• Bu konu 18 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 16 ile 20 arası (toplam 20)
  • Yazar
    Yazılar
  • #818004
    Anonim

      Tövbe nasıl edilir?

      Tövbe etmenin üç aşaması vardır.

      İlk aşama pişmanlık duymaktır. Bunun için yapılanın kötü olduğunu idrak etmek, işlediği günahtan tiksinmek gerekir. Yaptığı hata ve günahtan pişman olmadan diliyle tevbe istiğfar duası okumanın faydası yoktur. Önce yaptığından pişman olup bunu içinde hissetmek, ıstırabını yaşamak gerekir.

      İkinci aşama kişinin içinde bulunduğu durumu değerlendirerek, yeniden günaha girmemek için yollar aramasıdır. Örneğin dedikodudan pişman olan kimse yeniden dedikodu yapmaması için ne yapması gerektiğini düşünmeli, eylem planı hazırlamalıdır. Örneğe devamla dedikodu yapmak istemeyen kişinin, dedikoducu arkadaşları ile fazla görüşmemeye çalışması, dedikodu yapmamak için dilini vird ve dualarla meşgul etmesi, etrafına uyarıcı notlar asması gibi eylemlere karar vermesidir. Yani kişinin düzelme yolunda adımlar atmasıdır ikinci aşama.

      Üçüncü aşama kişinin eski günahına dönmeyeceğine dair “kesin karar” vermesidir. Üçüncü aşama için ilk iki aşamanın gerçekleştirilmesi gerekir. Yani kişi günahından pişman olmalı, tiksinmeli, tekrar günah işlememek için çareler aramalı, üçüncü aşamada da kesin olarak günah işlememeye karar vermelidir.

      Tevbe istiğfar duası

      Tevbe etmek için üç aşamayı gerçekleştiren kişi tevbe istiğfar duasını okuyarak günahlarına tövbe eder.

      Tevbe istiğfar duasının Arapçası:

      استغفر الله استغفر الله استغفر الله العظيم الكريم اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ توبة عبد طالم لنفسه لا يملك لنفسه موتا ولا حياة و لا نشوراوَاَسْاَلُهُ لتََّوْبَةَ وَلْمَغْفِرَةَ وَلْهِداَيَةَلَناَ اِنَّهُ هُوَ لتَّوّاَبٌ رَحِيمُ

      Tevbe istiğfar duasının okunuşu:

      “Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûmü ve etûbü ileyhi, tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ. Ve es-elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ, innehû, hüve’t-tevvâbü’r-rahîm.”

      Tevbe istiğfar duasının geniş anlamı:

      “Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur’ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’dır.”

      Tevbe istiğfar duasını yaptıktan sonra imanı tazelemek için amentü duası okunabilir. Amentü duasının okunuşu şu şekildedir:

      “Amentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve Rusulihi ve’l-yevmi’l-âhiri ve bi’l-kaderi, hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-bâsü bade’l-mevt. Hakkun, eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh.”

      Tevbe ve istiğfar ile ilgili ayet ve hadisler:

      Tevbe ve istiğfar ile ilgili ayetler:

      Allah tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.”(Bakara, 2/222)

      “Eğer iyi kimseler olursanız, şüphesiz Allah evbe/tövbe edenleri bağışlayacaktır.” (İsra, 17/25)

      “Rabbini hamd ile tesbih et ve ondan bağışlanmanı iste. Şüphesi o tövbeleri çok kabul edendir.” (Nasr, 110/3)

      “Ey Müminler! Hepiniz top yekun Allah’a tövbe edin.” (Nur, 24/31)

      “Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır. O, zaten uzak değildir. (Onlara denir ki:) “İşte size v’ad edilen cennet budur. Allah’a yönelen ve Onun emirlerini koruyan herkes için… Görmediği halde, Rahmândan korkan ve inabe etmiş/Allah’a yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.” (Kaf, 50/31-33).

      “O ne güzel bir kuldur. Gerçekten her zaman “evbe den”/ Allah’a yönelen, yakarıp yalvaran bir kimseydi.” (Sad, 38/44).

      Tevbe ve istiğfar ile ilgili hadisler:

      “Günde iki kere istiğfar etmeyen kimse kendine zulmetmiş olur.” (Ebu Dâvud)

      “Kim yatağına girince üç defa:

      “Estağfirullâhe’l-Azîm ellezî Lâ Ilâhe İllâ Hüve’l Hayyu’l-Kayyûm (Kendisinden başka hiç bir ilâh olmayan, diri ve her an yaratıklarını gözetip duran yüce Allah’tan bağışlanmamı dilerim)” derse, Allah günahlarını deniz suyunun damlaları kadar çok olsa da bağışlar” buyrulmuştur. (Tirmizî)

      Bir adam geldi Resülullah’a (asm):

      ‘Ey Allah’ın Resulü bir günah işledim’ dedi. Resulullah (sas):

      ‘Günah işlediğin zaman Allah’dan bağışlanma dile’ buyurdu. Adam:

      ‘İstiğfar ediyorum sonra dönüp tekrar günah işliyorum’ dedi. Resulullah (asm):

      ‘Günah işlediğinde dön, yine Allah’dan bağışlanma dile’ buyurdu. Adam dördüncü kere de aynı şeyi söyleyince, Allah’ın Resulü:

      ‘Şeytan yoruluncaya kadar Rabbinden bağışlanma dile.’ buyurdular. (İbn-i Kesir Tefsiri

      #818005
      Anonim

        Tevbe ve İstiğfâr Namazı

        Cenâb-ı Hak buyuruyor:

        “Onlar (müttakî mü’minler), bir kötülük yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde, Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler” (Âl-i İmrân, 135)

        Rasûlullah (sav) buyurdular:
        “Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rızık verir.” (Ebû Dâvûd, Vitir 26. İbni Mâce, Edeb 57.)

        Hz. Ali (ra) şöyle der:

        “Ben Peygamber Efendimiz’den bir hadis duyduğumda, Allah Teâlâ bana o hadisten dilediği kadar istifade ettirirdi. (Yani onunla amel ederdim). Rasûlullah (sav) Efendimiz’in ashâbından biri bana hadis rivâyet ettiğinde ondan yemin etmesini isterdim. Yemin ederse sözünü kabul ederdim. Bir defâsında Ebû Bekir (ra) bana bir hadis rivâyet etti. Şüphesiz Hz. Ebû Bekir (ra) doğru söylerdi (Bu sebeple ona yemin ettirmezdim). Dedi ki:

        «–Rasûlullah (sav) Efendimiz’in şöyle buyurduğunu işittim:

        “Bir kul herhangi bir günah işlediğinde, kalkar, güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılar ve Allah’a istiğfar ederse, Cenâb-ı Hak muhakkak o kulunu mağfiret buyurur.”

        Sonra Rasûlullah (sav) şu âyet-i kerimeyi okudu:

        “Onlar (müttakî mü’minler), bir kötülük yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde, Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler” (Âl-i İmrân, 135)».” ( Ebû Dâvûd, Vitr, 26/1521; Tirmizî, Salât, 181/406; Tefsîr, 3/3006; Ahmed, I, 2.)

        Bu hadîs-i şerifin en güzel tatbik edildiği vakitler, seherlerdir. Bir mü’min seher vakti kalkıp iki, dört, altı, yani ne kadar gücü yeterse namaz kılıp Cenâb-ı Hakk’ın murâdı üzere istiğfâr ederse, affedileceği umulur.

        Âyet-i kerimelerde şöyle buyrulur:

        “Seher vakitlerinde istiğfâr ederler” (Âl-i İmrân, 17)
        “Onlar, geceleri pek az uyurlardı. Seher vakitlerinde de istiğfâr ederlerdi.” (Zâriyât, 17-18) (Dr. Murat Kaya, Hz. Ali’den 111 Hatıra, Erkam Yay.)

        Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
        el-Hakîm: Bütün işleri yerli yerince ve eksiksiz olan, hüküm ve hikmet sahibi, eşyanın, işlerin ve her şeyin hakikatini bilen demektir.

        Kısa Günün Kârı
        Her fırsatta tövbe ve istiğfâra devam edilmelidir. İstiğfârı dilinden düşürmeyen kimseleri Allah Teâlâ hem dünya hem de âhiret sıkıntılarından kurtacak, rahata ve huzura kavuşturacaktır.

        #818008
        Anonim

          Nasuh tevbesi nedir?

          Nasıl yapılmalıdır?

          Nasuh tevbesinin fazileti nedir?

          Peygamber Efendimiz (asm) Nasuh tevbesini nasıl tarif etmiştir?

          Cevap:
          Nasuh: Yapılan hatalardan vazgeçmektir. Bir daha günah işlememeye azm etmek, murâd etmek ve gayret etmek demektir.

          “Nasuh tevbesi” halisen Allah (cc) için, şaibelerden (hata) temiz olarak yapılan tevbe demektir. Nasuh, nasihat kökünden türemedir. Günahtan kalbi bir karartı bırakmayacak şekilde temizleme, hem de günahın kalpte açtığı yarayı tedavi etme, iman ve amelde meydana getirdiği açığı kapama demektir.


          Nasuh tevbesi bir daha günaha dönmemek üzere yapılan tevbedir

          Bir kimse bir günahı yapıp, sonra onu gözünün önüne getirip, ölünceye kadar “Ben Rabbimin emrine niçin karşı geldim, niçin bu günâhı işledim?” diye pişman olup, bir daha öyle bir günaha dönmemesidir. İşte bu tevbe-i nasuh yani bir daha günaha dönmemek üzere yapılan tevbedir. (Ahmed bin Asım Antâkî)
          Tevbe için sadece dil ile istiğfarda bulunmak yeterli değildir. Niyeti ve amelleri de dilini doğrulamalıdır. Tevbenin en makbul olanı, günahtan kesin dönüş yapılarak, Allah’tan (cc) bağışlanma istenmesidir. Buna “Nasuh tevbesi” denir. (İslam Fıkıh Ansiklopedisi)

          Peygamber Efendimiz’in (asm) tevbe-i nasuh tarifi:Peygamber Efendimiz (asm), tevbeden bahsedince, Nasuh tevbesinin ne olduğunu soran Hz. Muaz bin Cebel’e (ra) buyurdu ki:
          “Tevbe-i Nasuh, işlenen günahtan pişman olmak, Allah-ü Teâlâ’dan mağfiret dilemek, bir daha öyle bir günah işlememek demektir.” (Beyhakî)


          Hasan Basrî Hazretlerinin (ra) tevbe-i nasuh tarifiHasan-i Basrî’ye (ra), nasuh tevbesinin ne olduğu sorulunca, şöyle cevap vermiştir:

          • Kalp ile pişman olmak,
          • Dil ile istiğfar edip Allah’tan (cc) affını istemek,
          • Azalarla günahları terk etmek,
          • İçten bir daha günaha dönmemeye karar vermektir.

          Nasuh tevbesi nasıl yapılmalıdır?Tevbe-i Nasuh şu dört şeyin birleşmesiyle olur:

          • Lisan (dil) ile istiğfar,
          • Günahı işleyen aza ile günahı terk etmek, pişman olmak,
          • Bu günahı bir daha işlemeyeceğine kat’i olarak karar vermek,
          • İnsanı günah işlemeye sevk eden kötü arkadaşlardan uzaklaşmaktır.


          Tevbe-i Nasuh yapan kişi “altlarından ırmaklar akan cennete” girer

          “Ey iman edenler! (Samimi bir tevbe olan) Tevbe-i Nasuh ile Allah’a tevbe edin! Olur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve Allah, peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı bir günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar! Onların nuru önlerinde ve sağlarında koşar (da): “Rabbimiz! Nurumuzu bize tamamla ve bize mağfiret eyle! Şüphesiz ki sen, her şeye hakkıyla gücü yetensin!” derler.” (Tahrim,

          #818009
          Anonim

            Tövbe ve Kulluk Mehmet Ildırar

            Tövbe ve Kulluk

            Tövbe kemalât yolunun başlangıcıdır. Günahlara tövbe etmeden Allah’ın rahmeti, yardımı olmaz. Rasulullah s.a.v. Efendimiz bile “Ben günde yetmiş (bazı hadislerde yüz) defa tövbe ederim.” buyurarak Allah’ın huzurunda tövbe ettiğini ümmetine duyurmuştur.

            “İsmet” sıfatına sahip, yani ilahi yardımla günah işlemekten uzak olan Efendimiz tövbe istiğfar ederken ümmetinin bundan geri durması mümkün değildir. Allah yolunda olmak isteyen bir mümin önce tövbesini ikmal eder. İşlemiş olduğu günahlar için af dileyip, tekrar işlememeye azmeder. Nefsini günahlardan kurtarır. Sonra yapmakla görevli olduğu vazifelere yapışır. Salih ameller işler ve ilahi rızayı kazanmaya çalışır.

            Günahların mahiyeti çok geniş, cinsi sayılamayacak kadar çoktur. Yaşadığımız zamanın kötü şartlarından kaynaklanan, nefsimizin hilelerinden, gazap ve şehvet duygularından kaynaklanan çeşitli günahlar vardır. Ayrıca Ehl-i Sünnet itikadıyla yaşanmazsa günahlar daha da artar. Çünkü dini doğru yaşamak, doğru inanç sahibi olmaya bağlıdır. İnanç bozuk olunca ameller de bozulur.

            Günahların mahiyetini, nelerin günah ve yasak olduğunu bilmedikçe tövbeler de yerini bulmaz. İnsan önce günahın farkında olup onun için tövbe etmelidir.

            “Ya Rabbi, bütün günahlarıma tövbe ettim” demekle insan temizlenmiş olmaz. Ne cins günah işlemişsek cümlesini terk etmek, pişman olmak gerekir. Hangi işlerimizin ve hareketlerimizin günah olduğunu idrak edip anlayamazsak bugün samimi tövbe etsek de bir süre sonra aynı günahı tekrar işleriz. Dolayısıyla tövbemizi bozmuş oluruz. En emin, en güvenilir yol, erkek ve kadın bütün müminler için takva sahibi olmaktır. Yani Allah’tan korkup, her an O’nun gazabına uğramamak için dikkatli olmaktır.

            Gerçek tövbe insanı takvaya götürür. Takva sahibi kişi Allah’ın azametinden korkar, haram işleri terk eder, şüphelilerden sakınır ve böylece tövbesinde sabit kalır. Takva ehli insanlar günah kapılarının çoğunu kapatmış, küçük günahlarına bile pişman olduklarından, Allah tövbelerini kabul eder ve tövbelerinde sabit kalmaları için yardımcı olur.

            Bir insan ne kadar din bilgisine, ilme sahip olursa olsun, öğrendikleriyle amel etmezse ziyan içindedir. Bir konuda bilgili olmak o bilgiyle yaşamak içindir. Aksi halde o bilgi yük olur, zarar verir sahibine. Şeytan da çok bilgi sahibiydi. Fakat kibri yüzünden bilgisi onu teslimiyete götüremedi. İsyan etti ve kovuldu.

            Şeytan, inadı ve nefsaniyeti nedeniyle hatasından dönmemiş, suçu Allah Tealâ’ya yüklemiş ve “Sen beni azdırdın!” demiştir. Adem Aleyhisselam işlediği hatadan tövbe ederken, İblis tövbeden kaçmış, aksine insanları yoldan çıkarmak için mühlet istemiş, ümmet-i Muhammed’in ve diğer beşeriyetin önüne çıkmıştır.

            Şu halde mesele bilmek değil, bildiği ile amel etmektir. İnsan bildikleriyle amel ederse Allah Tealâ ona bilmediklerini de öğretir, o kulunun elinden tutup yardım eder, doğruluğa ulaştırır.

            #818010
            Anonim

              Tevbe edenlere vadedilen müjdeler nelerdir?

              “Her ademoğlu çok hata işler. Hata işleyenlerin de en hayırlısı tevbe edenler (nâdim olarak hatasından dönenler) dir.” (Tirmizî)

              Tevbe edenin bütün günahları bağışlanır. Göğe yükselecek kadar olsa dahi…

              “Günahlarınız semaya ulaşacak kadar bile olsa, arkadan tevbe etmişseniz, günahınız mutlaka affedilir.” (Kütüb-i Sitte)
              “Günahlarından tevbe eden kimse hiç günah işlememiş gibidir.” (Tirmizî)

              ”Hata yaparsanız, hatta günahlarınız göğe yükselecek kadar çok da olsa tevbe ettiğinizde Allah tevbenizi kabul eder, günahlarınızı bağışlar” buyurdu. (Tergib ve Terhib)

              “Şüphesiz ki Allah tevbe ile beraber bütün bunları (bütün günahları) bağışlamaktadır. Günahları ne kadar büyük ve çok olursa olsun hiçbir kul Allah’ın rahmetinden asla ümidini kesmemelidir. Zira tevbe ve rahmet kapısı geniştir.” (İbn-i Kesir)
              “ Tevbe eden, günah işlememiş gibi olur.” (Berîka)


              Tevbe edenler cennetle müjdelenmiştir

              “…Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler; oruç tutanlar, rükû’ edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten men’ edenler ve Allah’ın hududunu (ona riayet ederek) muhafaza edenlerdir. (Ey Habibim!) O müminlerin (cennetle) müjdele!” (Tevbe, 112)

              “Ancak tevbe edip iman ederek Salih amel işleyenler müstesna: işte onlar hiçbir zulme uğratılmadan cennete gireceklerdir.” (Meryem, 60)

              Tevbe istikbalde işlenecek günahlara karşı bir kalkandır

              Tevbe, istikbalde işlenebilecek günahlara karşı bir kalkan hükmüne geçer. Ehl-i iman kimselerin, şeytanın ve müthiş din düşmanlarının şerrinden muhafaza için en mühim silah olan istiaze (Eûzü besmele) ve istiğfarla Allah’ın (cc) himayesine sığınmaları gerekmektedir.

              Tevbe edenin geçmişte işlediği günahları sevap hükmüne geçer

              Bir adam Resul-ü Ekrem’in (asm) huzuruna giderek:
              “Ne dersin, bütün günahları işleyen, yapmadık kötülük bırakmayan bir kimse tevbe etse kabul olunur mu?” deyince:
              “İslam dinine girdin mi?” buyurdu. Adam:
              “Ben Allah’dan başka ibadet ve taate layık hiçbir ilah olmadığına, şehadet ederim” dedi. Hz. Peygamber (asm):
              “Hayır, işler yapar, kötülükleri bırakırsın. O zaman Allah geçmişteki bütün yaptıklarını hayır amellere çevirir” buyurdu. Adam:
              “İşlediğim günahları ve kötülükleri de mi?” dedi. Hz. Peygamber (asm):
              “Evet” buyurdu:
              Adam gözden kayboluncaya kadar: “Allah’ü Ekber (Allah her şeyden daha büyüktür.) Allah’ü Ekber, Allah’ü Ekber…” diyerek gitti. (Taberâni)

              “Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarmazlar; hak bir sebep olmadıkça Allah’ın haram kıldığı canı öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa, bir günah ile (o günahın cezası ile) karşılaşır. Kıyamet günü ona azab katlanır ve onun içinde hor (ve hakir) bir kimse olarak ebediyen kalır. Ancak tevbe edip iman eden ve salih bir amel ile amel eden müstesna. İşte onlar var ya, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Çünkü Allah, Gafûr (çok bağışlayan) dır, Rahîm (çok merhamet eden) dir.” (Furkan, 68–70)

              Tevbe edenler kurtuluşa ererler

              “Fakat tevbe edip iman eden ve Salih amel işleyen kimseye gelince, işte onun kurtuluşa erenlerden olması umulur.” (Kasas, 67)

              İstiğfar edenlere Allah (cc) azap etmez

              “Hâlbuki sen onların içinde iken Allah onlara azab edecek değildi. Onlar istiğfar ederken de Allah onlara azab edici değildi.” (Enfal, 33)

              Tevbe eden kimse Allah’ın (cc) dostluğunu kazanır

              “Tevbe eden bir kimse, Allah’ın dostudur ve günahtan halis tevbe eden bir kimse, günahı olmayan bir kimse gibidir.” (İbn-i Mâce)
              “…Şüphesiz ki Allah çokça tevbe edenleri sever, çok temizlenenleri de sever.” (Bakara, 222)

              Allah’ı (cc) en çok sevindiren ameli işlemiş olur

              “Allah tevbe edenin tevbesinden dolayı, susamış kimsenin suya kavuşmasından, çocuğu olmayan birisinin baba olmasından ve bir şeyini kaybedenin yitiğini bulmasından daha çok sevinir.” (Ebü’l-Abbas)
              “Allah’ın kulunun tevbesinden duyduğu sevinç, birinizin çölde kaybetmiş olduğu devesini bulmasından dolayı duyduğu sevinçten daha fazladır.” (Müslim, Tirmizî)

              Tevbe günahların üzerine yamadır

              “Mü’min, kulluk elbisesi günahlarla yıprandığında onu tevbeyle yamayandır. Bahtiyar, tevbesi üzere ölendir.” (El-Bezzar)

              Tevbe ile kalpteki siyah noktalar temizlenir

              Günahların ruh ve kalplerde yaptığı müthiş tahribata karşı en mühim tamirat ve en kuvvetli silah tevbe ve istiğfardır.
              “Kul bir hata işleyince kalbine siyah nokta düşer. Günah işlemekten vazgeçer, tevbe ve istiğfar ederse kalbi temizlenir. Günah işlemekte devam ederse nokta çoğalır, tamamen kalbini kaplar.” (Tirmizî)

              Tevbe rızıkta berekete sebeptir

              “Allah (cc) tevbe ve istiğfara devam eden kişiye her sıkıntıdan bir kurtuluş ve her darlıktan bir genişlik verir ve ummadığı yerden kendisini rızıklandırır.” (Nesâi)
              Cafer-i Sadık Hazretleri buyuruyor ki:

              “Bir kimse, rızkı azaldığı zaman çok tevbe ve istiğfâr etsin! Zira Allah-u Teâlâ Nuh suresinde tevbe ve istiğfar edenlerin, günahlarını bağışlayacağını ve rızıklarını arttıracağını vaat ediyor.”

              Günah hastalığının ilacı tevbedir

              Hz. Katâde (ra) buyurdu ki:
              “Size, hastalığınızı teşhis ettirip, tedavi çarelerini bulduran Kur’an-ı Kerim’dir. Hastalığınız günah işlemek, tedavisi ise, tevbe ve istiğfardır.” (Kütüb-ü Sitte)

              Tevbe kalpleri yumuşatır

              Hz. Ömer (ra) şöyle buyurmuştur:
              “Tevbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” (Kütüb-ü Sitte)

              Tevbe ile kişi meleklerin ahlakı ile ahlaklanmış olur

              “Günahkârlara karşı nefsinde merhamet duymayan kimse, hiç olmazsa onların lehine (onlar için) tevbe ve istiğfar ile dua etsin. Zira yeryüzündekilere Allah (cc)’tan mağfiret dilemek meleklerin ahlakındandır.” (Kütüb-ü Sitte)

              Kim Allah’tan (cc) günahların affını isterse, yetmiş bin melek onun için istiğfar eder

              “…Beni ateşten korumanı istiyorum, günahlarımı bağışlamanı talep ediyorum. Çünkü senden başka günahları affeden yoktur” diye dua eder, (yalvar yakar olursa) Allah Teala Hazretleri, ona (rahmet) yüzüyle teveccüh eder ve yetmiş bin melek de kendisi için istiğfar eder.” (Kütüb-i Sitte)

              Kul tevbe ettiğinde kıyamet günü onun aleyhinde şahitlik yapacak hiçbir şey kalmaz

              “Kul tevbe ettiğinde Allah onun günahlarını hafaza meleklerine unutturur. Aynı şekilde onun organlarına unutturur. İşlediği yerdeki izlerini de yok eder. Ta ki Allah’ın huzuruna vardığında günah işlediğine dair aleyhinde şahitlik edecek bir şey bulunmasın.” (İbn-i Asâkir)

              Tevbenin iki meyvesi vardır

              İmam-ı Gazali Hazretleri: “Tevbe edenin iki meyvesi vardır. Onların birincisi:
              • Günahları telafi etmektir. Öyle ki kişi günahı olmayan bir kimse gibi olur.
              O meyvelerin ikincisi ise:
              • Yüksek derecelere varmaktır. Öyle ki habib ve dost olur.” demiştir. (İhya’u Ulum’id-Din)

              Allahu Teala, sevdiklerini hakkıyla bize sevdirsin, sevdiklerine bizi sevdirsin… Amin Ecmain…

              alinti

            5 yazı görüntüleniyor - 16 ile 20 arası (toplam 20)
            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.