- Bu konu 19 yanıt içerir, 12 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
10 Kasım 2007: 16:13 #646119
Anonim
benim sorum eski saidle yani said arasında ki fark..
soruma cvp yazarsanız cok mtulu olurum.selam ve dua ile.11 Kasım 2007: 07:49 #715438Anonim
istiğna wrote:bölüm yöneticisi şualar biliyorum,ama o gelene kadar bana biri yardımcı olsun.benim sorum eski saidle yani said arasında ki fark..
soruma cvp yazarsanız cok mtulu olurum.selam ve dua ile.Evvela eski said ve yeni said terimleri denilirken ; akla cok farklı düşünceler gelebilmekde heleki Ustadıtanımıyorsak …Saniyen bu terimleri ustadımın dile getirmesinin cok nedenleri vardır ben acizane sadece bildiğim bir farkı dile getirmek istiyorum inşallah şualar kardeşimiz tam istifade ettirir ve tam tatmin eder.. Salisen Ustad bediüzzaman eski said dönemi dediği dönemini tabiri caiz ise siyaset ile islamiyeti tebliğ etmeye gayret etmeye calışmış ancak neticeleri sonucunda siyaset ile bunun olamayacağını anlamış.Ve bunun neticesinde yeni said dönemi ile Kuranı azimüşşanın elmas hakikatleri ile islamiyeti ve iman hakikatlerini tebliği ile yeni said dönemini yaşamış. Ancak buradaki bilmemiz gereken en temel ve en ince nokta ise her iki döneminin gayesi Kuranın hukumlerini anlatmak oluduğunu …
11 Kasım 2007: 10:30 #715439Anonim
abi Allah raz olsun.
peki eski saidle yeni said arasında ki tek fark siyasetin seytanın oynunu oldugunu anlayıp ondan uzak durması mı?
siyaset ile islamiyeti tebliğ etmeye gayrete calışmış ancak netice leri sonucunda siyaset ile bunun olamayacağını anlamış ve bunun sonunda sadece ve sadece iman hakıkatlaerının hukumlerini anlatmak mı olmuş?11 Kasım 2007: 10:50 #715440Anonim
istiğna wrote:abi Allah raz olsun.
peki eski saidle yeni said arasında ki tek fark siyasetin seytanın oynunu oldugunu anlayıp ondan uzak durması mı?
siyaset ile islamiyeti tebliğ etmeye gayrete calışmış ancak netice leri sonucunda siyaset ile bunun olamayacağını anlamış ve bunun sonunda sadece ve sadece iman hakıkatlaerının hukumlerini anlatmak mı olmuş?Kullandığım kelimelere dikkat ederseniz sadece diye bir ibare kullanmamısımdır ; cok nedenlerinden birini olduğunu düşündüğüm bir farkı belirttim…
Ustadımın ağzından dinliyelim ;
“Ey dünya-perest ve hayat-ı dünyeviyeye âşık ve sırr-ı ahsen-i takvimden gafil insan! Şu hayat-ı dünyeviyenin hakikatını bir vakıa-i hayaliyede Eski Said görmüş. Onu Yeni Said’e döndürmüş olan şu vakıa-i temsiliyeyi dinle:
Gördüm ki, ben bir yolcuyum. Uzun bir yola gidiyorum. Yani gönderiliyorum. Seyyidim olan zât, bana tahsis ettiği altmış altundan tedricen birer miktar para veriyordu. Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim. O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim. Sabahleyin elimde hiç bir para kalmadı. Bir ticaret edemedim. Gideceğim yer için bir mal alamadım. Yalnız o paradan bana kalan elemler, günahlar ve eğlencelerden gelen yaralar, bereler, kederler benim elimde kalmıştı. Birden ben o hazîn halette iken orada bir adam peyda oldu. Bana dedi: “Bütün bütün sermayeni zayi’ ettin. Tokata da müstehak oldun. Gideceğin yere de müflis olarak elin boş gideceksin.
Fakat aklın varsa, tövbe kapısı açıktır. Bundan sonra sana verilecek bâki kalan onbeş altundan her eline geçtikçe yarısını ihtiyaten muhafaza et. Yani gideceğin yerde sana lâzım olacak bazı şeyleri al.” Baktım nefsim razı olmuyor. “Üçte birisini” dedi. Ona da nefsim itaat etmedi. Sonra dörtte birisini dedi. Baktım nefsim mübtela olduğu âdetini terkedemiyor. O adam hiddetle yüzünü çevirdi gitti.
Birden o hal değişti. Baktım ki; ben, tünel içinde sukut eder gibi bir sür’atle giden bir şimendifer içindeyim. Telaş ettim. Fakat ne çare ki, hiç bir tarafa kaçılmaz. Garaibden olarak o şimendiferin iki tarafında pek cazibedar çiçekler, leziz meyveler görünüyordu. Ben de akılsız acemîler gibi onlara bakıp elimi uzattım. O çiçekleri koparmak, o meyveleri almak için çalıştım. Fakat o çiçekler ve meyveler, dikenli mikenli, mülâkatında elime batıyor, kanatıyor. Şimendiferin gitmesiyle müfarakatından elimi parçalıyorlar. Bana pek pahalı düşüyorlardı.
Birden şimendiferdeki bir hademe dedi: “Beş kuruş ver, sana o çiçek ve meyvelerden istediğin kadar vereceğim. Beş kuruş yerine elin parçalanmasıyla yüz kuruş zarar ediyorsun. Hem de ceza var, izinsiz koparamazsın.” Birden sıkıntıdan ne vakit tünel bitecek diye başımı çıkarıp ileriye baktım. Gördüm ki, tünel kapısı yerine çok delikler görünüyor. O uzun şimendiferden o deliklere adamlar atılıyorlar.
Bana mukabil bir delik gördüm. İki tarafında iki mezar taşı dikilmiş. Merak ile dikkat ettim. O mezar taşında büyük harflerle “Said” ismi yazılmış gördüm. Teessüf ve hayretimden “Eyvah!” dedim. Birden o han kapısında bana nasihat eden zâtın sesini işittim. Dedi: “Aklın başına geldi mi?” Dedim: “Evet geldi fakat kuvvet kalmadı, çare yok.” Dedi: “Tövbe et, tevekkül et.” Dedim: “Ettim!”
Ayıldım… Eski Said kaybolmuş. Yeni Said olarak kendimi gördüm.“
11 Kasım 2007: 12:58 #715443Anonim
Tarihçe-i Hayat(96) tan bir haşiye:
(Hâşiye): Ey kardeşlerim! Kırk beş sene evvel Saidin bu dersinden anlaşılıyor ki: O Said siyasetle, içtimaiyat-ı İslâmiye ile ziyade alâkadardır. Fakat sakın zannetmeyiniz ki, O, dini siyasete âlet veya vesile yapmak mesleğinde gitmiş. Hâşa! Belki o, bütün kuvvetiyle siyaseti dine âlet ediyormuş. Ve derdi ki: “Dinin bir hakikatını, bin siyasete tercih ederim.” Evet o zamanda kırk elli sene evvel hissetmiş ki: Bazı münafık zındıkların, siyaseti dinsizliğe âlet etmeye teşebbüs niyetlerine ve fikirlerine mukabil; o da bütün kuvvetiyle siyaseti İslâmiyetin hakaikine bir hizmetkâr, bir âlet yapmaya çalışmış. Fakat o zamandan yirmi sene sonra gördü ki: O gizli münafık zındıkların garblılaşmak bahanesiyle siyaseti dinsizliğe âlet yapmalarına mukabil; bir kısım dindar ehl-i siyaset, dini, siyaset-i İslâmiyeye âlet etmeye çalışmışlardı. İslâmiyet güneşi, yerdeki ışıklara âlet ve tabi olamaz; ve âlet yapmak, İslâmiyetin kıymetini tenzil etmektir, büyük bir cinayettir. Hattâ Eski Said o çeşit siyaset tarafgirliğinden gördü ki: Bir sâlih âlim, kendi fikr-i siyasîsine muvafık bir münafığı hararetle sena etti. Siyasetine muhalif bir sâlih hocayı tenkid ve tefsik eti. Eski Said ona dedi: “Bir şeytan senin fikrine yardım etse, rahmet okutacaksın. Senin fikr-i siyasiyene muhalif bir melek olsa, lânet edeceksin.” Bunun için, Eski Said “Eûzü billahi mineşşeytani vessiyase” dedi, otuzbeş senedenberi (şimdi kırk beş sene oldu) siyaseti terketti. (Hâşiye -1)
Hâşiye – 1: Üstadımızın yüz otuz parça kitabı ve mektupları, üç mahkeme ve hükûmet me’murları tarafından tam tetkik edildiği ve aleyhinde çalışan zalim, mürted ve münafıklara karşı mecbur da olduğu halde, hattâ idamı için gizli emir verildiği halde, dini siyasete âlet ettiğine dair en ufak bir emare bulamamaları, dini siyasete âlet etmediğini kat’î isbat ediyor ve hayatını yakından tanıyan biz Nur Şakirdleri ise, bu fevkalâde hale karşı hayranlık duymakta ve Risale-i Nurun dairesindeki hakikî ihlâsa bir delil saymaktayız.
Nur Şakirdleri
11 Kasım 2007: 13:04 #715445Anonim
“Dinin bir hakikatını, bin siyasete tercih ederim .”
bu vesileyle dini siyasete alet edenler utansınnn…
11 Kasım 2007: 14:43 #715455Anonim
allah razı olsun.cvplar için.
12 Kasım 2007: 19:57 #715593Anonim
dini siyasete alet edenlr yokmuuuu ah ahh bugunki örtü meselesinin nemalandığı kaynaklardn biri de dini siyasete alet etmeyin lafı ve düşüncesi.. demekki o dini siyasete alet edenlr bu sorunun ekmeğine yağ sürmüşlr ..
12 Kasım 2007: 20:00 #715597Anonim
talha abi ben sıze demedım kı sız tek fark bumu dıyorsunuz .cumle yanlıs olmus.
yanı tek fark sıyasetı bırakmasımı?
sualar yok dedım ,cunku ben bı kac kere soru sordugumda bolum yonetıcıleıne sor denılmıstı,bu yuzden yazdım.12 Kasım 2007: 20:05 #715602Anonim
aklımda olduğu kadarıyla üstad eski said dönemnde karakteri biras daha değişk mesela enaniyeti daha kuvvetli takva dairesindede yeni said de olduğu kadr yüksek mertebede deil hani sigara filan içiyr mesela bunlar aklımda olanlar.
12 Kasım 2007: 20:12 #715608Anonim
bende şöyle düsünüyorum.eski saidken esmanın celal isimlerine daha cok ayineilk yapıyomuş,ama yeni said donemınde
de cemal isimlerine ayinelik yapmıs.umarım yanlış bişey yazmıyorumdur.
dua ile..13 Kasım 2007: 15:43 #715653Anonim
Eski said(ra) dine siyaset yoluyla hizmet edileceğini benimsemişti ve siyaset yoluyla hizmet için çalışordu.
Yeni Said(ra) ise tamamen siyasetten uzak kalınarak hakiki hizmet edileceğini benimsemiştir ..13 Kasım 2007: 15:45 #715654Anonim
Eski Said, daha ziyade akli gidiyordu, Yeni Said ise ilhama da mazhardır, akıl-kalp ittifakıyla hareket eder.
Eski Said hayatın geniş dairelerinde hizmet ediyordu, Yeni Said ise sürgünde, garip, kimsesizdir, gelecek nesillerin hidayetine vesile olacak nurlu Kur’an reçetelerini yazmakla meşguldür.
Eski Said üst düzey Arabi dersleri talebelerine ders verirken, Yeni Said Molla Hamide Kur’an dersi vermeyi son derece önemsemektedir. Çünkü şartlar değişmiştir, şartlara göre hizmet metotlarının da değişmesi gerekir.
13 Kasım 2007: 15:47 #715656Anonim
bu bölüm uzun musait bi zamanda okuyayım inş..
24 Kasım 2007: 20:49 #716219Anonim
İSTİĞNA tavafuk bende tarihceyi okuyorum benimde tesbit ettiğim bi iki nokta var,,
fakat suan fazla vaktim yok ben bilahere yazarım inş.Zaten abiler bi kısmına dikkat cekmişler._________________________________________________Evt sözümüüz yerine getirelim inş.Abilerin değindikleri noktaları geciyorum.
Şimdi eski Saidde müşahede etiğimiz,ama yeni saidde zaman zaman müşahede ettiğimiz bazı damarlar var.Üstadı tenzih ederim ama kendi ifadesiyle bunlara dikkat cekmiş.Bunlardan iki tanesi dikkatimi cekti.Birini ben söyliyeyim diğerini ve diğerlerini sen arastır istiğna.
Evet biri hiddet…Eski said daha ziyade hiddetli,asla ehli dünyaya baş eğmeyen,pervasızca sözünü söyleyen bi şahsiyet…
Yeni said de ise _dinine yapılan taarruzlar haric_ daha müşfik…Hem eski saide nazaran, yani said daha fedakar…Tamam eski saidde fadakardı,yeri gelince en cebbar kumandanın dahi karşısında, ilmin izzetini müdaafa ugrunda, hayatını gözünü kırpmadan tehlikeye atmıştı.
Ama yani said de sadece hayatını değil,iman hizmeti uğrunda (asla fani şeyler icin değil) nefsini,izzetini,şerefini,rahatını dahi feda etmiş.
Şener abi demişti ki;
Herkes hayatını feda edebilir,malını feda edebilir ama herkes rahatını,hele hele izzetini feda edemez.Bunda bizim icin müthiş dersler var.Üstad ki en hain düşmanlara,ona hakaret
etmeleri,zehirlemeleri,işkence etmeleri,hürriyetini ellinden aldıkları halde ”Eger onlar risale-i nurla imanalarını kurtarsalar,hakkım helal olsun” demiştir.
Bu nasıl şefkat,bu nasıl fedakarlıktır ya rabbim!..
Bir dostumuz olsun,ehli hizmetten kardeşlerimiz olsun,en ufak bir hatasında veya hakaretinde üstad gibi izzetimizi,haysiyetimizi feda etmek şöyle dursun;
Haysiyetime, şerefime, dokundu diye herseyi bir anda batırabiliyoruz.(kimse üstüne alınmasın,evvela nefsime diyor,böyle olmayanları tenzih ediyorum)Dersi,dershaneyi,o dostlarla muhabbetimizi terkedebiliyoruz.Üstadın düşmanlara,en zalimlere gösterdiği fedakarlığı(iman hizmeti icin),şefkati kendi din kardeşimize,hele hele dava arkadasımıza gösteremiyoruz.
Kaldı ki üstad o zulümlerin ardında hep kaderin cilvelerini müşahede etmiş.
Hani istiğna, bi abimiz demişti ya;
İnsanda hep rezzak ismi mi tecelli eder? Ya diğer isimler…Kabz,darr,sabr bunlar tecelli etmiyecek mi?Olaylar aslında sebebtir.Maksat esma tecelli etsin.Aynı abi örnek veriyor;
Birgün kızım yemeği döktü,sinirlendim tam kızacaktım, olayın esma perdesini aralamaya karar verdim.Dedim şimdi bende cellal tecelli etti,kızımın yaptığına sabretmekle sabır ismi..
Halıyı temizlemekle kuddüs ismi…ilaahir ve diyorki; olay nazarımda ibadete dönüştü gitti…Bunun gibi üstad da hep olaylarla değil,esma ile aakadar olmuş.Hem sonra eski said döneminden, yani said dönemine bir ön hazırlık müşahede ediyoruz.Cocukluğundan, gencliiğine,ahvalinden,okuduğu, iştigal ettiği ilimlere kadar…
Yeni said de sadece hizmet ile alakadar ve sadece kurandan istifade ve istifaza etmiş.Eski saidde ehli imanın derdiyle alakadar,ama yeni saidde bu muzaaf bi şekilde var.Bu uğurda maddiyi bırakın manevi hayatını feda ettirecek kadar…
Eski Said dünya ile iştigal ettiğini ama bunu esas maksat yapmadığını,ahiretine nisbeten dünyanın geri planda olduğunu müşahede ediyoruz.
Ama yeni said de ,dünyadan tamamen el etek cektiğini ,dünyanın sadece esmaya bakan ciheti ile alakadar olduğunu görüyoruz.Neyse sen zekisin,gerisi senin zekana havale…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.