Ya Seyidim! Ve Ey Yüce Mevlam! (bilemiyorum, acaba) hangi işimden dolayı (nefsimi) sana şikâyet edeyim? Ve O’nun hangisinden dolayı (daha fazla) korkayım? Ve hangisinin elîm ve şiddetli azabından dolayı ağlayıp sızlayayım?… Acaba belanın uzunluğuna ve müddetinin çokluğuna mı? (daha çok ağlayım sızlayayım?)… (Ya Rabbi!) Eğer, beni düşmanlarınla beraber ukubatın’ (mahalli olan Nâr)a döndürsen (o zaman) benimle ‘bela ehli’nin arasını cem’etmiş olursun! Ve (böylece) kendi sevdiklerinle ve dostlarınla (dolayısıyla rahmetinle) benim aramı ayırmış olursun! (Ki, belanın ve musibetin en büyüğü de işte budur!)…
Beni bağışla, Ya Seyidim! Ve Ya Mevlam! Ve Ya Rabbim! (Diyeyim ki) senin azabına sabrettim… Ama, senin (ve dostlarının) ayrılığına (asla) sabredemem… Bağışla beni (Ya İlahî!) Farzedeyim ki, senin ateşinin sıcaklığına dayandım… Peki, senin nazarından ve kerametinden ayrı kalmağa sabredebilir miyim?… Senin affını reca ettiğim (ve umduğum) halde, ateşi mesken olarak seçebilir miyim?..
Ya Seyidim! Ve Ya Mevlâm! İzzet ve hürmetin için gerçekten yemin ediyorum ki; eğer konuşmama izin verirsen, senin kapına doğru her an (büyük ümidlerle) coşarım!… Aynen; Cehennem ehli olanlardan, ümid-var olanların coştuğu gibi… Ve sana ‘feryad’ edenlerin ‘feryadı’ gibi kapında feryad ederim!.. (Tüm varlığını) kaybedenlerin ağlaması gibi kapında (feryad-ü figan ederek) ağlarım!…
Ey Mü’minlerin velisi! Sen neredesin? Diye, seni çağırıyorum!… Ey ariflerin emellerinin gayesi! Ey feryad edenlerin feryadına yetişen!.. Ey sadık olan kalblerinin sevgilisi. Ve Ey Alemin İlahı! (olan Allah’ım)… Sen, kendini görüyor musun? (Ki) sen sübhan’sın! (her türlü eksikliklerden münezzehsin!)… Ya İlahî! Hamdolsun sana ki, ondaki muhalefetten dolayı (Cehennemde) hapis olan, bir müslümanın sesini duyuyorsun! (Ki, o müslüman) günahı karşılığında azabın tadını tadıyor! Ve cürmü ile cinayetinden dolayı (Cehennem hapishanesinin) tabakaları arasında hapistir. Affolunacağı emelini taşıyarak senin kapına, rahmet için koşmaktadır!… Ve o, seni ehl-i tevhidin dili ile çağırıyor; ve sana, senin ‘Rububiyyetin’ ile tevessül ediyor!… Ya Mevlam! (Bu asî, ama nâdim olan) o (müslüman) nasıl azabda bâkî kalabilir? O, senin affedeceğinden emin’dir, ümitli’dir. Hem senin rahmetini ve faziletini arzuladığı halde, ateş onu nasıl yakabilir? (Sen, ona izin verir misin?…) (Ya İlahî ve Ya Rabbî!) Ateşin harareti onu nasıl da yakıyor! Ve sen yananın sesini duyuyorsun ve yerini de görüyorsun! O ateşin zefiri (nefesi ve ısısı) nasıl da onu bürüyerek kaplıyor! Ve sen, o’nun zayıflığını biliyorsun; (o aciz ve zaif kulun) ateş katları (ve tabakaları) arasında nasıl durabilir? Ve sen o’nun sıdkını (nâdim ve tâib olduğunu) biliyorsun; o halde, ateşin sıcaklığı ona nasıl zarar verebilir? Ve o, sana “Ey o’nun Rabbi!” (benim Rabbim!) diye nida etmektedir! Serbest olduğu zaman, onda senin fazlının (nice) izleri olduğu halde, O’nu nasıl olur da ateşe terk edebilirsin?…
Hayır, asla sen bunları yapmazsın! (Çünkü) senin fazlın ma’ruftur! Muvahhidine ihsanın ve iyiliğin ne güzel bir tutumdur!… Kesinlikle inanıyorum ki, sen böyle (afv-ü mağfiret sahibi)sin! Seni inkar edenlere ise elbette azab edersin!… Sana karşı inad edenleri, her zaman soğuk ateşe atmak için öncelikle sakladın!… Hiç kimseye orada, sığınacak veya duracak hiçbir yer yoktur!.. (İşte, Cehennem bu derece kötü ve dehşetli bir yerdir…)
(İlâhî! Ya Rabbi…) senin isimlerin mukaddestir, lâkin! Sen ki; cin’den ve ins’den kâfir olanların hepsini Cehennem’e doldurmaya kasem etmişsin! Ve o muânnid (kafir)leriorada tutmaktasın! Ve sen onlara, sonsuz ve sürekli ni’metlerinin ve ikramlarının vesilesiyle ‘senâ’ edilmenin yüceliğini (anlatıp) söyledin! (Ki, nankörlük edip ‘küfre’ sapmayalar, diye!…) Hiç (sana iman ve itaat üzere bulunup da) iman eden kimse, (senin emirlerine karşı isyan içerisinde bulunarak) fasık kimse gibi olur mu? Bunlar, elbette musâvî olamazlar!…
İlahi! Ve (ya) seyidim! Senin takdir ettiğin (iyilikler)i, senin yüce kudretin ise (senden) taleb ediyorum! Ve (bu), senin mutlak-kesin kazân ve hükmün iledir! (ki ben ona muhtâcım)… Yarattığını ğalibiyete ulaştıran (ve her nevi murâdına erdiren) sensin! (Lütf-u Kereminle) beni bu gece ve bu sââdete affet! Her türlü ‘cürüm’ ki, ben, o cürümleri işlemişim ve her türlü günâh ve hata ki, ben, onlara bulaşmışım!… Gizlice yaptığım her çirkin iş, işlediğim ve gizlediğim câhillik! (ki, onları) ya apaçık yapmışım veya gizlemiş açığa vurmuşum!… Bütün bu günâhların (yazılıp) isbâtlanmasını da ‘kirâmen kâtibin’ (denen melekler)e emretmişsin! (bu iş için) sorumluluk verip vekil kıldıkların, yaptıklarımı (kütüklere) yazıp saklamaktadır. Ve onları, uzuvlarımın amelleriyle beraber benim üzerime şâhid olarak tuttun! Onlardan başka, ayrıca sen de, üzerime mürâkib (denetleyici ve gözetleyici) olarak, yaptıklarımın tümüne mutlak bir şahid’sin! Ve onlara gizli olan günâhlarımı sonsuz rahmetinle gizledin; ve fazlınla onları setr ettin! (kapattın)! (İlahi!) (Günahlarımı afv-ü setr ettiğin gibi) gönderdiğin bütün hayırlarla da yolumu daha fazla iyiliğe yönelt!.. (Allah’ım!) sen, ya ihsânını faziletli kıldın; veya iyiliği yaydıkça yaydın; yahut da, rızkı genişlettikçe genişlettin! (Sen bunların tümünü de yaptın!)… (Ya Rabbi!) sen, hem her günâhı bağışlayansın; hem de her hatayı (örtüp) setr edensin!… (Onun için; günâhlarımızı affet; hatalarımızı da dâima setr et! Bizi, dünya ve ahrette perişân edip rezil etme!…)
Ya Rabbim! Ya Rabbim! Ya Rabbim!.. (ya) Seyidim! ve (ya) Mevlâm!… Ve ey benim mâlikim!… Ey nâsiyemi (perçemimi) elinde tutan (Allah’ım!)! Ey zorluklar-zararlar içerisinde olduğumu ve miskinliğimi bilen, ‘Alim’ olan (Allah’ım!)!.. Ey fâkirliğimden ve içerisinde bulunduğum bütün güçlüklerimden haberdâr (habir) olan! (Allah’ım!)!… Ya Rabbi!… Ya Rabbi!… Ya Rabbi!… Senin hakkın ve kudsîyetinin hürmetine senden (bütün hâcâtımı) diliyorum! Sıf’atının ve isimlerinin büyüklüğü hürmetine, gece ve gündüzün bütün vakitlerinde seni (lâyıkı veçhiyle) zikretmeme yardım et! Senin ilahî hizmetinde olayım ki, bütün amellerim huzurunda kabul olunsun! Amellerimin ve (zikr) virdlerimin tümü, yalnız senin için’dir! Ve bu (kulluk) hâlim, senin ilâhî hizmetinde dâimi olacaktır!… (Böyle olabilmem için, dâima senin İlâhî yardımına ve Rahmetine muhtâcım!..).
Ya Seyidim!… Ey güven (ve yardım) kaynağı olan! Ey ahvâlimi şikâyet ettiğim (yegâne merci’) olan! (Allah’ım!… Her sıkışık durumumda ancak sana koşarım!…)…
Ya Rabbi! Ya Rabbi! Ya Rabbi!… Uzuzvlarımın sana hizmeti için kuvvet ver! Elimle ve ayaklarımla, kapına geldiğimde onlara (güç ve) şiddet ver! Bana ciddiyet ver ki, (huzur-u ilâhiyetten de) dâimâ senin haşyetinde bulunayım; ve hizmetinde, devamlı olarak fasılasız bulunayım!.. Tâ ki; senin İlâhi haşmetinin huzurunda önde sâf bağlayanlardan ve bütün isteyenlerle birlikte, koşarak geleyim ve senin yakınlığına ‘iştiyâk’ duyan ‘müştaklarınla’ beraber olayım!.. Ve; muhlisîlerin etrâfına sana ‘yakın’ olayım! ve ‘iykân’ ehlinin, (imanlarına yakîn sahibi olanların) korktuğu gibi sen’den korkayım ve mü’minlerle beraber, senin civârında toplanayım!!!…
Ey Allah’ım! Bana kötülük edene kötülük ver! Ve bana tuzak kurana da sen tuzak kur! (Onun tuzağını başına geçirip boşa çıkar!)! Ve beni, huzurunda nâsibi güzel olan kullarından kıl! Ve yine beni, kapına en yakınlardan ve huzuruna en yakın olanlardan kıl!! Senin fazlın olmadan hiç kimse bu sââdete erişemez! (İlâhî!) Bu sââdeti sen bana lutfeyle! Mecdinle-Kereminle, sen bu fazileti bana nasib eyle! Ve; rahmetinle beni muhafaza et!… ve lisânımı senin zikrine hâzır kıl!…
(İlâhî! Ya Rabbî!) Benim (aciz) kalbim, senin muhabbetinin ağırlığını kaldıramaz! Bana, icâbet etmenle (İlâhi’ Bu âcizi) minnettâ et! (nankör etme!) ve hatalarımı da affet! Ve zelle(leri)mi de mağfiret et!.. (Allah’ım!) şüphesiz sen, kullarına ibâdet etmelerini kazâ ettin! (hükmettin!) ve sana duâda bulunmalarını emir buyurdun! Ve yapılacak duâlara icâbet edeceğini de garanti ettin!.. (duâ edin ki, kabul edeyim!; dedin!…)Ya Rabbî!… (senin bu va’dinden cesâret alarak; büyük bir ümidle) yüzümü senin yönüne doğru çevirdim; ve bana yardım etmen için elimi senin tarafına uzattım! İzzetin hakkı için, benim duâmı kabul etmen ve isteklerime kavuşturman hususunda (lütfunla) ve fazlınla beni ‘recasız’ (ve ümitsiz) bırakma! Ve cin’den ve ins’den olan bütün düşmanlarımdan beni koru!… (Ve) ey rızâ’sı çabuk olan (Allah’ım!.)! Benim duâ’dan başka hiçbir yardımcım yoktur! (Onun için beni) affet! Sen dilediğin her şeyi yapabilirsin!…
Ey ismi her derde derman olan; ey ismi her hastaya şifâ olan! (Yüce Allah’ım!)! Yalnız sana kul olmak (bizim için) yeterlidir! Silâhı ağlamak ve sermâyesi ‘ümid’ olanlara rahmet et! Ey ni’metleri tamamlayan! Ey zahmetleri def’eden! Ey korkanların ışığı, ey öğretmensiz alim! (olan Allah’ım!)!… (Habibin) Muhammed’e ve o’nun (temiz) evlâdına salât (-ü selâm) et; ve bana da, sana yakışan-yaraşan (Rahmet, afv-ü mağfiret, lütuf ve fazlın)la muâmele yap!…
Allah-u Teala’nın (sonsuz rahmeti ve) sâlâvâtı (şânı yüce) Resulüne ve O’nun pâk evlâdından olan imamlara olsun!. ve onlara (yine) selâm olsun; çok (çok) selâm olsun!!!… (Amin…)!12 Eylül 2011: 00:04 #793311Anonim
Hz. Peygamber’den Vârid Olan İstiâzeler
Ey Allahım!
Cimrilikten, korkudan sana sığınırım. İhtiyarlığın son sınırına varmaktan sana sığınırım. Dünyanın fitnesinden, kabrin azabından sana sığınırım.
Ey Allahım!Kötülüğe götüren tamahkârlıktan, normal ola-rak istenilmeyen tamahkârlıktan, olacağı ümit edilmeyen herhangi bir şeyi istemekten sana sığınırım.
Ey Allahım!Fayda vermeyen ilimden, korkmayan kalpten, kabul olunmayan duadan ve doymayan nefisten sana sığınırım. En kötü arkadaş olan açlıktan ve hıyânetten sana sığınırım.
Çünkü hıyânet kişinin gizlediği en kötü şeydir. Tembellik, cimrilik, korku ve fazla ihtiyarlıktan sana sığınırım.
Şuuru kaybedercesine ihtiyar olup hayatın en güç dönemine varmaktan, Deccal’in fitnesinden ve kabir azabından sana sığınırım. Hayat ve ölümün fitnesinden sana sığınırım.
Ey Allahım!Senden yalvaran kalpler, itaat edip tevâzu gösteren ve tevbe ile yoluna dönüş yapan fertler olmayı istiyoruz.
Ey Allahım!Bol rahmetinden, rahmetini gerektiren şeylerden, her günahtan uzak kalmayı, her iyilikten ganimet elde etmeyi, cennet ile muzaffer olmayı ve ateşten kurtulmayı senden istiyorum.
Ey Allahım!Helâk olmaktan sana sığınırım. Üzüntüden, boğulmaktan ve yıkıntılar altında kalıp ölmekten sana sığınırım. Dünya peşinde ölmekten sana sığınırım.
Ey Allahım!Bildiklerimin ve bilmediklerimin şerrinden sana sığınırım..
Ey Allahım!Beni ahlâkın kötülerinden, amelin münkerinden, devâ ve hevâların düşüklerinden koru.
Ey Allahım!Ben belânın yorgunluğundan, şekâvetin yetişmesinden, kazanın kötülüğünden ve düşmanların sevinmesinden sana sığınırım.
Ey Allahım!Küfürden, borç ve fakirlikten sana sığınırım. Cehennem azâbından ve Deccal fitnesinden sana sığınırım.
Ey Allahım!Kulağımın, gözümün, dilimin, kalbimin ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.
Ey Allahım!Devamlı komşum olan kötü komşunun şerrinden sana sığınırım.
Ey Allahım!Kalbin katılaşmasından, gafletten, ihtiyaçtan, zillet ve meskenetten sana sığınırım.
Küfürden, fâsıklıktan, hakka muhalefet etmekten, münâfıklıktan, kötü ahlâktan, rızık darlığından, şöhretten, riyâdan sana sığınırım.
Hakkı dinlememekten, dilsiz olmaktan, deli olmaktan, kör olmak-tan, cüzzamlı olmaktan, âzaların titremesinden, alalık ve benzeri kötü şeylerden sana sığınırım.
Ey Allahım!Nimetinin zevâlinden, âfiyetin gidip de yerini hastalıklara bırakmasından, ani olarak gelen azabından ve öfkenin bütün sebeplerinden sana sığınırım.
Ey Allahım!Ateşin azabından, onun fitnesinden, kabrin azap ve fitnesinden sana sığınırım. Zenginliğin ve fakirliğin fitnesinin şerrinden, yalancı deccalın fitnesinin şerrinden sana sığınırım.
Borç yükünden, günahtan sana sığınırım.
Ey Allahım!Doymaz bir nefsin, korkmaz bir kalbin, faydası olmayan bir namazın, kabul edilmeyen bir duanın (şerrinden) sana sığınırım. Üzüntünün şerrinden, göğsün fitnesinden sana sığınırım.
Ey Allahım!Düşmanın galip olmasından ve sevinmesinden sana sığınırım. Allah, kulu Muhammed’in (s.a) üzerine ve âlemler arasından seçtiği her seçkin kulunun üzerine rahmet deryâlarını boşaltsın.
Amin!
İmam Gazali (r.a) Zikirler ve Dualar
12 Eylül 2011: 11:10 #793330Anonim
Seyyid’ul-İstiğfâr
İstiğfârın en faziletlisinin şu dua olduğu rivayet edilmiştir:
Ey Allahım!
Sen benim rabbimsin.
Ben ise kulunum. Sen beni yarattın. Ben ise gücüm yettiği kadar senin ahdinde ve va’dinde bulunuyorum.
Yaptıklarımın şerrinden sana sığınıyorum…
Benim üzerimdeki nimetlerini ikrar ve itirâf ediyorum ve aynı zamanda nefsimin üzerine günâhımı ikrar ediyorum.
Muhakkak ben nefsime zulmettim.
Günâhımı itiraf ettim.O hâlde daha önce yaptığım ve gelecekte yapacağım günahlarımı bana bağışla.
Çünkü bütün günahları bağışlayacak olan ancak sensin. Senden başka hiç kimsenin buna gücü ve kuvveti yetmez.
118
Ashab’ın ve Âlimlerin Sözleri
Hâlid b, Mi’dan119 şöyle der: Allah Teâlâ (c.c) şöyle buyurmaktadır:Benim nezdimde kullarımın en sevimlisi, benim için birbirini sevenler, kalpleri mescidlerle ilgilenen ve seher vaktinde istiğfâr edenlerdir.
İşte bunlar o kimselerdir ki,ben yeryüzündeki insanları herhangi bir ceza ile cezalandırmak istediğim zaman onları hatırlar, onların yüzü suyu hürmetine o cezadan vazgeçer ve yeryüzündeki insanlardan o cezayı uzaklaştırırım.
Katâde şöyle demiştir:Kur’an sizi hastalıklara ve o hastalıkların tedâvisine muttalî kılar.
Hastalıklarınız ise günahlarınızdır. Onların tedavileri ise istiğfârdır.
Hz. Ali (r.a) şöyle demiştir:“Beraberinde kurtuluş çaresi olduğu halde helâk olan bir kimsenin durumuna hayret ediyorum”.
Bu esnada Hz. Ali’ye ‘Nedir bu kurtuluş çaresi?diye sorulunca, şöyle dedi:
“İstiğfar!”
Yine Hz. Ali şöyle demiştir:
“Allah Teâlâ herhangi bir kuluna istiğfarı ilhâm etmiş ise, onu azaba uğratmamayı dilemiştir.”
Fudayl şöyle demiştir:
“Kulun Estağfirullah demesi, Beni günahlarımın sapmalarından koru anlamına gelir.”
Âlimlerden biri şöyle demiştir:“Kul, günah ile nimet arasında bocalamaktadır. Onların ikisini de ancak Allah’a hamd ve günâhından istiğfar etmesi ıslâh edebilir”.
Rebî b. Hayseme şöyle demiştir:Sakın hiçbiriniz “Ben Allah’tan günâhımın affını diler, ona dönüş yaparım”demesin. Eğer dediğini yapmazsa, günah ile yalanı bir arada yapmış olur. Fakat şöyle diyebilirsiniz:
“Ey Allahım!
Beni affet, tevbemi kabul et!
Fudayl b. Iyaz şöyle demiştir:“Günahı terketmeksizin yapılan tevbe yalancıların tevbesidir”.
Rabiatü’l-Adeviye şöyle demiştir:“Bizim istiğfârımız bile birçok istiğfâra muhtaçtır”.
Hükemâdan biri şöyle demiştir:“Kim günahtan pişmanlık duymadan istiğfâr ederse, bilmeyerek Allah ile alay etmiş demektir”.
Bir bedevinin Kâbe’nin perdesine yapışarak şöyle dediği nakledilir:Ey Allahım!
Günah üzerinde ısrar ederek yapmış olduğum istiğfâr muhakkak kötülüktür.
Senin affının genişliğini bildiğim halde senden bağışlanmamı dilemeyi terketmem de âcizliktir. Acaba benden zengin olduğun halde, daha ne zamana kadar nimetler vermek suretiyle kendini bana sevdireceksin?
Ben sana muhtaç olduğum halde daha ne zamana kadar günahlarla kendimi sana buğzettireceğim?
Ey va’dettiği zaman va’dini derhal yerine getiren Allah!
Ey kulunu tehdit ettiği zaman affeden Allah!
Ben büyük cürmümü senin büyük affına dâhil eder ve sana sığınırım. Ey rahmet edenlerin en rahmet edicisi Allah!…
Ebu Abdullah el-Verrak şöyle demiştir:Eğer günahların yağmur taneleri ve deniz köpükleri kadar olsa bile, sen şu dua ile ihlâslı bir şekilde rabbini çağırdığın zaman o günahların tümü silinir:
Ey Allahım!Her günah(ım) için senin affını talep ediyorum.
Öyle günah ki, ondan sana dönüş yapmış, sonra ikinci bir defa onu yapmaya yeltenmişimdir. Sana nefsimden va’dettiğim ve yerine getirmediğim her hareketimden ötürü senin affını isterim,Zât-ı ulûhiyyetini irâde edip de sonra başkasının karışmış olduğu her amelimden sana sığınır ve senin affını talep ederim ve yine bana ihsân ettiğin nimetleri kötüye kullanıp onunla sana isyân ettim, ondan da beni affetmeni talep ederim.
Ey gaybı ve şehâdeti (hâzırı ve geleceği) bilen Allah!
Gündüzün ışığında, gecenin karanlığında, cemaat içinde, tenha yerlerde, gizlide, açıkta, işlemiş olduğum günahların tümünden dönüp hepsini silecek olan affını talep ediyorum,
Yâ Halîm!
Denildiğine göre bu istiğfâr Hz.Adem’in veya Hızır’ın istiğfârıdır.
118) Buharî, (Şeddad b. Evs’den)
119 Hâlid b. Mi’dan tabiin büyüklerindendir ve aynı zamanda büyük bir fakihtir. Hicrî 145 yılında vefat etmiştir.12 Eylül 2011: 23:39 #793342Anonim
Allah’ım,
ey rahmetinden günahkârların medet umduğu;ey darda kalanların ihsanını anmaya sığındığı;
ey korkusundan hatalıların şiddetle ağladığı;
ey kimsesi olmayan garibin munisi;
ey her gamlı tasalının ferahlığı;
ey yardımsız bırakılmış yalnızların imdadı;
ey dışlanmış muhtaçların destekçisi!
Sen, rahmeti ve ilmiyle her şeyi kuşatansın.
Sen, her yaratığa nimetlerinden bir pay ayıransın.
Sen, affı cezalandırmasından üstün olansın.
Sen, rahmeti gazabının önünde koşansın.
Sen, ihsanı, eli boş geri çevirmesinden çok olansın.
Sen, rahmetinin genişliğine bütün yaratıkların sığdığı Zât-ı Kibriya’sın.
Sen, ihsanda bulunduğundan karşılık beklemeyensin.Sen, kendisine karşı geleni cezalandırmakta aşırı gitmeyensin.
Ben ise, ey Rabbim, “Çağrına icabet ettim, emrine boyun eğdim” diyen, dua etmekle görevlendirdiğin kulunum.(Zelilliğinin ifadesi olarak)
Önünde yerlere kapanmış, hatalarından dolayı sırtında ağır bir yük taşıyan,
ömrünü günahlarda tüketen,
karşı gelinecek biri olmadığın halde cahilliğiyle sana karşı gelen bir zavallıyım.
Şimdi sen, ey Rabbim, sana yalvarıp yakarana acıyacak mısın ki,
ben de çokça yalvarıp yakarayım?!
Veya sen, (korkundan) ağlayanı bağışlayacak mısın ki,
ben de hemen ağlayayım?!
Ya da sen, zelilce yüzünü toprağa sürenin hatalarını affedecek misin?!
Yahut sen, sana güvenerek fakirliğinden sana yakınanı zenginleştirecek misin?!
İlahi, senden başka ihsanda bulunacak birini tanımayanın ümidini boşa çıkarma.
Senden başka ihtiyacını giderecek birini bilmeyeni yardımsız bırakma.İlahi, Muhammed ve âline salat eyle ve sana gelmişken benden yüz çevirme.
Senden dilemişken beni yoksun bırakma.Dikilip önünde durmuşken alnıma vurarak beni geri çevirme.
Sen, kendini merhametle vasıflandırmışsın.
O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana merhamet et.
Sen, kendini affedicilikle adlandırmışsın. O halde beni affet.
İlahi, korkundan akan gözyaşlarımı,haşyetinden çarpan kalbimi ve heybetinden titreyen bedenimi görüyorsun.
Yaptıklarımdan dolayı senden utanç duymaktayım.
Bu yüzden sana yalvarırken sesim kısık, seni çağırırken dilim tutuktur.
Ey Allahım, hamd sana mahsustur.Nice ayıbımı örtüp beni rüsvay etmedin.
Nice günahlarımı gizleyip beni teşhir etmedin.
Nice çirkin işler işledim, ama sen onların üzerindeki perdeyi açmadın;
onların çirkinlik ve rezillik gerdanlığını boynuma takmadın;
ayıplarımı arayan komşularıma ve bana verdiğin nimetleri kıskananlara onları bildirmedin.
Ancak bunca lütuf ve şefkatine rağmen yine de ben bildiğin kötü işlerime devam ettim!
O halde ey Allahım !
rüşdü konusunda kim benden daha cahil olabilir ki?!
Nasibi hususunda kim benden daha gafil olabilir ki?!
Bana verdiğin rızkları, beni sakındırdığın günahlara harcadığım zaman kim nefsini ıslah etmeye benden daha uzak?!
Senin davetinle şeytanın daveti arasında kalıp da şeytanı tanımakta kör olmadığım, ondan bildiğimi unutmadığım halde, senin davetinin sonunun cennet,
onun davetinin sonunun cehennem olduğunu bilerek onun davetine uyduğum zaman benden daha çok batıla dalan, kötülüğe girişen kim olabilir?!
Pâk ve münezzehsin sen.
Kendi aleyhime tanıklık ettiğim hususlar, açığa vurduğum gizlilikler ne kadar ilginç!
Ancak benim böyle olmama rağmen senin bana karşı böyle yumuşak olman,
beni hemen cezalandırmaman daha da ilginç!
Ne var ki bu, benim senin katındaki değerimden değil;
gazabını gerektiren günahlardan vazgeçmem,
aşağılayıcı kötü huylarımdan sıyrılmam için senin bana tanıdığın bir fırsat ve bana ihsan ettiğin bir lütuftur.
Bir de beni affetmek, beni cezalandırmaktan daha sevimlidir sana.
Benim ise ey Rabbim, günahlarım o kadar çok, eserlerim o kadar çirkin,fiillerim o kadar kötü, batıla dalışım o kadar pervasızca,
itaatin hususunda o kadar bilinçsiz, azap vaadinin karşısında o kadar umursamazım ki,ayıplarımı saymaktan, günahlarımı söylemekten bile âcizim.
Ancak günahkârların durumunu düzeltecek şefkatine göz dikerek,hatalıların boynunu masiyet köleliğinden kurtaracak rahmetini ümit ederek bu sözlerle kendimi kınamaktayım.
Allah’ım, işte boynum; günahların kölesi olmuş!O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve (günahlarımı) affederek beni bu kölelikten kurtar!
Ve işte sırtım; hataların ağırlığı altında ezilmiş!
O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve lütf-u kereminle yükümü hafiflet!
İlahi, eğer gözkapaklarım dökülene kadar sana yalvarıp ağlasam;sesim tıkanana kadar feryat etsem; ayaklarım şişene kadar sana ibadet etmeye dursam;
belkemiğim yerinden ayrılana kadar sana rüku etsem; gözlerim çanaklarından çıkana kadar sana secde etsem;
ömrüm boyu yerin toprağını yesem; hayatımın sonuna kadar kül suyu içsem;
bu arada dilim tutulana kadar seni ansam ve utancımdan başımı göğe doğru kaldırmasam;
bütün bunlarla, tek bir günahımın bile affını hakketmiş olmam.Eğer mağfiretini hakkettiğim zaman beni bağışlıyorsan, affına layık görüldüğüm zaman beni affediyorsan, bu kesinlikle hakkederek kazandığım, layık olarak hakkettiğim bir şey değildir.
Çünkü ben, sana ilk karşı gelişimde zaten cehennemi hakketmiştim.
Onun için eğer beni cezalandırsan, katiyen bana zulmetmiş olmazsın.
Ama yine de sen, ey Allahım,
rahmetinle beni kuşatıp günahlarımı açığa vurarak beni rüsvay etmiyorsun;kereminle bana fırsat tanıyıp beni hemen cezalandırmıyorsun ve lütfunla bana yumuşak davranıp nimetlerini elimden almıyor, ihsanını bulandırmıyorsun.
O halde (ey Rabbim), uzun bir süredir ağlayıp sızlamama, çaresizliğimin had safhaya ulaşmasına ve durumumun vahametine bakarak bana acı!
Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni günahlardan koru; itaatine muvaffak kıl;(sana doğru) güzel bir dönüşü bana nasip eyle;
tövbeyle beni temizle; özel korumanla beni destekle;sağlıkla işlerimi düzene koy; mağfiretinin tadını bana tattır;
beni affının özgürü, rahmetinin azatlısı kıl;
benim için gazabından güvencede olduğumu yaz;
ahiretten önce dünyada bunun müjdesini bana ver; bu müjdenin alametini, belirtisini bana tanıt, bildir.
Hiç kuşku yok, bunlar, senin geniş rahmetini daraltamaz;
sonsuz kudretini aşamaz;
hilmine galip gelemez ve ayetlerinin kılavuzluk ettiği bol bağışlarını zorlayamaz.
Çünkü sen, hiç kuşkusuz, dilediğini yapar; irade ettiğini hükmedersin.Sen her şeye kadirsin.
13 Eylül 2011: 16:14 #796134Anonim
“Ey Rabbimiz, bize dünyâda da iyilik, güzellik ver, âhirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azâbından koru.” “Ey Rabbim! Bizi îmân zîynetiyle süsle, bizi doğru yolda olan hidayet rehberleri kıl.” “Ey Allah’ım! sapmaktan veya sapdırılmaktan, hatâ etmekten yahûd hatâ etdirilmekten, zulmetmekten yahûd zulme uğramaktan, cahillik etmekten yahûd bana cahillik edilmekten, hakkım olmayan bir şeyi istemekten yahûd elimde olmayan bir şeyin benden istenilmesinden sana sığınırım, “amin amin amin ecmain inş………
14 Eylül 2011: 23:24 #796169Anonim
Allah’ım, seni tesbih etmekten bıkmayan, seni kutsamaktan usanmayan,
sana ibadet etmekten yorulmayan,
emrini imtisalde ciddiyetle çalışıp ihmalkârlık etmeyen, sana olan iştiyaklarından asla gaflete düşmeyen, Arşının taşıyıcılarına;
kirpik kırpmadan izninin ve emrinin gelmesini bekleyen, (emrin gelince de) Sur’a üfleyerek kabir rehinleri olan baygınları ayıltacak Sur sahibi İsrafil’e;
indinde şan-şeref sahibi olan, sana itaat ederek yüksek bir yere ulaşan Mikail’e;vahyinin emini, gökler ehlinin yanında kendisine itaat edilen, nezdinde saygın olan,
katında mukarreb (yakınlaştırılmış) olan Cebrail’e;
Onlardan alttaki, göklerinin sakinleri, elçiliğin hususunda güvenilir olan, çalışmaktan bıkkınlık duymayan;
perdeler meleklerine müvekkel olan Ruh’a (bir melek) ve senin emrinden olan Ruh’a (bir başka melek) salat eyle.zor işlerden yorulup yılmayan, nefsani istekleri kendilerini seni tesbih etmekten alıkoymayan,
gafletler unutkanlığıyla seni ululamaktan geri kalmayan,
yere bakan gözleriyle sana doğru bakmaya kasdetmeyen,
çenelerini aşağı indirmiş, katındakine büyük rağbet duyan, nimetlerini anmaya aşırı derecede düşkün olan, azametinin, büyüklüğünün yüceliği karşısında alçalan;
günah ehline karşı cehennemin uğultusunu görünce:
“Her türlü eksiklikten münezzehsin sen, sana hakkıyla ibadet etmedik”
söyleyen meleklerine de(salat eyle, Allah’ım).
Bütün bunlara salat ettiğin gibi; rahmet meleklerine;
katında yakınlık sahibi olanlara; gaybı peygamberlerine taşıyanlara; vahyinin eminleri olanlara;
kendin için ayırdığın,
kutsamanla kendilerini yiyip içmekten müstağni kıldığın ve gök tabakalarına yerleştirdiğin melekler kabilelerine;
göklerin uçlarında vaadinin sona ermesiyle emrinin (kıyametin) gerçekleşmesini bekleyenlere;
yağmur hazinelerinin bekçilerine; bulutları sevkedenlere,sevketmesiyle yıldırım seslerinin duyulup şimşeklerin çakmasına vesile olanlara;
kar ve doluyu uğurlayanlara; yağmur damlalarıyla birlikte inenlere;
rüzgarların hazineleriyle ilgilenenlere; yerinden oynamasın diye dağları tutmakla görevli olanlara;
suların ölçüleri, şiddetli ve sağanak yağmurların ölçeğiyle tanıştırdıklarına;
istenmeyen belalarla veya sevilen bollukla yeryüzüne gönderdiğin meleklerine;
çok kıymetli, iyilik sever elçilerine;
çok değerli, (amelleri) yazan koruyuculara; ölüm meleği ve yardımcılarına;(kabir sorgulayıcıları) Münker ve Nekir’e;
kabir ehlini sınava tabi tutan Ruman’a;
Beyt-i Ma’mur etrafında tavaf edenlere; Malik’e ve (cehennem) bekçilerine;
Rızvan’a ve cennetlerin hizmetçilerine;
“kendilerine emir verildiği konuda Allah’a isyan etmeyen ve emredildikleri şeyi yapan”(Tahrim/6)
meleklere; (cennet ehline )
“Selam size, sabrettiğiniz için; (dünya) yurdun(un) sonu ne güzel!”(Ra’d/24)
diyenlere; kendilerine:
“Tutun onu, derhal bağlayın onu; sonra cehenneme atın onu.”
(Hâkka/30-31)
dendiği zaman bekletmeden hemen emri yerine getiren zebanilere;
anmadığımız, katındaki yerini, ne işle memur kıldığını bilmediğimiz diğerlerine;
havadakilere, yerdekilere, sudakilere ve yaratıklar üzerindeki denetleyicilere,
bütün bunlara her nefsin bir sürücü (melek) ve bir tanık (melek) eşliğinde geleceği gün salat eyle.
Şereflerine şeref katacak, temizliklerini artıracak bir salatla onlara salat eyle.Allah’ım, meleklerine ve elçilerine salat ettiğin, bizim salatımızı da onlara ilettiğin zaman,
senden gelen başarıyla onları güzellikle anmamızdan dolayı bize de salat eyle.
Hiç kuşkusuz, sen çok cömertsin, üstün kerem sahibisin…
15 Eylül 2011: 04:03 #796172Anonim
Yâ Rabb,
benim hatâlarımı,
bilmeden yapdıklarımı,
işimde aşırı gitmemi,
ve Senin benden çok iyi bildiğin hallerimi mağfiret eyle.Allah’ım,
benim latifeleşmelerimi,
ciddiyet hallerimi,
hatâen ve kasden yaptıklarımı
ve bende olan her şeyimi mağfiret eyle!”Amin.
Buhârî, Deavât, 60; Müslim, 70.
15 Eylül 2011: 06:00 #796174Anonim
“Ey Rabbim! Bizi îmân zîynetiyle süsle, bizi doğru yolda olan hidayet rehberleri kıl.” “Ey Rabbim! Bana temiz rızık ver ve sâlih amel nasîb et.” “Azamet ve celâl sahibi Allah’ın adiyle başlarım. Bizi İslâm dininde kılan, îman etmeğe muvaffak buyuran ve hidâyete erdiren Rahman Allah’a hamdederim. Suyu temizleyici, İslâm’ı da nur kılan Allah’a hamdolsun” “Yâ Rabbi! Yapdıklarımın şerrinden sana sığınırım: Ve senin bana in’âm ve ihsan etdiğin ni’-metleri ikrar ve i’tirâf ederim. Kendi kusur ve günâhlarımı da ikrar ve i’tirâf ederim.” “Ey Rabbim! Acizlikten, tenbellikten, korkaklıktan cimrilikten, eli kolu dökülür derecede takatsızlıktan kasvetten, gafletten, zilletten, azlıktan, meskenetten sana sığınırım.” “Ey Rabbim! Bana râzı olduğun bir çalışma, ver, günahımı bağışla, makbul bir amel ve zarar etmeyen bir ticâret nasîp et.” “Allah’ım, benim latifeleşmelerimi, ciddiyet hallerimi, hatâen ve kasden yaptıklarımı ve bende olan her şeyimi mağfiret eyle!” “Ey, Rabbim! Gayb ilminle ve halk üzerine kudretinle, hayatı benim için hayırlı gördükçe beni yaşat, ölümü benim için hayırlı gördüğün zaman da beni vefât ettir.” “Ey Rabbim! Bana râzı olduğun bir çalışma, ver, günahımı bağışla, makbul bir amel ve zarar etmeyen bir ticâret nasîp et.” “Ey Rabbim! Senden beni kazâna râzı kılmanı, ölümden sonra yaşamanın serinliğini istiyorum.” Ey Rabbim, Ümmet-i Muhammed’in cümlesine umûmî bir rahmetle merhamet et” “Yâ Rabb, benim hatâlarımı, bilmeden yapdıklarımı, işimde aşırı gitmemi, ve Senin benden çok iyi bildiğin hallerimi mağfiret eyle.” “Allah’ım hatâlarımı kar ve dolu suyu ile yıka. Beyaz bir elbiseyi temizlediğin gibi kalbimi de hatalardan temizle. Benimle hatalarımın arasını, maşrıkla mağribin arasını uzak kıldığın gibi uzak kıl.” “Hamd Sana mahsusdur ey Rabbim! Sen semâların, arzın ve onlardakilerin mâlikisin. Ve Sana yine hamd olsun ki, sen Hakk’sın.” “Allahım! Cimrilikden sana sığınırım. Korkaklıktan sana sığınırım. Erzel-i ömre bırakılmaktan sana sığınırım, kabir azâbından sana sığınırım.” “Ey Rabbim! Gizlide ve açıkda senden haşyetini istiyorum. Rızâ hâlinde de, gadab hâlinde de ihlâs sözünden ayırmamanı istiyorum, fakirlikte de zenginlikte de i’tidâlden ayırmamanı istiyorum.” “Ey, Rabbim! Gayb ilminle ve halk üzerine kudretinle, hayatı benim için hayırlı gördükçe beni yaşat, ölümü benim için hayırlı gördüğün zaman da beni vefât ettir.” “Yâ Rabb sana hamdediyoruz, ve bu hamdimizi kâfi görmüyoruz; îfâ edilmiş saymıyoruz ve nankörlük etmiyoruz, ni’metlerinin hiç birinden müstağnî değiliz.” “Ey Rabbim! Bana Rahmetinin kapılarını aç!” “Sana teslîm oldum ey Rabbim! Sana îmân etdim, sana tevekkül etdim ve sana yöneldim, inanmayanlara karşı, sana dayanarak mücâdele etdim ve neticede ancak seni hakem olarak kabul etdim, benim evvelki yapdıklarımı da, sonradan yapacaklarımı da, gizli yaptıklarımı da açık yapdıklarımı da mağfiret et.”
“Ey Rabbim! Bizi îmân zîynetiyle süsle, bizi doğru yolda olan hidayet rehberleri kıl.” “Ey Rabbim! Beni sözü dinleyip de en güzeline ittiba’ edenlerden kıl.”
” Allah’ım benim için kaza ettiğin şeyin âkibetini doğru yola ulaştır.” “Ey Rabbim! Senden bildiğim ve bilmediğim hayrın hem çabuk, hem geç olanını istiyorum” “Ey Rabbim! Ben zayıfım, rızân yolunda benim zaafımı kuvvetlendir. Beni nâsiyemden tutup hayra sevk et. İslâm’ı rızâmın en son noktası kıl.”AMİN AMİN AMİN ECMAİN İNŞ.SELAMETLE …….VE DUA İLE.SAYGILARIMLA…….. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.