• Bu konu 7 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
9 yazı görüntüleniyor - 1 ile 9 arası (toplam 9)
  • Yazar
    Yazılar
  • #646713
    Anonim

      Muhasebe, insanın tüm amellerini veya o günkü amellerini günde bir veya birkaç kez gözden geçirmesi demektir. Uygun olan muhasebenin uyumadan önce yapılması; amellerinin iyi olduğunu gördüğünde kendisini buna muvaffak kıldığı için yüce Allah’a hamd etmesi, kendisinde meydana gelen eksiklik ve kusurlarından dolayı af dilemesi; amellerinin kötü olduğunu gördüğünde ise, Yüce Allah’tan bağışlanma ve af dileyip tövbesini yenilemesi ve en iyiyi yapmaya karar vererek uyumasıdır.

      Namaz kıldın mı? Eğer kılmadıysan, ölüm aniden sana gelebilir korkusuyla kalk ve kıl.

      Kaç vakit cemaatle kıldın? Rasûlullah (s.a.v.) harp esnasında bile cemaatle namazını kılarken barış anına ne dersin?

      Namazını huşu ile kıldın mı? “Kurtuluşa erdi o mü’minler ki onlar namazlarında huşu içindedirler.” (Mü’minun, 1-2)

      Hayatlarında ve ölümlerinden sonra anne-babana iyilik ettin mi? Zira Yüce Allah: “… Bana anne ve babana şükret, dönüş banadır.” (Lokman, 14) ve Allah’a ibadet edin, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin…” (Nisa, 36) buyurmaktadır.

      Gerçek bir tövbe ile Rabbinden özür diledin mi? Yüce Allah: “Ey inananlar! Allah’a yürekten tevbe edin. Umulur ki Rabb’iniz sizin kötülüklerinizi örter…” (Tahrim, buyurmaktadır.

      İşlediğin Salih amellerinden sonra meydana gelen/gelebilen noksanlık ve kusurlardan dolayı Rabbinden af diledin mi? Zira Yüce Allah: “Onlar ki, Rabb’lerine dönecekler diye yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yaparlar.” (Mü’minun, 60) buyurmaktadır. Ayrıca namaz bittikten sonra üç defa “estağfirullah el azim” demenin sünnet olduğu da unutulmamalıdır.

      Gece (teheccüd) namazını kılıp, seher vaktinde istiğfarda bulunanlardan oldun mu? Hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: “Gecenin son üçte biri kaldığında Rabbimiz (rahmetiyle) dünya semasına tecelli ederek: Yok mu bana dua eden, duasını kabul edeyim; yok mu benden isteyen, istediğini vereyim; yok mu benden af dileyen, af edeyim, buyuruyor.” (Buhari, Müslim)

      Fecrin atması (sabah vaktinin girmesi) ile güneş doğumu arasındaki vakti ihya ederek tam bir hacc ve umre mükâfatını almaya çalıştın mı?

      Ölümü ve ölüm sonrasını, kabri, hesap için Allah’ın huzurunda durmayı, Allah’ın nimet ve azabını düşündün mü?

      Fakrını, aczini, Allah’ın emirlerini ihmal ettiğini ve amellerindeki kusurlarını hiç düşündün mü?

      Allah’ın seni nerede istihdam ettiğine bakıp düşündün mü? Zira Allah katındaki değerini öğrenmek istiyorsan o’nun seni nerede istihdam ettiğine, ne ile uğraştırdığına bakmalısın demişlerdir.

      Kaynak:

      Allah’a Yönelenlerin Rehberi-Salih Ekinci-Ravza Yayınları-İst-2006

      #718959
      Anonim

        ALLAH (C.C) Razı Olsun Abim.
        Selametle İnşALLAH.

        #719021
        Anonim

          şu nefiz varya insanın aklını başından alıyor ve insanı esfeli safiline atıyor.Allah muhafaza etsin….ve bizi nefsimizle başbaşa bırakmasın…amin

          #719153
          Anonim

            nefis kadar güzel bir şey varmı?
            onun sırtına bindiğin müddetçe.
            eğer roller değişirse onun kadar da çirkin bir şey olmuyor.
            ki o zaman ALLAH yardımcımız osun. başka kimden medet umulurki.

            #719165
            Anonim

              Elhamdülillah çok güzel olmuş…Ama bir konuda size katılmıyorum ki oda;Muhasebenin gün içerisinde birkaç defa yapılması..Çünkü insanoğlu her anında nefisle mücadele ve her anında kendine sunulan seçenekleri TERCİH halindedir.Ve uyumadan öncede bu tercihlerinin ne kadarında ALLAH(C.C) RIZASINI gözettiğini düşünmeli ve kendine çekidüzen vermeli.HAAKKINIZI HELAL EDİN

              #719218
              Anonim

                Abdul Kadir Geylani bir gün zikir esnasında kendisinden köpek suretinde bir şeyin çıktığını görür sevinir.
                —elhamdulillah nefisten kurtuluyorum der
                o esnada lahuti bir seda duyar” ey Abdulkadir onu içine al biz seni onunla seviyoruz”
                bu menkibede insanın nefsiyle beraber insan olduğu nazara verilmektedir. insanda şayet nefis olmasa melekten bir farkı kalmaz. halbuki insanlık mahiyeti nefisle beraber tamam olmaktadır.
                insan bu nefisten dlayı imtihan edilmekte böylece insanların dereceleri ortaya çıkmaktadır. Bediüzzaman Said Nursi mesnevi-i nuriye isimli eserinde” sizin nefis ve şeytanınız benin nefis ve şeytanımdan daha asi daha taği daha şaki değiller” de.
                bazıları bu ifadeleri tevazu kabilinden algılayabilir. fakat kanaatimizce bunlar gerçeğin bir ifadesidir. çünkü”dağına göre kışı olur.”
                büyük zatlar mübarek bir nefis taşıdıklarından değil nefisleriyle aslanlar gibi mücadele ettiklerinden büyük olmuşlardır.

                #719219
                Anonim

                  Eğer, insan yalnız bir kalbden ibâret olsaydı, bütün mâsivâyı terk, hattâ Esmâ ve Sıfâtı dahi bırakmak, yalnız Cenâb-ı Hakkın zâtına rabt-ı kalb etmek lâzım gelirdi. Fakat, insanın akıl, ruh, sır, nefis gibi pek çok vazifedar letâifi ve hasseleri vardır. İnsan-ı kâmil odur ki, bütün o letâifi, kendilerine mahsus ayrı ayrı tarîk-ı ubûdiyette, hakikat cânibine sevk etmek ile, Sahabe gibi geniş bir dairede, zengin bir sûrette; kalp, bir kumandan gibi, letâif askerleriyle kahramanâne maksada yürüsün. Yoksa kalp, yalnız kendini kurtarmak için askerini bırakıp tek başıyla gitmek, medâr-ı iftihar değil, belki netice-i ıztırârdır.

                  Başka bir sayfada da şöyle geçiyor:

                  Öyle de, zâhirden hakikate geçmek, iki sûretledir. Biri, doğrudan doğruya hakikatin incizâbına kapılıp, tarîkat berzahına girmeden, hakikati ayn-ı zâhir içinde bulmaktır. İkincisi, çok merâtibden seyr ü sülûk sûretiyle geçmektir. Ehl-i velâyet, çendan fenâ-i nefse muvaffak olurlar, nefs-i emmâreyi öldürürler; yine Sahabeye yetişemiyorlar. Çünkü, Sahabelerin nefisleri tezkiye ve tathir edildiğinden, nefsin mahiyetindeki cihazât-ı kesîre ile ubûdiyetin envaına ve şükür ve hamdin aksâmına daha ziyâde mazhardırlar. Fenâ-i nefisten sonra ubûdiyet-i evliyâ besâtet peydâ eder.

                  #719220
                  Anonim

                    Dünya hayatı bir bakıma mü’minin zindanıdr. mü’min olarak kaldıkça dünya onun zindanıdır.
                    Fakat takva hali devam ettikçe Allah onu oradan çıkarır. Zindanından darlıktan çıkarır ferahlığa kavuşturur.
                    Mü’minin beden yumurtasının kabuğu çatlar. Başka şekle dönüşür. Bu suretle o hikmet tanelerini toplar.
                    Allah onun göğsune kendisine yakınlık kanatlarını takar.
                    artık o yemek tabaklarının sahibidir. Sofranın sahibidir.
                    (Abdulkadir-i Geylani)

                    #719221
                    Anonim

                      NEFİSTEN KURTULUŞ YOK
                      anlatılırki bir zat devesini satmak üzere pazara getirmiş ve yüksek bir fiyat talebinde bulunmuş. demişler
                      ”niçin fazla fiyat istiyorsun bu deve bu kadar yapmaz?”
                      demiş:
                      ”benim devem sıradan bir deve değil. ‘oh’ deyince yürür. ‘oh oh’ deyince koşar ve ‘amin’ deyince de durur”

                      Ordakilereden biri bunu çok ilginç bularak ”devenizi denemek istiyorum eğer anlattığınız gibiyse alabilirim”demiş

                      Devenin üzerine oturduğunda ‘oh’ demiş deve yürümüş. ‘oh oh’ demiş deve koşmaya başlamış . adamın keyfine diyecek yokmuş.

                      Ama bu arada deveyi durduracak kelimeyi unutmuş.o sırada tam uçurumun kenarına gelmiler bir adım daha atsalar uçuruma yuvarlanacaklar. Allah’tan o sırada adam ”amin” demiş ve deve durmuş.adam kurtulmanın sevinciyle’ oh’ demiş deve yoluna devam etmiş. uçuruma yuvarlanmışlar.

                      Temsildeki deve gibi nefis dahi insana ‘oh’ dedirtmez. bir insan”oh artık bu nefisten kurtuldum” deediği anda kendisini manen uçuruma atmış olur.

                    9 yazı görüntüleniyor - 1 ile 9 arası (toplam 9)
                    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.