• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #663180
    Anonim

      Evliya gibi dost
      Yaşlı adamın hastalığına çare bulunamayınca,
      kendisine evliya denilen birinin adresini vermişler.
      Söylenenlere göre en ağır hastalar o zatın duasıyla
      iyileşebiliyormuş. İhtiyar adam verilen adresi
      çaresizlik içinde cebine atıp doktorun yanından
      ayrıldığında, sokağın köşesinde simit satan 6 – 7
      yaşlarındaki bir çocuğa rastladı. Çocuk son
      derece masum gözlerle kendisine bakıyor
      ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu.

      Adam, o yaştaki çocukların tamamen günahsız
      olduğunu düşünerek yoluna devam ederken,
      aniden duruverdi. Simitçinin üzerindeki eski
      tişörtün üzerinde bir “E” harfi yazılıydı. Ve bu
      “E” mutlaka evilyanın “E” si olmalıydı…
      Aradığı evliyaya bu kadar çabuk ulaşmanın
      heyecanıyla yanına gidip bir simit aldıktan sonra;

      – “Doktorlar benim hasta olduğumu söylediler,”
      dedi. “İyileşmem için bana dua eder misin?”

      Çocuk bu teklif karşısında şaşırmışa benziyordu.
      Kafasını olur der gibi sallarken;


      – “Bende sık sık hastalanıyorum,” diye karşılık verdi.
      “Ama dedem, ALLAHa inananların ölünce yıldızlara
      uçtuklarını ve orada cenneti seyrettiklerini söylüyor.
      Bu yüzden korkmuyorum hastalıklardan.”

      Adam içinin bir anda ferahladığını hissetti. Onun
      soğuktan moraran yanaklarına bir öpücük kondururken ;

      – “Deden çok doğru söylemiş,” dedi.
      “Ama ben yine de yardım istiyorum senden.”

      Çocuk, duasının kıymetini anlamış gibiydi. Karşı
      kaldırımdan geçmekte olan baloncuyu gösterek ;

      – “Size dua edeceğim” diye cevap verdi. “Ama eğer
      iyileşirseniz, bana 10 tane balon alacaksınız , tamam mı?”

      Bu sefer adam başını salladı. Fakat çocuk bu kadar
      büyük bir hazineyi istemekle haksızlık yaptığına
      hükmetmişti. Mahcubiyetten kızaran yanaklarını
      elleriyle örtmeye çalışırken ;

      – “Uçan balon almanıza gerek yok,” diye devam etti.
      “Normalinden 10 tane istemiştim. “

      Adam elini uzatarak çocukla tokalaştı. Anlaşma
      nihayet yapılmış, ayrıntılara geçilmişti. Buna göre
      hastalıktan kurtulması halinde 6 ay sonraki ramazan
      bayramında çocukla buluşacak ve her hangi bir sebeple
      gelemediği takdirde, önceden hazırlanan balonların
      ona ulaşmasını veya postalanmasını sağlayacaktı.

      Adam küçük çocuğun adını ve adresini bir kâğıda
      yazdıktan sonra, başını okşayarak onunla vedalaştı.

      Aradan soğuk bir kış geçip ramazana ulaşıldığında ,
      adamın hastalığından eser bile kalmamıştı. Hayata
      tekrar dönmenin sevinciyle en güzel balonlardan
      bir paket hazırladı ve bayramın ilk gününü iple
      çekerek randevü yerine gitti. küçüklerin cıvıl cıvıl
      kaynaştığı bayram yerindeki diğer simitçiler,
      çocuğu tanımıyordu. Adam onu biraz ilerdeki
      bakkala sorduğunda , dükkân sahibi ;

      – “Ciğerleri hastaydı yavrucağın,” dedi.
      “Geçen hafta aniden ölüverdi.”

      Adam bir anda beyninden vurulmuşa döndü.
      Ve koşar adımlarla orayı terkederken , önüne
      çıkan ilk baloncuya bir tomar para uzatıp;

      – “Şu uçan balonlardan 10 tane istiyorum,” dedi.
      “Çabuk ol, gecikmeden ulaşmalı yerine.”

      Adam, satıcının aceleyle uzattığı balonların iplerini
      birbirine düğümledikten sonra, onları besmeleyle
      gökyüzüne bıraktı. Bayram yerindeki herkes gibi
      baloncu da şaşkındı. Sonunda dayanamayıp ;

      – “Ne yaptığınızı anlayamadım.” dedi.
      “Neden bıraktınız onları öyle?”

      Adam, nazlı nazlı yükselmekte olan balonları
      buğulu gözlerle takip ederken ;

      – “Onları bekleyen küçücük bir dostum var,”
      diye mırıldandı. “Hemde evliya gibi bir dost.
      Balonları adresine postaladım sadece.”

      Cüneyd SUAVİ

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.