• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #639212
    Anonim

      Bu vasiyeti yazmak nerden aklıma geldi
      bilmiyorum. Muhammed
      Dürre;nin okul yolunda terör devleti İsrail
      askerleri tarafından haince
      öldürülmesinden sonra, korkup okuldan almıştı
      annem beni, o günden
      beri hiç bir şey yazmadım. Oysa okula gitmeyi,
      okuyup pilot olmayı o
      kadar çok istiyordum ki!.. Okulu bıraktıktan ve
      göğümüzü annemin
      duman yada sis dediği karabulutların kaplamasından
      sonra,sen
      büyüyünce ne olacaksın diyenlere ;ben büyümeyeceğimki
      diyorum.
      Annem birinci intifadada ayaklarını ve gözlerini kaybetmiş.
      Büyük
      abim Abdullah’ın cesedi başında ağıtlar yakarken, bir
      kurşun da onun
      ayağına sıkmışlar, şimdi evden dışarı çıkamıyor ve
      hep ağlıyor.
      Abdullah abimden çok; daha on ekiz yaşında şehit olan
      Raşit abime
      ağlıyor gizli gizli ağlıyor içten içe ağlıyor; ara sıra topluyor
      kendini ve
      gözlerini semaya dikip ;Mescid-i Aksa için feda olsun
      yavrum diyor.
      Babamı ben hiç görmedim, hapiste miymiş neymiş.
      Bir gece ansızın
      alıp götürmüşler şu Filistin’den daha küçük olan
      hapishaneler varmış,
      babam orda yatarmış.
      Annemle ikimiz kaldığımızdan beri annem benimle çok
      ilgileniyor,
      yanından ayırmak istemiyor, Hanzalam deyip, durup
      durup tekrar
      sarılıyor. Komşu teyzelerle konuşurken duydum, o
      benim son parçam,
      gencecik fidanım; ona da bir şey olursa ben yaşayamam;
      diyordu.
      Bizim bur da gökyüzü, ben kendimi bildim bileli, simsiyah
      ve yanık
      yanık kokuyor. Ne vakit anne neden böyle desem sis,
      duman, iklim
      kötü diyordu. Ha son dönemde sıkça ; boom, boom diye
      sesler duyuyordum,
      o sesler ne zaman ortaya çıksa annem telaşla ;Hanzalam
      Hanzalam diye
      sürünerek yanıma gelir, kulaklarımı kapar, üzerime kapanır,
      adeta üstüme
      etten duvar örerdi. Ben ;anne ne oluyor desem, ;
      gökgürültüsü oğlum
      şimdi geçer diyordu. Bu masala ilk zamanlar çok
      inanmıştım ama artık
      gerçekleri biliyorum. Mahmut israil sınırına gitmiş geçen
      ay dedesiyle;
      israil semaları masmaviymiş, hiç gök gürültüsü de yokmuş
      Anne ben oynamaya gidiyorum; dediğimde, ;sen
      büyüdükçe daha çok
      oynamaya başladın; diyor. Hafifçe kızdığını
      fark ediyorum, öpüyorum
      esmer yanaklarından ve koşuyorum kaderime.
      Annem bilmiyor ki; ben
      abim Abdullahın sapanını tavanda bulduğumdan beri,
      arkadaşlarla
      toplanıp şeytan taşlamaya gidiyorum. Annem beni top
      peşinde koşuyor
      sanıyor; nerden bilecek ki tek kale maç yapacak kadar
      bile arkadaşım kalmadı!..
      Mahalle maçları yapardık eskiden, şimdi mahalle mi
      kaldı ki mahalle
      maçı yapalım .Şu diğer adı enkaz olan Filistin de kaç
      çocuğun birinci
      adı şehit oldu biliyor musun; Şehit Mahmut, Şehit Vaad,
      Şehit Yasin,
      Şehit Raşid, Şehit Hanzala, Şehit Hanzala, Şehit Hanzala
      Bundan sonrasını anneme okur musunuz? Malum
      o okuyamaz:
      Annecim hakkını helal et yüzbinlerce mazlum çocuk gibi,
      ben de böyle
      olmasını istemezdim sana söyleyecektim, erken iyileşir
      diye bekledim
      hemen geçer diye geciktim ama geçmedi geçen gün
      şeytan taşlarken
      misket bombası attılar üzerimize; beni bir kurşun sıyırdı
      geçti, çok kanım
      aktı, eve zor attım kendimi hani üşüyordum ya kaç
      gecedir; kansızlıktandı
      sanırım. En yakın hastane kaç şehir ötede anne;
      hastaneler mücahit
      abilerle dolu, hem seni perişan etmek istemedim,
      geçer dedim geçmedi anne.
      Hep sabaha karşı abilerimi rüyamda görüyorum,
      bir gülümsüyorlar ki
      sorma gel, gel; diyorlar koşuyorum onlara doğru,
      altlarından ırmaklar
      akan yemyeşil çimenlerle örülüyor her yanım sen
      de yanımda ol istiyorum;
      anne anne anne diye seni çağırırken, sen sesime
      uyanıp kaldırıyorsun
      beni o en güzel rüyadan.
      Anneciğim benim vaktim azaldı sana bir kaç vasiyetim
      olacak. Geçen
      arkadaşların ailesi yemiş zehirlenmişler. Komşulara
      okut, üzerinde U.N;
      yazan hiç bir paketten bişey yemeAnne; içinde
      mücadele ve dua
      ayetlerini bol okuduğum Kelamullahı, Kur;an;a yeni
      geçen İbrahim;e verir
      misin? Ayakkabılarım Halil;inkinden sağlamonun ikisi
      de yırtık, benim teki
      yırtık, az yama yaparlar; o yahudi askerlerinden
      kaçamıyor; ayakkabılarımı
      halile ver olur mu? Beyaz kedim bulut;u benim yerime ;
      gökgürültüleri;nden
      sakla olur mu? Ona etten duvar ör;ha kulaklarını
      tıkamayı da unutma
      Abdullah abimin sapanını yastığımın altına bırakıyorum
      ola ki israil askerleri
      eve kadar gelir, onlara atarsın; taş ta var ocağın orda,
      kendi ellerimle sectim;
      onları kullan; iyi kavis alır onlar. Arkamdan ağlama
      desem de bilirim içten
      içe ağlarsın hemde dört farklı şekilde ağlarsın; benim
      ağlama anam; dediğim
      aklına gelir; döner birde bunun için ağlarsın ağla anam,
      gökyümüz açılmıyor
      madem, için açılsın be anam ağla doyasıya
      Gülümsememek elde değil; benim neyim var ki vasiyet
      yazdım aaa
      unutmadan; çamurdan uçağımı yeni doğan amcaoğlum
      Umuta verirsin;
      onun masmavi gözleri gökyüzüne daha çok benziyor.
      Sen hep derdinya Allah iyileri erken alırmış yanına.
      Arasıra yaramazım diye okşardınya beni; iyiliğime
      şahit olur musun anne?
      Çocuklar günahsız olurmuş ama,
      acılar beni çok büyüttü.
      İçim dağ gibi anne,
      içim dağ gibi anne,

      Atamayacağım taşlar için, Filistin halkından ve Kudüs
      davasından affımı dilerim

      alıntı
    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.