• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #639203
    Anonim

      Apartmandan cikar cikmaz soguk hava yuzune carpti, ama onun zihni hala az once
      okuduklari bir cumleye takili kalmisti: ;

      “Allah insanlarin duasini isitir ve onlara cevap verir, onlarla konusur.”

      Dalgin bir halde arabasina bindi. Anahtari kontaga sokmadan once, soguga
      aldirmadan, birkac dakika daha bu konuyu dusundu.

      Nasil? bu soru ruhunun derinliklerinden gelip zihnini bir bulut gibi kapliyordu.

      Nasil?

      Onun herseyi duyabileceginden zerre kadar suphesi yoktu, ama yine de dualara
      nasil karsilik verdigini zihni kavrayamiyordu.

      Sonunda, cevabi bulmayi zamana birakmayi dusunuyordu ki, birden icinden bir ses

      “Bunu neden bir dua vesilesi yapmiyorsun?” dedi.

      Sahi ya, onun elinden gelen dua etmekten baska ne olabilirdi? Yuksek sesle
      Rabbine seslendi:

      “Allahim! Senin her kulunun kalbinden gecen arzulardan bile haberdar
      oldugunu biliyorum. Benim bu dilegimi de elbette duyuyorsun. Lutfen,
      dualari nasil duydugunu ve onlara nasil cevap verdigini bana ogret! “

      Arabayi calistirdi ve ruhen rahatlamis bir halde evine gitmek uzere yola
      koyuldu. Ana caddede ilerlerken, birden garip bir duygu dogdu kalbinde. Bu duygu
      arabayi durdurup bir kutu sut almasini soyluyordu. Once kulak asmadi ve
      arabasini surmeye devam etti. Ama ayni duygu bu defa daha guclu bir sekilde
      benligini sardi.
      Bunun Rabbinden kendisine gonderilmis bir isaret, bir mesaj
      olabilecegini dusunerek;

      “Pekala Rabbim, sutu alacagim” dedi.
      Bu, cok da zor bir sinav gibi gorunmuyordu zaten.
      Arabadan inip bir kutu sut alacakti o kadar. Oyle de yapti ve yeniden yola
      koyuldu. Ana caddeden arabasini surmeye devam ederken, bir ara sokagin agzindan
      geciyordu ki, icindeki ses bu defa ona “O sokaga sap” diye emretti.

      Once sokagi gecti, ama duygu kuvvetlenince Peki diyerek geri donup o
      sokaga girdi.

      Sokaktan ilerledikce binalarin gorunumu degisiyor ve iki katli
      binalar yerlerini tek katli derme-catma barakalara birakiyordu. Birkac ev daha
      gectikten sonra, ses durmasini soyledi.

      Arabayi saga cekti ve etrafina bakindi. Burasi tam anlamiyla bir
      gecekondu mahallesiydi. Ve evlerin cogunun isigi sonmustu. Belli
      ki, sabah erkenden ise gidecek insanlar yataklarina girmisti bile. O
      bunlari dusunurken, yureginin sesi bu defa ona su emri verdi:

      “Git ve sutu sokagin karsisindaki yesil evde yasayan insanlara ver.”

      Genc adam eve baktiginda onun pencerelerinden de digerleri gibi isik gelmedigini
      gordu.

      Bu anlamsiz birsey diye dusundu bir an kendi kendisine. Bu evin insanlari
      yataklarinda uyuyorlar ve onlari uyandirdigim takdirde
      *************** durumuna dusecegim.

      Ama o ses “Git ve sutu ver!” dedi yine ona.

      Tereddut etti uzunca zaman. Sonra ayni aksam ettigi
      duayi hatirladi. Ve bunun Ondan bir isaret olabilecegine kanaat getirdi.
      Arabasindan cikti. Isterlerse bana *************** gozuyle baksinlar.

      “Bu Rab’bimden gelen bir emirse eger ona uyacagim”
      dedi kararlilikla.

      Sokaginm karsisindaki eve gitti ve zili caldi. Icerden
      kosusturmalar, gurultuler geldi.

      “Kimsin? Ne istiyorsun?” dedi icerden bir erkek sesi.

      Aksani farkliydi, ama soyledikleri anlasilabiliyordu.
      Genc adam hemen oradan kacip uzaklasmak istedi bir an.
      Fakat o bunu gerceklestiremeden kapi acildi. Fakir gorunumlu bir
      adam acti. Yuzunden huzun okunuyordu, ama kapisinda bir yabanciyi
      gormekten de fazla hosnut degil gibiydi.

      ” Buyrun?” diyen ev sahibine sutu uzatti.

      ” Bunu size getirdim.”

      Adam sutu aldigi gibi iceri kostu. Daha sonra koridorun oteki ucundaki odadan
      cikan bir kadin mutfaga dogru segirtti hizla. Onu izleyen adamin kucaginda ise
      bir bebek vardi. Aglayan bir bebek. Adamin gozlerinden sicim halinde gozyaslari
      dokuluyordu. Yari aglayarak yari konusarak sunlari soyledi:

      “Sehre geleli iki ay oluyor. Hala is bulamadim. Dostun ahbabin yardimlariyla
      bugune kadar geldik. Ama bugun bebegimize sut alacak paramiz yoktu. Surekli dua
      ediyordum Allah’a bize sut gondermesi icin.”

      Mutfaktan kadinin sesi geldi bu sirada. Onun soylediklerini anlayamadi, cunku
      baska bir dil konusuyordu. Kocasi onun sozlerini
      genc adama tercume etti:

      “O’ndan bize bir melegiyle sut gondermesini istiyordum. Sen bir melekmisin
      yoksa?”

      Genc adam cuzdanindaki butun parayi cikarip zorla adamin eline tutusturdu. Ve
      adama bundan sonra onun icin hep dua edecegini, ve
      bir is bulabilmesi icin elinden geldigince yardimci olacagini soyledi.

      Kelimeler bogazinda dugumlenince, dondu ve arabasina
      bindi. Bu defa onun gozlerinden yaslar dokuluyordu…

      Artik Allah’in kullarinin dualarini nasil duydugunu,
      onlara nasil cevap verdigini daha iyi anlamisti!

      alıntı

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.