Yapılan ibadetin yerine gelmesi için ilk önce farzları yerine getirmelidir. Aksi halde yapılan ibadetlerin kabulü güç olur. Buna ikinci bir misal olarak sermayesini bilmeden, ticaret yürüten taciri göstermek yerinde sayılır. Bir tacir evvela sermayeyi bilmeli ve onu kurtarma yolunu bulmalıdır. Keza bir müminin de ilk başta farzı bilmesi gerektir.
Şunu da burada belirtmek yerinde olur; bir kimsenin sünneti yapmadan bazı evliyanın keşif yolu ile naklettikleri ibadeti yapmaya çalışması yerinde görülmez.
Farzlardan bazılarını şöyle sıralamak yerinde olur sanırız. Başta haramı bir bütün olarak bırakmak, en büyük farzdır. Sonra hassaten şirk yolunu bırakmak gelir… Hak ve hakikat karşısında itirazı bırakıp doğruya uymak da farzdır.Yine farzların arasında halkın hizmetini görmek, onlara yardım etmek vardır.
Bu arada ilahî emirleri zedelememek yerinde olur… Çünkü Hz. Peygamber (SAV) Efendimiz şöyle buyurdu: