• Bu konu 6 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
  • Yazar
    Yazılar
  • #645114
    Anonim

      Gerçekten de entelektüeller ne işe yarar?

      Öncelikle bu adamlar ileri derecede rahatsızlık kaynağıdırlar. İnsanların rahatını ve huzurunuzu bozmak için ellinden gelen her şeyi yaparlar. Oysa ne kadar da güzel ‘birlik ve beraberlik içinde yaşıyoruz’dur.
      Bu hastalıklı kimseler toplumları ve çevreleri için olduğu kadar kendileri için de rahatsızlık kaynağıdırlar. Huzur ve kararları yoktur. Hiçbir ‘kilise’ nin adamı değillerdir. Sakin ve rahat da duramazlar. Zihinlerindeki, yüreklerindeki ve vicdanlarındaki telaş, kaygı ve coşku kendilerine ve çevresindekilere bir an olsun huzur vermez.

      Belirsizlik kaynağıdırlar. Hiç kimse bir yere koyamaz onları.( Onlar da zaten kendilerini bir yere koyamamışlardır. Ve sırf bu yüzden ömürleri boyunca acı çekeceklerdir). Gerçekten solcu iseler piyasa solu ondan nefret eder. (Bakınız: Kemal Tahir, Murat Belge)
      Gerçek bir yazar veya sanatçı iseler piyasa yazını ve sanatı onlardan nefret eder. (Bak: Oğuz Atay, Orhan Pamuk, A. H. Tanpınar)
      Mütemadiyen muhalif olmak gibi amansız ve çaresi henüz bulunmamış bir hastalık taşırlar. Hatta bazen bu rahatsızlığı, çevresindeki birtakım gençlere bulaştırma tehlikesi de vardır. Yalnız gelecek kaygısı, şan ve ucuz şöhret gibi tedaviler, sapık düşünceler kapan bu gençleri tedavi edebilir. Gençler de çoğunlukla bu tedaviye olumlu yanı verirler. (Bak: Socrates)

      Bu muhalif olmak rahatsızlığı öyle komplikasyonlar geliştirebilir ki; kendisi ile aynı siyasi görüşü, ideolojiyi, sanat anlayışını taşıyan dostlarını, arkadaşlarını dahi hiç sakınmadan eleştirebilirler. (Bak. İsmet Özel, Nuri Pakdil, İdris Küçükömer)
      Genelde kalender meşreptirler. Birey halinde ve dağınık bir şekilde yaşarlar. Kılık kıyafetlerine, yeme – içme alışkınlıklarına pek dikkat etmezler. Veya tam tersi aşırı derecede dikkat ederler. Hiçbir moda akımını takip etmezler. Kendi zevk ve beğenilerine uygun giyinme, yeme- içme tarzları vardır. Günübirlik zevk ve heyecanlardan nefret ederler. Çaktırmazlar ama çağın, anın, günün akımlarını takip edenlerden mideleri bulanır (bakınız: R. Barthes, M. Heidegger)

      Kendilerine entel(l)ektüel süsü vermezler; zaten öyledirler. Entellektüelizmden nefret ederler. Öykünmeci ve taklitçi değillerdir. Bu tipleri görünce de mideleri kalkar. (Bak. J. Benda, Lev Tolstoy)
      Bir adaletsizlik veya zalimlik gördüklerinde tuhaf bir şekilde şiddetle karşı koyarlar. Hemen hiçbir güç onları durduramaz. Böyle bir anda yürekleri öyle hastalıklı bir hal alır ki; gelecek kaygısı, bulundukları konum ve yalnızlaştırma gibi sorunlar hemen hiç akıllarına gelmez. Zalimin yüzüne zalimliğini, orada, orta yerde, herkesin önünde haykırırlar. (Bakınız: Ebu Zer, E. Said)

      Omurgaları çok gelişmiştir hatta bütün yaratıklar içerisinde hemen hemen omurgası en gelişmiş olanların bu tuhaf yaratıklar olduğu söylenir. Bu sebeple kıvırma, kıvrılma, esneme veya kayganlık özellikleri yoktur. (Bak. Bediüzzaman, N. Chomsky)
      Son olarak sahte entelektüellerden nefret ederler. Günün geçer akça edebiyatı, kültürü, şiiri onu iğrendirir.
      Ha… Bir de sokak ortasında tanesi beş yüz binlik kurşunlarla beyinleri dağıtılır. (Bak. Hrant Dink)

      İBRAHİM TÖKEL

      #710833
      Anonim

        entellektüeller için çok lügat parçalayabilirim ama zahmetime değmez çünkü hiçbir işe yaramayan boş ve anlamsız kelime yumaklarıdır..yazıda diyor ya ne işe yararlar cevap veriyorum:hiç bir işe yaramazlar.. 😀 (ama yazık dünya bizim fikirlerimizle ayakta duruyor zannederler )

        #710834
        Anonim

          ASLINDA ÇOK İŞE YARARLAR LAKİN BU ÜLKEDE HİÇBİR İŞE YARAMAZ KONUMDA GİBİ GÖSTERİLMEKTELER..HAKİKİ AYDIN/FİKİR ADAMLARINA İHTİYACIMIZ VAR..

          #710835
          Anonim

            fikir adamlarımız ı ayrı tutalım zaten hakiki bir fikir adamı kendine ben entellektüelim demez..ayrıca bu ülkenin fikir adamlarına değil ondan çok icraat ve aksiyon insanlarına ihtiyacı var bence..boşuna değildirki söylensin lafla peynir gemisi yürümez…

            #710836
            Anonim

              FİKİR ADAMINA İHTİYACIMIZ DERKEN “HAKİKİ” FİKİR ADAMLARINI KAST ETTİM.BİLİYORUM BENDE Kİ BU ÜLKE DE BOLCA FİKREDEN ADAM VAR LAKİN HAKİKATİ DÜŞÜNEN VE KONUŞAN ADAM YOK..

              BUARADA İSTİSNALAR KAİDEYİ BOZMAZ..

              #710837
              Anonim

                ENTELLEKTÜEL İNSANLAR KENDİNİ BİŞEY ZANNEDEN ASLINA HİÇ BİRŞEY OLMAYAN KİŞİLERDİR….YAZIN ÇOK GÜZEL KARDEŞİM ALLAH RAZI OLSUNN

                #710843
                Anonim

                  Çok güzel bir yazı.Entellektüel kendini kullandırmayan insandır.Çünkü entellektüel çarkın kime ne kazandırdığını bilir.Bu yüzden alet olmaz.Sıradan insan iyilik yapıyorum zannı ile çarkı çevirir.Oysa çarkın neyi öğüttüğünden haberi bile yoktur.

                  #710849
                  Anonim

                    Sanırım yanlıs anlasılan bir husus var ; Öncelikle yazara kesinlikle katılmıyorum. Çünkü entellektuel sadece bir kavramdır ve yaşam bicimi değildir. Entelliklede alakası yokdur. Bununla beraber yazarlar ve gundem yorumlayıcılarının tumunun fikir alıs verişlerinin bir bütününe entellektüel diyebiliriz. Mesela halk arasında bir hadiseye dayalı akılcı bir yoruma binaen kaba bir uslubla bırak bu entellliği gibi tabirler kullanılır.Yukarıdaki yazınında bundan hic farkı yok. Kaba bir uslub ile okuyucularını bilgilendirmeye calısmıs ama zahmet etmiş.

                    Mesela özge kardeşimiz guzel ve olması gereken bir noktaya değinmiş. Halkı bilgilendiren kesimleri eleştirebilirsiniz hatta nasıl olması gerekdiğini munazara edebilirsiniz ki olması gereken budur. Ama konuları carpıtmak doğru bir tavır değil.

                    Gelelim aydın fikir adamlarına ; Bu ülkede bir şiir okudu diye hapis yatanlarıda gördük ; ezan türkceleşsin diyenleride vesaire…

                    Birşeyler yapmak istiyorsak bunu önce kendi dairemizde uygulamamız gerekir . Guzellik buyuk söz sarfetmekde değil o sözü hayata gecirmekdedir.

                    “Ömür sermayesi pek azdır; lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde mütedâhil dâireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve ceset ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve küre-i arz ve nev-i beşer dairesinden tut, tâ zîhayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. Herbir dairede, herbir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede en büyük ve ehemmiyetli ve daimi vazife var. Ve en büyük dâirede en küçük ve muvakkat arasıra vazife bulunabilir. Bu kıyasla, küçüklük ve büyüklük makûsen mütenasip vazifeler bulunabilir.

                    Fakat büyük dairenin câzibedarlığı cihetiyle küçük dairedeki lüzumlu ve ehemmiyetli hizmeti bıraktırıp lüzumsuz, mâlâyani ve âfâkî işlerle meşgul eder. Sermaye-i hayatını boş yerde imha eder. O kıymettar ömrünü kıymetsiz şeylerde öldürür. Ve bazen bu harp boğuşmalarını merakla takip eden, bir tarafa kalben taraftar olur. Onun zulümlerini hoş görür, zulmüne şerik olur. “(Onbirinci Şua)

                  8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
                  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.