- Bu konu 17 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
15 Ekim 2011: 19:45 #798460
Anonim
‘Gencim’ ve kimliğimi arıyorum!
Ergenlik, kişiliğin oluşumu adına çok önemli bir dönemdir. Ergen kimliğini bulduğu ve karmaşalardan sıyrılabildiği oranda kişiliği oturmuş olacaktır. Bu dönemde çocuğunuz kimliğini arıyor. Bu arayışın devamında ileride karşımıza çıkacak iyi başarılı bir yetişkini de görebiliriz, problemli bir bireyi de.
***NEDİR KİMLİK ARAYIŞI? Çocuklar her dönemde insanlardan, kendine benzemek istedikleri örnek arar. Örnek aldığı insan gibi davranmaya başlar. Başlangıçta çocuğun örnek aldığı insanlar ebeveynleridir. Yaş büyüdükçe bu durum değişmeye başlar. Gençlik döneminde örnek alınanlar artık arkadaşlar ya da kahramanlardır. Eğer anne-baba önceki dönemde sağlam örnek olabilmişse çocuk bu dönemde örnek alacağı insanları daha dikkatli seçer. İşte bu örnek alma durumuyla birlikte gencin kişiliği de şekillenmeye başlar. Bu dönemde çocuğunuzla ilişkinizin pozitif olmasına dikkat edin. Negatif ilişkiler çocuğunuzu yanlış örneklere ve kişilik problemlerine itecektir.
***
ÇOCUĞUNUZ KİMLİK KARMAŞASI YAŞIYOR OLABİLİR Mİ? Gençler, kimliğini bulmaya çalışırken bir bunalım süreci içine girebilir. Yani �kimim ben�, �nasıl biri olmalıyım�, �nasıl bir adım atmalıyım� vs. sorularının arayışı içinde boğulabilir. Kendisi gibi olmak istediği kimselere tam olarak karar veremeyebilir veya sürekli olarak örnek aldığı insanları eleştirip değiştirebilir. Bu durum uzun sürecek olursa ergenlerde sıkça karşılaştığımız kimlik bunalımı başlar. Bu bunalım, devamında ergende bir kimlik karışıklığı başlatabilir. Yani ne olmak istediğine, nasıl biri olması gerektiğine bir türlü karar veremiyordur. Yaşanan bu karmaşa ergende öfke patlamaları, mutsuzluk süreçleri, insanlarla çatışma gibi tepkilere neden olur.
Tenkit etmek çözüm değil! Anne-babalar çocuklarıyla nitelikli bir ilişki kurmayı başarmalı. Zorlamaların, tenkit etmelerin işe yaramayacağını bilmelisiniz. Çocuklarınızın dahil olduğu çevreleri bilin. Onları yanlış ortamlardan koruyabilmek adına alternatif çevreler bulmaya çalışın. Yasemin Yalçın Aktosun Ailem Dergisi Sayı:22615 Ekim 2011: 19:45 #798461Anonim
Mazeretim var ergenim ben!Kimi zaman ergenlerin sorumluluklarını devre dışı bırakarak, ergenliği bir mazeret olarak kullanıp ebeveynlerine cephe almaları çok üzücü. Ebeveynler sizi anlamalı; ama siz de sorumluluk duygunuzu kaybetmemelisiniz.
Annesi çaresiz ve ne yapacağını bilmez bir vaziyette yakınıyor:
– Anlamıyorum niçin böyle davranıyorsun? Hırçın ve sinirlisin!
Niçin?
Ergen kız annesine cevap verme derdindedir:
– Böyle davranmam çok normal anne. Ben ergenim. Ergen olarak zor bir psikoloji yaşıyor olmam ve bazen olumsuz davranmam çok normal.
Niçin anlamıyorsunuz bilmiyorum?
Bir zamanlar bireyler ergenlik dönemi içinde bulundukları halde �Şu an ergenlik psikolojisi yaşıyorum ve çevrem beni anlamak zorunda� diye düşünmezlerdi. Bu yazıyı okuyan birçok yetişkin eminim ki bu konuda bana katılmış ve �Biz de ergen olduk; ama hiç ergen olduğumuzu bilemedik. Bırakın bunu, anne babalarımıza söylemeyi kendimiz bile bunun farkında değildik� diyeceklerdir. Gerçekten de öyle çok uzağa gitmeye gerek yok. Bir önceki kuşak üyeleri bile ergenlik kavramının tam olarak farkında değillerdi, değildik. Bu nedenle de ebeveyni suçlama oranı günümüz ergenlerine göre çok daha düşüktü. Fakat günümüzün ergenleri tam olarak ne yaşadıklarının farkındalar. Aynen yukarıda verilen örnekteki gibi, ergenlerin % 90�ı �Beni anlamak zorundasınız; çünkü ben ergenim.� diyorlar. Tabii bu durumun kötü bir hâl olduğunu söylemiyorum. Hatta ergenlerin bu bilinçte olmaları, kendilerini sorgulayabilmeleri, tanımlayabilmeleri ve devamında ifade edebilmeleri oldukça güzel. Ancak bu durumda ebeveynlerin hassasiyetleri ve farkındalıklarını aynen çocukları gibi artırmaları gerekmektedir. Ebeveyn-ergen arası bağların zayıflaması ergenin ailesinden uzaklaşmasına neden olur. Bu durumdaki bir ergen, ebeveynini suçlayacak ve huzuru ev dışında aramaya kalkışacaktır.***
EBEVEYNLERİN BİLİNÇLİ OLMALARI GEREKİR
Ebeveynlerin çocuklarını ve bulundukları yaş dönemlerine göre içlerinde bulundukları psikolojiyi bilmeleri gerekir. Özellikle de çocukları ergenlik dönemindeyse bu döneme ait bütün incelikleri ve kendilerini bekleyen bütün durumları bilmek durumundadırlar. Aksi takdirde ergen, ebeveynini yetersiz bulacaktır.Bu nedenle, şunlara dikkat edilmelidir:
Ebeveynlerin çocuklarından evvel ergenlik dönemi özelliklerine vâkıf olmaları gerekir. Bunun için bu konudaki çeşitli kitapların okunması ve mutlaka Ailem dergimizde yayınlanan Ebeveyn-Ergen Okulu�nun takip edilmesi gerekmektedir.
Çocuk �ben ergenim� deme ihtiyacı hissetmeden siz ona bu dönem psikolojisini anladığınızı ifade edin ve zaman zaman biraz toleranslı davranarak her şeye rağmen çocuğunuzu sevdiğinizi ona hissettirin.
Sadece ergenlik dönemi özelliklerinin değil, içinde bulunulan çağın özellikleri ve çocuğun ilgilendiği kaynakların da bilincinde olunması gerekir. Yani bilgisayar ve internet konusunda veya çocuğun dinlediği müzik türü hakkında bilgi sahibi olmak gibi…
�Biz de ergen olduk; ama hiç senin gibi olmadık!�, �Seninkisi ergenlik değil şımarıklık�, �Ergenlik dönemindesin diye evde olağanüstü hal ilan edeceksin neredeyse!�, gibi… ifadeler espri amaçlı bile kullanılmamalıdır.
Ve çok zaman vurguladığım gibi konuşmalarınızın, ifadelerinizin, tüm davranış ve mimiklerinizin ergenin kişiliğine saygı duyar nitelikte olması gerekir. Aşağılama, eleştirme vs… bu dönemde yapılacak en ciddi hatalardır.Ergenlere özel
İçinde bulunduğun dönemin farkında olup bunu olumlu yönde kullanabilirsen yetişkinlik döneminde daha başarılı ve sağlam kişilikli biri olabilirsin. Seni tenzih ederek söylüyorum; ama bazı ergenlerin �Ben ergenim!� ifadesini bir savunma olarak kullandıklarını ve sonrasında da çeşitli hatalarını bu şekilde örtmeye çalıştıklarını görüyorum. Bağırabilirim; çünkü ergenim, özgürlük benim de hakkım; istediğim gibi giyinebilmeyim; çünkü ergenim, istediğim zaman ailemle konuşmam; çünkü ergenlik psikolojisi yaşıyorum vs… İşte kimi zaman ergenlerin iradelerini ve sorumluluklarını devre dışı bırakıp, istedikleri olmayınca da şiddetle ebeveynlerine cephe aldıklarına şahit oluyor, çok üzülüyorum. Bu dönemi en tatlı bir biçimde atlatman duasıyla…Yasemin Yalçın Aktosun
Ailem Dergisi
Sayı:22715 Ekim 2011: 19:47 #798463Anonim
Kendimi size nasıl beğendirebilirim?Gizem yeni aldığı bluzu giydikten sonra ve annesine yönelerek
– Nasıl olmuş? diye sorar. Annesi,
– Hiç olmamış, hem biraz dar. Rengi de çok dikkat çekici. Yoksa bütün paranı buna mı verdin?.. Ertesi gün Gizem matematik sınavından sevinçle 68 aldığını söyleyince, babası;
– Bu nota mı seviniyorsun? Biz 80�in altında alınca üzülürdük. Ailesini memnun edemediğini düşündüğü halde moralini bozmamaya çalışan Gizem akşam yemeğinde ortamı yumuşatmak için bir espri yapar, bunun üzerine
– Okulda size bunları mı öğretiyorlar, saçma saçma konuşuyorsunuz, adına da espri deyip gülüyorsunuz.
Yukarıdaki örneği okuduktan sonra bazı ebeveynler iyi de biz haklıyız, diye düşünebilirler. Bazı ebeveynlerin bana, �gerçekten hatalı giyiniyor, ders çalışmıyor veya garip garip şeylere gülüyor�, bu yanlışlar karşısında susacak mıyız, dediğini duyar gibiyim. Tabii ki ergen hataları ile baş başa bırakılmamalıdır. Ve yine tabii ki doğru olana yönlendirilmelidir. Ancak örnekteki gibi iğneleyici ve eleştirici üslup ayrıca gence söz hakkı vermeyen yaklaşım tarzı, gence doğruyu öğretmek bir yana onun iyice yanlışa batmasına neden olacaktır. Bu şekilde genç madem beğenilmiyorum, öyleyse beni beğenen arkadaşlarım var, onların yanına giderim diye düşünecektir.***
ERGENLİKTE BEĞENİLME
KABUL GÖRMENİN BİR İFADESİDİR
Geçenlerde danışmanlık merkezime gelen bir ergenin şunları söylediğine şahit oldum:
�Giyiniyorum, arkadaşlarım karizma yapmışsın diyor, ailem serseri gibi olmuşsun diyor, saçlarıma yeni bir şekil veriyorum, arkadaşlarım vav diyor, ailem jöle kutusuna mı düştün diyor; ya da bir espri yapacak oluyorum arkadaşlarım gülmekten yorulduk diyor, ailem yine saçmaladın diyor.� Böyle bazı örnekleri sıraladıktan sonra �Yasemin abla ben ne yaparsam yapayım ailem beni beğenmeyecek, artık umudumu kestim, bence sen de boşuna uğraşma.� deyiverdi.
Evet birçok aile adeta bu kısırdöngünün içinde sıkışmış gibi. Yani bu aileler çocukları kendi istedikleri gibi olmadığı sürece beğenilerini ifade etmiyorlar, bunun neticesinde ergen de ebeveyninin istediği gibi olmayı reddediyor ve bu çatışma sürekli devam edip uzuyor. Görüldüğü gibi ebeveyn �yaptığın yanlış� diyerek hele de iğneleyici bir üslup kullanarak sonuca ulaşılmıyor. Bilakis bu şekilde her iki taraf da birbirini anlamaktan çok uzak olmuş oluyor. Ebeveyn de, ergen de yeterince esnek davranamıyor… Biz yetişkinler ergenin deli-kanlı olduğunu kabul edip ilk esneyebilen daha doğrusu inatlaşmadan doğru yaklaşımı sergileyen taraf olmalıyız.
Ergen için beğeniliyor, onaylanıyor olmak kabul görmenin bir ifadesidir. �Kabul görmek� ise ergene �toplumda ben de bir fert olarak varım ve kişiliğim kabul görüyor� anlamına gelir. Ergen başlangıçta topluma uyarsam zaten kabul görürüm diye düşünmekten ziyade beni ben olarak hangi küçük toplum kabul edecek bunun arayışındadır.***
HERŞEYE RAĞMEN SEVGİ
HERŞEYE RAĞMEN KABUL/BEĞENİ
Bütün bu sebeplerden dolayı ergeni kabul eden beğenen ilk küçük toplum aile olmalı, ona istedikleri gibi olmadığı için sırtlarını çevirmemelidirler. Biraz sevgi ve sabırla ergen zamanla aile değerlerini benimseyecek ve bir yandan kendi kişiliğini oturturken diğer yandan ailesinin ve çevresindeki değerli isimlerin desteğini almayı kabul edecektir. Ya da bunun tam tersi olur sürekli ebeveyni ve yakın çevresi tarafından dışlanacak olursa aile değerlerine zıt tepkiler geliştirebilecektir.***
ÖYLEYSE
* Çocuğunuzun kıyafetlerini, saç modelini vs� eleştirmek yerine, onun da anlayabileceği bir mantıkla �hayır�ınızı ona sunun. Mesela, serseri gibi olmuşsun, yerine bu düşük bel pantolon galiba göbeğini çıkardı. Oysa senin fiziğin oldukça güzel� gibi bir yaklaşım sergilenebilir.* Fikirlerini mutlaka önemseyin, katılmıyorsanız bile onu sonuna kadar dinleyin, nasihatler vermek yerine benim de fikrim şu diyerek kendi düşüncelerinizden bahsedin. Sonuca birlikte karar verin.
* Zaman zaman beklenmedik tepkiler verin. Mesela eleştireceğinizi zannettiği bir anda şayet ortada yanlış bir tutum veya durum yoksa onore edin ve şaşırtın.
* Kendinizle ilgili olarak onun fikirlerini de alın. Kendi kıyafetiniz veya sorunlarınız konusunda mesela…
* Her şeye rağmen çocuğunuzu sevdiğinizi ve asla kendisinden vazgeçemeyeceğinizi ona hatırlatın.
Ergenlere özel
Merhabalar,
Beğenilmek ve kabul görmek elbette ki senin de hakkın. Ama zaman zaman ailenin bu konudaki tutumlarını beğenmeyecek bile olsan sert tepkiler vermek yerine aranızdaki kuşak farkını düşün ve onlara beklentilerini ifade et. Bir süre sonra seni anlamaya çalışacaklardır.Yasemin Yalçın Aktosun
Ailem Dergisi
Sayı:22815 Ekim 2011: 19:48 #798464Anonim
Ergenler, duygularını çok yoğun yaşarErgenlik duygu karmaşalarının en çok yaşandığı dönemdir. Ergen, kendini tanımamışken, bir de derdini büyüklerine anlatmak durumundadır.
Tolga, kendisine bir defter almıştı ve ne zaman sıkılsa odasına gidiyor ve bir şeyler yazmaya çalışıyordu. Babası ne yazdığını sorunca çok sert tepkiler veriyor, usulca cevaplandırılabilecek bu soru karşısında çok şiddetli bağırarak �yeter artık, her şeyime karışmayın� diyor, çeşitli el hareketleri ile öfkesini belli etmeye çalıyordu. Tolga bu tartışmadan sonra da odasına girdi ve tekrar defterini eline aldı. Tolga yaşadığı tüm duyguları artık şiirle ifade etmeye çalışıyor, ancak bu şekilde duygusal anlamda rahatlayabiliyordu. Ertesi gün uyandığında Tolga’nın öfkesinden eser kalmamış ve mutlu olduğu görünüyordu. Ebeveynleri Tolga�daki bu hızlı değişim süreçlerine bir türlü anlam veremiyorlardı.
Ergenlik insan yaşamı içinde en ciddi duygusal karmaşanın ve duyusal yoğunluğun yaşandığı dönemdir. Bu dönemde ergen yaşadığı her türlü duyguyu çok fazla önemser ve davranışsal anlamda bu hissettiği duygu sürecinin etki sahasına girer. Hani bazı bireyler vardır ve vücutlarını sürekli dinlerler. Ve buna bağlı olarak sürekli olarak bir yerlerinin ağrıdığını, hasta olduklarını düşünürler. Ergenlikte de birey sürekli duygu dünyasını dinler ve en ufak bir dalgalanmayı çok yoğun yaşar. Bu nedenle çevrelerindeki yetişkinlerin kendilerine verdikleri tepkileri, nasihatleri anlamazlar ve hatta anlaşılamadıkları için yetişkin dünyasından uzaklaşmaya çalışırlar. İsterseniz duygulardaki istikrarsızlığı ve duyguların yoğun yaşanıyor olmasını ayrı ayrı ele alalım ve biraz daha açalım.ERGEN, DUYGULARINI YOĞUN YAŞAR
Çocukluk ve yetişkinlik dönemindeki duygulardan farklı olarak ergenlik döneminde duygular çok coşkulu yaşanır, ergen adeta tüm bedeniyle ve ruhuyla yaşadığı duyguyu hisseder ve hissettirir. Şöyle ki gerek mimikleri, gerek el kol hareketleri ile beden yapısı duygularına eşlik eder. Mesela herhangi bir konuya öfkelenecek olsa, bir anda parlar ve muhatabının üstüne yürüyebilir. Veya ufak kırgınlıklarında bile çok ciddi anlamda suratını asabilir. Veya kendisi için önemli olduğunu düşündüğü bir eşyasını kaybedecek olsa vereceği tepki bir işadamının iflası görünümünde olabilir. Bu durum olumlu duyguları için de geçerlidir. Kimi zaman olumlu duygular içerisindeyken de çevresini şaşırtacak yoğun tepkiler verebilir (yüksek sesle gülme gibi).
Fakat bunun dışında özellikle heyecanlarını ve bununla birlikte karşı cinsle ilgili yaşadığı duyguları ve buna benzer özel duygularını, günlük, hatıra, şiir, deneme vb.. çalışmalarla dile getirmeye çalışır. Tekrar vurgulamak gerekirse ergen için yaşadığı en ufak bir duygu onu fazlasıyla etkiler ve davranışlarına da yansır. Bu sebeple de kimi zaman yazı veya şiir yazarak duygularının deşarj olmasını sağlar ve rahatlar.DUYGULARI İSTİKRARSIZDIR
Ergenin duyguları sürekli olarak değişkenlik arz eder. Bir gün evvel çok tepkisel yaklaştığı bir konuya bir diğer gün, çok sükûnetle yaklaşabilir. Ya da ergenin duygularının çok anlık değişebildiği görülür. Kendisini çok iyi ve mutlu hisseden ergen kısa bir süre sonra çok gergin ve hüzünlü olabilir. Aslında bu değişimi kendisi de tam olarak tanımlayamaz. Ergenin duygularındaki bu değişim çok hızlıdır. Duyguları olduğu kadar duygularının yansıması olan davranışlarının da çok kısa zaman dilimleri içinde değişim gösterdiğini görürüz. Hata bu nedenle kimi ebeveynler ergen çocuklarını samimiyetsizlikle suçlarlar. �Bir öylesin bir böyle�, �gerçekten içinden geldiği için mi iyi davranıyorsun bilemiyorum?� gibi ifadelerle bu değişkenliğe karşı rahatsızlıklarını ifade ederler. Ancak bu tarz yaklaşımlar duygusal değişimi çok hızlı olan ergene gösterilecek en tehlikeli yaklaşımlardandır. Bütün bu sebeplerden dolayı ergeni tanımaya çalışırken duygu süreçleri hakkında da bilgi sahibi olmalıyız. Aksi takdirde ergen-ebeveyn güç çatışmalarının çok sık görülmesi kaçınılmazdır.
EBEVEYNLER ERGENLERE NASIL YAKLAŞMALI?
Ebeveyn ergenin değişen duygu süreçleri ile ilgili olarak sürekli soru sormamalı. Ebeveyn ne kadar iyi niyetli olursa olsun, ergen kendisinin bile tanımlayamadığı bu soruların cevabını tam olarak veremez ve gerilim yaşar, bu nedenle de ebeveynine ters cevaplar verir. �Neden böyle davranıyorsun?��Daha az önce gayet iyiydin.��Bu şekilde bizi mi kandırıyorsun?� tarzı yaklaşımlar veya sorular ebeveynin ergene güvenmediği mesajını verir. Ebeveyn çok sık olmamakla birlikte gerçekten çocuğunun desteğe ihtiyacının olduğunu düşündüğü zamanlarda ısrarcı olmaksızın �Senin için bir şey yapabilir miyim?� diye sormalı. Ebeveyn çocuğunun yaşadığı duygusal süreçlerle kesinlikle şakayla bile olsa dalga geçmemelidir. �Oo, şair olmuşsun!�, �Seninkisi kara sevda!� Ebeveyn ergenin yaptığı çok tepkisel davranışlara, kontrollü yaklaşmalı, aynen çocuğu gibi tepkisel davranmamalı. Yaşanan problemin çözümü için ergenin sakinleşmesini beklemelidir. Ebeveyn zaman zaman ergenle bir zamanlar kendi yaşadığı duygu süreçlerine bağlı anılarını tatlı bir üslupla paylaşmalı. Ancak bu paylaşımın sorun anında olmamasına ve nasihat tarzında olmamasına dikkat edilmelidir.Yasemin Yalçın Aktosun
Ailem Dergisi
Sayı:229 -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.