• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #655238
    Anonim

      MALAWI MEDRESE-I NURİYELERİ VE NUR TALEBELERİNİ BEKLİYOR.

      Esselamun Aleykum

      Aziz ve çok Kıymetli Ağabeylerimiz;
      Yıllardır yakın ülkeleri ziyaret etmek ve oralara da Nurları götürmek isteği bir mefkure halinde gönlümüzde ve hayalimizde olan bir gaye idi. Lillahilhamd geçtiğimiz iki hafta içinde Afrika kıtasındaki iki ülkeye ziyarette bulunduk. Bunlar Malawi , Tanzanya ve Tanzanya ile birleşip Tanzanya Birleşik Cumhuriyetini oluşturan Zanzibar adası. Bu ülkelerden Malawi hakkında biraz bilgi verelim ve sonra da Malawi ziyaretimizi hulasa edelim inşaallah.

      Malawi Cumhuriyeti (Republic of Malawi) Güneydoğu Afrika’da bir ülke. Afrika’nın sıcak kalbi olarak biliniyor. Afrika’nın sıcak kalbi denilmesinin sebebi; Malawi’li insanların çok sıcak kanlı, cana yakın, güvenilir ve samimi olmalarındandır. Yüzölçümü: 118.480 km² , Nüfusu: 18 milyondur. 1963’te İngiliz Milletler Topluluğu (Commonwealth) üyeliğine giren Malawi, 1964’te bağımsızlığını kazanmıştır. Halkın çoğunluğu köylerde ve kırsal kesimlerde büyük aileler şeklinde yardımlaşarak yaşamaktadırlar. Alt ve üst yapının olmadığı, büyük şehir haricinde su şebekesinin bulunmadığı bir ülkedir. Köylerde eğer su kuyuları yoksa insanlar su ihtiyacını birikinti olan yerlerden gidermektedirler. Hulasa; maddi ve manevi (özellikle Nurlara) çok hizmetlere ihtiyacı olan çok fakir bir ülke. İşsizlik oranı çok yüksek; vasıfsız elemanların günlük kazancı maalesef bir dolar kadar. (Bir dolara ancak bir ekmek alınabiliyor.)

      Malawi ziyaretimizin birinci günü: Malawi’yi ziyaret kararının ardından, yaklaşık 10 gün yoğun bir araştırmanın neticesinde çeşitli irtibatlar sağladık ve 23 Mayıs 2009 Cumartesi sabahı saat 10 da Johannesburg şehrinden uçakla Malawi’nin en büyük ve eski başkenti olan Blantyre şehrine gittik. Uçaktan indiğimizde anladık ki; seçimler yeni olduğundan yakın ülkelerin Başkanları Malawi başkanını tebrik için ziyarete gelmişler; tevafuk etti aynı anda bizde oraya indik. Bu güzel tevafukun hatırı için gidip bu zatlarla tanıştık. Malawi’nin Başkanı, Güney Afrika’nın eski Başkanı, Zambiya’nın ve Mozambik’in Başkanlarıyla ayak üzeri 5-10 dakikalık bir tanışma ve konuşmamız oldu. Türkiye’li olduğumuzu ve niyet ve hizmetlerimizi hulasa ettik. İnşaallah Malawi’yi bir daha ki ziyaretimizde Başkanla hususi bir görüşmemiz olacak. 30 dakikalık bir beklemenin ardından önceden irtibat kurduğumuz kabile reisi olan Sultan Chowe’nin Şeyhlerinden olan Şeyh Jaafar Magombo imkanları dairesinde kiralamış olduğu bir minübüsle 170 km yol gelerek havalimanında bizi karşıladı ve otele doğru yol aldık. Şehir çok dağınık ve yapılaşma çok fakir görünüyordu. Otele vardığımızda pek uygun bir yer olmadığını gördük. Blantyre de bulunan bir Türk abinin adresini almıştık, bu abiyi arayarak istişare ettik. İki Türk abi gelip bizi aldılar ve sahibi Müslüman olan bir otele yerleştik. (Bu otelde kaldığımız 2 gün esnasında otelin restoranında çalısan bir kardeşimiz İslamiyet ile müşerref oldu. Elhamdulillah.) Bu abilerle kısa bir tanışma ve durum değerlendirmesinin ardından, istişare ederek 8 günlük Malawi programını çizdik. Hemen vakit kaybetmeden o akşamdan bilinen ve değerli Zatları ziyarete başladık.
      İlk ziyaret edip tanıştığımız Zat Şeyh Hubbuddin oldu. Şeyh aslen Sudan’lı olup 20 yıla yakın zamandır, G.Afrika, Mozambik ve Malawi ülkelerinde İslam’a hizmette bulunmuş çok fedakar ve ihlaslı muhterem bir Zat.(Malumunuz Afrika kıtasında bilgili ve alim kişilere Şeyh deniliyor, yoksa tarikat Şeyhleri değiller.) Bizi çok sıcak bir misafirperverlikle karşılayan bu Zatla tanışmanın ardından Nurları ve hizmetleri tanıttık, kısa bir dersin ardından, götürmüş olduğumuz Nurlardan hediye ettik çok memnun oldu. Bir saatlik bir istişareden sonra farklı kuruluş ve zatların irtibatlarını alarak müsaade istedik. Şeyh Hubbuddin Malawi’de bir çok medrese ve kuruluştan oluşan bir vakfın başkanlığını yapmakta. Bu zat vesilesiyle çok sayıda kişiler ve kuruluşlarla tanışmış ve Nurları tanıtıp hediye etmiş olduk.

      İkinci gün: Blantyre şehrindeki bazı medrese, mescit ve kuruluşları ziyaret ettik. Insanlar çok sevindiler. Hizmetlerimizi ve Nurları tanıdıktan sonra bu ülkenin bu tür hizmetlere çok ihtiyacı olduğunu bildirdiler. Ülkede ciddi manada İman, Kur’an hizmeti veren bir kurum ya da medrese bulunmamaktadır ve halkın dini bilgisi çok zayıf.

      Üçüncü gün: Ülkede bilinen ve çok sayıda ofisleri bulunan “İslami Bilgi Merkezleri”nin yöneticisi Şeyh Dinaar Chabulika ile görüştük ve İslami hizmetler hakkında bilgi aldık. Bu merkezler daha çok yeni Müslüman olan ve İslam’ı öğrenmek isteyen gayr-i müslimlere hizmet veriyor. Bu merkezlerin hizmetlerini Şeyh şöyle özetledi: “Malawi’li insanlar çok fakir ve eğitimsiz, bu insanlar özellikle gayr-i müslimler mescidlere ve medreselere gidip soru sormaya ve İslam’ı araştırmaya korkuyorlar ve çekiniyorlar, dolayısıyla Müslüman olanların sayısı az oluyordu. 1999’da Blantyre şehrinde “İslami Bilgi Merkezi” adı altında ilk ofisimizi açtık. Şu an ülke genelinde 11 tane merkezimiz var. Her gün onlarca kişi bu merkezleri ziyaret ederek İslam’ı araştırıyorlar ve yılda ortalama 500-600 kişi Müslüman oluyor. Bu merkezlere insanların girip çıkması daha kolay oluyor ve rahatlıkla sorular soruluyorlar.” Bu Zat’ı ziyaretin ardından Malawi’nin tek İslami Radyosu olan Radio Islam’ı ziyaret ettik ve canlı programda Nurlara olan ihtiyacı ve ehemmiyetini anlatıp kısa bir ders yaptık. Günün devamında mescit ve medrese ziyaretlerinin yanı sıra halktan insanlarla tanışıp Risale-i Nurlar’dan dağıttık.
      Dördüncü gün: Şeyh Hubbuddin’in Zomba ve Mangochi şehirlerine organize etmiş olduğu bir dizi ziyaret gerçekleştirdik. Sabah namazından sonra yola koyulduk. Yolumuzun üzerinde bir medreseye uğradık ve hizmetlerden Nurlardan bahsettik ve İman-ı Billah’tan, muhabbetullahtan, iman-i tahkikiden ve Kur’an’ı anlama ve yaşamadan bahisler okuduk. Bunun üzerine o bölgede bir grup insanin İslam’ı öğrenmek istediğini söyleyerek bunlara Allah’ı, Kur’an’ı ve İslam’ı anlatmamızı istediler. Tekliflerini kabul ettik ve bu insanların olduğu bölgeye gittik; toplandılar. Nurlardan farklı yerlerden bahisler okuduk ve anlattık. Bir kaç saatlik bir dersten ve soru-cevaptan sonra 20 kişinin şehadetine şahit olduk. Bizimle beraber olan Şeyhler ve İmamlarda okuduğumuz ve bahsettiğimiz meseleler karşısında hayretler içinde gözlerini kırpmadan dinliyorlardı. Daha sonra orada bulunanlara nurlardan hediye edip yolumuza devam ettik.

      Zomba şehrinde bulunan Şeyh Hubbuddin’in organize ettiği bir medreseyi ziyaret ettik ve bölgede bulunan insanlarla tanışıp Risalelerden hediye edip dersler yaptık. Burada da güzel fikir alış-verişinde bulunduk; çok memnun oldular.

      Mangochi şehrine vardığımızda öğle namazı olmuştu. Namazımızı ülkedeki en büyük İslami okul olan Asselam Muallim Yetiştirme Enstitüsü’nün mescidinde kıldık. Bu enstitü ülkedeki medrese, mescit ve okullara muallim yetiştirmek için 2000 yılında kurulmuş. Asselam Muallim Enstitüsü bir yıl boyunca Arapça ve İngilizce dil eğitimine ağırlık veriyor ve eğitimini Arapça olarak devam ettiriyor. Öğrenciler liseden sonra bu okula geliyorlar. Zaten bir medrese alt yapısı olan bu öğrencilere genel İslami bilgiler gözden geçirildikten sonra sadece Arapça öğretiyorlar. Hafiz öğrencilere öncelik veriyorlar. Bu enstitüden mezun olanlara Şeyh diye hitap ediyorlar. Okul öğrencileri daha örgenci iken ülkedeki mescitlerde vaazlar verip imamlık yapıyorlar. Bölgelere İslam’ı tebliğ ediyorlar, Kur’an-i Kerim okuma programları ve daha bir çok programlar düzenliyorlar. Bizi enstitünün genel yöneticisi Şeyh Mahdie Adam Al-Kaisie Efendi karşıladı; tanışmamız 4 saatlik bir programla devam etti. Şeyh ve öğretmenlerle geçen bir sohbetin ardından, Nurları ve hizmetlerimizi ögrencilerle paylaşmamızı ve anlatmamızı istediler. Bütün sınıflarda kısa kısa Nurlardan bahisler okuduk soru cevaplar oldu. Daha sonra bütün öğrencileri okulun bahçesine toplayıp; Hz. Üstad’ımızın İman ve Kur’an hizmet anlayışını ve İmani ve Kur’ani ilim olan Risale-i Nurları ne şartlarda ve ne amaçla ve kimler için yazmış? anlatmamızı istediler. Özellikle Hz. Üstad’ımızın “ bu zamanda İslam’a, Kur’an’a ve İmana öyle hizmet erleri lazım ki değil sadece dünyasını, ahiretini dahi feda etmeli” demesi Şeyhlerin ve öğretmenlerin çok ilgisini çekti ve bu konu üzerinde biraz durmamızı istediler. 300 öğrenciye birden güzel bir dersin ardından vaktimiz sınırlı olduğundan buradan müsaade alarak ayrıldık.

      Beşinci gün; Mangochi şehrindeki Chowe kabilelerinin reisi Sultan Chowe’yi ziyaret ettik. Daha Güney Afrika’da iken irtibata geçtiğimiz bu Zat, Malawi’nin en büyük ve en eski kabilesi olan Chowe kabilesinin reisi. Bu ülkede kabile reisleri daha çok yerel yönetimde söz sahibi. Reisi olduğu kabilenin ve toprakların resmen sahibi; istediği gibi tasarruf edebiliyor. Devlet bu zatların istişaresi ile kararlarını belirliyor. Sultan Chowe dokuz büyük reisten en bilgili ve eğitimlisi, ayrıca yirmi dört yıldır aktif olarak İslami programlar yaptığı ve organizasyonlarda çalıştığından en saygını. Sultan Chowe’nin idaresinde üçyüz bin kişi civarında nüfusa sahip iki yüz tane köy bulunuyor. Ve kendi reislik otoritesi altında yirmi tane alt kabile reisi bulunuyor. Bunlar kabilelerinin raporunu bu zata veriyorlar, devletlik işleri olduğunda direk devlete baş vuramıyorlar, baştaki kabile reisine müracaat etmeleri gerekiyor. Sultan Chowe’yi ofisinde ziyaret ettik, ofisi zaten İslami merkez olarak kullanıyor. Bu insanlar kabile reisi olsalar da genel olarak fakir insanlar. Bize ülkenin genel durumu hakkında bilgi verdi. Özellikle kendinin de içinde bulunduğu Mangochi şehrinden detaylı bahsetti, bu şehir İslam’ın ilk girdiği ve en çok Müslüman nüfusa sahip olan bir şehir. Bir milyondan fazla nüfusu olan bu şehrin %70’i Müslüman. Maddi imkansızlıktan dolayı insanlar Hristiyanların organizasyonlarına katılıyorlar ve zamanla zaten sağlam olmayan iman ve İslamiyet’lerini de kaybediyorlar. Maalesef bu durum ülke genelinde de hakim. O nedenle ülkedeki Müslüman nüfus on yıl önce genel nüfusun % 60-70’i iken şimdilerde % 35’lerde olduğu söyleniyor, resmi istatistiklerde bu rakam % 20’lere kadar iniyor. Sultan Chowe’yi dinledikten sonra bizlerde hizmetlerimizi ve Nurları tanıttık ve ders okuduk. Nurlardan hediye ettik. Uzun bir sohbetin ardından Sultan Chowe bizi şehirden 30 km uzakta kendi kabilesinin bulunduğu köye götürdü. Burası bölgenin en yüksek yeri. Kabile dağın tepesindeki düzlükte yaşıyor. Çok güzel bir manzaraya sahip. Bölgenin en yükdsek yerinde göl manzarasını seyre dalmışken Sultan Chowe : “Ne dersiniz! Burada bir Medrese-i Nuriye yapalım mı?” dedi. Biz de nasıl olacak diye sorduk. Sultan Chowe cevaben : “Sizin de gördüğünüz gibi bu ülkede İslami hizmetlere çok ihtiyaç var. Sizin bahsettiğiniz Nurlara daha çok ihtiyaç var. İnşaallah biz size bu bölgede onbir hektar civarında arazi verebiliriz ve elimizden gelen yardımı da yaparız; yeter ki İslam’ın meş’alesi bu topraklarda sönmesin.” dedi. Bu teklif karşısında oldukça duygulandık ve hep beraber İslam’ın ve Kur’an Nurlarının bütün Afrika kıtasında parlaması için dualarda bulunduk. Bu duygu yüklü manzaranın ardından yolumuza devam ettik ve kabilenin bulunduğu köye ulaştık. Vardığımizda bir başka duygulu manzarayla karşılaştık. Kabile halkı toplanmış bizi bekliyorlardı, bizim aracı görür görmez başladılar ilahiler söylemeye çok şaşırmıştık. Bizim için hazırlanmış olan masaya oturduk ve çocuklar etrafımızı sararak İslami bilgilerini sırayla bizlere ezberden okudular. Kendi aralarında bir program hazırlamışlar onu sundular. 1 saat bunları dinledik ve izledikten sonra sözü bize bıraktılar. Biz de yaratıcının bulunma zorunluluğundan başlayarak Allah’ın birliğine, Nübüvvetin gerekliliği ve hakkaniyeti, ibadetin önemi ve ehemmiyeti, ve mükellefiyetlerimizden onların anlayacağı şekilde bahsettik. Sanki islami yeni taniyorlarmis gibiydiler. İslam’ın hakikatlarından ve İslam’ın sadece bilgide değil; hayatımızda da olmasının gerekliliği üzerinde durduk. Ve Nurlardan okuduk. Buradan da ayrılma vakti gelmiş, akşam vakti olmuştu, yola çıktık ve şehre indik. Sultan Chowe’yi bırakırken Parlamento üyelerinden Abubekir Ali Mbaya isimli bir zatla ayak üzeri tanıştık. Sultan Chowe bizi tanıttı. Bu zat çok memnun oldu ve bizi misafir etmek ve arkadaşlarıyla tanıştırmak istedi, fakat bizim vaktimiz yoktu şehirden ayrılmamız gerekiyordu. Daha gidilecek iki yüz km yolumuz vardı. Özür dileyerek izin istedik, bir şartla izin vereceğini söyledi; bir daha geldiğinizde Parlamento Üyeleriyle bir toplantı ayarlayacağım onlarla görüşmeyi kabul ederseniz gidebilirsiniz dedi. Bizde kabul ettik İnşaallah gelecek ziyaretimizde onlarla görüşeceğiz. Bu Zat’a Nurlardan hediye ettik ve ayrıldık.

      Altıncı gün: Blantyre’deki ziyaretlerimizi tamamladık ve Malawi’nin başkenti Lilongwe’ye gitmek için otobüs bileti aldık. Türk esnaf abilerle beraberken aslen Hindistan’lı olan Fayzil isminde Müslüman, genç bir iş adamı ile tanıştık. Bu zat ülkedeki en zengin Müslüman iş adamı, çok sayıda medrese, mescit, okul ve yetimhaneler yaptırmış. Bu medrese ve diğer hayır kurumlarının giderlerini sağlamak için çok sayıda iş yerleri ve binalar inşa ettirmiş ve bunları kiralamış tüm gelirini bu hayır kurumlarının ihtiyacına sarf ediyormuş. Yaklaşık iki saatlik bir sohbette bulunduk Nurlardan bahsettik. Hizmetlerimizi anlattık. Çok memnun oldu. Ve şunları söyledi: “Bu ülkede bizim yaptığımız hizmet; insanlar Müslüman kalmalarını ve en azından ismen Müslüman olmalarını sağlamaktan ibaret. Ama sizin anlattıklarınız işin özü; yani biz kışırla uğraşıyoruz siz lübden bahsediyorsunuz; Maşaallah, Allah muvaffak eylesin; benim de hayalimde ve hedefimde olan; insanlara bir bir ulaşıp tahkiki imanı hayatlarına yerleştirmek; siz bunu yıllardır yapıyormuşsunuz; bizim burada böyle bir eğitimi veren medrese de, kişiler de yok; bunun için gönlünü, ömrünü veren insanlar lazım” dedi. Misafir etme teklifini kabul edemedik çünkü bizim otobüs saati zaten gelmişte geçmişti bile. Gidip biletin zamanını erteletip akşam üzeri Lilogwe şehrine doğru yola çıktık. Akşam geç saatlerde vardık. Yine Türk müteahhitlerden bir abi bizi karşıladı ve misafir etti. Ertesi sabah; Güney Afrika’da iken irtibata geçtiğimiz aslen Güney Afrika / Cape Town’lu olan Yusuf isminde okul müdürü bir zatla görüştük. Bu okul modern eğitimle İslami eğitimi bir arada veren Blantyre da tanıştığımız Fayzil beyin yaptırmış olduğu bir okul. Yusuf bey 3 yıldır bu okulun müdürlüğünü yapıyormuş kendini adeta insanlara eğitim için adamış. çok sade yaşantısı olan kibar, mütedeyyin, disiplinli bir zat. Okulu ve programlarını tanıttıktan sonra okuldaki öğretmenleri topladı ve bir toplantı yaptık. Bizi kısaca tanıttıktan sonra sözü bize bıraktı. Bizde Hz. Üstadımızın eğitim anlayışından ve metodundan bahsettik. Özellikle Hz. Üstadımızın “ bizim üç düşmanımız var; “Cehalet, Zaruret, İhtilaf”. Bu düşmanlarımıza karsı da üç silahımız var; “San’at, Marifet ve İttifak” sözünü duyduklarında hepsi bu sözü kaydettiler. Özellikle okul müdürü Yusuf bey bu sözü aldı ve büyük harflerle okulun girişine yazdıracağını söyledi. İslam’ın eğitime verdiği önemden, okumanın öneminden bahsettik. Okuma deyince aklımıza sadece okul kitaplarını yada normal kitapları okumak değil, Üstadımızın kainat kitabının da okunması gerektiğini; Kur’an-ı Kerim’le birlikte Kainat kitabını da okursak yaratıcıyı, Allah’ı daha iyi tanıyacağımızı söylediğinden bahsettik. Çok şaşırdılar ve etkilendiler. Sonradan öğrendik ki; öğretmenlerin çoğu gayr-i Müslim imiş. Müdür Bey bilerek bize söylememiş ki; onlar da istifade etsin. Buradaki yetimhaneyi gezdik; 400 tane yetim öğrenci yatılı kalıyorlar. Normal okul eğitiminin yanında aynı site içerisinde medrese eğitimini de alıyorlar, bir kısmı hafızlık da yapıyor. İkindi akşam ve yatsı namazlarını buradaki mescitte cemaatle kıldıktan sonra Risalelerden dersler yaptık.Yusuf bey çok etkilenmişti; soru üzerine sorular soruyor ve cevabını Nurlardan alınca çok seviniyordu. İnşaallah bir gün beraber hizmet ederiz diye de ekliyordu. Bu zata Nurlardan hediye ederek; bu kitapları okuyarak hem kendisine; hem de diğer insanlara hizmet edebileceğinden bahsettik ve müsaade isteyip ayrıldık.

      Yedinci gün: Malawi’den ayrılma zamanı yaklaşıyor ve Lilongwe şehrinden tekrar otobüsle Blantyre şehrine dönmemiz gerekiyordu. Biletimizi aldık ve dört buçuk saatlik yola çıktık. Otobüste en öndeki koltukta oturuyorduk. Yanımıza genç bir Malawi’li kardeş oturdu. Otobüs hareket etti, bu kardeş hostese küçük kağıt parçaları verdi ve dağıtmasını istedi. Hostes arka taraftan öne doğru dağıtıp geldi ve en son bize verdi. Küçük beş cm eninde on beş cm uzunluğunda bir kağıt parçasında tahrif edilmiş İncil’den bir ayet yazıyordu. Ayette aynen şöyle: “Kainatta görülmemiş bir sevgi! Arkadaşları ve bizi sevdiği için ve bizim günahlarımız için verilen bir hayat. Hz. Isa (a.s) bizim ilahi hayati ve ebedi hayati kazanmamız için bu dünyaya ölmeğe geldi. Ne kadar kötü bir insan olursanız olun, ne zorluklarla karşılaşırsanız karşılasın; eğer İsa’yı rab olarak kabul ederseniz, ve öldükten sonra tekrar diriltilip semaya çekildiğine inanırsanız şimdi şu anda kurtuluşa ereceksiniz. İsa sizi çok seviyor ve sizi ebediyen kurtarmak istiyor.” (John 15 v 13) yazıyordu. Bu kağıdı okuduğumuzda bunun bir misyoner olduğunu anlamış olduk. Biz kağıdı okurken bu kardeş hissettirmeden bize bakıyordu. Üniversite öğrencisi olan David ismindeki bu kardeşe ve otobüstekilere de hakikatları anlatmak için bu durumu bir fırsat bilerek sohbete başladık. Önce bu ayette geçen her cümleyi tek tek sorarak açıklama istedik. Tabi ki bir açıklama yoktu sadece böyle inan ve kurtul diyordu..Bizde buyrun bunları tek tek inceleyelim hakkaniyet ve doğruluk payı varsa beraber inanalım yoksa Hak olana inanıp kurtulalım dedik ve cümlelerin tek tek gayr-ı hak ve hurafe olduğunu beraber ortaya koyduk ve kendisi de her söylediğimize aynen katılıyordu. Bu konuşmamızı birazda yüksek sesle yaptık, hemen hemen otobüsteki herkes duyabiliyordu. Biz yüksek sesle konuşunca kaptan radyonun sesini iyice kıstı. Herkes pür dikkat dinliyordu. Bu cümlelerin akıl, mantık ve gerçekten uzak olduğu kanısı kardeşte hasıl olunca, hakikata geçtik. Başlıklar halinde: “Yaratıcının varlık gerekliliği ve Varlığının delileri; nasıl bir varlık Rab olabilir; Yaratıcının vasıfları; Yaratıcının Vahdaniyeti ve Ehadiyyet delilleri; sonrasında Peygamberlerin ve Kitapların gerekliliği ve Hakkaniyet delilleri; İlahi mükellefiyet, sorumluluk ve cüz-i ihtiyari ve delilleri; ahiretin varlığı ve delileri; hesap gününün hak oluşu; herkesin kendi hareket ve sa’yinden kendisinin sorumlu olacağı, cennet ve cehennemin varlığı vs. gibi konuları sırayla Risale-i Nurdaki izah edildiği şekliyle anlatmaya çalıştık. Bunların hepsi tam tasdik alınarak kademe kademe geçiliyordu, otobüstekilerin dikkati her geçen dakika daha da artıyordu. Kardeşimiz aleminde onceden de olan sorulara cevap alıyor ve rahatladığı her halinden belli oluyordu. En sonunda bunlar ne güzel açıklamalar, ne kadar bilgilisiniz diyordu; biz de: “bu bilgiler bizden degil; bizim bilğimiz okyanustan bir katre” deyip Nurları anlatmaya başladık ve bir kitap çıkarttık, Hz. Üstadımızdan bahsettik. Ve sorulu-cevaplı sohbetimiz kesintisiz dört buçuk saatlik yol boyunca sürdü. Seyahatimizin sonuna yaklaşırken David kardeş Müslüman olmak için ne yapmam gerek dedi, biz de genel bilgiler verdik. Şehadet getirttik ve hemen eve gidince yapması gerekenleri anlattık. Yarında bir mescide gidip detaylı bir şekilde İslam’ın farzlarını öğrenmesi gerektiğini söyledik. Yanımızda olan Nurlardan hediye edip kardeşle sarıldık, çok mutluydu. Nasıl teşekkür edeceğini bilemiyordu, bana ne kadar iyilik yaptınız bilemezsiniz, siz olmasanız; belki şu otobüsteki insanların bazılarının da dalaletine sebep olacaktım. Otobüs durduğunda insanların bazıları da çok teşekkür ettiler onlara da Nurlardan hediye ettik.

      Sekizinci gün: Şeyh Hubbuddin vasıtasıyla tanıştığımız yine aslen Sudan’lı olan Şeyh Hamid bizi aradı ve bazı kardeşler var sizinle görüşmek istiyorlar. Güney Afrika’daki medresenizde kendilerini yetiştirip Malawi’de kendi ülkelerine hizmet etmek istiyorlar dedi. Vaktimiz olmadığı için bu kardeşlerle görüşemedik. Uçağımız kalmak üzereydi. Bu kardeşlerin irtibatlarını bize gönderdi. Şeyh Hamid Efendiye; inşaallah biz ehl-i hizmet abilerimizle istişare ettikten sonra bu kardeşlerimizle irtibata geçip gereğini yapacağımızı söyledik.

      Malawi’den ayrılmak için havalimanına geldiğimizde tanıştığımız kişiler bize bir kolaylıkta bulundular ve bizi protokol yolcu girişinden uğurladılar. Hamdolsun çok suhuletli ve bereketli bir ziyaret oldu.

      Evet Muhterem Ağabeylerimiz; böyle bereketli ve güzel bir Malawi ziyaretimiz oldu. Bu ülke gibi daha onlarca ülke Risale-i Nurları ve Nurun Talebelerini bekliyor. Bu hizmetlerin bu beldelere kadar gelmesinde emeği geçen ağabeylerden Allah (c.c.) ebediyen razı olsun.
      Umuma biler selam ve muhabbetle…

      Ya Rab! Ne azabına dayanacak halimiz, ne Rahmetinden mahrum kalmaya mecalimiz ne de Senin kapından başka kapımız var. Vefasızlık edip Sen’den, Senin kapından ve Senin dinine hizmetten uzak kalsak da, halimiz Sensiz edemeyeceğimizi haykırmaktadır. Vefasızlığımız, iktidarsızlığımız ve kabiliyetsizliğimiz nispetinde değil ihtiyacımız nispetinde Senin lütfuna, merhametine ve ihsanina talibiz. Bizleri Hizmet-i Kur’aniye ve İmaniyede ihlas-ı tam ile muvaffak ve hissedar eyle. Amin…

      South Africa (Güney Afrika) Nur Talebeleri Namına kardeşiniz
      Yunus

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.