• Bu konu 20 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
7 yazı görüntüleniyor - 16 ile 22 arası (toplam 22)
  • Yazar
    Yazılar
  • #811758
    Anonim

      Kırık Testi her sorunuzun farklı bir manada olduğunu bir netleştirelim, siz her defasında soruyu farklılaştırıyorsunuz. (Anladığım Kadarıyla)İlk sorunuzda din kardeşine kibirlenmeyi sordunuz ki bu sorunuza önceki mesajımda cevap vermeye çalıştım Hüda da güzel örnekle netleştirdi. İkinci sorunuzda Din kardeşinizin kötülüğüne karşı kötülükle muamele etmek bu farklı bir soruya girer burada kibir veya enaniyet söz konusu olamaz. Burada kısas (kul hakkı) söz konusu olur. Müslümanın müslüman üzerinde hakkı olur, eğer biri sana kötülük yaparsa senin hakkına girmiş olur ister müslüman olsun ister kafir, şimdi sen burada kalkıp o bana kötülük yaptı diyip sende ona kötülük yaparsan ondan farkın olmaz ve sende onun hakkına girmiş olursun. Kısas meselesi ise ahirette olacaktır. Yapılan haklara mukabil ceza ve mükafatları Allah verecektir. Bize düşen kötülüğe karşı iyilikle mukabele etmek. Dinimiz bize bunu emrediyor.

      Hadisi şerifde mealen deniliyor ki kim bir kötülük görürse ya eli ile ya dili ile yada kalbi ile düzeltsin. Bizim ölçümüz bu şekilde olmalı sünnette böyledir..

      #811759
      Anonim

        @HuSeYni 390976 wrote:

        Önceki mesajlarda verilen, Hazreti Ali radıyallahu anhın durumu buna bir misaldir. Günümüzden bir misal gerekrise; o günün şartlarında nasıl ki cihad maddi kılınçla yapılıyordu ve Hazret-i Ali r.a. İslamiyetin izzetini muhafaza adına, “ben Allah’ın aslanıyım” diyerek ortaya çıkıyordu. Onun gibi bugünde maddi kılınç yerine, ilimle aynı şey yapılabilir. Yani bir zındık çıkıp, Kur’an hakkında herşeyi biliyormuş gibi insanları aldatmaya yeltenirken, Kur’an hakkında donanımlı bilgiye sahip biri de çıkıp “ben de biliyorum” diyerek, karşı tarafın fikirlerini ilmiyle çürütse, burdaki “ben de” sözü meşru enaniyet olur. Çünkü maksat İslamiyeti savunmak, İslamiyetin izzetini küfür ehline ezdirmemek, kibir yapmak değil. Acizane anladığım..

        Allah razı olsun abi …mesele iyice anlaşıldı şimdi Elhamdülillah…

        #811763
        Anonim

          “Eğer hasmını mağlup etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et.” demiş Üstad … yani hakaret edene hakaretle karşılık vermek, alay edenle alay etmek, vs. kısas değildir. Olsa olsa aynı fenalığa, aynı ahlaksızlığa düşmek olur ..Dinimiz bizden iyiliğe iyilikle, kötülüğe de iyilikle mukabele de bulunmamızı istıyo …

          İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.FUSSİLET – 34

          #811780
          Anonim

            @TaLHa 390984 wrote:

            Kırık Testi her sorunuzun farklı bir manada olduğunu bir netleştirelim, siz her defasında soruyu farklılaştırıyorsunuz. (Anladığım Kadarıyla)İlk sorunuzda din kardeşine kibirlenmeyi sordunuz ki bu sorunuza önceki mesajımda cevap vermeye çalıştım Hüda da güzel örnekle netleştirdi. İkinci sorunuzda Din kardeşinizin kötülüğüne karşı kötülükle muamele etmek bu farklı bir soruya girer burada kibir veya enaniyet söz konusu olamaz. Burada kısas (kul hakkı) söz konusu olur. Müslümanın müslüman üzerinde hakkı olur, eğer biri sana kötülük yaparsa senin hakkına girmiş olur ister müslüman olsun ister kafir, şimdi sen burada kalkıp o bana kötülük yaptı diyip sende ona kötülük yaparsan ondan farkın olmaz ve sende onun hakkına girmiş olursun. Kısas meselesi ise ahirette olacaktır. Yapılan haklara mukabil ceza ve mükafatları Allah verecektir. Bize düşen kötülüğe karşı iyilikle mukabele etmek. Dinimiz bize bunu emrediyor.

            Hadisi şerifde mealen deniliyor ki kim bir kötülük görürse ya eli ile ya dili ile yada kalbi ile düzeltsin. Bizim ölçümüz bu şekilde olmalı sünnette böyledir..

            Haklısınız sorular farklı, ilk sorumun cevabını almıştım akabinde böyle bir soru belirince sorma gereği durdum.. Konuyu çok farklı yerlere çektim hakkınızı helal edin inşaallah..

            Evet takvalı bir müslüman kısasını ahirete bırakır muhakkak ançak eğer Allahu Teala ruhsat vermişse meşru yollardan kısasa bu kul hakkına girmez inşaallah..

            Haksızlığa karşı susanda dilsiz şeytandır bir yandan iylik yapalım derken aslında karşımızdaki insanın yaptığınıda meşrulaştırıyormuşuz gibi bir durum ortaya çıkıyor..

            Peygamber Efendimizin (s.a.v) o pak ruhunu inçitmemek adına dediğiniz gibi bazı ruhsatlardan da feragat edip sünneti senniyeye yapışmak gerekiyor..

            Açıklamarınızdan dolayı cümlenizden Allah c.c ebeden razı olsun inşaallah..

            Baki Selam ve Dua ile..

            #811781
            Anonim

              @Hüdâ 390989 wrote:

              “Eğer hasmını mağlup etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et.” demiş Üstad … yani hakaret edene hakaretle karşılık vermek, alay edenle alay etmek, vs. kısas değildir. Olsa olsa aynı fenalığa, aynı ahlaksızlığa düşmek olur ..Dinimiz bizden iyiliğe iyilikle, kötülüğe de iyilikle mukabele de bulunmamızı istıyo …

              İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.FUSSİLET – 34

              Amenna. Allah c.c razı olsun mübarek.. 🙂

              #811783
              Anonim

                @Kırık Testi 391108 wrote:

                Haklısınız sorular farklı, ilk sorumun cevabını almıştım akabinde böyle bir soru belirince sorma gereği durdum.. Konuyu çok farklı yerlere çektim hakkınızı helal edin inşaallah..

                Evet takvalı bir müslüman kısasını ahirete bırakır muhakkak ançak eğer Allahu Teala ruhsat vermişse meşru yollardan kısasa bu kul hakkına girmez inşaallah..

                Haksızlığa karşı susanda dilsiz şeytandır bir yandan iylik yapalım derken aslında karşımızdaki insanın yaptığınıda meşrulaştırıyormuşuz gibi bir durum ortaya çıkıyor..

                Peygamber Efendimizin (s.a.v) o pak ruhunu inçitmemek adına dediğiniz gibi bazı ruhsatlardan da feragat edip sünneti senniyeye yapışmak gerekiyor..

                Açıklamarınızdan dolayı cümlenizden Allah c.c ebeden razı olsun inşaallah..

                Baki Selam ve Dua ile..

                Yok mubarek konuyu dağıttığınız için sorularınız farklı demedim. Anlayamadığınızı ifade ettiğiniz için sorularınız farklı onun için tam sorunuzu belirlerseniz daha iyi anlaşılacaktır demek için öyle dedim. Yoksa farklı sorular sormak meseleyi daha iyi anlaşılır kılabilir.

                Bahsini ettiğiniz hadis-i şerifde de ve bir önceki hadisi şerif olan kim bir kötülük görürse gücü yeterse eli ile ona yetmez ise dili ile onada gücü yetmezse kalbi ile buğz etsin mealen denilmektedir.

                Bu iki hadis-i şerifde de düzeltmeyi kayıtsız kalmamayı sosyal insanın sorumluluk ve vazifelerini ifade etmekte. Ama bununda tarzı ve şekli sünneti seniyyede vardır. Yoksa bir zulum gördüğümüzde zulum ile cevap verin denilmemektedir. Mesela :

                Evinize girmek için sokağınızda yürüyorsunuz ve sokağınızın gençleri toplanmış dünyevi konuşmalarda bulunuyorlar ve birbirlerinin mukaddesatlarına küfre ediyorlar. Burada bir mümine düşen vazifeyi bu hadisi şerif bize gösteriyor, duymazlıktan gelip geçersek onların bu hareketlerine ortak oluruz, dilsiz şeytan oluruz. Onun için hoşgörü ve güzel bir uslubla uyarmalı buna gücü yetmiyorsa kalben buğz etmeli yapılan davranışı tenkid etmeli.

                #811784
                Anonim

                  @Kırık Testi 391109 wrote:

                  Amenna. Allah c.c razı olsun mübarek.. 🙂

                  amin, ecmain kardeşim …

                7 yazı görüntüleniyor - 16 ile 22 arası (toplam 22)
                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.