- Bu konu 11 yanıt içerir, 10 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
26 Eylül 2011: 22:08 #673597
Anonim

Selamünaleyküm;
Bu Hadis Sohbetimizde toplum hayatımızı içten içe kemiren dilin afetleri üzerinde müzakere edelim.
Hadis-i Şerifimiz;
[BILGI]”Her duyduğunu söylemesi, kişiye günah olarak yeter.”
(Ebu Davud)[/BILGI]
Anladıklarımızı paylaşmaya devam.. Katılımlarınızı bekliyoruz.
[NOT]Önceki işlenen Hadis Sohbetlerimize aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.[/NOT]
Hadis Sohbetleri 1 : En Hayırlı Genç…
Hadis Sohbetleri 2 : İsraf ve Kibir
Hadis dersleri 3 : İhtiyarlarımıza verilen değer ne olmalı?
Hadis Sohbetleri 4: Salavat ve HikmetiHadis Sohbetleri 5 : En Faziletli İbadet …
Hadis Sohbetleri 6 : Vücudun Zekatı OruçHadis Sohbetleri 7 : Sadaka-ı Fıtır
26 Eylül 2011: 22:44 #797383Anonim
Ahlak yasalarının en temel kanunu; “Sana yapılmasını istemediğini başkasına da yapmamaktır”. Bu öyle temel bir esastır ki, insanlar arasında sadece bu kanun gözetilse çözülmedik bir problemin kalmayacağı söylenebilir.
“Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden selamette olduğu kişi” ise eğer, bu kanuna uymak müminler için mutlak bir vecibe demektir. Bütün varlığın kendisinden emin olduğu insan olan Müslüman, tabii hali içinde kendisine bu emniyeti öylesine telkin edebilmelidir ki; kendisine bir iftira atılsa, o iftirayı işitenlerin müfterilere tepkisi “o böyle bir şey yapmaz” şeklinde olmalıdır.
Mümin, insanların yanındayken de uzağındayken de onlar için bir emniyet vesilesidir. İnsanlar bilirler ve emin olurlar ki, bir müminden kendilerine fiil veya söz suretinde bir zarar dokunması söz konusu değildir.
Ancak şeytanın desiseleri çoktur ve çoğu zaman zehrini, insana bal diye yedirir. “Ben hak için söylüyorum” derken, çok kez aldanır insan. Halbuki söyleyen nefis, söyleten de şeytandır. İnsan hiç fark etmeden dilini bu iki düşmanın kullanımına verdiği zaman öyle feci neticeler ortaya çıkabilir ki, bu tahribe topların tüfeklerin yetişmesi mümkün olmaz. İşte bu yüzden “kılıç yarası iyileşir ancak dil yarası iyileşmez” denmiştir.
Ancak asıl yara, dilini gıybette kullanan adama aittir. Bu öyle iyileşmez bir yaradır ki, ahirette dahi acı çektirecektir. İnsan yalnız birkaç cümle ile öyle bir toplulukların gıybetini yapabilir ki, bütün hayatı boyunca uğraşsa o insanlara ulaşıp haklarını helal ettirmesi mümkün olmaz!. Zira “söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı” denmiştir. İşte gıybet, terk edilmediği takdirde sahibinin başını mahşerde bir şekilde kestiren çok tehlikeli bir sözdür.
Yaydan fırlayan okun, namludan çıkan kurşunun geri dönmesi mümkün olmadığı gibi, ağızdan çıkan sözün de dönüşü yoktur. Eğer insan ahiret hesabına taşıyamayacağı yüklerin, ödeyemeyeceği hesapların altına girmek istemiyorsa, öncelikle diline sahip çıkmalıdır ve Allah’ı anmak için verilen o dilini, müminlerin aleyhinde kullanmamak için yemin etmelidir.
Cenab-ı Hak hepimizi emaneti kabzetmek vaktine dek emanette emin kılsın. Amin!.
28 Eylül 2011: 15:26 #797477Anonim
@kızıl lale 263598 wrote:
“Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden selamette olduğu kişi” ise eğer, bu kanuna uymak müminler için mutlak bir vecibe demektir. Bütün varlığın kendisinden emin olduğu insan olan Müslüman, tabii hali içinde kendisine bu emniyeti öylesine telkin edebilmelidir ki; kendisine bir iftira atılsa, o iftirayı işitenlerin müfterilere tepkisi “o böyle bir şey yapmaz” şeklinde olmalıdır.
Bu kısmı okuyunca Üstad’ın gıybet karşısındaki tutumu aklıma geldi. Sizlerle de paylaşmak isterim.
Son Şahitlerden Bayram Yüksel anlatıyor:
Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi, katiyyen gıybet ettirmezdi. “Üstadım, falan böyle söyledi” desek, “Siz yanlış anlamışsınız, o benim dostumdur, o Risale-i Nur’a dosttur. O öyle söylemez, sen benim kardeşlerimle aramı açacaksın” derdi.
Bazı yerlerden, “Filan hoca Risale-i Nur’un aleyhinde, Üstadımızın aleyhinde” diye mektup gelirdi. Bazen de gelir, söylerlerdi. Üstadımız da, “O zat ehl-i ilmdir. Bize dosttur” der, sustururdu. Daima hüsn-ü tevile çalışır ve “Biz hüsn-ü zanna memuruz” derdi.
(Son Şahitler)
1 Ekim 2011: 08:55 #797634Anonim
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kişiye, yalan olarak, her duyduğunu anlatması yeter!”
(Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.)Bu hadis, herhangi bir araştırma yapmadan her söyleneni aktarmanın yalan söylemek anlamına geldiğini çok kesin bir şekilde ortaya koymaktadır. Yalan söylemenin yolu duyulanları iyice tahkik etmekten geçer.
Dinlediği şeyin yalan veya gerçek olması ihtimalinden dolayı, insan her duyduğu şeyi konuştuğu taktirde mutlaka bazı yalanları da konuşmuş olur. Yalan, bir şeyi olduğundan başka şekilde anlatmaktır. Kişi kasten böyle yaparsa günah işlemiş olur.
“Bilmediğin şeyin ardına düşme, çünkü göz, kulak ve kalp hepsi sorumludur, mutlaka sorguya çekilecektir.” (İsra: 17/36)“İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında onu gözetleyen ve dediklerini kayda geçen bir melek hazır bulunmasın.” (Kaf: 50/18)
Söylediği ve yaptığı her şeyde Allah’tan korkması,
nefsini murakabe etmesi ve
söylediği her kelimeden hesaba çekileceğini hatırlaması gerekir.Allahu Teâlâ şöyle buyurdu:
“Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler var.” (İnfitar, 82/10)Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu:
“Kim bana iki sakalı ve iki bacağı arasındaki şey hususunda garanti verirse, ben de cennet hakkında ona garanti veririm.”* Müslüman kardeşi hakkında hüsnü zan beslemelidir.
* Aktardığı haber hususunda maksadının sağlıklı olması ve nefsani amaçlar güderek söz gezdirmemesi gerekir.
Allahu Teâlâ şöyle buyurdu:
“Bilin ki, Allah, gönlünüzdekileri bilir. Bu sebeple Allah’tan sakının.” (Bakara, 2/235)Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet
23 Ekim 2011: 10:30 #798838Anonim
Kişinin her duyduğunu söylemesi ona günah olarak yeter deniyor hadiste. Her duyduğumuz doğru değildir, diyelim ki doğru bu o kişi hakkında yapılan bir dedikodudur gıybettir. Zaten yalan olsa bu iftiraya girer ki gıybetten iki kat büyük bir günahtır.
Kur’an-ı Kerim bizi gıybetten şidetle zerceder.
Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. Kiminiz kiminizi gıybet etmesin. Hiç sizden biriniz ölmüş kardeşinin cesedini dişlemekten hoşlanır mı? İşte bundan hemen tiksindiniz! Öyleyse Allah’ın azabından korkun da bu çirkin işten kendinizi koruyun. Allah tevvabdır, rahîmdir (tövbeleri kabul eder, merhamet ve ihsanı boldur).(Hucurât Sûresi)
22. Mektub’un Hatimesinde Üstad zem ve gıybet, aklen ve kalben ve insaniyeten ve vicdanen ve fıtraten ve milliyeten mezmumdur. diyor ve gıybeti düşmanlık besleyen ve kıskananların en çok istimal ettikleri, kullandıkları bir silah olduğundan bahsediyor. Vakar, şeref ve haysiyet sahibi bir insanın bu pis silaha tenezzül etmez.
Aklı olan, kalbi, vicdanı, insaniyeti, fıtratı bozulmayan bir mü’min böyle hem şahsi hayatını, hem hısım, akraba ile olan münasebetini, hem sosyal hayatı zehirleyen müstekreh işten uzak durur ve durması elzemdir.
Gıybet, nasıl ateş odunu yer, bitirir; gıybet dahi a’mâl-i salihayı yer, bitirir.
Eğer gıybet etti veyahut isteyerek dinledi; o vakit
اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لَناَ وَلِمَنِ اغْتَبْنَاهُ demeli, sonra gıybet edilen adama ne vakit rast gelse, “Beni helâl et” demeli. (22.Mektub – Hatime)8 Eylül 2012: 19:00 #807311Anonim
”Her duyduğunu söylemesi, kişiye günah olarak yeter.”
(Ebu Davud)
Mü’min tahkik ehlidir.
Tahkik etmeden, sadece işittiği ile hüküm verip hareket etmez.
Hele hele, her duyduğunu doğru kabul edip hemen başkalarına da anlatmaya, yaymaya çalışmaz.
Çünkü tahkik etmeden, her duyduğuna inanmak ve başkalarına da duyurmak kişiye günah olarak yeter.
Onu, yalancı, gıybetçi, iftiracı, koğucu durumuna düşürür.
Kaldı ki, kişinin her söylediği doğru olmalıdır, ama her duyduğunu-doğru bile olsa-başkalarına duyurmaya, söylemeye hakkı yoktur, doğru değildir.
4 Mayıs 2013: 09:36 #813706Anonim
Safvân İbnu Süleym radıyallahu anh anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü! dedik, mü’min korkak olur mu?”
“Evet!” buyurdular. “Pekiyi cimri olur mu?” dedik, yine:
“Evet!” buyurdular. Biz yine:
“Pekiyi yalancı olur mu?” diye sorduk. Bu sefer: “Hayır!” buyurdular.”
Muvatta, Kelâm 19, (2, 990).
20 Temmuz 2016: 10:14 #819345Anonim
@Ziyaretçi 535933 wrote:
bu sitenin fetoyla bir ilgisi varmı yoksa sadece risale said nursi hz sevenlere mi ait?
FETÖ ile bir ilgi ve alakası hiçbir zaman olmadı..
17 Ağustos 2016: 18:05 #819541Anonim
Selamlar allah razi olsun ins.
3 Ekim 2016: 02:49 #819689Anonim
”Her duyduğunu söylemesi, kişiye günah olarak yeter.”
(Ebu Davud)günah olan şey ne ? her duyduğumu söylemek, niye günah ? Günah lügatte; cezayı gerektiren amel, dine aykırı iş ve Allah’ın (cc) emirlerine uymayan hareket manasına gelir.Demek duyulan sözler içinde günah olan yani dine aykırı Allahın emrine uymayan ceza gerektiren yanlış bilgi var. Bu duyulan sözler kişiler toplumlar hakkında olabildiği gibi dini noktadanda olabilir.Dikkat buyrun duyulan sözlere bir sınır koyulmamış.Peki biz duyduklarımızı hangi kriterlere göre mihenge vuracaz ?
31 Ekim 2018: 13:10 #824085Anonim
.
Mü’min tahkik ehlidir.
Tahkik etmeden, sadece işittiği ile hüküm verip hareket etmez.
Hele hele, her duyduğunu doğru kabul edip hemen başkalarına da anlatmaya, yaymaya çalışmaz.
Çünkü tahkik etmeden, her duyduğuna inanmak ve başkalarına da duyurmak kişiye günah olarak yeter.
Onu, yalancı, gıybetçi, iftiracı, koğucu durumuna düşürür.
Kaldı ki, kişinin her söylediği doğru olmalıdır, ama her duyduğunu-doğru bile olsa-başkalarına duyurmaya, söylemeye hakkı yoktur, doğru değildir.
2 Kasım 2018: 11:40 #824093Anonim
Elinize sağlık güzel paylaşımlar için arkadaşlar.
5 Kasım 2018: 20:26 #824101Anonim
@Bahtiyar 545137 wrote:
günah olan şey ne ? her duyduğumu söylemek, niye günah ? Günah lügatte; cezayı gerektiren amel, dine aykırı iş ve Allah’ın (cc) emirlerine uymayan hareket manasına gelir.Demek duyulan sözler içinde günah olan yani dine aykırı Allahın emrine uymayan ceza gerektiren yanlış bilgi var. Bu duyulan sözler kişiler toplumlar hakkında olabildiği gibi dini noktadanda olabilir.Dikkat buyrun duyulan sözlere bir sınır koyulmamış.Peki biz duyduklarımızı hangi kriterlere göre mihenge vuracaz ?
Bu sözlere sınır konulmaması Allahu a’lem Kuran’da geçen “amel-i salih” kabilinden. Zira zaman ve mekana göre bu sözlerin kıymeti ve bahası haliyle değişkenlik gösterecektir. Mihengimiz her an ve şartta Kuran ve sünnet-i seniyyedir. 13. Lem’a’da geçen şu paragraf tam bu konuya mutabık:
Hayat-ı diniye, hayat-ı şahsiye ve hayat-ı içtimaiyenin selâmetini dilersen ve sıhhat-ı fikir ve istikamet-i nazar ve selâmet-i kalb istersen; muhkemat-ı Kur’aniyenin mizanlarıyla ve Sünnet-i Seniyenin terazileriyle a’mal ve hatıratını tart ve Kur’anı ve Sünnet-i Seniyeyi daima rehber yap ve ” Euzu billahi mine’ş-şeytani’r-racim” de, Cenab-ı Hakk’a ilticada bulun. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.