Enes bin Mâlik (r.a.) rivayet ediyor:
“Allah bir kula aile, mal ve çocuk gibi bir nimet verir, o da “Maşâallah, lâ kuvvete illâ billah Allah dilediğini yapar. Kuvvet ancak Allah’ın yardımıyladır” derse, o nimet hak¬kında ölüm dışında hiçbir afat görmez.”
Resûlullah daha sonra,
“Ne olurdu, bahçene girdiğinde, ‘Mâşaallah, Allah dilemiş de yaratmış! Kuvvet ve kudret Ancak Allah’ındır’ deseydin!” âyetini okudu.
Peygamberimiz pek çok hadislerinde nazara, yani göz değmesine karşı ümmetini ikaz etmiştir. Meselâ bir hadislerinde şöyle buyurur:
“Nazardan Allah’a sığınınız. Çünkü nazar haktır.”
Peygamberimiz bir hadislerinde de şöyle buyurur:
“Biriniz kendi şahsında, malında veya Müslüman kardeşinde çok hoşuna giden bir şey gördüğünde, bereketi için dua etsin. Çünkü göz değmesi haktır.”
Hadisin sonunda geçen “Ne olurdu, bahçene girdiğinde Maaşallah, Allah dilemiş de yaratmış! Kuvvet ve kudret ancak Allah’ındır’ deseydin!” ayetinde kastedilen husus şudur:
İki kardeş vardı. Bunlardan biri mü’min diğeri ise inkarcı idi. Babalarından bu iki kardeşe miras kaldı. Mü’min olan kardeşi eline geçen mirası sadaka olarak dağıttı, kafir olan kardeş ise bağ bahçe satın aldı. Bir zaman sonra mü’min olan kardeş fakir düştü. Zengin olan kardeşinden yardım istediysede o buna yanaşmadı. Hatta parasını sadaka olarak dağıttığı için onu azarladı. Mü’min kardeş, “Ben fakirliğin ve zenginliğin Allah’tan olduğunu görüyorum. Allah bana mal verirse ona hamd eder, imtihan ettiğinde de sabrederim.” dedi. Kardeşine nasihatlarda bulundu. Onun gafletten uyanmasına çalıştı. İşte bu nasihatlardan biriside bahçesinin güzelliği gözlerini kamaştıran kardeşine “Ne olurdu bahçene girdiğinde, ‘Maaşallah, allah dilemişte yaratmış! Kuvvet ve kudret ancak Allah’ındır’ deseydin!” tavsiyesidir. Nihatyet çok geçmeden kafir kardeşin gururlandığı bahçe yerin dibine geçti. Sonraki ayetlerde haber verildiğine göre “çardakları yere çöktü” Bahçe sahibi de “avuçlarını ovuştura kaldı