- Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
12 Ağustos 2010: 07:51 #663998
Anonim
Soru: Gıybet ve şahitlik arasındaki fark nedir? Mesela bir arkadaşın arkasından konuştuğumuzda bu o kişi için ahirette bir şahitlik olur mu?
Cevap: Bir müslümanın arkasından onun olmadığı bir yerde, duyduğunda hoşlanmayacağı şekilde konuşmak, gıybettir. Gıybet ne yazık ki ayet ve hadislerde menedilmesine rağmen bugün toplum genelinde en büyük problemlerimizdendir. Bu günahtan ne kadar uzak kalırsak bizim için o kadar iyi olur. Gıybet, kul hakkı olduğundan bu konuda çok hassas olmak gerekir.
Bu dünyada yapılan gıybetlerin ahirette o kişinin aleyhine bir şehadet olup olmayacağı meselesine gelince; yaptığınız gıybetin eğer helallik almazsanız ahirette sizin karşınıza çıkacağından bir şüpheniz olmasın. Fakat gıybetini yaptığınız kişi aleyhine, söylediklerinizin onun için bir şehadet olması düşünülemez. Zira bir insan gıybeti, o insana olan kin, haset ve garaz gibi şeytani hislerle yaptığından bunun bir şehadet olarak kabul edileceğini söylemek biraz zordur. Ahirette Allah’ın izni olmadan kimse konuşamaz ve birbiri hakkında olumlu ya da olumsuz bir şehadette bulunamaz. Yani gıybet büyük bir günahtır. Birisinin işlemiş olduğu günah sebebiyle de başka birisi o günah esas alınıp hesaba çekilmez. Burada şehadeti, bizzat işlenmiş olunan günah, işleyen kişi hakkında yapacaktır. Ayrıca, Allah Teâlâ, gıybeti tamamen yasaklamışken, bu kötü ve sinsi fiili, şehadet kılıfına sokmaya çalışmak, haramı masumlaştırmaya çalışmak demektir. Bunun da ayrı bir vebali olur ötede. Hem Allah tarafından verilmiş böyle bir görevimiz de yoktur. Yani gıybet etmek suretiyle başkası hakkında şahitlikte bulunmuş olalım diyemeyiz12 Ağustos 2010: 08:43 #774610Anonim
Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsaydı ve işitseydi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zaten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftiradır; iki katlı çirkin bir günahtır.
Gıybet, mahsus birkaç maddede caiz olabilir:
Birisi: Şekvâ suretinde bir vazifedar adama der, tâ yardım edip o münkeri, o kabahati ondan izale etsin ve hakkını ondan alsın.
Birisi de: Bir adam onunla teşrik-i mesai etmek ister, seninle meşveret eder. Sen de, sırf maslahat için, garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için desen: “Onunla teşrik-i mesai etme. Çünkü zarar göreceksin.”
Birisi de: Maksadı tahkir ve teşhir değil, belki maksadı tarif ve tanıttırmak için dese: “O topal ve serseri adam filân yere gitti.”
Birisi de: O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecahirdir. Yani fenalıktan sıkılmıyor, belki işlediği seyyiatla iftihar ediyor, zulmüyle telezzüz ediyor, sıkılmayarak âşikâre bir surette işliyor.
İşte bu mahsus maddelerde, garazsız ve sırf hak ve maslahat için gıybet caiz olabilir. Yoksa, gıybet, nasıl ateş odunu yer, bitirir; gıybet dahi a’mâl-i salihayı yer, bitirir.
Eğer gıybet etti veyahut isteyerek dinledi; o vakit
-1- demeli, sonra gıybet edilen adama ne vakit rast gelse, “Beni helâl et” demeli. (22. Mektup’tan)13 Ağustos 2010: 16:08 #774673Anonim
allahrazı olsun
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.