• Bu konu 9 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
11 yazı görüntüleniyor - 1 ile 11 arası (toplam 11)
  • Yazar
    Yazılar
  • #676791
    Anonim

      بِسْمِاللَّهِالرَّحْمَنِالرَّحِيم

      Bu haftaki Hadis-i Şerifimiz;

      [BILGI]
      İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap! “sözüdür ( Buhârî )
      [/BILGI]


      Buyrun mütalaa edelim. Katılımlarınızı bekliyoruz.

      [NOT]Önceki Hadis Sohbetlerine ulaşmak için TIKLAYINIZ[/NOT]


      #803494
      Anonim

        Utanmak, insanın kalitesini gösteren bir güzelliktir. Utancından
        dolayı

        yanakları kızaran bir insan, gerçekten ve hala insan olduğunu
        gösteriyor

        demektir.

        Bu güzellik bütün insanlara yakışır ama, asıl hanımların süsüdür.

        Bu gerçeği, açıkça ve ilk ifade eden Güzeller Güzeli’dir.

        Halkımız da, o nebevi ifadeden ilhamla, utangaç, iffetli, edepli ve
        hayâlı

        delikanlıları tarif etmek için, “Kız gibi çocuk” der.

        Ne yazık ki, şimdi utanmaktan utanan bir nesil yetişiyor.

        Utanması gerekenden utanmayan, ama utanmaması gerekenden utanan bir
        nesil…

        Utandırması gereken, ahlaksızlık, faziletsizlik, haksızlık,
        merhametsizlik

        ve sevgisizlik değil midir?

        Şimdi, bu insani güzelliklerden dolayı utananlar ayıplanıyorlar, eksik
        ve

        noksan olarak görülüyorlar.

        Rahmetli Necip Fazıl Bey, Kahraman Maraş’taki bir konferansında, “Pek

        yakında utanmaktan utanan bir nesil gelecektir” dediği zaman, o zamanın

        gençleri olan ben ve arkadaşlarım, bu cümleyi çok yadırgamış ve bir
        türlü

        kabullenememiştik.

        Ama Şairler Sultanı, bir şair hassasiyetiyle demek ki bugünleri görüp
        haber

        vermiş… Şimdilerde, giderek utanmaya yabancılaşan ve hatta bazı
        kesimlerde,

        maalesef, UTANMAKTAN UTANAN bir nesli hep birlikte ayan beyan
        görmekteyiz.

        Güzeller Güzeli Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “Haya
        imandandır”

        buyurur… Ancak günümüzde, hayânın bir insani güzellik olarak
        yaşanılması bir

        yana, artık kelimesi de dilimizden ve lügatimizden kalkmaktadır.

        Sahi, dilimizde kaldı mı hayâ? Ya hayatımızda…

        Dilimizde olmayan hayatımızda bulunur mu ki?.. Önce kavramlar kalkıyor

        âlemimizden sonra da yaşanan manaları…

        Her insani güzellik gibi, hayânın, utanmanın ve bu güzelliklerden
        dolayı

        yüzlerin kızarmasının temelinde İMAN vardır. Görürcesine bir Allah ve
        ahiret

        imanı yoksa, ne utanma kalıyor, ne de hayâ… Çünkü insanı sınırlayan ve

        kurallara bağlayan imandır.

        Eğer insana iman hâkim değilse, egemenlik nefsin ve işbirlikçisi olan

        Şeytan’in eline geçiyor. Nefs ve Şeytan ortaklığının en önemli silahı
        ise,

        utanmazlıktır.

        Utanmazlığı ele alıp, insan gibi değil, çok ayaklılar gibi yaşayanlar
        için,

        Akif’imiz şöyle der:

        “–Bir utanmaz yüz, kızarmaz yüz bütün sermayesi”…

        Niçin böyledir?

        Bu sorunun en açık ve net cevabı şöyle olmalı diye düşünüyorum:

        –Allah’tan utanmayanı, kimden ve neden utandırabiliriz ki?..

        Ve bu hale gelmiş bir insanı, kötülükten, edepsizlikten, ahlaksızlıktan

        nasıl vazgeçirebiliriz ki?

        Batılı insan, Allah’tan uzaklaşıp da nefsinin kölesi olmaya yönelince,

        birçok insani özelliklerini de birer birer terk etmeye başladı. Fakat
        en

        önce ve hemen terk ettiği güzellik, hayâ duygusu oldu… Hayâ gidince ne
        ayıp

        kaldı, ne de günah… Ne yapsan caiz, ne etsen uygun, nasıl yaşasan
        güzel…

        Böylece hayat, kuralsız, sınırsız bir nefsaniyet yarışına dönüştürüldü.

        İnsan, “Allah’ın kulu olmaktan kurtulup hürriyetimi kazanayım” derken,

        nefsinin kölesi olup, bütün varlığın esiri durumuna düştü. Bir başka

        deyişle, insan, Allah’tan uzaklaşınca, insanlıktan da uzaklaştı.
        Allah’tan

        ve dolayısiyle de insanlıktan da uzaklaşan insan, nereye yaklaştı?

        Allah’tan ve insanlıktan uzaklaşan insanın yaklaştığı yer, utanmanın
        bittiği

        yerdir. Böyle bir insan, haksızlıktan utanmıyor. Kan dökmekten,

        hırsızlıktan, kalp kırmaktan utanmıyor. Utanmıyor ve bu sebeple de her

        hayâsızlığı yapmakta kendini serbest hissediyor.

        Böylelerine, AR DAMARI ÇATLAMIŞ denirdi. Hala arsızlık diye bir şeyden

        bahsediliyor mu, bilmiyorum ama benim anacığım derdi ki:

        “–İnsanın manevi bir damarı vardır. Ar ve hayâ duygusu o damarı güçlü
        ve

        sağlam kılar. İnsan utanmazlığa başlar ve devam ederse, nihayet bir gün
        o

        damar çatlar… Ar damarının çatlaması, insanı insanlıktan çıkarır. Çünkü

        utanmaktan uzaklaşır ve artık yüzü hiç kızarmaz olur.

        Ar damarı, çaaat dile kırılınca, insanı kötülüğe götüren fren bozulmuş
        olur.

        Artık böyle birinin yapamayacağı kötülük yoktur. Suçüstü yakalasanız
        bile,

        yaptığından asla utanmaz, hatta edepsizliğinden dolayı yüzüne
        tükürseniz

        bile, arsızca sırıtır da, suratına yağmur yağdığını sanır.”

        Bu gerçek de gösteriyor ki, hayâ imanın eseridir… Kesin ve kesintisiz
        bir

        Allah inancı olmadan, hayâlı olmak da mümkün değildir.

        Bu sebeple de, imandaki zayıflık, ilk önce utanma azlığı sonucunu

        doğurmaktadır.

        Batılı insan, Allah’tan uzaklaşınca nefsinin kölesi oldu. Allah’ın
        emirleri

        ve kuralları yerine nefsinin arzularını koyunca, ilk olarak utanma

        duygusundan sıyrılmıştır. Zira nefsinin arzularını sınırsızca
        yaşayabilmek

        için utanmaktan utanması gerekmektedir.

        Hayvanları bile utandıracak bir utanmazlık içinde, sadece benini,

        bencilliğini tatmin için yaşamaya başlamıştır.

        Bugün ortaya çıkmış olan acı gerçeği, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve
        Sellem

        asırlar önce haber vermişti:

        “–UTANMIYORSAN, DİLEDİĞİNİ YAP!

        vehbi vakkasoglu

        #803515
        Anonim

          Abdullah kardeşin paylaştığı yazı çok gerçek, etkili ve utanmayı sevdirdi ,bu asrın bir virüsü hayasızlık,utanmamak ahh ah ,içimizde gizlenmiş sessiz kimsesiz bi an, zayıf bi damar kolluyor,taa kalbi ruhu sarsın …
          Utanmadıktan sonra dilediğini yap hadisinden evvelki yazının vesilesiyle anladım ki , Utanıyorsan yapma ,utanmak bir otokontrol gibi …Vesselam

          #803517
          Anonim

            Bir ilâhi lütuf olarak insana bahşedilmiş utanma duygusu yani hayâ iki türlüdür. Birincisi Cenab-ı Hak’tan utanma, ikincisi insanlardan utanma. İnsanın tavır ve davranışına yansıyacak ölçüde hayâ duygusu, her iki utanma hali ile birlikte mümkündür. Zaten ikisi birbirine bağlıdır. Yani ALLAH(c.c)’tan utanmayan insandan, insandan utanmayan ALLAH(c.c)’tan utanmaz.Nitekim bir başka hadis-i şerifte “Haya imandan bir şubedir.” buyurulmuştur.

            Hayâ sahibi insan yüce bir ahlâka sahip demektir. Eline büyük fırsat ve imkânlar geçse de
            fenalık yapamaz. Kimseye zararı dokunmaz.Fenalık ve çirkin işler yapmaktan, konuşmaktan utanmayan insan ise kötü ahlâk sahibi bir insandır ki, nerede duracağı belli değildir. Böylelerin şerrinden ALLAH(c.c)’a sığınmak gerekir.

            #803528
            Anonim

              El haya’yül iman……..

              #803534
              Anonim

                Hayânın pek çok mertebesi vardır. En yüksek mertebesi, kişinin zâhiren ve bâtınen Allâh’tan hayâ etmesidir. Yâni her an Allâh Teâlâ’nın huzûrunda bulunduğu hissini taşımasıdır. Hayâ, kötülüklerden ve her istediğini yapmaktan alıkoyan insanî bir duygu ve takvânın ayrılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla kul, hayâ sâhibi olmadıkça takvâ sâhibi olamaz.

                Hayânın îmân ile de sıkı bir alâkası mevcuttur. Bu ikisi dâimâ bir arada bulunurlar. Nitekim Peygamber Efendimiz; “Hayâ îmândandır.” buyurmuştur. (Buhârî, Îmân, 3) Onlardan biri zâil olunca diğeri de gider. (Hâkim, I, 73) Hayâ ve edep noksanlığı, îmân ve din noksanlığından kaynaklanır.

                Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- Cenâb-ı Hakk’ın hayâ ehlini sevdiğini Eşec el-Asarî’ye söylediği şu sözle beyân buyurmuştur; “Muhakkak ki sende Allâh’ın sevdiği iki haslet var: Hilim ve hayâ!” (İbn-i Mâce, Zühd, 18)

                Hayâ sâhibi olmayan ve hayâsızlığın şuyû bulmasını (yaygınlaşmasını) isteyenleri ise Cenâb-ı Hak şu şekilde îkâz etmektedir; “Şüphesiz çirkin söz ve fiillerin inananlar arasında yaygınlaşmasını isteyenler için dünyâda da âhirette de pek elem verici ve can yakıcı bir azab vardır.” (en-Nûr 24/19)

                Hayasızlığın toplumda şuyû bulmasını isteyenler, o cemiyete karşı en büyük saygısızlığı yapmış olurlar. Böyle davrananlar, kendileri de zararların en büyüğüne uğrarlar. Çünkü hayâsızlık, Peygamber Efendimiz’in bildirdiğine göre bir helâk sebebidir:

                Allâh’tan ve insanlardan utanan bir kimsenin, nefsinin istediği her hareketi yapması mümkün değildir. Utanma duygusuna sâhip olmayan bir kimsenin ise önünde hiçbir engel yoktur. Dolayısıyla öyle bir kimse, her türlü çirkinliği kolayca yapabilir.

                Ancak insan ne yaparsa yapsın, bir gün bunların hesabını muhakkak verecektir. Bu sebeple yapacağı işi iyi düşünmelidir. Şayet bu iş Allâh’tan ve insanlardan utanacağı bir şey değilse, onu gönül hoşluğu ile yapmalıdır. Yaptığı takdirde Allâh’tan ve insanlardan utanacaksa onu da kesinlikle terk etmelidir. Allâh Resûlü, bu sözleriyle bizlere bir davranış ölçüsü vermektedir. Kısaca ifâde etmek gerekirse, Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in sünnetini aynen tâkip etmek en emin ve en kısa yoldur. Çünkü o, hayâ âbidesi olarak bizim için eşsiz bir hayat rehberidir.alinti..

                #803537
                Anonim
                  Sevgili Peygamberimiz(sav) döneminde bir adam kardeşini fazla hayalı/utangaç olmasından dolayı ayıplıyordu.

                  Sevgili Peygamberimiz(sav), o kardeşini ayıplayan adama: “Kardeşini ayıplamayı bırak. Haya/utanma imandandır. Haya, hayırdan başka bir şey getirmez” buyurmuş. (Buhari, Edep)

                  Su dört hasleti kendisinde bulundurmıyan kimseye akıllı ve ilim sahibi denmez:

                  Birincisi; ALLAH korkusu. Bütün hayır ve faziletlerin bası budur.

                  İkincisi; güzel bir haya, utanma duygusu. Asalet bununla anlasılır.

                  Ücüncüsü; yumusaklık.

                  Dördüncüsü; emri altında bulunanlara cömertlik yapmak.

                  #803541
                  Anonim

                    Yüce dinimiz İslam’ın insanlığa öğrettiği ve müminlerde bulunmasını istediği güzel vasıflardan birisi de hayâ sahibi olmaktır. Utanma duygusu demek olan hayâ; Allah’a duyulan saygı nedeniyle ahlak dışı kötü işlerden kaçınmak demektir. Hayâ, İslam ahlakının özü, imanın da bir cüzüdür. Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “İman yetmiş küsur şubedir. En üstünü Allah’tan başka ilah bulunmadığına iman etmek, en alt derecesi de insanlara zarar verecek şeyleri yoldan kaldırmaktır. Hayâ da imandan bir şubedir.”

                    İnsan; sağduyusu, inancı ve hayâ duygusu ile nefis ve şeytanın kötü telkinleri arasında mücadele halindedir. Allah inancı sağlam ve hayâ duygusuna sahip insan, iyilik ve güzelliklere yönelir, kötülük ve haramlardan uzak durur. Buna karşılık, Allah inancı zayıf, hayâ perdesi yırtılmış ya da aşınmış, nefsine ve şeytana yenik düşmüş insan ise çekinmeden kötülük ve haramları işleyebilir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sav) “Eğer utanmıyorsan dilediğini yap.” hadisiyle hayâ duygusunun arka plana atıldığı takdirde insanın çirkin bir işi rahatlıkla yapabileceği uyarısında bulunmaktadır. Bu yönüyle hayâ; insanın söz ve davranışları üzerinde düzenleyici bir role sahiptir. Fert ve toplumun günlük hayatta sergileyeceği hareketlerin süzgeçten geçirilmesini sağlar.
                    Bu bakımdan utanma duygusu, toplumsal barış ve huzura da önemli katkıları olan insani ve imani bir haslettir.

                    #803552
                    Anonim
                      Medenilik soyunmak vaziyet ahir zaman
                      Ne devire kalmışız el haya-ül vel iman
                      #803641
                      Anonim

                        Ümmetin daima Allah’tan utanmasını arzu edilen Sevgili Peygamberimiz (sav) bir gün ashabına:

                        “Allah’tan gereği gibi utanınız” buyurmuştu.

                        Hadisi rivayet eden Abdullah b. Mesud diyor ki:

                        – Ya Rasulallah! Biz hamdolsun, Allah’tan gerçek anlamıyla utanıyoruz, dedik.

                        Efendimiz şöyle buyurdu:

                        – “Hayır, hakikat sizin anladığınız gibi değildir.

                        Allah’tan gereği gibi utanamak;

                        başı ve başta bulunan her şeyi,
                        karnı ve karında bulunan her şeyi Allah’ın razı olmadığı her şeyden korumak,
                        ayrıca ölümü, öldükten sonra çürümeyi daima hatırda tutmaktır.
                        Ahireti isteyen kimse dünyanın fani zinetine aldanmaz ve terkeder.


                        Kim bunu yaparsa Allah Teala’dan gereği gibi haya etmiş, utanmış olur.
                        (Tirmizi, Sıfatul Kıyame, 4/637, b.24.)

                        Acaba ”başı ve başta bulunan her şeyi, karnı ve karında bulunan her şeyi Allah’ın razı olmadığı her şeyden korumak,” derken Efendimiz’in bize anlatmak istediği nedir ?

                        #804013
                        Anonim

                          @Ukbaa 332520 wrote:

                          Acaba ”başı ve başta bulunan her şeyi, karnı ve karında bulunan her şeyi Allah’ın razı olmadığı her şeyden korumak,” derken Efendimiz’in bize anlatmak istediği nedir ?

                          Emaneti korumak, onu kendi nefsinin arzu ettiği gibi değilde, emanet edenin istediği gibi kullanarak koruyabılırız.. Akıl, başta bulunan göz kulak dil gıbı verılen emanetlerı gıybet kötü söz, haram bakıştan muhafaza ederek ,mideyı haramdan koruyarak muhafaza edersek Allah’ın razı olmadığı işlerden korumuş oluruz .. utanma duygusu insanın söz ve davranışları üzerinde düzenleyici bir role sahip.. Allah’tan gereği gibi utanmayı RAbbim cumlemıze nasıp etsin .. Amin .

                        11 yazı görüntüleniyor - 1 ile 11 arası (toplam 11)
                        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.