• Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #638450
    Anonim
      Gençlik ve Kötü Alışkanlıklar

      Yaratılışı gereği yeniliklere ve değişime açık olan gençlerin karşılaştıkları en büyük tehlikelerden birisi, kötü alışkanlıklardır. Duygusal tabiatları ve farklılıklara olan istekleri sebebiyle kolayca kötü alışkanlıkların tuzağına düşebilirler.

      Nitekim birçok zararlı alışkanlık gençlik döneminde edinilir.

      Başta sigara, içki, uyuşturucu, kumar olmak üzere birçok kötü alışkanlıklar sayabiliriz. Yüce Peygamberimiz (a.s.m.) bizleri kötü alışkanlıklardan sakındırmış, zamanımızı güzel işlerle geçirmemizi istemiştir.

      Sigara hakkında mekruh, hattâ haram diyen âlimler vardır. Çünkü bu husustaki hüküm, kişinin durumuna göre değişir. Eğer geçim sıkıntısı çekiyor veya sağlığı açısından hayatî bir zarar veriyorsa elbette büyük günahtır.

      Sigara içmek, en azından mekruhtur, kötü görülmüştür. Çünkü hem hiçbir faydası yoktur, hem de sağlığa zararlıdır. Üstelik kokusuyla başkasına da zarar vermektedir.

      İçki ve kumarı yasaklayan kesin âyetler vardır. Peygamberimiz (a.s.m.), “Sarhoş eden her içki haramdır” buyurarak, haram olan içkinin özelliğini belirtmiştir. Buna göre, insanları sarhoş etme özelliği olan her şey haramdır.

      Yine “Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır” (Tirmizi, Eşribe: 2) diyerek, önemli bir soruyu cevaplamıştır. Günümüzde bazıları, “Birada çok az alkol var. Bu da mı haram?” diyebilmektedir. İşte bu hadîs, çoğu sarhoş eden bir şeyin az dahi olsa yasak olduğunu belirtmektedir.

      İçki hakkındaki bir başka hadîs de şöyledir:
      “Allah içkiye, onu içene, dağıtana, satana, satın alana, üzümünü sıkana [îmal edene], kendisi için sıktırana, taşıyana ve kendisine taşınana ve parasını yiyene lânet etsin.” (Tirmizi, Büyû: 58)

      Burada içkiyle ilgili on grup insan lânetlenmektedir ki, sadece içmekten değil, diğer 9 gruba girmekten de sakınmamız şarttır.

      Gençlerin temiz ve pâk zihinlerini aldatmak, onları kendi pis menfaatlerine âlet etmek isteyen çevreler; sigara, içki, uyuşturucu ve kumarı çekici ambalajlarla, süslü reklâmlarla sunmaktadırlar. Gençlerimizi tuzaklarına düşürüp, kendi keselerini doldurmak isteyen kimseler, kötü alışkanlıklara özendirmek için her vesileyi kullanmaktadırlar.

      Oysa, gazete ve televizyonlardaki en acı ve en üzücü haberler, hep kötü alışkanlıkların sonucudur. “İçki bütün kötülüklerin anasıdır” buyuran Peygamberimiz (a.s.m.), bizleri 14 asır önce uyarmıştır. Bu sese kulak verilmediği içindir ki, her gün bir sürü cinâyet, hırsızlık, gasp, trafik kazası içki yüzünden olmaktadır.

      Kötü alışkanlıklardan korunmanın çaresi, iyi bir dinî bilgi alıp İslâmı yaşamaktır. Çünkü, bu tür alışkanlıklar, akıl, kalp ve ruhun aç bırakılmasından kaynaklanır. Halbuki, mânevî duygularımızı îman ve ibâdetle doyurursak, her günümüzü dinimize hizmet etmek ve güzellikleri başkalarına aktarmak gayretiyle geçirirsek, kötü alışkanlıklara ne ihtiyaç duyarız, ne de zaman buluruz.

      En iyisi, kötü alışkanlıklara hiç bulaşmamak, tuzağa düşmemektir. “Canım ne olacakmış bir kere içiver, tadına bak” veya “Düğünde herkes içer” gibi teşviklerde bulunanlar, bizim dostumuz değil, düşmanımızdır. Böyle diyerek verdikleri zararın farkında bile değillerdir. O sahte gülücük ve zevkler, hem dünyada, hem âhirette gözyaşına ve azaba dönüşecektir.
      Bazı düğün, yaş günü, eğlence partisi ve mezuniyet baloları; kötü alışkanlıkların tuzakları durumundadır.

      Bu tuzaklara bir kere yakalanırsak, devamı gelebilir. Çünkü nefis, his, şeytan dâima kötülüğe teşvik eder.

      Bunun için kötü alışkanlıkların cirit attığı yerlerden uzak durmalıyız. Kahvehâne, disko, bar gibi yerler, gençlerin dünyasını ve âhiretini karartan mekânlardır.

      Bunlardan uzak durup nezih yerlerde buluşup görüşmeliyiz.

      2006-08-29
      Cemil Tokpınar
      #689296
      Anonim

        Kötü alışkanlıklardan korunmanın çaresi, iyi bir dinî bilgi alıp İslâmı yaşamaktır. Çünkü, bu tür alışkanlıklar, akıl, kalp ve ruhun aç bırakılmasından kaynaklanır. Halbuki, mânevî duygularımızı îman ve ibâdetle doyurursak, her günümüzü dinimize hizmet etmek ve güzellikleri başkalarına aktarmak gayretiyle geçirirsek, kötü alışkanlıklara ne ihtiyaç duyarız, ne de zaman buluruz.”

        Cemil ağabey bunun yeterli olabileceğini sanki daha çok ön plana çıkarmış . Ama acizane anladığım kadarıyla bu yeterlidir. En önemlisi gençlerin kötü alışkanlıklarına başlamadan engel olmakdır. Mesela öncelikle aile ve çevresi . Misla olarak bir uyuşturucu bağımlısı tedavisini göz önüne getirebiliriz. Bağımlı olan kişi kötü alışkanlığını bıraksa bile eğer çevresinde yine uyuşturucu kullananlar var ise yeniden bağımlı olması kaçınılmazdır. Onun için aile ve çevresinin kötü alışkanlıkları kullanmamasıdır. Aklıma gelen kısa bir kıssayı yeri gelmişken arz edeyim ;

        Şöleki zamanında geçim kaynağı bal olan yaşlı bir kadın evladının balı çok fazla tuketmesinden dolayı geçim sıkıntısı çekdiğinden durumu zamanın alimlerinden birine anlatır ve nasihat etmesini ister. O zat çocuğa nasihat eder . Bir süre sonra kadın yine gelir ve hoca ya derki hocam siz nasihat ettikden sonra bal yetiştiremez oldum. Kendi ürettiğimden ziyade birde dışardan almak zorunda kaldım. O zat çocuğuna bir daha nasihat ettikden sonra gönderir. Kısa bir zaman sonra kadın yine gelir ; hocam bu seferde hiç bal yememeye başladı.Ve devam eder : Hocam ilk geldiğimde nasihat ettiniz daha çok yemeye başladı ikinci geldiğimde nasihat ettiniz tiskinmeye başladı bu nasıl işdir der ve hoca cevap verir : İlkin nasihat ettiğimde nasihatime uymamasının nedeni benimde balı cok sevmemden ve her gün tüketmemden dolayıdır. İkincisinde nasihat ettiğimde bende bal yemeyi bırakdım ondan nasihatim tuttu…

        Her neyse sözü biraz uzattık .. Evet eğer aile bireyleri veya yakın çevresinde kötü alışkanlığı olanlar var ise gençin kötü alışkanlığı olmasa bile nasihatleri paye etmez.. Onun için gençlerimizi yetiştirirken ustad Bediüzzama nında dediği gibi önce kendi iç alemimizden başlıyacaz sonra aile bireylerinden ve sonra daireyi genişleticez..

        Bununla beraber gençlerimizi yetişdirirken okuldaki ve dışardaki çevresi konusunda da seçiçi olmalıyız. Belki kendisine hoş gelen çevresi hakikatte ona zararlı olabilir. Mesela bir çok kötü alışkanlıklar arkadaş çevresi ile elde edilmekde.Tabi bunu yaparken dostane yaklaşılmalı.

        Bir başka husus ise ana baba evlatlarına olan kötülükleri . Mesela anne ve babalar genellikle çocuklarının hep bir melek olduklarını ve hiç kötülük işleyemeceklerini düşünür ve kötü yola girmiceklerini sanırlar. ve bundan dolayıda çocuklarına fazlasıyla güvenirler. Ama bilmezler ki bu şekilde hareket etmek çocukjlarına en büyük kötülük olduğunu. Evet bir ana baba çocuklarına güvenebilir , güvenmelidirde, ama hiç bir zaman unutmasınlar ki çocukları belki yapmaz ama dışarıdaki çevresi ona kötü alışkanlıkları alıştırabilir. Onun için güven yanında tedbirde alınmalı.

        Cehalet en büyük düşmanımızdır. Onun için çoğu zaman kötü alışkanlıklarımız cehalet yüzünden de olmakdadır. Bunun için bir ana baba çeşitli sebeplerden dolayı eğer çocuklarını yetiştiremiyorlar vakit ayıramıyorlar ise veya nasıl hareket edeceklerini bilmiyorlar ise. Dışardan yardım istemeli ve bu konuda araştırmalar yapmalıdır.

        Diğer büyüklerimiz ise öncelikle kendi gençlerine sahip çıkmalı sonra çevresindekilere ve ellerinden geliyor ise daireyi büyütmelidir.

        Ve ümid ederim ki inşallah bu vesile ile gençlerimiz kötü alışkanlıklara maruz kalmadan temiz kalabileceklerdir..

        #730615
        Anonim

          GENÇLİK HİÇ ŞÜPHE YOK Kİ GİDECEK!!!!!!!!!!!

          ALLAH razı olsun

        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.