• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #666169
    Anonim

      GÜZEL KONUŞMANIN SIRLARI

      Güzel konuşma, sözleriyle karşısındaki etkileme bir sanattır ve her sanat gibi güzel konuşmanın da sırları püf noktaları vardır. Güzel konuşmanın sırlarına vakıf olan insan hayat yolunda önemli bir avantaj yakalamıştır. Kim olursa olsun, ister bir satıcı isterse bir politikacı, hayatta avantajlara sahip olmak için güzel konuşmanın sırlarını bilmek zorundadır.

      Güzel konuşmak bir ayrıcalıktır. Rahman olan Allah’tan insanlara büyük bir nimettir. Hitabetin sırla­rını elde eden, hayat yolculuğunda mühim bir avantaj elde eder. Bir sey­yar satıcıdan politikacıya kadar he­men her kesimin güzel konuşma sanatına ihtiyacı vardır.
      En güzel konuşan bir Peygamber’in ümmeti olan­lara, bu san­at son derece gereklidir. Çünkü gerçeklerin anlatılması ve tebliği bu sanata dayanmaktadır. Onun için herkes güzel konuşmanın yollarını iyi bil­mek, sırlarına vakıf olmak zorun­dadır­.
      Güzel konuşmanın sırlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

      1. Arzu
      İnsanın fiilleri, meyil ve arzularından doğar. Kuvvetli bir meyil ve arzu, fıtrî bir duadır. İnsana yeme iştahı veren İlahî kudret, yiyecekleri de yarattığı gibi; sizde kuvvetli bir hitap isteği olduğunda, aynı kudret bunu zayi etmeye­cektir.

      2. Ön Hazırlık
      Hazırlıksız yapılan bir konuşma, az bir benzinle uzun yola çıkmaya benzer, sizi yolda bırakır. Yarı yolda kalmak istemiyorsanız, fikren ve hissen konuya kendinizi kaptırın. Ele alacağınız konu, gündüz haya­li­nizde, gece rü­yanızda sizi meşgul etsin. İç âleminizde konunun olgunlaştı­ğını hissettiğinizde, artık takdime hazırsınız demektir. O zaman sözleriniz, olgunlaşmış meyve misali tatlı, iyi ha­zırlanmış bir yemek misali lezzetli olacaktır.
      İyi bir plan yapmayı, ön hazırlığın bir parçası olarak gö­rebiliriz. Zira, plansız ev yapılamayacağı gibi, plansız ko­nuşma da yapılamaz.

      3. Kıyafet
      “İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, konuşmalarına göre uğurlanır” derler. Hatibin kıyafeti, ilk intiba nok­ta­sında çok mühimdir. Fakat, çok şık giyinmek de iyi değildir. O zaman kı­ya­fe­tiniz, sözlerinizden daha çok dikkat çekecektir.

      4. Muhatabınız ve Siz
      Siz konuşurken muhataplarınız sizi rahatça göre­bil­meli­dir. İyi niyetle önünüze konan bir sürahi ve bar­dak, dinleyi­cilerle aranızda ciddi bir engeldir. Siz konu­şur­ken, yanı­nızda kimse olmaması daha uygun­dur. Ayrıca muhataplarınızın dağınık oturmamalarını sağla­yın. Yoksa onların dağınıklığı sizin ifadelerinize de yansı­yacaktır.

      5. Hafıza Gücü
      Bilgisayar kullanmasını bilmeyen birisinin bilgisayar sa­hibi olması bir anlam ifade etmediği gibi, hafızayı kul­lanmasını bilmeyen birisinin kuvvetli bir hafızaya sa­hip olması da bir işe yaramaz. İnsanların ortalama %10 kapasite ile hafızalarını kul­landıkları söylenir. Bunun anlamı şudur: Hafızanızın kapa­sitesini % 90 daha artırabilirsiniz. “Hafızası kuvvetli” dediğimiz pek çok insan, muhte­melen hafıza yönünden ayrı­calıklı olmaktan ziyade, bu kapasitelerini iyi kullanan kimselerdir.

      6. Taklit
      Allah her insanı farklı bir sima ve farklı kabiliyet­lerde yaratmıştır. Sizden önce sizin gibi biri olmadı. Sizden sonra da olmayacak. Bu kadar değerli biri iken, niçin bir başkası­nın ruhî ve bedenî kılığına bürünmek isteyeceksiniz? Taklit ancak ilk başlarda olabilir. “Yavru bülbüller, ana bülbülleri dinleyerek ötmesini öğrenir.” Siz de baş­langıçta meşhur hatiplerin hitap tarzını taklit edebi­lir­siniz. Fakat bu, sonraları bitmeli ve yeri kendi üslubu­nuza terk etmelidir.

      7. İlk Denemeler
      Her usta şoförün bir acemilik dönemi olduğu gibi, hatipli­ğin de bir acemilik dönemi vardır. İlk deneme­lerde başarı­sız olabilirsiniz, hatta hezimete uğrayabilir­siniz. Bu, sizin şevkinizi kırmasın, neşenizi kaçırma­sın. Unutmayın: “Hiçbir insan, anasından hatip olarak doğ­mamıştır.” Meşhur hatip­lerin hayatını incelediği­nizde, onların da hayatında ben­zeri başarısızlıkları gö­receksi­niz.

      8. Özlü Cümleler
      İyi bir hatip, geniş bir genel kültüre sahip olmalıdır. Sahasındaki temel eserleri dikkatle okumalı, buralarda gördüğü veciz cümleleri not edip, yeri geldiğinde ez­bere nakledebilmelidir. Bu cümleler, konuşmanızın kalite­sini yükseltecek, sözünüze akıcılık kazandıracak­tır. “Büyüklerin sözleri, sözlerin büyükleridir” derler. Büyüklerin sözlerini kullana kullana siz de büyüyecek “yerli malı veciz cümle imalatına” başlayabileceksiniz.

      9. Tenkit
      Herkese kendi âdeti hoş gelirmiş. Size de kendi ko­nuşma­nız çok tatlı gelebilir. Fakat unutmayın ki her in­sanın ku­surları olabilir. Sizin de birtakım konuşma hataları yap­manız mümkündür. Bunu arkadaşlarınız­dan öğrenebilirsiniz. Sizi tenkit edenlere kızmak ye­rine, onları takdir edin. Haklı tenkitlerinden hakkıyla isti­fade edin. Hatanızı sa­vunma hatasına düşmeyin.

      10. Kısa Notlar
      Bir konuşma; ya daha önceden hazırlanmış bir metni okuyarak, ya önceden hazırlanmış kısa notlara bakarak, ya da irticalen yapılır.
      İrticalen yapılan konuşma en zor olanıdır. Önde bir metin veya bazı notlar olmadan konuşabilmek, sanıl­dığı kadar kolay bir şey değildir. Uzun tecrübeler ve mu­azzam bir bilgi birikimi gerektirir. Onun için ilk başlan­gıçta önceden hazır­lanmış notlara bakarak ko­nuşma metodu tavsiye edilir. Ni­tekim, çocuk ilk yü­rümeye başladığında evdeki eşyalara tu­tunarak ayakta durabilir. Sonra, bir yere tutunmadan yürü­meyi öğre­nir.

      11. Giriş Cümlesi
      İlk intiba çok önemlidir. Konuşmada ilk cümleniz, sizin seviyenizi yansıtacaktır. Bundan dolayı, “bütün dikkatleri harekete geçirecek bir başlangıç” ile söze baş­lamak çok ye­rinde olacaktır.
      Bunu sağlamak için; söze özür dileyerek başlamayınız, merak uyandırınız, yüksek ve genel bir fikirle söze başlamak yerine, mesela bir tasvirle söze başlayıp, sonra fikirlere geçiniz, başlama sözünüze, hemen o anda bulunmuş inti­ba­ını veri­niz! Mesela konuşma salonunda bulunan veciz bir cümleyi, giriş cümlesi olarak seçebilirsiniz. Bu, ko­nuşmanıza fıtrîlik kazandıracaktır.

      12. Sonuç Cümlesi
      İlk cümlenin önemi gibi, son cümleler de son derece önem arz eder. Bu cümleleri önceden hazırlayın. “Söyleyeceklerim bundan ibaret! Artık sözü burada noktalıyorum” şeklinde bir sonuç cümlesi, affedilmez bir acemiliktir. En güzeli, sözü zirve noktasına götürüp orada ta­mamla­maktır. Bu zor, fakat başarılı bir bitiriştir.

      13. Yer ve Zaman
      İyi bir hatip, yerinde yeterince konuşandır. Yeri gel­di­ğinde konuşmak güzel olduğu gibi, zamanı geldi­ğinde sus­mak da güzeldir. Konuşmuş olmak için değil, ihtiyaca binaen konu­şun! Ye­rinde, yeterince yapılan bir konuşma, saatlerce sürse de is­raf değildir, zevkle dinlenir. Yersiz ve lü­zumsuz bir ko­nuşma ise, beş dakika da sürse, israftır, sıkıcıdır.

      14. Muhatabın Seviyesi
      İyi bir hatip, muhataplarının seviyesini dikkate alır. Bir çocukla konuşsa çocuklaşır, akademik bir çevreye hitap ettiğinde üst düzeyden konuşur. Avamdan insanlarla muhatap olduğunda, basit cümle­lerle meramını ifade eder.

      15. Fikir ve His
      Bir söz ziyafeti verdiğinizde, bütün muhataplarınız o sof­radan hissesini alabilmeli, herkes “doymuş” ola­rak kalka­bilmelidir. Hitap sonrası muhataplarınızın hâ­linde bir de­ğişiklik yoksa, onları “aç” göndermişsiniz demektir.
      Doyurucu bir konuşma, hem fikir, hem de hisle dolu bir konuşmadır. Sadece fikre hitap eden konuşma­lar çok kuru olduğu gibi, sadece hisse hitap edenler de çok cıvık kalır. Fikir yüklü bir konuşma akla, his dolu bir konuşma kalbe hitap eder. Her ikisini cemeden ko­nuşma ise, hem akla, hem de kalbe seslenir.

      16. Bütünlük
      Konuşmanızda daldan dala atlayarak konuyu dağıtmayın. Kısa tu­tulması gereken bir bö­lümü, uzunca anlatarak bütünlüğü boz­mayın. Pireyi deve kadar bü­yütmeyin. Her şeye hakkını ve­rin. Muhatabınızı teferruatta boğmayın. İlk söyleyeceğinizi sona bırakma­yın. En son demeniz gerekeni başta söy­lemeyin.

      17. Kelimelerle Resim
      Ressam, fırçasıyla çizgiler çizer, resimler yapar. Hatip de kelimelerle aynı işi gerçekleştirir. Söz gelimi bir ba­harı tasvir ediyorsanız, muhatabınızın fikrini, hayalini bahar bahçelerinde gezdirebilmeli; Mevlâna’yı anlatı­yorsanız, onu Mevlâna’nın asrına çekebilmelisiniz. Eğer siz kelimelerinizle etkili resimler çizemezseniz, mu­hatabınız kendi hayalinin çizdiği resimlere bakmayı tercih edecektir.

      18. Sorulardan Yardım
      İyi bir hatip, muhatabının kilitli kapılarını açıp onun akıl ve kalbine hitap etmesini bilir. Bunu sağla­yacak esas­lardan biri, söz arasında muhataba yönelik sorularla onun dikkatini çekmektir. Bu sorular, muha­tabın dü­şünmesini sağlayacak, mukayese etmesine yardımcı olacaktır.

      19. Duraklamak
      Konuşmada akıcılık mühim olduğu gibi, durulması gere­ken yerlerde durup, muhataplarınızın daha iyi an­lama­la­rına yardımcı olmak da önemlidir. Bunu, ni­şan almak ve sonrasında sözün hedefine ulaşıp ulaş­madı­ğını kontrol ola­rak görebilirsiniz.

      20. Vurgu
      Sesinize hâkim olun! Monoton konuşmaktan kaçı­nın. Sesi­nizi bir deniz gibi dalgalandırın. Hava gibi, kâh latif, kâh şiddetli yapabilin. Mesela, üzerinde durularak söylenmiş “50 mil­yon lira!” ifadesi, üzerinde durulmadan söylenen “550 milyon lira”dan daha büyük görünür.

      21. Akıcılık
      Konuşmaya sürükleyicilik kazandıran hususlardan bir ta­nesi, akıcılıktır. Akıcı konuşan bir hatibin ifadeleri, coşkun akan sular gibidir. “Ee…” destekli, “Efendime söyleyeyim” katkılı cümleler, akıcı olmayan cümlelerdir.

      22. Netlik
      Konuşmanız bir bilmece gibi olmasın. Maksadınız anlaşıl­sın. Sözünüz herkes tarafından ayrı yorumlan­masın. Ayrıca “Zannederim…, galiba…, bana öyle geliyor ki…” şeklindeki ürkek ifadelerden kaçının. Bu tip esnek ifa­de­leri, akademik çalışmalara, ihtilaflı konulara bırakın.

      23. Jest
      Jest, konuşma esnasındaki el ve kol hareketleridir, Aşırıya kaçmamak şartıyla, fıtrî olan jestler ifadeye güç verir. De­ğeri olan jest, o anın ilhamıyla yapılan jesttir. İçten gelen tüy gibi hafif bir hareket, bir ton jest kitabı­nın öğrettiğin­den değerlidir.

      24. Mimik
      Sözlerinizde samimi olun. Konuşmanız en önce sizde tesi­rini göstersin. Sizde heyecan uyandırmayan bir sözün, mu­hataplarınızı heyecanlandırmasını bek­leme­yin. Konuşmanın izlerinin söyleyenin yüz hatlarında ve gözünde mey­dana getirdiği etkiye “mimik” denir. Konuşan samimi değilse, bilgisi kâr etmez. İnanç aşı­la­yan, ikna eden söz, dimağdan dimağa değil, kalpten kalbe giden sözdür. Konuşurken kendi göz pınarları­nızda yaş yoksa, kim­senin gözünü nemlendiremezsi­niz.

      25. Suni olmayın
      Konuşurken fıtri olmaya gayret edin. Suni ifadeler­den kaçının. Başkalarının cümlelerini nakille yetin­mek yerine, onlardan da istifade edip kendi cümlele­rinizi kurun.

      26. Muhasebe
      Kendinizi sığaya çekin. Kusurlarınızı görmeye çalı­şın. Siz konuşurken muhataplarınız uyumuşsa, onları kınamak ye­rine, kendinizi kınayın. Nasıl konuştunuz da onları uyuttu­ğunuzu görmeye gayret edin.

      27. Üslup
      Her hâlin gerektirdiği farklı bir üslup vardır. Bir sa­vaş öncesi askerlere yapılacak bir konuşmanın üslubu ile bir ce­naze evinde yapılacak konuşmanın üslubu el­bette bir değil­dir. Keza, sevgiyi anlatma üslubuyla düşmanlığı an­latma üs­lubu aynı olmamalıdır. Yeri geldiğinde tatlı bir üslup, yeri geldiğinde tatlı sert bir üslup, yeri geldiğinde de ateşli bir üslup kullanın.

      28. Mübalağa
      Hak ve hakikatin abartılarak anlatılmaya ihtiyacı yok­tur. Mübalağalı anlatım, aslında gerçeklere saygı­sız­lıktır. Öveyim derken yermektir. Mesela, Hz. İsa için Allah’ın kulu ve resulü olmak şeref olarak kâfi iken, bir kısım Hıris­tiyanların Ona “Allah’ın oğlu” demeleri, ifti­radan başka bir şey değildir.

      29. İkna
      Sözleriniz ilme ve tecrübeye dayansın. Kendi zan ve ka­naatlerinizi “ilmî gerçekler” şeklinde takdim etme­yin. Fa­raza, Mehmed Âkif’i anlatacaksanız, önce eser­le­rini dik­katle okuyun. Sonra kitaplarına dayanarak onu anlatın. Sözleriniz sadırdan değil, satırdan olsun. Eğer yanlış bili­nen tarihî bir gerçeği dile getirecekseniz, onun belgesini elde edin, sonra söyleyeceğinizi söyle­yin.

      30. Tevazu
      Kur’an’ın ifadesiyle “her bilenin fevkinde bir bilen var­dır.” (Yusuf Suresi, 76 ) Muhakkak her hatibin fevkinde de bir başka ha­tip vardır. Hitabette ve her türlü kemalatta en zirve insan olan Resulullah’a, (a.s.m) “De ki: Ben de si­zin gibi beşe­rim…” (Kehf Suresi, 110) hatırlatılmasının yapılması, bütün ümmete mü­him bir irşattır. Yani, Hz. Peygamber en zirvede olmakla beraber, kendini diğer insanlardan tecrit etmemektedir. Za­ten büyüklüğün sırrı da burada­dır. Siz de zirvelerde olun, fakat aşağı­larda görünün. Hitabetin zirvelerinde olmanızı, guru­run zirvelerine çıkmaya vesile yapmayın.
      Doç. Dr. Şadi EREN

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.