• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #681706
    Anonim

      SUAL: (1. mektup 4. sual’den)
      Mahbublara olan aşk-ı mecazî aşk-ı hakikîye inkılab ettiği gibi, acaba ekser nâsda bulunan dünyaya karşı olan aşk-ı mecazî dahi bir aşk-ı hakikîye inkılab edebilir mi?

      Elcevab:
      Evet. Dünyanın fâni yüzüne karşı olan aşk-ı mecazî, eğer o âşık, o yüzün üstündeki zeval ve fena çirkinliğini görüp ondan yüzünü çevirse, bâki bir mahbub arasa, dünyanın pek güzel ve âyine-i esma-i İlahiye ve mezraa-i âhiret olan iki diğer yüzüne bakmağa muvaffak olursa, o gayr-ı meşru mecazî aşk, o vakit, aşk-ı hakikîye inkılaba yüz tutar. Fakat bir şart ile ki, kendinin zâil ve hayatıyla bağlı kararsız dünyasını, haricî dünyaya iltibas etmemektir. Eğer ehl-i dalalet ve gaflet gibi kendini unutup âfâka dalıp, umumî dünyayı hususî dünyası zannedip ona âşık olsa, tabiat bataklığına düşer boğulur. Meğer ki hârika olarak bir dest-i inayet onu kurtarsın. …

      (Bediüzzaman Said Nursi | Mektubat)


      Mahbub: Muhabbet edilen, sevilen, sevgili.
      Aşk-ı mecazî: Geçici ve ölümlü varlıklara karşı Allah(cc) adına olmayan sevgi.
      Aşk-ı hakikî: Hakiki(gerçek) aşk, Allah’a(cc) ve Allah adına olan sevgi.
      İnkılab: Kökten değişiklik, özünden değişme, başka hale geçme.
      Ekser: Çoğunluk, çoğu.
      Nâsda: İnsanlarda.
      Fâni: Geçici, gelip geçici, kaybolan.
      Zeval: Sona erme, son bulma, göçüp gitme.
      Bâki: Ebedi, sonsuz, ölümsüz olan.
      Âyine-i Esma-i İlahiye: Allah’ın(cc) isimlerinin aynası.
      Mezraa-i âhiret: Ahiret tarlası.
      Muvaffak: Başarılı, başarmış.
      Gayr-ı meşru: Meşru olmayan, helal olmayan, dine aykırı.
      Mecazî: Gerçek olmayan.
      Zâil: Devam etmeyen, geçici, tükenen.
      Haricî: Harice ait, dışla ilgili, yaratılmış olmakla ilgili.
      İltibas: Birbirine karıştırma, birbirine benzeyenleri birbirinden ayırt edemeyip karıştırma.
      Ehl-i dalalet: Kur’anın gösterdiği yoldan ayrılanlar, iman ve İslam yolundan sapanlar.
      Gaflet: Düşüncesizlik ve ihmal sebebiyle, içinde bulunduğu gerçeklerden, habersiz olma.
      Âfâk: Görünen bütün varlık dairesi, gözün varabildiği her taraf.
      Umumî: Herkesle ilgili, genel.
      Hususî: Özel.
      Dest-i inayet: İnayet eli, Allah’ın(cc) iyilik ve yardım eli.

      #816869
      Anonim

        Aşk, şiddetli bir muhabbettir; fâni mahbublara müteveccih olduğu vakit ya o aşk kendi sahibini daimî bir azab ve elemde bırakır veyahut o mecazî mahbub, o şiddetli muhabbetin fiatına değmediği için bâki bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikîye inkılab eder.
        Mektubat

        Muhabbet: Sevgi, sevme.
        Fâni: Geçici, gelip geçici, kaybolan.
        Mahbub: Muhabbet edilen, sevilen, sevgili.
        Müteveccih: Yönelmiş, dönmüş, bakan, dönük.
        Azab: Eziyet, sıkıntı, ızdırab, acı.
        Elem: Acı, dert, kaygı.
        Mecazî: Gerçek olmayan.
        Bâki: Ebedi, sonsuz, ölümsüz olan.
        Aşk-ı mecazî: Geçici ve ölümlü varlıklara karşı Allah(cc) adına olmayan sevgi.
        Aşk-ı hakikî: Hakiki(gerçek) aşk, Allah’a(cc) ve Allah adına olan sevgi.
        İnkılab: Kökten değişiklik, özünden değişme, başka hale geçme.

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.