• Bu konu 6 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
  • Yazar
    Yazılar
  • #649215
    Anonim

      namazda iken maddi bir acı hissetmeyenlerden birisi de, evliya hanımlardan rabiat`ül-adeviyye idi.
      bir gün namaz kılarken gözüne bir kamış ucu girmiş, namazını kılıp selam verinceye kadar hiçbir şekilde haberi olmamıştı.
      selam verince:
      -bir bakın bakalım, gözüme saplanan nedir, diye bağırmıştı.
      etrafındakiler, saplanan kamışı güçlükle çıkarmışlardı.o kadar ilginçti ki, namazda iken hiç bir acı duymayan bu saliha hanım, kamış çıkarılırken ve daha sonra büyük acılar çekmişti.

      #698407
      Anonim

        namazdaki huşu bu olsa gerek..

        #728715
        Anonim

          Bizim namazlar bu namazın yanına bile yaklaşamıyor malesef.

          #728856
          Anonim

            bencede i-smile kardeş

            #728873
            Anonim

              Hulefâ-i râşidin efendilerimizden Hazreti Ali (radiyallahü anh) ayağına saplanan bir ok için “ben namaza durayım; siz de onu çıkarın” diyordu. Yani namazdayken, vücuduna saplanan okun acısını duymayacak kadar fizikî âlemle alâkası kesiliyordu.

              #728886
              Anonim

                NAMAZ husu sahiplerinin disindakilere agir gelir (Bakara, 2/45)
                deyim yerindeyse
                huzuru kacmis bir namaz sahnesinde seytan calar nefis oynar, fikir de eglenir

                #728891
                Anonim

                  bana mesneviden bi bölümü hatırlattı bu hikaye

                  Mevlananın deyimiyle…

                  Namaza tekbir getirip başladıklarında, kurban misali bu alemden çıktılar. Çünkü imamın ‘Allahü Ekber’ demesinin manası şudur:

                  – İlahi! .. biz senin huzurunda kurban olduk!…

                  O sırada beden İsmail, can da İbrahim (sav) gibidir ki can, bedenin heva ve hevesini kesmek için tekbir getirmiştir.

                  İşte o zaman beden, şehvetlerden ve hırslardan ölüp kurtulmuş, kul namaza başladığında :

                  Bismillâhirrahmânirrahim, diyerek boğazlanmıştır.

                  Namaz kılanlar kıyamet gününde Allahu Teâla’nın huzurunda nasıl ki saflar halinde duracaklar, aynen o şekilde nefislerini hesaba çekerek, Rablerine yalvararak gelirler.

                  Allah’ın huzurunda göz yaşı dökerler. Kıyamet gününde kabirden kalkıp mahşer yerinde dikilir gibi namazda kıyam ederler. Cenab-ı Hak onlara şöyle der :

                  -Sana verdiğim süre içinde ne kazandın, bana ne getirdin ?

                  -Ömrünü hangi amelde bitirdin ?

                  -Rızkını ve kuvvetini hangi işte tükettin ?

                  -Gözünün cevherini nerede eskittin ?

                  -Beş duyu organını nerede kullandın ?

                  -Sana bel ve kazma gibi el, ayak verdim. Ben onları kendi lütfum ile bağışlamıştım. Ne oldular ?

                  Onlar bu halde iken sorular ardı ardına gelir. Soruya muhatap olan utancından iki kat olup rüku halini alır. Zira utandığından ve ayakta duracak hali kalmadığından, Allahu Teâla’yı tesbih eder :

                  -Sübhane Rabbiyel Azim, der. Cenab-ı Hak :

                  -Ey Kulum ! Başını kaldır da sorularıma cevap ver, diye ferman eder.
                  Kul mahcup bir halde başını kaldırır ama ayakta duramaz.Hemen secdeye kapanır. Bu kez ona :

                  -Secdeden başını kaldır, yapmış olduklarını anlat, denir.

                  Fakat kul, mahcup olarak başını secdeden bir ara kaldırsa da duramaz. Hemen yüz üstü kapanır. Cenab-ı Hak tekrar :

                  -Başını kaldır ve açıkla! Yaptıklarından birer birer hesap soracağım , buyurur :

                  İşte bu heybetli hitaplar o kulun ruhuna tesir eder. Artık ayakta duracak hiç hali kalmamıştır. bu ağır yükün tesirinden dolayı ayakları üstüne otura kalır. Cenab-ı Hak bu halde iken ona :

                  -Anlat şu halini! Sana nimet vermiştim. Nasıl şükrettiğini söyle. Sana sermaye vermiştim, nasıl tükettiğini göster !..der.

                  Ve….Kul, bir çıkış yolu bulabilmek için sağ tarafına selam vermek üzere, nebilerin ve meleklerin bulunduğu tarafa yönelir :

                  -Esselâmu Aleyküm Ve Rahmetüllah, der.

                  Bunu yapmakla, ‘ey manevî rehberler! ..Şefaat ediniz ki bu kötü kuşun ayağı ve dili çamura batmış, kurtulsun’ demek ister.

                  Onun bu sözü üzerine peygamberler ona şöyle der :

                  -Biz dünyada iken sana çare idik. Orada salih amellerde bulunmadın. Şimdi vakitsiz öten kuş gibisin. Ey talihsiz kişi !.. Git, kanımıza girme.

                  Onlardan bir fayda göremeyen kul, bu kez sol tarafa aile ve yakınlarının bulunduğu tarafa, soluna yönelir :

                  -Esselâmu Aleyküm Ve Rahmetüllah, der. Onlar da :

                  -Sus !.. Bizden yardım isteme. Biz kim oluyoruz ki sana yardım edelim.Bizden el çek, derler.

                  Zavallı ne o taraftan ne de bu taraftan bir fayda görür. Ruhu çaresiz kalır:
                  Kalbi parça parça olur. böylece ümitleri tükenmiş bir halde Allahu Teâla’ya yalvarmak için ellerini yukarı kaldırır :

                  -Ya Rabbi!.. Artık ümidim kalmadı. Sığınacak tek kapım sensin. Senin rahmet ve mağfiretinde son yoktur, der.”

                  #728908
                  Anonim
                    elif_gibi;97535 wrote:
                    -ya rabbi!.. Artık ümidim kalmadı. Sığınacak tek kapım sensin. Senin rahmet ve mağfiretinde son yoktur, der.”

                    her namazdan sonra edilecek dua 🙁 kimsemiz yok RABBİMİZDEN başka…..

                  8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
                  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.