• Bu konu 7 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
9 yazı görüntüleniyor - 1 ile 9 arası (toplam 9)
  • Yazar
    Yazılar
  • #652572
    Anonim

      SORU: Hocam, evliyim ve bir kızım var. Ancak eşimi sevmiyorum. Mutsuzum. Paylaştığımız çocuk ve alışkanlıklardan ibaret. Bir süre önce gönlümü başka bir hanıma kaptırdım. Çok seviyorum ve seviliyorum. Onunla bir hayat kurmak istiyorum. Ancak evli olduğum için, o böyle bir beraberliğe yanaşmıyor. “İkinci eşim” olmayı kabul etmiyor, böyle bir şeyin onur kırıcı olduğunu düşünüyor. Ben boşanmak istiyorum, fakat zulmeder miyim, günaha girer miyim diye ikilemdeyim. Tavsiyelerinize ihtiyacım var.

      Mehmet Paksu: Birinci evliliğin hakkını veremezken, ikinciye yöneliyorsunuz. Eşinizle evlenirken onu mutlaka seviyordunuz, sevmeseydiniz zaten evlenmeyi düşünmezdiniz. İkinci evliliği yürütebileceğinize garanti verebiliyor musunuz?

      Üstelik sizin bu zaafınızı o hanım bildiği için size itimat etmiyor, düşüncenizi hiç paylaşmıyor. Evli olduğunuz halde bir başka kadını sevmeniz, sevilmeniz baştan yanlış ve hatalı, ahlakî bir davranış da değil. Eşinizin hakkını çiğniyorsunuz, onu aldatıyor, kendinize de yazık ediyorsunuz.

      Gelin, ilk evlilik günlerinize dönün, eşinizi yeni baştan keşfedin, sevdiğiniz, hoşunuza giden, takdir ettiğiniz yönlerini öne çıkarın, aile birliğinizi kıskanan, önünüze taş koyan şeytanı yüzüstü bırakın. Eşinizi bırakmanızı ve boşamanızı gerektirecek hiçbir ciddi sebep görülmüyor. Sadece hissi ve duygusal sebepler var. Aile hayatını kurmak ne kadar önemliyse, yaşatmak ondan daha önemlidir.

      Yaşatmak için yeni yeni yollar arayıp bulun, boşanmayı değil, bütünleşmeyi gözden geçirin. Suçu sabit olmayan bir insanı cezalandırmak hem bir zulüm, hem de günahtır. Bir de sizden babalık bekleyen bir kızınız var. Onun sorumluluğunu nasıl taşıyacaksınız.

      ‘Mahkemede savaşmalı mıyım?’

      SORU: Ben 1.5 yıllık evliyim, eşimle aramız çok iyiydi, fakat ailesinin istediği bir gelin olamadım. Babası ameliyat oldu, bir kere aradım. Bir gün babası aradı, hakaretler etti. Ben de altta kalmadım. Eşim, “Sen nasıl aileme saygısızlık yaparsın?” diye bana boşanma davası açtı. Ben boşanmak istemiyorum, ama artık eşime de güvenmiyorum. Sizce pes edip ayrılmalı mıyım, yoksa en azından mahkemede savaşmalı mıyım? Bunalmış durumdayım.

      Mehmet Paksu: Eşinizle bir probleminiz yoktur. Asıl sıkıntı ailesiyle. Yani kayınpeder ve kayınvalidenizle. Onlar sizden saygı, itaat ve yakınlık istiyor. Siz de bu konuda beklenen hizmeti vermediğiniz için eviniz, yuvanız dağılmış. Öncelikle bu problemi çözmeniz gerekli. Bazı aileler birbirlerine çok düşkündür. Erkek çocuklar, eşiyle anne babası arasında bir tercih yapma zorunda kalacak olsalar, anne babasını tercih eder. Bir de anne baba baskın bir yapıda iseler, çocuğun başka seçeneği kalmaz.

      Boşanmak istemiyorsanız, yapacağınız tek bir şey var. Direnmekten, “savaşmak”tan vazgeçeceksiniz, şeytanla işbirliği yapıp kuyunuzu kazmaya çalışan nefsinizi ayağınızın altın alacaksınız. Gideceksiniz kayınpeder ve kayınvalidenizden özür dileyecek, ellerini öpeceksiniz.

      Kur’ân’ın tanımladığı gibi, “Sâliha ve itaatkâr” kadın olacaksınız. Yoksa ne pes edip ayrılmak, ne de mahkemelerde “savaş” vermek bir çözüm olamaz. Daha çok bunalıma girersiniz. Hayat mutlu ve huzurlu olmak için vardır. İnsan bütün enerjisini ve aklını hayatını güzelleştirmek için kullanmalı. Kavgayla, sürtüşmekle kimse bir yere varamamış, mutsuz ve umutsuz bir şekilde ömrünü telef etmiştir.

      ‘Kadına nafaka vermek şart mı?’

      SORU: Hocam, eşler boşandıktan sonra mahkeme erkeğin kadına nafaka vermesini karara bağlıyor. Dinen de nafaka vermemiz lazım mı, hükmü nedir?

      Mehmet Paksu: İslam hukukuna göre, kadın boşandıktan sonra dört ay on gün “iddet” bekler. Bu süre içinde bir başka erkekle evlenemez. Evlenirse nikahı geçersiz olur. Bu süre içinde erkeğin, nafaka adıyla boşadığı kadının yeme, içme, barınma ihtiyaçlarını karşılaması gerekir.

      Bu süre dışında kocanın kadına herhangi bir bedel ödeme zorunluluğu söz konusu değil. Bu nafaka ödeme şartı Hanefi mezhebine göredir. Diğer mezheplerde kocanın böyle bir şey ödemesi gerekmiyor. Medeni kanun bunu mecbur tutsa da, bunun dini bir yönü yoktur. Bir kişinin, boşadığı eşine dört ay bakması yeterli geliyor. Bundan sonra hanımın evlenerek hayatı devam ettirmesi, değilse yakınlarının bakması gerekiyor.
      Bugün

      #744494
      Anonim

        Allah razı olsun…

        #744579
        Anonim

          fakülte yıllarında çok sevdiğim arkadaşım nişanlanmıştı.nişanlısını çok seviyordu..
          nişanlısı ilkokul mezunuydu ama olsundu…zaten etiketin ne ehemmiyeti vardı ki..hem evlilik ne için kurulurdu ki..
          bir kaç ay sonra nişanlısının ömür boyu sürecek bir hastalığa düçar olduğunu öğrenecekti…
          bana ayrılıp ayrılmama konusuundaki görüşümü sorunca ben kendisinin en doğru kararı vereceğini söyledim..
          ….
          evlendiler…
          seneler sonra karşılaştığımızda”mutlu musun”dedim.”beni çok seven bir hanımım var”dedi.”bir de boyunlarının bükülmesine asla tahammül edemeyeceğim yavrularım…”

          evlilik galiba fedakarlıktır…
          rabbimiz!yuvalarımızın sahibi ol…
          rabbimiz!nazargahına senin razı olmadıklarına kapı aralama…

          #744654
          Anonim

            konudaki sorular çok saçma cevaplar mükemmel…

            #775096
            Anonim

              SORU: Hocam, eşler boşandıktan sonra mahkeme erkeğin kadına nafaka vermesini karara bağlıyor. Dinen de nafaka vermemiz lazım mı, hükmü nedir?

              ***

              Hasbinallahivenimelvekil , bunu soran bir erkeğin vijdanı varmıdır?!
              bir insan yanında çalıştırdığı herhangi birisine bile ayrılırken madur olmasın diye tazminat verir.Fakat erkekler yıllarca kendisine hanımlık yapmış belki çocuk dünyaya getirmiş onca yılını paylaştığı insana ayrılırken vereceği nafakayı çok görür , durumu iyi olsa bile o para gözüne batar.Hiç bir kadın zaten ihtiyacı yoksa eski eşinden yardım almak istemez .
              ya sabır ya selamet Allah akıl fikir versin , Rabbimden korkmayan kulundanda utanmıyor velhasıl…

              #775098
              Anonim

                Selam;
                Evli insanları izlediğimde bazen şaşırıyorum. Herkez yani iki tarafta bir birbirine boyun eğdirmeye kendi yoluna çekmeye afedersiniz Hizaya sokmaya çalışıyor. Gücü yettiğince.
                Arada anlayış ve hoş görü olmazsa nasıl birlikte yaşanır.
                Halbuki hayatımız Allah (c.c.) tarafından hep sevgi ve anlayış üstüne kurulmuş. Çocukken annemizi babamızı severiz. Büyürüz eşimizi severiz. Çocuklar olur evlatları severiz. Yani başa döner.
                Zoraki evlilik olur mu ? Bazen bayanlar yapıyor bunu ben de anlamıyorum. Diyorlar “sanırım” kendilerince Bir an önce evleneyim de nasıl olursa olsun. Hata.işte. Fakat sanırım bu hatanın bir kısmı da büyüklerinde oluyor. Çünkü toplum ve büyükler onu zorluyor. Onlarda da bu hata payı oluyor. Sanırım yani benim gözlemlediğim 😀
                Yani birbirlerini sevmeyen, gereklilik olduğu üzere evlenmiş insanlar nasıl devam ederler :S Büyük sabır ve sebat işi olmalı. Eşlerden Kim kimi hizaya çeker oda ayrı bir mevzu 😀

                saygılar..

                #775100
                Anonim

                  bi şekilde idare oluyor abidin kardeş adrinalin olmazsa tadı olmaz 🙂 benim bi arkadaşım vardı birbirlerini çok seviyorlardı evlenmişler bir çocukları olmuş ve geçinemeyip ayrılmışlar. bu işler nasip kısmet işi kader diyelim yada hepimizin çekeceği türlü türlü sıkıntılar var Rabbim bu sıkıntılar karşısında isyan etmeden durabilmeyi nasip etsin inşallah kimilerimiz eşleriyle kimilerimiz çocuklarıyle kimlerimizde çeşitli şeylerle imtihan oluyor……

                  #775101
                  Anonim

                    allahrazı olsun
                    ne güzel cevabplanmış.
                    birinci evliligi yürütemezken nasıl ikincisini yürütecek hayret

                    #775228
                    Anonim

                      Evlilik bence; iki ayrı iklim şartlarında yetişen insanların bir arada kalması gibidir. Söz temsili, biri diğerinin çetin kışına alışmalı, diğeri de; kurak sıcağına. Elbette ki dönem dönem üşümeler yanmalar olabilir fakat önemli olan külli iradeyi düşünerek sabredip katlanmaktır.
                      Tarık Bin Ziyad nasıl ki İSpanya’yı fethedince gemileri yaktı, askerlerin gözünü geride bırkmadı ve savaşı kazanmaları için çaba gösterdi, evlilik gibi kutsal bir müessese için bir araya gelmiş çiftlerin de gemilerini yakıp düşmanlarıyla savaşıp zaferi elde etmesi gerekir.

                    9 yazı görüntüleniyor - 1 ile 9 arası (toplam 9)
                    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.