- Bu konu 27 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
9 Nisan 2012: 10:23 #803343
Anonim
Allah’ım sen kimi dertle hasta etmek dilersen ona ağlayış kapısını kapatırsın. Kimi de beladan kurtarmak dilersen gönlüne sızlanma ve ağlayış verirsin.
9 Nisan 2012: 10:25 #803344Anonim
Akıllılar önceden ağlarlar; bilgisizlerse işin sonunda başlarını vururlar. İşin başında sonunu gör de ceza gününde pişman olma.
9 Nisan 2012: 10:28 #803345Anonim
Can ve gönül de yani kalpte hakikat coşkunluklarını kaldıracak takat, kulakta da bunu işitecek istidad yoksa, ben kime ne söyleyeyim?
10 Nisan 2012: 17:34 #803372Anonim
Gönül evi dostundur. Dostun evi gönüllerdir.
Gel dost ile kalalım.
Gönül evi sonsuzdur. Dost aşkına sevelim.
Dost aşkına yanalım.
Aşk gönül işidir. Gönüller bu yüzden aşkı iş edinir. Gel aşkı iş edinelim.
Aşksızlık gönüllerin ecelidir.Aşkla yanalım ikimiz.
Aşıklar yanar bilirsin.
Aşkta dirilelim ikimiz.
Aşıklar ölmez bilirsin.
Gel gönülden kavuşalım!
Gel gönülden konuşalım!
10 Nisan 2012: 18:39 #803373Anonim
Arza hacet yok halim sana ayandır
Dile gerek yok, sessizliğim sana beyandır
Söze lüzum yok, susuşum sana kelamdır
Kelama ihtiyaç yok, aşk sana figandır..11 Nisan 2012: 07:07 #803376Anonim
Büyük bir kapının önünde bir karınca vurmuş kapıyı,
BekliyorKapı açılacak yoksa niye var?
Yeter ki vurmayı bil!
Yeter ki o kapıda durmayı bil!
11 Nisan 2012: 13:48 #803381Anonim
Gel gönülden konuşalım!
Sözlerin iflas ettiği yerden buluşalım.
Sükuta boyansın her yer. Sükut boyasın her yeri.
Yürekten selamlaşalım.
Kapat gözlerini. Gözlerin kendiliğinden kapansın.
Kalbinden kalbime, kalbimden kalbine yollar açalım.Göz göze gelsin gönüllerimiz.
Bütün azalarımız dil olsun.
Sonra vedalaşsın birbirleriyle azalarımızla vedalaşalım.11 Nisan 2012: 13:51 #803382Anonim
Gel gönülden konuşalım!
Gözyaşı kadar sıcak olsun sözlerimiz.
Gözyaşı kadar içten. Gözyaşı kadar berrak.
Usulca süzülsün ruhlarımızdan; teker teker, tane tane, coşkun ırmaklar kadar pak. Yetmezse bildiklerimiz, bilemediklerimiz için ağlaşalım.
Gözyaşı rahmettir, gözyaşı berekettir, gözyaşı rahmettir; gözyaşıyla tanışalım, gözyaşı ile tutuşalım.11 Nisan 2012: 15:23 #803384Anonim
Gönül evi dostundur. Dostun evi gönüllerdir.
Gel dost ile kalalım.
Gönül evi sonsuzdur. Dost aşkına sevelim.
Dost aşkına yanalım.Aşk gönül işidir. Gönüller bu yüzden aşkı iş edinir. Gel aşkı iş edinelim.
Aşksızlık gönüllerin ecelidir.Aşkla yanalım ikimiz.
Aşıklar yanar bilirsin.
Aşkta dirilelim ikimiz.
Aşıklar ölmez bilirsin.Gel gönülden kavuşalım!
Gel gönülden konuşalım!13 Nisan 2012: 14:50 #803425Anonim
“İçinde sıkıntı görünce onun çâresine bak; çünkü dalların hepsi kökten biter.
İçinde genişlik, ferahlık görünce ona su ver. Kalb ferahlığının verdiği meyvayı da, dostlara ve ahbaplara sun.” Hz. Mevlânâ14 Nisan 2012: 14:11 #803444Anonim
[h=5]Ayrılık, her ne kadar ümidin belini kırsa,[/h][h=5]ıztıraplar, cefâlar, isteklerin, emellerin ellerini bağlasa da,[/h][h=5]Allah sevgisi ile mest olan âşıkın gönlü, ümitsizliğe düşmez, Hak’tan ümidini kesmez.[/h][h=5]İnsanlar, uğrunda çaba gösterdikleri her şeye ulaşırlar.[/h][h=5]Hz. Mevlânâ[/h]
15 Nisan 2012: 20:33 #803459Anonim
“Tenini besleyip geliştirmeye bakma, çünkü o sonunda toprağa verilecek bir kurbandır. Sen gönlünü beslemeye bak. Yücelere gidecek şereflenecek olan odur..”
Hazreti Mevlâna Celaleddin Rûmi (k.s)
16 Nisan 2012: 12:05 #803475Anonim
Saliha bir kadının, münafık ve cahil bir kocası vardı. Bu kadın “Bismillahirrahmanirrahim” diye besmele çekmeden, hiçbir işine başlamazdı. Kocası, buna kızar, yapmadığı eziyeti bırakmazdı. O kadın ise, bu duruma sabreder ve eşinin doğru yola gelmesi için Allah’a dua ederdi.
Bir gün, adam iyice öfkelenmişti. Kendi kendine “Şuna bir oyun çevireyim de görsün; bakalım onu rezil olmaktan kim kurtaracak…” diye söylenip duruyordu. Başkalarına açıkça söyleyemediği inkarcılığı, artık bütün çirkinliğiyle, içinde dolup taşmıştı. Hanımını çağırdı, ona bir kese altın vererek: “Bunu iyi sakla!” diye tembih etti. Kadın da besmeleyi çekerek keseyi sakladı. Bu arada kocası da onu gizlice takip ediyordu. Sonra karısının haberi olmadan keseyi, karısının sakladığı yerden aldı. İçindeki altınları boşaltarak keseyi derin bir kuyuya attı.
Aradan çok geçmeden karısını çağırdı ve “Sana verdiğim bir kese altını hemen getir.” dedi. Kadın koştu keseyi sakladığı yere, “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek elini uzattı. Tam o anda, Allahu Teala’nın emriyle, kese kadının sakladığı yerde içindeki altınlarla beraber aynen duruyordu. Islanan keseden suları damlıyordu. Kadın neden ıslak olduğunu anlayamadı ve keseyi kocasına getirdi. Adam içi altınla dolu keseyi görünce çok şaşırdı ve karısının söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu anladı. Sonra karısına; “Sana çok zulmettim, çok canını yaktım, beni affet.” diye yalvarmaya başladı. Allah’a tevbe ve istiğfar etti. İbadetlerine bağlı bir insan oldu. O günden sonra dua ve yakarışlarında hep şöyle derdi:
“Ya Rabbi! Bana dünyam ve ahiretim için hayırlı, saliha bir kadını eş olarak verdiğin için, sana hakkıyla şükretmekten acizdim, beni affet Allah’ım…” O saliha kadın ise, “Ya Rabbi! Sana şükürler olsun ki, duamı kabul edip kocamı salihlerden eyledin…” diye dua ediyordu. Bu hikayeden alınacak ibretler ve çıkarılacak hikmetler çoktur. Büyükler demişler ki: “Sabrın kendisi acıdır, lakin meyvesi tatlıdır.”
27 Nisan 2012: 14:06 #803753Anonim
Ey kaşına destan, yüzüne ferman biçtiğim…!
Bir çift güzel sözüne cennetimi ziyan ettiğim…
Adını ezberime, yüzünü yüreğime çizdiğim…
Benim olsaydın eğer mahşeri cennet eylemez miydin…?Hz. mevlana
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.