• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #644088
    Anonim

      Allah’ın emirleri karsısında boyun eğmek ve teslim olmak, onun iyiliklerine, bize olan şefkatine ve rahmetine karsı fıtri bir mukabeledir. Said Nursi’nin Sözler isimli kitabından bir kaç bolum okuduktan sonra anladım ki; bu, su ana kadar benim ulaştığım nihai neticedir. Müsaade ederseniz, size İslam’a giriş hikayemden bahsetmek istiyorum.

      Ben, Katolik bir toplumda doğdum ve buluğ cağına kadar tamamen bu ortamda yetiştim. çocukluktan çıktığımda, kilisenin vermiş olduğu mesajlardaki tutarsızlıkları anlamaya başladım ve de kilise liderlerinin iki yüzlülüğü, bana bunların gerçek Hıristiyanlığı temsil etmedikleri kanaatini verdi. Bu hayal kırıklığı, beni Katolik kiliseden ve dolayısıyla zamanla da Allah’tan uzaklaştırdı. üniversiteye gelene kadar, artık ben Allah’ın (haşa) olmadığına (olsa bile bize ehemmiyet vermediğine) iyice inanmaya başladım. Yıllarca Dini merasimlerden ve içinde Dini mana içeren her şeyden kaçtım. Kendimi her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir Zat’ın olmadığı noktasında ikna ettim. Hesap verecek birinin olmadığı bir hayat, bana daha kolay göründü. Hayatıma bir açıklık getirmek ve bir mana vermek için, hayatimin mutlak prensipleri olarak cihanşümul adaleti, sulhu ve uyumluluğu kendime rehber edindim, ama “Halk edici bir Zatin mevcudiyeti” fikrini asla.

      Bir gece yarısı, benim bu gururumun boş olduğunu bana gösterdi. Eve doğru yürürken, muhteşem gökyüzüne baktım, akıp giden bulutların ay ışığında raks ettiklerini gördüm. Onun muhteşem güzelliği beni kavradı. O gece, bir anda, bu fıtri, orijinal, mükemmel gecenin renginin tesadüfen olamayacağı fikri, (ki daha önceleri böyle olduğuna kendimi zorlamıştım) beynimde simsek gibi çaktı. Bunun arkasında, mutlaka bir sanatkar olmalı idi ve bu boyama, bu renkler onu tanımamız içindi. Kendi kendime “Evet Allah’ım! Sana inanıyorum.” dediğimi işittim ve Allah’a bu hidayeti bana nasip ettiği için şükrettim.

      Allah’a olan imanımı tekrar yenilemem gerektiğine karar verdim ve tekrar araştırmaya, eskiden bıraktığım Hıristiyanlığa ve onun mezheplerine geri dönerek başladım. Her birisi, kendilerinin doğru Hıristiyanlık olduğunu iddia ediyordu. Hepsi de beni iyi karşıladılar ve hangisine gitsem, bana doğru yere geldiğimi söylüyorlardı. Bununla beraber dogmaların çok kısıtlayıcı olduğunu hissettim. Ayrıca İncil’in değişik yorumları da birbirine ters düşüyordu. Bu sefer, öncekinden daha fazla gözümü açmış olarak onları terk ettim.
      Mistik, doğu dinlerini araştırdım. Bir müddet, beni o Yüceye bağlayan meditasyonu denedim. Bir müddet sonra, kalbim tekrar yorgun düştü. Allah’ı bilmeyi ve ona kulluk etmeyi şiddetle arzuluyordum ama bugüne kadar karsılaştığım düşünce sistemleri ve dinler, bundan yoksundu. Haliyle, suna kanaat getirdim ki, mükemmel bir Din yoktur. Bütün Dinler, insan yapımıdır. Ya kültürel değerlerden etkilenmiştir, ya da kurucusunun şahsiyeti üzerine bina edilmiştir.

      İlginçtir ki; Filipinlerde yaklaşık dört milyon Müslüman olmasına rağmen, bunlardan bir tanesi ile de tanışmadım. Ne İslam’la ilgili bir yazı, ne de bir kitaba rastladım. Sadece bildiğim, haberlerde çıkan, Ebu Sayyaf’in yağmalama haberleri ve de isyancı Moro İslami Hürriyetçi Güçler ile hükümet arasındaki barış görüşmelerinin devamlı olarak bozulmasıydı. simdi, Allah’a bana Türkiye’den iki talebe gönderdiği ve yanlarında Risale-i Nur’u getirdikleri için şükrediyorum. Şöyle bir söz vardır: “Talebe hazır olduğunda muallim ortaya çıkar.” Ve Risale-i Nur, ben doğru bilgiyi bulmak için gösterdiğim sonuç vermeyen, ümitsizcesine araştırmalarımdan dolayı tükendiğim bir zamanda bana göründü.

      Ama, basta Risaleye inanmak kolay değildi. Korkularım, şüphelerim, gururum, önyargılarım ve de kafamdaki karışıklıklar onu daha çabuk anlamama mani oldu. Bu menfi tesirlere karsı, Risaleler, nazik bir şekilde, bunları izale etti. İçinde yazılı olan her şey, bizim bilmemiz gerekenler. O; bugüne kadar bildiğim, o derin, manevi yazıların hepsinden daha ustun. İzahatlar açıkça, sade ve mantıki olarak veriliyor, bütün şüpheler, korkular, önyargılar ve de muğlak meseleler izale ediliyor.

      Risaleler, saadetli ve manidar bir hayata çeken bir mıknatıs gibidir. Ben, okudukça ona daha çok aç olduğumu hissettim. Daha diplere daldıkça, daha fazla mücevherler buldum. İçindeki hakikatleri daha çok araştırdıkça daha fazla zihnen, ruhen ve de hissen ikna oldum. Daha çok okudukça, daha çok Allah’ın emirlerine teslim olma arzusu bende arttı. simdi Risaleler, Filipinlerde. inşallah, İslam’ın burada yanlış anlaşılmasını düzeltecek ve de onları Said Nursi’nin emelini taşıdığı İslami bir millet haline gelmesine vesile olacak.
      Eğer sokakta herhangi bir Filipinliye Müslümanlar hakkında ne düşündüğünü soracak olursanız, cevap olarak şunları duyacaksınız: “Cihad, affetmemek, işkence, gericilik, cehalet, Hıristiyan düşmanı, Yahudi düşmanı, Amerikan düşmanı, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören kadınlar vs.

      Bu insafsız hücumlar; maalesef, Ebu Sayyaf’in terörist faaliyetleri, Milliyetçi İslami hareketlerin ayrı bir Mindanao İslam Cumhuriyeti kurma çabaları, vs.. medyada devamlı olarak propagandası yapılan Bati düşünce hegemonyasının urunudur.

      Ne yazık ki, İslam Filipinlerde gayr-i Müslimler tarafından yanlış anlaşılıyor. özellikle de kendi terörist faaliyetlerini hakli çıkarmak için, ifratlar İslami grubular, zarar verircesine, diğer Müslümanları ‘Resulullah’a (A.S.M.) layık değiller’ diye itham etmektedirler. İste Risale-i Nur, bu nevi cehalet karanlıklarında olanlara da Nur getirecek inşallah.

      Her yerde ve de her gün sadece İslam’ın değil, hayatin kutsiyetine de hücum ediliyor. Zihnen karışıklık, çarpışma, tahkir, kayıtsızlık, manen yorgunluk ve de anlamsızlık bugünkü gençliğin durumunu ifade ediyor. Onların, bu milletin ümidi olarak, hakiki ve doğru rollerine ulaşmak için, daima yanan ve parlayan hikmet nuruna ihtiyaçları var.

      Özellikle Katolik Filipinliler içinde.. ki burada, Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasındaki tansiyon daima yüksektir; onların barış içinde bir arada olmaları çok zordur; zira, hassas ve kırılabilir. Said Nursi’nin Müslüman-Hıristiyan ittifakı noktasındaki fikirleri, bu tansiyonu düşürecektir. şüphe duvarlarını yıkacaktır ve de Hıristiyanlığı tekrar asil ruhuna döndürecek ve İslam’ı yüceltecektir.

      Kardesiniz S.T. Manila-Filipinler

      #776533
      Anonim

        Manila’da, 6 aydir Risale-i Nur’u okuyarak 15 gun once Islamla sereflenen, Ingilizce hocamizin guzel bir mektubunu orijinali ile birlikte beray-i malumat arz ediyoruz.

        FILIPINLER’DE RISALE-I NUR’A OLAN IHTIYAC

        Allah’in emirleri karsisinda boyun egmek ve teslim olmak, onun iyiliklerine, bize olan sefkatine ve rahmetine karsi fitri bir mukabeledir. Said Nursi’nin Sozler isimli kitabindan bir kac bolum okuduktan sonra anladim ki; bu, su ana kadar benim ulastigim nihai neticedir. Musaade ederseniz, size Islam’a giris hikayemden bahsetmek istiyorum.

        Ben, Katolik bir toplumda dogdum ve bulug cagina kadar tamamen bu ortamda yetistim. cocukluktan ciktigimda, kilisenin vermis oldugu mesajlardaki tutarsizliklari anlamaya basladim ve de kilise liderlerinin iki yuzlulugu, bana bunlarin gercek Hiristiyanligi temsil etmedikleri kanaatini verdi. Bu hayal kirikligi, beni Katolik kiliseden ve dolayisiyla zamanla da Allah’tan uzaklastirdi. universiteye gelene kadar, artik ben Allah’in (hasa) olmadigina (olsa bile bize ehemmiyet vermedigine) iyice inanmaya basladim. Yillarca Dini merasimlerden ve icinde Dini mana iceren herseyden kactim. Kendimi herseyi bilen ve herseye gucu yeten bir Zat’in olmadigi noktasinda ikna ettim. Hesab verecek birinin olmadigi bir hayat, bana daha kolay gorundu. Hayatima bir aciklik getirmek ve bir mana vermek icin, hayatimin mutlak prensibleri olarak cihansumul adaleti, sulhu ve uyumlulugu kendime rehber edindim, ama “Halk edici bir Zatin mevcudiyeti” fikrini asla.

        Bir gece yarisi, benim bu gururumun bos oldugunu bana gosterdi. Eve dogru yururken, muhtesem gokyuzune baktim, akip giden bulutlarin ay isiginda raks ettiklerini gordum. Onun muhtesem guzelligi beni kavradi. O gece, bir anda, bu fitri, orijinal, mukemmel gecenin renginin tesadufen olamayacagi fikri, (ki daha onceleri boyle olduguna kendimi zorlamistim) beynimde simsek gibi cakti. Bunun arkasinda, mutlaka bir sanatkar olmali idi ve bu boyama, bu renkler onu tanimamiz icindi. Kendi kendime “Evet Allahim! Sana inaniyorum.” dedigimi isittim ve Allah’a bu hidayeti bana nasib ettigi icin sukrettim.

        Allah’a olan imanimi tekrar yenilemem gerektigine karar verdim ve tekrar arastirmaya, eskiden biraktigim Hiristiyanliga ve onun mezheplerine geri donerek basladim. Her birisi, kendilerinin dogru Hiristiyanlik oldugunu iddia ediyordu. Hepsi de beni iyi karsiladilar ve hangisine gitsem, bana dogru yere geldigimi soyluyorlardi. Bununla beraber dogmalarin cok kisitlayici oldugunu hissettim. Ayrica İncil’in degisik yorumlari da birbirine ters dusuyordu. Bu sefer, oncekinden daha fazla gozumu acmis olarak onlari terk ettim.

        Mistik, dogu dinlerini arastirdim. Bir muddet, beni o Yuceye baglayan meditasyonu denedim. Bir muddet sonra, kalbim tekrar yorgun dustu. Allah’i bilmeyi ve ona kulluk etmeyi siddetle arzuluyordum ama bugune kadar karsilastigim dusunce sistemleri ve dinler, bundan yoksundu. Haliyle, suna kanaat getirdim ki, mukemmel bir Din yoktur. Butun Dinler, insan yapimidir. Ya kulturel degerlerden etkilenmistir, ya da kurucusunun sahsiyeti uzerine bina edilmistir.

        İlginctir ki; Filipinler’de yaklasik dort milyon Musluman olmasina ragmen, bunlardan bir tanesi ile de tanismadim. Ne İslam’la ilgili bir yazi, ne de bir kitaba rastladim. Sadece bildigim, haberlerde cikan, Ebu Sayyaf’in yagmalama haberleri ve de isyanci Moro İslami Hurriyetci Gucler ile hukumet arasindaki baris gorusmelerinin devamli olarak bozulmasiydi. simdi, Allah’a bana Turkiye’den iki talebe gonderdigi ve yanlarinda Risale-i Nur’u getirdikleri icin sukrediyorum. soyle bir soz vardir: “Talebe hazir oldugunda muallim ortaya cikar.” Ve Risale-i Nur, ben dogru bilgiyi bulmak icin gosterdigim sonuc vermeyen, umitsizcesine arastirmalarimdan dolayi tukendigim bir zamanda bana gorundu.

        Ama, basta Risaleye inanmak kolay degildi. Korkularim, suphelerim, gururum, onyargilarim ve de kafamdaki karisikliklar onu daha daha cabuk anlamama mani oldu. Bu menfi tesirlere karsi, Risaleler, nazik bir sekilde, bunlari izale etti. İcinde yazili olan hersey, bizim bilmemiz gerekenler. O; bugune kadar bildigim, o derin, manevi yazilarin hepsinden daha ustun. İzahatlar acikca, sade ve mantiki olarak veriliyor, butun supheler, korkular, onyargilar ve de muglak meseleler izale ediliyor.

        Risaleler, saadetli ve manidar bir hayata ceken bir miknatis gibidir. Ben, okudukca ona daha cok ac oldugumu hissettim. Daha diplere daldikca, daha fazla mucevherler buldum. İcindeki hakikatleri daha cok arastirdikca daha fazla zihnen, ruhen ve de hissen ikna oldum. Daha cok okudukca, daha cok Allah’in emirlerine teslim olma arzusu bende artti. simdi Risaleler, Filipinler’de. insaallah, İslam’in burada yanlis anlasilmasini duzeltecek ve de onlari Said Nursi’nin emelini tasidigi İslami bir millet haline gelmesine vesile olacak.

        Eger sokakta herhangi bir Filipinli’ye Muslumanlar hakkinda ne dusundugunu soracak olursaniz, cevap olarak sunlari duyacaksiniz: “Cihad, affetmemek, iskence, gericilik, cehalet, Hiristiyan dusmani, Yahudi dusmani, Amerikan dusmani, ikinci sinif vatandas muamelesi goren kadinlar vs.

        Bu insafsiz hucumlar; maalesef, Ebu Sayyaf’in terorist faaliyetleri, Milliyetci İslami hareketlerin ayri bir Mindanao İslam Cumhuriyeti kurma cabalari, vs.. medyada devamli olarak propagandasi yapilan Bati dusunce hegemonyasinin urunudur.

        Ne yazik ki, İslam Filipinler’de gayr-i Muslimler tarafindan yanlis anlasiliyor. ozellikle de kendi terorist faaliyetlerini hakli cikarmak icin, ifratkar İslami grublar, zarar verircesine, diger Muslumanlari ‘Resulullah’a (A.S.M.) layik degiller’ diye itham etmektedirler. İste Risale-i Nur, bu nevi cehalet karanliklarinda olanlara da Nur getirecek insaallah.

        Her yerde ve de her gun sadece İslam’in degil, hayatin kudsiyetine de hucum ediliyor. Zihnen karisiklik, carpisma, tahkir, kayitsizlik, manen yorgunluk ve de anlamsizlik bugunku gencligin durumunu ifade ediyor. Onlarin, bu milletin umidi olarak, hakiki ve dogru rollerine ulasmak icin, daima yanan ve parlayan hikmet nuruna ihtiyaclari var.

        ozellikle Katolik Filipinliler icinde.. ki burada, Hiristiyanlar ve Muslumanlar arasindaki tansiyon daima yuksektir; onlarin baris icinde bir arada olmalari cok zordur; zira, hassas ve kirilabilir. Said Nursi’nin Musluman-Hiristiyan ittifaki noktasindaki fikirleri, bu tansiyonu dusurecektir. suphe duvarlarini yikacaktir ve de Hiristiyanligi tekrar asil ruhuna dondurecek ve Islam’i yuceltecektir.

        Kardesiniz S.T.

        Manila-Filipinler

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.