- Bu konu 15 yanıt içerir, 10 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
13 Ekim 2010: 18:18 #779546
Anonim
neden “EN” makbul bir şefaatçi?
muhakkak çok hikmetleri vardır bu sıfatın burada kullanılmasının
bir hikmeti de şu olabilir ki;bir arkadaşımız, bir kardeşimiz, belki çocuğumuzun bir hatasını itiraf edip mazeretini bize sunarken,
bizi onu affetmeye iten en önemli sebeb,
o kişinin içnde bulunduğu imkansızlık olur.
imkanı olduğu halde yapmadığı bir şey için mazeret sunması, veya bir başkasını gelip o kişi için bizim affımız istemesinden ziyade, kişinin kendisinin gelip bize imkanlarının yetersizliğini itiraf etmesi, bizim merhametimizi daha çok celb eder.burada zikredilen Esma-i Hüsna, Kadir-i Rahim’dir. bizim acizliğimizin fakirliğimizin tam zıddı olan isimlerdir bunlar ve belki bizim halimiz en çok bu iki ismi celb eder.
Nihayetsiz acz ve fakrın en makbul bir şefaatçi olmasının ihlasla bir ilgisi var mıdır ?
ve pek tabiidir ki, söylediğine kendisi bile inamaz bir halde gelip bize yalvarıp yakaran kişinin bizim gözümüzde, nezdimizde değeri ne ise, Rabbimizin karşısında da ihlassız dilenen af, ihlassız yapılan itirafın değeri de o kadar olacaktır..
“nihayetsiz” aciz ve “nihayetsiz” fakir olan sadece insan mıdır?
sonsuz olan iki nesnenin birbirine kıyasının yapılması mantık olarak sonuç vermez. mantık, iki sonsuzun kıyasını yine sonsuz olarak yorumlar.
insan ve diğer canlı cansız tüm masnuat Cenab-ı Hakkın karşısında sonsuz aciz, sonsuz fakirdir.lakin bakış açımızı biraz değiştirirsek,
kıyası biraz daha alt tabakalara indirirsek;bir elma ve onu oluşturan hücreleri boyut olarak aralarında “sonsuz” bir fark vardır. elma, onu oluşturan hücrelerden “sonsuz” büyüktür. elma hücreleri ile, o hücreleri oluşturan moleküller arasnda da boyut olarak “sonsuz” fark vardır. moleküller ile, molekülleri oluşturan atomların proton ve nötronlarını oluşturan kuarklar arasındaki boyut farkı da yine “sonsuz”dur.
hasılı, elma için, hücre, molekül veya kuark fark etmez, elma hepsinden “sonsuz” büyüktür.
Cenab-ı Hak tüm masiva ile zenginlik ve kudret açısından -haşa- kıyasa tabi tutulsa, nihayetsiz kere nihayetsiz bir fark çıkar ortaya. ki böyle bir kıyasa girmek bile mantıksızdır, muhaldir.
lakin masiva içindeki, insan, bitki, hayvan, taş, güneş ve sair canlı cansız maddeler arasında bir kıyas yapacak olursak; bir ağaç kendi besinini üretebilirken, insan kendi besinini üretemez. bir kedi dün neredeydim, yarın nerede olacağım mülahazalarına girmeden anını yaşayabilirken, insan, dün bugün, asırlar öncesi-sonrası, zaman öncesi-sonrası dahil ve daha pek çok şehi düşünür, “an” ile kısıtlı olduğu halde “an”ı yaşamaktan çoğu zaman çok uzaktır.misaller çoğaltılabilir. ama sonuç değişmez, insan kabiliyetlerinin, üzerinde tecelli eden esmanın en fazla olması hasebiyle, aslında kainatın en aciz, en fakir olan mahlukudur.
sadece insan değildir nihayetsiz aciz ve nihayetsiz fakir olan, ama “en nihayetsiz” aciz ve fakir olan insandır.
insan neden “nihayetsiz” aciz ve fakir?
bir önceki sorunun cevabında, bu sorunun da cevabı gizli aslında.
insan bütün esma-i hüsnaya ayna olacak kapasitede yaratılmışken, elinde avucunda bunu yapabilecek hiçbirşeye sahip değildir.elinde sadece beş lirası olan, beş yaşındaki bir çocuk ile; yine elinde saedce beş lirası olan beş çocuk sahibi elli yaşında bir baba kıyas edilse, hangisi daha aciz hangisi daha fakirdir?
baba, fiziksel olarak çok daha yetenekli, çok daha kuvvetli görünür, çok daha fazla potansiyele sahiptir ama buna karşılık sorumluluğu bir çocuğa nisbetle kat be kat fazladır. ellerindeki maddi güç aynı olmasına rağmen, baba çocuktan kat be kat fakirdir ve belki doyma noktasında da kat be kat acizdir, en basiti sadece kendisini doyurmak istese, beş liraya alıp yiyeceği bir tabak çorba ile çocuk doyarken babanın belki dişinin kovuğu dolar:) nerede kaldı evdeki beş çocuğu doyurmak.insan, diğer canlı cansız masnuata nazarla, verilen istidat noktasında, üzerinde tecelli eden isimler noktasında çok çok üst mertebelerdedir, lakin yaratılma cihetinde, muhtaçlık cihetinde –ihtiyaçlarının çok daha fazla olması sebebi ile- masnuatın çok gerisindedir.
ihtiyaç nekadar fazla ise, fakirlik o kadar fazla
karşısındaki “düşmanlar” nekadar güçlü ise acziyet o kadar yüksektir.gerek fiziksel, gerek psikolojik, gerek maddi gerek manevi ihtiyaçlar düşünüldüğünde.. insanın neden “nihayetsiz fakir” olduğu bir nebze hissedilebiliyor,
ve insanın en temel düşmanlarından nefsi, dağlar taşımaktan korkmuşken, üzerine bir de şeytan eklendiğinde, “düşman kuvvetlerin” boyutu belki hadde hesaba gelmez. bu kıyası yapıp anlayabildiğimiz nisbette de neden “nihayetsiz aciz” olduğumuzu bir nebze fark edebiliyoruz.
“nihayetsiz” kelimesinin burada ve sair yerlerde vurgulanmasındaki hikmet ve murad nedir?
muhakkak murad edilen çok manalar vardır, belki bu manalardan, hikmetlerden birisi, insanın bunca “imkansızlığa” rağmen, bu kadar “mükemmel” “düzenli” bir kainat içinde, bu kadar “ala” bir yaşantıya sahib olmasını nazara verip, “nihayetsiz yok”luk karşısındaki “nihayetsiz var”ı düşündürmektir
8 Kasım 2010: 10:17 #780811Anonim
Acz, istitaat sahibi olamamak demektir. Allah c.c insana bu gücü vermiş olsa dahi istediği zaman alabilir ve insan her istediğini gerçekleştiremediği gibi bazen istemedikleri de başına gelebilir.
Fakr ise umumiyetle tasavvufta insanın hiç bir şeye sahip olmaması değil, hiç bir şeyin insana sahip olmaması anlamında kullanılmıştır. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.