- Bu konu 215 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
15 Mart 2011: 14:05 #787062
Anonim
Ebu Rezîn el-Ukeylî (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü, dedim, mahlukatını yaratmazdan önce Rabbimiz nerede idi?” Bana şu cevabı verdi:
“el-Amâ’da idi. Ne altında hava, ne de üstünde hava vardı. Arşını su üzerinde yarattı.” Ahmed İbnu Hanbel dedi ki: “Yezid şunu söyledi: el-Amâ, yani “Allah’la birlikte başka bir şey yoktu” demektir.”
Tirmizî, Tefsir, Hud (3108).
15 Mart 2011: 14:06 #787063Anonim
Târık İbnu Şihâb (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Ömer İbnu’l-Hattâb dedi ki:
“(Birgün) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) aramızdan doğrularak mahlükatın ilk yaratılışından başlayarak (geçmiş olan gelecek olan bütün safaları) cennet ehlinin cennete, cehennem ehlinin cehenneme girmesine kadar anlattı. Bunu bir kısmı öğrendi, bir kısmı unuttu.”
Buharî, Bed’ul-Halk 1.
15 Mart 2011: 14:08 #787056Anonim
Hz.Abbas İbnu Abdilmuttalib (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Bathâ nâm mevkide, aralarında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın da bulunduğu bir grup insanla oturuyordum. Derken bir bulut geçti. Herkes ona baktı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
“Bunun ismi nedir bileniniz var mı?” diye sordu.
“Evet bu buluttur!” dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
“Buna müzn de denir” dedi. Oradakiler:“Evet müzn de denir” dediler. Bunun üzerine Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) :
“Anân da denir” buyurdu. Ashab da:
“Evet anân da denir” dediler. Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
“Biliyor musunuz, sema ile arz arasındaki uzaklık ne kadardır?” diye sordu.
“Hayır, vallahi bilmiyoruz!” diye cevapladılar.
“Öyleyse bilin, ikisi arasındaki uzaklık ya yetmiş bir, ya yetmiş iki veya yetmiş üç senedir. Onun üstündeki sema(nın uzaklığı da) böyledir.”
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yedi semayı sayarak her biri arasında bu şekilde uzaklık bulunduğunu söyledi. Sonra ilâve etti:
“Yedinci semânın ötesinde bir deniz var. Bunun üst sathı ile dibi arasında iki sema arasındaki mesafe kadar mesafe var. Bunun da gerisinde sekiz adet yabâni keçi (süretinde melek) var. Bunların sınnakları ile dizleri arasında iki semâ arasındaki mesafe gibi uzaklık var, sonra bunların sırtlarının gerisirıde Arş var, Arş’ın da alt kısmı ile üst kısmı arasında iki sema arasındaki uzaklık kadar mesafe var. Allah, bütün bunların fevkindedir.”
Tirmizî, Tefsir, Hâkka, (3317); Ebû Dâvud, Sünnet 19, (4723); İbnu Mâve, Mukaddime 13, (193).
15 Mart 2011: 14:12 #787064Anonim
Cübeyr İbnu Mut’im (radıyallâhu anh) anlatıyor. “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a bir bedevî gelerek:
“Ey Allah’ın Resûlü, (kuraklıktan) insanlar meşakkate düştüler. Aile efradı zayiata uğradı. Hayvanlarımız da helâk oldular. Bizim için Allah’a dua et, su göndersin. Zîra biz Allah’a karşı senin şefaatini, sana karşı da Allah’ın şefaatini taleb ediyoruz!” dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) adama şu mukabelede bulundu:
“Yazık sana, söylediğin şeyin idrakinde misin ? Sübhanallah!”
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sübhanallahları o kadar tekrar etti ki bunun tesiri Ashab’ın yüzünden okunmaya başladı. Sonra Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sözüne şöyle devam etti:
“Yazık sana, mahlukatından hiç kimseye karşı Allah şefaatçi kılınmaz. Allah’ın şânı böyle bir şey yapmaktan çok yücedir. Bak hele! Sen Allah’ın (azametinin) ne olduğunu biliyor musun? O’nun Arş’ı, semavatının’ şöyle üzerindedir.-Parmaklarıyla işaret ederek- tıpkı üzerinde bir kubbe gibi. Arş Zat-ı Zülcelâl sebebiyle inleyip ses çıkarır, tıpkı süvarisi sebebiyle atın ses çıkarması gibi. “Ebu Dâvud, Sünnet 19, (4726).
15 Mart 2011: 14:13 #787065Anonim
Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün elimden tuttu ve şu açıklamayı yaptı:
“Allah toprağı cumartesi günü yarattı. Ondaki dağları pazar günü yarattı; ağaçları pazartesi günü yarattı. Mekruhları salı günü yarattı. Nuru çarşamba günü yarattı ve onda hayvanları perşembe günü yaydı. Hz.Adem (aleyhisselam)’i cuma günü ikindi vaktinden sonra, ikindi ile gece arasındaki gündüz vaktinin en son saatinde en son mahluk olarak yarattı.”
Müslim, Sıfatu’1-Kıyâme 27, (2789).
15 Mart 2011: 14:15 #787066Anonim
Hz. Ebu Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Güneş batarken Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte mescidde idim. Bana:
“Ey Ebu Zerr, biliyor musun bu Güneş nereye gidiyor?” diye sordu. Ben:“Allah ve Resûlü daha iyi bilirler!” dedim.
“Arş’ın altına secde yapmaya gider, bu maksadla izin ister, kendisine izin verilir. Secde edip kabul edilmeyeceği, izin isteyip, izin verilmeyeceği zamanın (kıyametin) gelmesi yakındır. O vakit kendisine: “Geldiğin yere dön!” denir. Böylece battığı yerden doğar. Bu durumu Cenâb-ı Hakk’ın şu sözü haber vermektedir. (Mealen): “Güneş, duracağı zamana doğru yürüyüp gitmektedir. Bu aziz ve alîm olan Allah’ın takdiridir”(Yâsin 38).Buhârî, Tefsir Yâ-sin 1, Bed’u’1-Halk 4, Tevhid 22, 23; Müslim, İmân 250, (159); Tirmizî, Tefsir, Yâ-sin, (4225).
15 Mart 2011: 14:20 #787067Anonim
İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Yahudiler, gök gürültüsünün ne olduğunu Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’den sordular:
“Bulutlara müvekkel olan melektir. Berâberinde ateşten kamçılar var. Bununla bulutları Allah’ın dilediği yere sevkeder”diye cevap verdi.
Onlar tekrar sordular:
“Ya şu işitilen ses, o nedir?”
“Bu, bulutların istenen yere gitmeleri için onlara yapılan bir sevkdir” dedi. Yahudiler:
“Doğru söyledin. Şimdi de İsrail’in Yakub (aleyhisselam)kendisine haram kıldığı şey nedir onu söyle?” dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) :
“Hz. Yakub (ırku’n-nesâ denen) uyluk mafsalından başlayıp dize, topuğa kadar inen. bir ağrıdan muzdarib idi. Deve eti ve sütü dışında kendine uygun gelen (ne yiyecek, ne içecek) münâsip bir şey yoktu. Bu sebeple o da bunları haram etti” dedi. Yahudiler: “Doğru söyledin” dediler.”
Tirmizî, Tefsir Ra,d, (3116).
15 Mart 2011: 14:21 #787068Anonim
Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
“Cehennem, Rabbine şikâyet ederek dedi ki: “Ey Rabbim, bir kısmım diğer kısmımı yiyor. ” Bunun üzerine ona iki nefes, izin verdi: Bir nefes, kışta, bir nefes de yazda. İşte bu (yaz nefesi), en şiddetli şekilde hissettiğiniz hararettir. Öbürü de (kışta) en şiddetli bulduğunuz soğuktur.”
Buhârî, Bed’ül-Halk 10; Müslim, Mesâcid 185, (617); Tirmizî, Sıfatu Cehennem 9, (2595); İbnu Mâce, Zühd 38, (4319); Muvatta, Yükûtu’s-Salât 27, (1,15).
15 Mart 2011: 14:23 #787070Anonim
Katâde (rahimehullah) anlatıyor: “Bu yıldızlar üç maksatla yaratıldı:
1- Allah onları semaya zinet (ve süs) kıldı.
2- Şeytanlara atılacak taş kıldı.
3- Geceleri istikamet tayin etmede işaretler kıldı. Kim yıldızlar hakkında bunlar dışında bir te’vil ileri sürerse (kendi ilâve ettiği) hissesinde hataya düşer, nasibini kaybeder, mânasız bir yükün altına girer ve hakkında bilgisi olmayan, peygamberler ve meleklerin bile bilmekte âciz kaldıkları bir şeye burnunu sokmuş olur. Allah’a yeminle söylüyorum:
Allah hiç kimsenin ne hayatını, ne rızkını, ne de ölümünü herhangi bir yıldızla irtibatlı kılmamıştır. (Aksini iddia edenler) Allah hakkında yalan söyleyerek iftira ediyorlar…”
Rezîn ilavesidir. Ancak, (hakkında bilgisi olmayan) ibâresine kadar olan kısmı, Buhârî, Bed’ül-Halk’da (3. bab) senetsiz olarak kaydetmiştir.15 Mart 2011: 14:24 #787071Anonim
Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah Teâla, Hz. Âdem (aleyhisselâm)’ı yarattığı ve ruh üflediği zaman, Âdem hapşırdı ve elhamdülillah diyerek, izni ile Teâla’ya hamdetti. Rabbi de ona:
“Ey Âdem, yerhamukallah (Allah sana rahmet etsin), (mukarreb) meleklerden şu oturan gruba git ve “Esselâmu aleyküm” de!” dedi. (Hz. Âdem öyle yaptı. Hitab ettiği melekler):
“Ve aleyke’s-selamu ve rahmetullahi ve berekâtuhu!” diye karşılık verdiler. Sonra Âdem (aleyhisselam) Rabbine döndü. Rabbi ona:
“Bu cümle senin ve evlâdlarının aralarındaki selâmlaşmadır” dedi.
Allah Teâla hazretleri, elleri kapalı olduğu halde Âdem’e:
“Dilediğini seç!” dedi. Hz. Âdem:
“Rabbimin sağ elini seçtim! Rabbimin iki eli de sağdır, mübarektir” dedi. Sonra Allahu Teâlâ hazretleri sağ elini açtı. İçinde Hz. Âdem ve onun zürriyeti(nin emsâlleri) vardı. Hz. Âdem (aleyhisselâm):
“Ey Rabbim, bunlar nedir?” dedi. Rabb Teâla:
“Bunlar senin zürriyetindir” dedi. Her insanın iki gözünün arasında ömrü yazılıydı. Aralarında biri hepsinden daha parlak, daha nurlu idi. Hz. Âdem:
“Ey Rabbim ! Bu kimdir?” dedi. Rabb Telâla hazretleri:
“Bu senin oğlun Dâvud’dur. Ben ona kırk yıllık ömür takdir ettim” dedi. Âdem aleyhisselam:
“Ey Rabbim onun ömrünü uzat!” talebinde bulundu. Rabb Teâla:
“Bu ona takdir edilmiş olandır!” deyince, Âdem:
“Ey Rabbim, ben ona kendi ömrümden altmış senesini verdim”diye ısrar etti. Bunun üzerine Rabb Teâla:
“Sen ve bu (talebin berabersiniz).” buyurdu.
Sonra Âdem cennete yerleştirildi. Allah’ın dilediği kadar orada kaldı. Sonra cennetten (arza) indirildi. Âdem burada kendi ecelini yıl be-yıl sayıp hesaplıyordu. Derken ölüm meleği geldi. Hz. Âdem (aleyhisselam) ona:
“Acele ettin, erken geldin. Bana bin yıl ömür takdir edilmişti!” dedi.
Melek:
“İyi ama sen oğlun Dâvud a altmış senesini verdin” dedi. Ne var ki O bunu inkâr etti, zürriyeti de inkâr etti; o unuttu, zürriyeti de unuttu. “
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ilâve etti: “O günderı itibaren yazma ve şahidlik emredildi.”
Tirmizî, Tefsir, Muavvizateyn (3365). Bu hadis A’raf süresinin tefsirinde geçti. Orada son cümle yoktur.
15 Mart 2011: 14:51 #787073Anonim
KAZANCA TEŞVİK
Mikdam İbnu Ma’dikerb ez-Zübeydi radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
“Kişi elinin emeğiyle kazandığından daha temiz bir kazanç elde etmemiştir. Kişinin nefsine, ailesine, çocuğuna ve hizmetçisine harcadığı sadakadır.”
15 Mart 2011: 14:52 #787074Anonim
Muaz İbnu Abdillah İbni Hudeyb’in amcası radıyallahu anh anlatıyor:
“Biz bir cemaatte idik. Başında ıslaklık olduğu halde Resulullah aleyhissalatu vesselam çıkageldi.Birimiz ona: “Bugün sizi iyi ve ferah görüyoruz” dedi. “Evet! Elhamdulillah öyledir!” buyurdular. Sonra halk zenginlik hususunda sohbete daldılar.
Aleyhissalatu vesselam: “Muttaki için zenginliğin bir zararı yok!” buyurdular.
Devamla: “Ancak dediler, sıhhat, muttaki için zenginlikten daha hayırlıdır. Gönül hoşluğu da bir nimettir.”
15 Mart 2011: 14:54 #787075Anonim
MAİŞET TALEBİNDE İTİDAL
Ebu Humeyd es-Saidi radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Dünya talebinde mutedil olun. Çünkü herkes, kendisi için yaratılmış olana müyesserdir (kazanmaya hazırlanmıştır).”
15 Mart 2011: 14:54 #787077Anonim
Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
“Ey insanlar Allah’a karşı muttaki olun ve (dünyevi) talepte mutedil olun. Zira, hiçbir kimse yoktur ki, (Allah’ın kendisine taktir ettiği) rızkını eksiksiz elde etmeden ölmüş olsun. Rızkı gecikse bile ona mutlaka kavuşacaktır. Öyleyse Allah’tan korkun ve talepte mutedil olun, (gayr-ı meşru yollara sapmayın), helal olanı alın, haram olanı terkedin.”
15 Mart 2011: 14:55 #787078Anonim
KAZANÇ YOLUNU DEĞİŞTİRME
Enes İbnu Malik radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “(Meşru) bir işten (helal rızık) kazanan kimse o işe devam etsin
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.