- Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
4 Aralık 2009: 09:06 #658614
Anonim

Başbakan Erdoğan, nerede gömüldükleri geçmiş hükümetler tarafından bilinçli olarak gizlenen Said Nursi, Şeyh Said, Atıf Hoca, Esad Erbili ve Seyit Rıza’nın mezarlarının tespiti için talimat verdi.
İstiklal Mahkemelerinin kararlarıyla idam edilen kişilerin kayıp mezarları ile daha sonraki yıllarda naaşları bilinmeyen yerlere gömülen dini şahsiyetlerin mezar yerlerinin bulunması için çalışma başlatıldı. Bu konudaki talimatın bizzat Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından verildiği öğrenildi.
ARŞİVLER TARANACAK
Çalışma geçtiğimiz Salı günü Meclis’te Başbakan Erdoğan tarafından kabul edilen Tunceli heyetinin dile getirdiği “Seyit Rıza’nın mezarı bulunsun” talebi üzerine başlatıldı. Bu talebin yerine getirilmesi için ilgili kurumlara talimat verilirken, talimatta sadece Seyit Rıza’nın yer almadığı, Erbilli Esat Efendi, İskilipli Atıf Hoca, Şeyh Said ve Said Nursi gibi isimlerin de yer aldığı öğrenildi. Talimat çerçevesinde ilk olarak Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü ile Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun uzmanlardan oluşan bir heyet araştırmalara başladı. Söz konusu çalışma çerçevesinde Genelkurmay Arşivi’nde olan askeri arşivlerin de taraması yapılacağı öğrenildi.
BİR MEZARLARI BİLE YOK
72 yıl önce idam edilen Seyit Rıza’nın mezar yerinin nerede olduğu bilinmiyor. Aynı şekilde İskilip Atıf Hoca, Erbilli Esat Efendi, Şeyh Said ve Said Nursi’nin de mezar yerleri belli değil. Dönemin idarecileri tarafından bilerek ve isteyerek mezarların kaybedildiği ya da bu kişilerin sadece devletin bildiği bir yere gömüldüğü öne sürülüyor. Şeyh Said’in mezarının olduğu bölge takriben Diyarbakır Dağkapı civarı olarak biliniyor. 1928’de Dağkapı’da yan yana dizili 37-38 mezar bulunuyordu. Ancak bu bölge daha sonra askeri bölge ilan edilince mezarların bulunduğu yere sinema yapıldığı biliniyor.SAİD NURSİ DE BİLİNMEYEN BİR YERDE MEDFUN
23 Mart 1960 yılında Şanlıurfa’da vefat eden Said Nursi’nin cenazesi önce Şanlıurfa Halil-ür Rahman dergâhına defnedildi. Daha sonra 1960 darbe yönetimince mezarı yıktırılarak, naaşı bilinmeyen bir yere taşındı. 2006 yılında halka açılan Yassıada arşivleri arasında Said Nursi’ nin defin tutanağı da bulundu. Tutanağa göre Said Nursi’nin naaşının Isparta şehir mezarlığına nakledildiği belirtiliyordu.
Yeni Şafak
4 Aralık 2009: 09:34 #761012Anonim
artık bir şeylerin gün yüzüne çıkma vaktidir … Rabbim razı olsun ondan … yolunu açık etsin…
5 Aralık 2009: 10:46 #761057Anonim
Bediüzzaman, arkasında bir halife değil, Risale-i Nur Külliyatı gibi bir hazineyi bırakarak Hakk’ın rahmetine kavuştu. Hayatta iken, arzu etmediği bir hususun vefatından sonra gerçekleşmesini asla istemedi. Önce, gereksiz kabir ziyaretinin yapılmaması ikazında bulundu. “Dostlar uzaktan ruhuma fatiha okusunlar, manevi dua ve ziyaret etsinler. Kabrimin yanına gelmesinler. Fatiha uzaktan da olsa ruhuma gelir. Risale-i Nur’daki azami ihlas ile bütün bütün terk-i enaniyet için buna bir manevi sebep hissediyorum” dedikten sonra, kendisini Nurlara vakfetmiş birinin kabri başında nöbet tutarak, lüzumsuz ziyaret edenlere bu hususu bildirmesini ister.
Emirdağ Lahikası’nda yer alan, talebelerine yaptığı son dersinde ise, daha dikkat çekici ifadelere yer verir.
“Benim kabrim gayet gizli bir yerde… bir iki talebemden başka hiç kimse bilmemek lazım geliyor. Bunu vasiyet ediyorum. Çünkü, dünyada sohbetten beni men eden bir hakikat, elbette vefatımdan sonra da o hakikat bu surette beni mecbur ediyor.” -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.