• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #646776
    Anonim

      Başkanlar da kendilerini pohpohlayan ve faziletlerini anlatan yalaka takımına uzak durmalıdır. Birçoğu eğitimsiz aşiret reislerinin aşireti yönetmesi gibi cemiyet yönetmektedirler.
      08 Mayıs 2008 Perşembe 12:35
      1960″lı yılların başında Avrupa”ya işçi olarak giden insanlarımız artık yaşlanmışlardır. Onlar 70″li yaşlara ulaşmıştır. Bir kısım insanımızın bu gurbet ellerde yılları geçti. Vefat eden baba ve annesinin cenazesine gidemediği gibi belki de izine gidince öğrenebildi.
      Buralara çalışmaya gelen insanlarımızdan bazıları vefat etti. Bavulu ile geldiği bu ülkeden cenazesi gönderildi. Vatan ve aile hasretinde gözleri açık gitti. Hayatta kalanların bir çoğu ise yaşlılıklarını ızdırap içinde parçalanmış ve kaybetmiş olduğu ailesi ve evlatlarının acısını çekerek geçirmektedir.

      Hayatımın hiçbir döneminde unutamayacağım bir gurbetçi acısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

      Sanırım 2005 veya 2006 yılları idi. Almanya”da değerli dostlarımız bir Ramazan akşamı bizleri sohbete çağırmışlardı. Sohbet esnasında bir gencimiz şunları söyledi: “Bir Türk bayan vefat etti. Cenazesiyle kimse ilgilenmediğinde yakacaklar.” Birden şaşırmıştım. “Nasıl olur da 50 bin Türkün yaşadığı bir şehirde bir Müslümanın cenazesini yakarlar. Bunun kimsesi yok mu?” diye sordum. “Bir oğlu var ama ilgilenmiyor. Yaksınlar diyor.” deyince şaşırdım ve ağlamaya başlamıştım.

      Aman Allah”ım, biz ne hale geldik? Cennet bile ayaklarının altına verilen anne yakılacaktı ve evlâdın umurunda değildi.

      Orada bulunan arkadaşlar da rica ederek cenazesini bir firmanın da katkıları ile vatanına yalnız olarak gönderdik. Yakılmasına izin vermedik.

      İlerleyen günlerde oğlu ile görüştüm, umurunda bile değildi. Cenazeyi göndermeye bile gelmemişti. “Annen nasıldı?” diye sordum. Şu cevabı verdi: “Çok iyi biri idi. Gece gündüz çalışır, işten işe koşar, kıymazdı ki harcaya. Evlâdım rahat etsin, torunlarım olursa rahat etsinler diye öldüğü güne kadar çalıştı.” Evet tek evlâdının rahatı için çalışan teyzem ahireti için ne kadar çalıştı onu bilmiyoruz. Onu Allah bilir. Tek bildiğimiz yanmasına razı olan isyankâr bir evlat bıraktığı. Bu tip birçok olay yasamış bulunmaktayız. Sadece bunu ibret olsun diye yazdık. İsmini ve şehrini kimseyi incitmeyelim diye gizli tuttuk.

      Avrupa”da yaşayan 60 yaş üstü vatandaşlarımızın çocuklarından ilgi beklerken, Avrupa eğitim sisteminin ve kültürünün ürünü olan çocukların bir çoğu yaşlılarına yönelik aynı değerlere sahip değillerdir. Anne ve babalar çocuklarından ilgi ve yardım beklerken; çocukları ise farklı değerlere sahip oldukları için ailelerinin bu beklentilerini anlayamamaktadır ve anlamaktan çok uzaktırlar. Aileler de, çocukları da haklı. Çünkü sorun iki farklı kültürün anlaşamamasındadır.

      Yaşlılar çocuklarından gerekli bakım yardımını ve hizmetini alamayınca çareyi huzur evi denen kurumlarına başvurmakta bulmaktadır. Birçoğu eğitimsiz olan bu insanlarımız dil bilmediklerinden buralarda bile ahir yaşlarında sıkıntı çekmekte, gelen yetkili veya sağlık görevlilerine dertlerini bile anlatamamaktadır. Karşılarına hasbelkader bir Türk bakıcı çıkınca bayram edip saatlerce derdini anlatmaya çalışmaktadırlar. O kişilerle iki laf edip deşarj olmak istiyorlar. Günlerce çocuklarını, aile bireylerini ve komşularını göremeyen; kahvehane veya camilere gidemeyen yaşlıların, bu kişilerden başka konuşacakları kimseleri kalmamaktadır. Bu nedenle kendi dilini konuşan bir kişi ile bir saat sohbet etmek belki de o insanlar için bir çok şeyden daha değerli.

      Avrupa”da yaşayan gençlerimizin durumu anne ve babalardan farklı değildir. Boşanmış ailelerin çocuklarının veya anne babasını yitirip de ortada kalan çocukların bazıları kimsesizler yurtlarına verilmektedir. Bu kurumlar ise sahipsiz çocukları isteyen Avrupalı ailelere evlâtlık olarak vermektedir. Birçok gencimizde Müslüman bir ailenin çocuğu bile olduğunu bilmeden verilen ailenin kontrolünde dinini ve değerlerini red ederek yetişmektedir.

      Aile mefhumu kalmamış boşanmalar yüzde 60″ları geçmiş. İnşallah gelecek yazılarımızda evlilik olayını ayrı bir konu olarak ele alacağız. Olayın ciddiyeti ve tehlike boyutunda bulunması bunu gerektirmektedir.

      Avrupa”da bulunan derneklere ve sivil toplum kuruluşlarına gelince durumları bu ailelerden daha perişan ve içler acısı. Ezici çoğunluğunun durumu böyle. Avrupa”da yayın yapan Türk medyasında birkaç muhabir ayarlayıp ceplerinde gezdirdikleri kravatlarını hemen çıkarıp takarak reklam amaçlı gerçeği yansıtmayan haberler ve “show”lar peşindeler. Konsolosluklar veya resmi kurumlarda protokolde yer bulmaları bunlar için kayıp olan evlâtlarında daha önemli. Çünkü nefisleri kendilerini köleleştirmiş.

      Medyada politik demeçler ve tribünlere oynama alışkanlıkları gurbetçi ile aralarını açmış. Artık gurbetçi güvenmemektedir bu tiplere.

      Camiler fonksiyonunu tamamen yitirmiş sadece yaşlı insanlarımızın sohbet yeri ve 5 vakit namazgâhı olmuştur. Bu camiler bundan 10 yıl önce çifter hoca bulundururken şu anda yüzde 50 si hoca maaşı ödeyemediğinden sadece Ramazan”da hoca getirmektedir. 10 yıl sonrası ise bu manzara karşısında kapanacak gibi. Gençlik camilerden çok uzak. Buna Cuma da namazları da dahil. Tüm bu olaylar yaşanırken bu dernek ve cemiyet başkanlarının hâlâ kendi saltanat ve nefsini tatmin etmek peşinde olmaları içler acısıdır. Camiler birer eğitim merkezi olmadan bu iş çözülmez.

      Burada görev yapan eğitimciler de nasıl biran önce para kazanırım derdi ve sevdasında. Bunlar bulunduğu yerde daha fazla kalmak için idarecilere yağcılıktan vaz geçip karakterli olmalıdırlar. Bu hususta birçok kişinin nasıl alçaldığına ve ayaklara düştüğüne üzülerek şahid olmaktayız.

      Başkanlar da kendilerini pohpohlayan ve faziletlerini anlatan yalaka takımına uzak durmalıdır. Birçoğu eğitimsiz aşiret reislerinin aşireti yönetmesi gibi cemiyet yönetmektedirler.

      Kendini genel başkan tanıtan birçok sivil toplum kuruluşunun başkanının ise en hızlı şekilde nasıl prim yapar, medyada nasıl boy gösterir de burada veya Türkiye”de siyasete girerim derdinde olduğuna üzülerek şahid olmaktayız.

      Bunun yanında çok değerli çalışmalar yapıp eğitim için uğraşan derneklerimizde var ama azınlıkta. Allah bunların yardımcısı olsun

      Buradaki Türk medyasında ezici çoğunluğu sade magazin ve ekranlarda yarışma adı altında dolandırıcılık yapmaktadır. Kayıp olan nesil ve insanımız onların umurlarında olmadığı gibi bu konuda bir tek programları da yok. Parçalanan insanlarımızı biraz daha fazla parçalamak derdindeler.

      Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugüne kadar bu konuda bir çalışma yapmadı. Bu konuda buradaki resmi kurumlar da fazla ilgilenmedi. Birçoğu millet adına reklamcı takımını protokole çağırarak milleti bunlardan sandılar.

      T.C. Devletinin, dün parasını aldığı gurbetçi işçisinin kimsesiz kalan çocuklarına yönelik ciddi çalışmalar yapması gerekiyor. Konuya ilişkin kapsamlı bir araştırma yapılarak önce bu sorunlar tek tek tespit edilmeli ve bunların çözüm yollarına ciddi olarak eğilmelidir. Gerekirse bu konuda uzman ekipler oluşturulmalı.

      Bu tür araştırmayı özellikle her gün AB”nin faziletlerini ballandıra ballandıra toplumumuza yutturmaya çalışan akademisyenlerin ve gazetecilerin yapmasını bekliyoruz.

      Medyada veya Türkiye”den buraya yetkililer gelince göstermelik reklam yapanları insafa çağırıp samimi olmalarını istiyoruz. Unutmayın bu “show”larınız belki size dünyada prim sağlar ama birgün asıl maddeniz olan toprağa döndüğünüzde ne yağcılarınız ne de uşaklarınız kalacak. Yalnız başınıza kalacaksınız.

      Türkiye”deki yetkililer de bu işe çözüm bulmalı ciddî olarak eğilmelidir.

      Fikret ÖZDEMiR

      Yeniodak-Mayis 2008

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.