• Bu konu 17 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
4 yazı görüntüleniyor - 16 ile 19 arası (toplam 19)
  • Yazar
    Yazılar
  • #815116
    Anonim

      @Mustafa Kalkan 431074 wrote:

      Mesele özetle bu… Şimdi ayet ve hadis eşliğinde istişare edip yardımcı olalım lütfen. Ne yapılmalı

      Cenâb-ı Allah şöyle buyurur: “Biz insana, ana-babasına iyilik yapmasını tavsiye ettik. Bununla beraber, hakkında bilgi sahibi olmadığın (ilah tanımadığın) bir şeyi bana ortak koşman için sana emrederlerse, artık onlara bu hususta itaat etme.” (el- Ankebût, 29/

      Peygamber Efendimiz de bir hadislerinde: “Allah size, annelerinize itaatsizliği… Haram kıldı.” (Buhârî, Edeb, 4).

      Peygamber Efendimiz de “kime iyilik yapayım?” diye üç defa soran bir sahabiye, üç defasında da, “annene” cevabını verdikten sonra dördüncü soruda, babasına iyilik yapması gerektiğini söylemiştir. (Buhârî, Edeb, 2; Müslim, Birr, 1).

      “Ey Peygamber! Sana ne sarfedeceklerini soruyorlar. De ki, sarfedeceğiniz mal ana-baba, akrabalar, yetimler, düşkünler ve yolcular içindir. Yaptığınız her iyiliği Allah bilir. ” (el-Bakara, 2/215).

      “Size, büyük günahların en büyüğünü bildireyim mi?” diye üç defa sordu. Üç defasında da “evet bildir, Ey Allah’ın Resulü” diyen-ashab-ı kirâma bunların sırasıyla; “Allah’a ortak koşmak, ana-babaya karşı gelmek, haksız yere adam öldürmek ve yalan söylemek” olduğunu belirtir. (Buhârî, Edeb, 6).

      “Allah’ın rızası, babanın rızasında, gazabı da gazabındadır” (Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, 1; Tirmizî, Birr, 3)

      Peygamberimiz (s.a.s.) çok öfkeli bir şekilde üç defa, “Yazıklar olsun o kimseye ” dediğinde Ashab-ı Kiram; “Kimdir o? Ey Allah’ın Resulü! ” diye sorunca;

      “Ana-babası veya bunlardan birisi yanında ihtiyarladığı hâlde, Cennet’e giremeyip Cehennem’i boylayan kimse” der. (Müslim, Birr, 9).

      “Çocuk, hiç bir iyilikle babanın hakkını ödeyemez. Ancak onu köle olmuş bir vaziyette bulur da satın alarak hürriyetine kavuşturursa hakkını öder.” (Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, 6)

      #815117
      Anonim

        ALLAH razı olsun. Güzel cevaplar. Yalnız şunu belirteyim KARDEŞİNİZDE ana babaya isyan ve karşılık verme ALLAH korusun hakaret el kaldırma veya durduk yere grez etme yok. Zaten sessizliğinden ve hakkını yeterince savunamadığından bunlar başına geliyor.

        Olayların içinde sıkışıp kalması da problemleri çözme gayretinin boşa çıkması… Vardır bir hikmeti. Belki ALLAH kardeşinizi muhtaç etmeyerek kul hakkını üzerine geçirmeden yaşatacak ki inşaallah…

        Duanızı eksik etmeyin

        Benzer sorun yaşayıp hakkaniyetle çözebilmiş olan varsa tavsiyelerini de alabiliriz…

        #815130
        Anonim

          @Mustafa Kalkan 431079 wrote:

          ALLAH razı olsun. Güzel cevaplar. Yalnız şunu belirteyim KARDEŞİNİZDE ana babaya isyan ve karşılık verme ALLAH korusun hakaret el kaldırma veya durduk yere grez etme yok. Zaten sessizliğinden ve hakkını yeterince savunamadığından bunlar başına geliyor.

          Olayların içinde sıkışıp kalması da problemleri çözme gayretinin boşa çıkması… Vardır bir hikmeti. Belki ALLAH kardeşinizi muhtaç etmeyerek kul hakkını üzerine geçirmeden yaşatacak ki inşaallah…

          Duanızı eksik etmeyin

          Benzer sorun yaşayıp hakkaniyetle çözebilmiş olan varsa tavsiyelerini de alabiliriz…

          Amin, ecmain.

          Problemi çözme gayreti kardeşin üzerine düşen vazifedir zaten. Neticesi onun elinde olan birşey değildir. Neticeyi halk edecek Allahtır. Nasıl ki yağmursuzluk duanın vaktidir; bu musibette o kardeşin gayret içerisinde olmasının vaktidir. Kardeşin yaptığı fiili dua mahiyetindedir. Duanın semeresi sadece dünyaya münhasır değildir. Uhrevidir. Aynı zamanda netice Allahın hikmetlerine bakar, kulun isteklerine değil. Kul istemekle vazifelidir. Netice ise Allahın hikmeti iradesi ile ilgili bir durumdur. Mesela bir hasta hekimden bir ilaç istese, hekim onu önce tedavi eder, ya istediği ilacı verir durumuna göre, ya daha iyi bir ilaç verir daha iyi tedavi eder diye, ya da hiç vermez zarar olacak diye. Demek ki aynı istediğini vermediğinde bir hikmet vardır. Bu yüzden, musibet devam ettiği müddetçe aynı tavrını muhafaza etmeli, kendi işini yapmalı, Allahın işini de Allaha bırakmalıdır ki manen rahat edebilsin. İmtihan bitmeden “olmuyor” deyip kağıdı kalemi bırakan, sınavdan iyi bir netice beklememelidir. O yüzden imtihan bitene kadar kalem kağıt elde olacak, sorular ve sorunlar çözülmeye çalışılacak.

          Bir de dert cihetinde insan kendinden daha kötü durumda olanlara bakarsa, inanın kendi durumunu unutur.

          Allah cc. yardımcıları olsun..amin..

          #815384
          Anonim

            Epeydir yazmıyordum. Kardeşinizin kendi kardeşleri arasında ona karşı kıskançlık çekememezlik ve arada geçen kul hakları gün yüzüne çıktı… Bir nevi haksızlık yapanların eline ayağına dolandı diyebiliriz. Geçende daha birkaç gün önce kendi annesi vicdanına kulak verip evladını bağrına bastı ve çok acil bir ihtiyacını karşıladı… Ana oğul aradaki meseleyi ALLAH’a şükür yıllar yıllar sonra çözmeye çalışıyorlar. Bütn arızalar ortaya dökülüp istişare yapıldı. Araya diğer büyük akrabalar girdi hala ve amca… Ve Ramazan Bayramında namaz kıldığı camideki imamın nasihatleri ALLAH’a şükür işe yaradı… Adamcağız annesinin elini öptü… Annesine kimin nerde hatalı olduğunu kimin hakkaniyetin yanında olduğunu güzelce izah etti. Kadının aklına yattı… Durumu anladı Şu anda durum iyi. Dua edelim… Benzer veya daha büyük sorunları yaşayan çok insan var…

          4 yazı görüntüleniyor - 16 ile 19 arası (toplam 19)
          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.