• Bu konu 32 yanıt içerir, 14 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 34)
  • Yazar
    Yazılar
  • #794568
    Anonim

      @haticekübra 256979 wrote:

      s.a arkadaslar hadis okumaya baslamak istiyorum hangi eserden faydalanmalıyım acaba görüşlerinizi sunarsanız memnun olurum!

      elbette Kütübü Sitte

      alternatif olarak Hadis günlüğü – Münib Engin Noyan
      Muhtasar Hadis Tarihi -Prof.Dr.Muhammed Hamidullah kitap olarak bu kadar hatırladım şimdi

      fakat;Hadis-i Şerif yazdığınızda googlea güzel hadis sitelerine ulaşmanız mümkün kardeş..

      #794569
      Anonim

        Ve aleyküm selam. Hoşgeldiniz. Kütübü sitte ve diğer hadisler sitemize de eklenmiştir. Bu linkten araştırabilirsiniz. Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi

        2. olarakta bu sitede konu sıralamasına göre kütübü sitte hadislerine ulaşabilirsiniz. Ktb Sitte

        #794570
        Anonim

          Her dertlinin âhını, her muhtacın duasını işiten ve dinleyen bir Semî ve Mucib perde arkasında var, bakar ki; en küçük bir zîyahatın en küçük bir ihtiyacını görür ve en gizli bir âhını işitir, şefkat eder, fiilen cevap verir, memnun eder.

          Elbette ve her halde hiçbir şüphe ihtimâli kalmaz ki: Mahlûkların en ehemmiyetlisi olan nev’i insanın en ehemmiyetli ve umumî ve umum kâinatı ve umum esmâ ve sıfât-ı İlâhiyyeyi alâkadar eden beka-i uhreviyeye ait dualarını içine alan ve nev’i insanın güneşleri ve yıldızları ve kumandanları olan bütün peygamberleri arkasına alıp onlara, duasına “âmin, âmin” dedirten ve ümmetinden her gün her ferd-i mütedeyyin hiç olmazsa kaç defa ona salâvat getirmekle onun duasına âmin âmin diyen ve belki bütün mahlûkat o duasına iştirâk ederek;

          “Evet yâ Rabbenâ!..İstediğini ver; biz de onun istediğini istiyoruz .”diyorlar.

          Bütün bu reddedilmez şerâit altında beka-i uhrevi ve saadeti ebediyye için Muhammed (A.S.M) haşrin esbab-ı mucibesinden yalnız tek duası, Cennet’in vücuduna ve baharın icadı kadar kudretine kolay olan âhiretin icadına kâfi bir sebeptir, diye Mucîb ve Semi’ ve Rahîm isimleri bizim sualimize cevap veriyorlar..

          Şuursuz bir sinek, bir elmanın içindeki elma kurdu ve göremediğimiz daha küçük nice canlılar vardır ki hepsi de ihtiyaç sahibidir. Bir sineğin midesinin ihtiyacının gözümüz önünde giderilişine şahit olmuşuzdur. Halbuki ne aklı var ne şuuru. Halini arzetmeye bizim gibi istidadı yok. Lisan-ı haliyle (hal diliyle) Rabbinden istiyor, ve Allah c.c. da onun bu ihtiyacını Semi (bütün herşeyi işiten), Mucib (icabet eden) isimleriyle o sineğin lisanı haliyle yaptığı talebini işitiyor, görüyor ve o duaya fiili olarak cevap veriyor, onu rızıklandırıyor.

          Bir sineğin veya daha da küçük canlıların bu şekildeki ihtiyaçlarını karşılıksız bırakmayıp, dualarına icabet eden Rahim olan Rabbimiz; kainatın yaratılışına gaye olarak gösterdiği, varlıkların içinde dostunun ve düşmanının ittifakıyla en dürüst, en emin olan, kendinden önce gelen bütün peygamberlerin kendisinden haber verdiği, kendinden sonraki bütün evliya ve asfiyaların ancak Onun asm sünnetine ittiba ile, onun verdiği dersleri uygulayarak manevi makam ve mertebe sahibi olduğu, Peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselamın en ehemmiyetli arzusu olan beka duasını kabul etmemesi mümkünmüdür ? Yani sineğin sesini işiten, en sevdiğinin, habibinin gök gürültüsü gibi ses getiren en ehemmiyetli bir niyazını ve nidasını işitmez mi ?

          Onun (aleyhissalatü vesselam) tek bir duası haşrin gerçekleşmesi için kafidir. Ve Allahta bunu yapmaya muktedirdir.

          #794573
          Anonim

            Allah razı olsun değerli mütalaarınız için (maşallah).. Duayla..

            #794592
            Anonim

              Salavatı şerifeyle ilgili çok beğendiğim bir kaç hadisi şerif ;buyrun;

              “Günlerinizin en üstünü Cuma günüdür. O gün bana çok salât ve selâm getirin. Çünkü sizin salât ve selâmlarınız bana sunulur.” “Ey Allah’ın Elçisi,” diye sordular. “Sen ölüp de senden bir iz kalmadıktan sonra salât ve selâmlarımız sana nasıl sunulur?” Peygamberimiz buyurdu ki: “Allah, peygamberlerin cesetlerini çürütmeyi toprağa yasaklamıştır.” (Ebû Davud, )

              Übeyy ibni Kâ’b birgün Peygamberimize şöyle sordu: “Ey Allah’ın Elçisi, ben sana çok salâvat getiriyorum. Duamın ne kadarını salâvata ayırayım?” Peygamberimiz “Dilediğin kadarını” buyurdu. Übeyy yine sordu: “Dörtte birini ayırayım mı?” Peygamberimiz yine “Dilediğin kadarını,” buyurdu. “Ama arttırırsan senin için daha iyi olur.” “Yarısını?” “Dilediğin kadarını. Ama arttırırsan senin için daha iyi olur.” “Peki, duamın tamamını salâvata ayırsam?” “İşte o zaman Allah senin bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını da bağışlar.” (Tirmizî,) “Yeryüzünde Allah’ın seyyah melekleri vardır; ümmetimin selâmlarını bana ulaştırırlar.”

              “Ey Allah’ın Elçisi, sana selâm vermeyi anlıyoruz; peki, nasıl salât edeceğiz?” sorusuna karşılık ise, Peygamberimiz, namazların teşehhüdlerinde okumakta olduğumuz “Allahümme salli, Allahümme bârik” duâlarını öğretmiştir.

              #794597
              Anonim

                “Bana ve Ehl-i Beyt’ime salavat getirmek, nifakı (iki yüzlülüğü) giderir.”

                “Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salavat getirendir.”

                “Kim namazda bana ve Ehl-i Beyt’ime salavat getirmezse, namazı kabul olmaz.”

                “Kim bana bir defa salavat getirirse, Allah (c.c) onun üzerine bir afiyet kapısı açar.”

                “Kim bana bir defa salavat getirirse Allah Teala ona on defa salavat getirir; kim bana on defa salavat getirirse, Allah Teala ona yüz defa salavat getirir; kim de yüz defa salavat getirirse Allah Teala ona bin defa salavat getirir; kim bana bin defa salavat getirirse Allah Teala onu kesinlikle ateşte azap etmez.”

                “Salavat getirdiğinizde sesinizi yükseltin. Çünkü yüksek sesle salavat getirmek, nifakı yok eder.”

                “Ya Ali! Sana bir müjde vereyim mi?” diye buyurdu. Ali (a.s): “Evet, buyurun” demesi üzerine Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Cebrail bana haber vedi ki, ümmetimden bir kişi bana salavat getirirse, gökyüzü kapıları onun üzerine açılır, melekler yetmiş defa ona salavat getirirler… ve ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür…”

                “Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine salavat getirmedikçe gökten duanın icabete erişmesi engellenir.”

                İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmiştir:

                “Kıyamet gününde Muhammed ve âl-i Muhammed’e salavat getirmekten daha üstün bir amel yoktur.”

                “Fitre zekatı, orucun; Hz. Peygamber ve Ehl-i Beytine salat ise namazın tam olmasına sebep olur.”

                “Kim yüz defa Allah’ım! Muhammed ve âl-i Muhammed’e salavat getir derse, yüz haceti, otuzu dünya haceti olmak üzere kabul olur.”

                İmam Cafer Sadık’a (a.s) bir demet çiçek getirdiklerinde onu aldı, kokladı ve gözlerinin üzerine koyup şöyle buyurdu: “Kim bir çiçek alır onu koklar, gözlerinin üzerine koyar ve sonra: “Allah’ım Muhammed ve Âl-i Muhammed’e salavat getir” derse, çiçeği yere bırakmadan günahları bağışlanır.”

                İmam Rıza (a.s) da şöyle buyurmuştur: “Günahlarının kefaretine gücü yetmeyen kimse, Muhammed ve âl-i Muhammed’e çok salavat getirsin. Çünkü salavat günahları yok eder.”

                #794599
                Anonim

                  peki bir soru;

                  Yaklaştığımız Ramazan-ı Şerifde kılınacak olan teravih namazında aralarda getirilen salavatın hikmeti ve ehemmiyeti ne olabilir ?

                  #794600
                  Anonim

                    Teravih namazının her dört rek’atı aarasında getirilen salavat-ı şerife veya başka zikir hakkında bir şey varid olmamıştır.Peygamberin ve Hulefa-yı Raşidin zamanında böyle bir şey yoktur. Ancak teravih namazı çok uzatıldığı için her dört rek’at arasında istirahat ediliyordu. Bununla beraber söz konusu olan salavat ile zikri, teravih’in sünneti saymaksızın söylemek her zamanda olduğu gibi sünnettir.Alıntı

                    #794567
                    Anonim

                      İşte, ey insan! Bu rahmeti bulan, ebedî, tükenmez bir hazine-i nur buluyor. O hazineyi bulmasının çaresi, rahmetin en parlak bir misali ve mümessili ve o rahmetin en beliğ bir lisanı ve dellâlı olan ve Rahmeten li’l-Âlemîn ünvanıyla Kur’ân’da tesmiye edilen Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın sünnetidir ve tebaiyetidir. Ve bu Rahmeten li’l-Âlemîn olan rahmet-i mücessemeye vesile ise, salâvattır.

                      Evet, salâvatın mânâsı rahmettir. Ve o zîhayat mücessem rahmete rahmet duası olan salâvat ise, o Rahmeten li’l-Âlemînin vüsulüne vesiledir.1Öyle ise, sen salâvatı kendine, o Rahmeten li’l-Âlemîne vesile yap ve o zâtı da rahmet-i Rahmân’a vesile ittihaz et. Umum ümmetin, Rahmeten li’l-Âlemîn olan Aleyhissalâtü Vesselâm hakkında, hadsiz bir kesretle, rahmet mânâsıyla salâvat getirmeleri, rahmet ne kadar kıymettar bir hediye-i İlâhiye ve ne kadar geniş bir dairesi olduğunu parlak bir surette ispat eder.

                      Elhasıl: Hazine-i rahmetin en kıymettar pırlantası ve kapıcısı zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm olduğu gibi, en birinci anahtarı dahi Bismillâhirrahmânirrahîm’dir. Ve en kolay bir anahtarı da salâvattır.

                      اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ اَسْرَارِ « بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ » صَلِّ وَسَلَّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ كَمَا يَلِيقُ بِرَحْمَتِكَ وَبِحُرْمَتِهِ وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ وَارْحَمْناَ رَحْمَةً تُغْنِيناَ بِهَا عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ مِنْ خَلْقِكَ اٰمِينَ2

                      1 : Peygamber Efendimiz’e (a.s.m.) salât ü selâm getirmenin faziletine dair bk. Ahzâb Sûresi, 33:56
                      2 : Allahım! “Bismillâhirrahmânirrahîm”in hakkı için, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta ve bütün âl ve ashabına, Senin rahmetine ve onun hürmetine yaraşır bir şekilde salât ve selâm et. Bize de, Senden gayrı, Senin mahlûkatından hiç kimsenin merhametine muhtaç olmayacağımız bir rahmet ile merhamet et.

                      Amin.

                      #794601
                      Anonim

                        Amin ecmain inş.

                        Rabbim cümlenizden razı olsun…

                        #773890
                        Anonim

                          @Yorgun 257060 wrote:

                          Amin ecmain inş.

                          Rabbim cümlenizden razı olsun…

                          amin , Allah senden de razı olsun kardeşim .

                          Rabbimizin selam ve rahmeti Efendimiz Hazreti Muhammed a.s , ailesi ve tüm ümmet-i muhammed üzerine olsun inşaallah .

                          #794649
                          Anonim

                            Bir soruda benden ;

                            Salavat dua hükmünde olurmu;Başka bir deyimle salavatlarımız duamızda olurmu sizce?

                            #794741
                            Anonim

                              @tebliğ 257180 wrote:

                              Bir soruda benden ;

                              Salavat dua hükmünde olurmu;Başka bir deyimle salavatlarımız duamızda olurmu sizce?

                              Salavatlar Efendimiz için yaptığımız makbul dualardır.

                              Dua ise ibadet niyetiyle yapılır. Cenab-ı Hak salavat getirmemizi emrettiği gibi, birçok hadiste de Efendimiz’in şefaatine nail olabilmek için salavat getirmemiz tavsiye ediliyor. Hatta yalnız Cenab-ı Hakk’ın rızası için kıldığımız namazlarımız dahi salavatlarla süslemiştir. Son oturuşumuzda salli barik surelerini okuyarak Peygamberimize olan bağlılığımız, O’na karşı olan sadakatimiz belki de Cenab-ı Hak, Rasulünün kadrini iyi bilmemizi istediğinden olacak ki, sadece kendisi için kıldığımız namazlarda ona da salât, yani dua etmemizi istemiş.

                              Namaz sonrası yaptığımız tesbihatların özü de duadır. Ve bu cami duada en makbul dua olan salavatlar zikredilir.

                              Özellikle salavatlar duamızın başını ve sonunu süslemeli ki dualarımız kabula daha yakın olsun. Çünkü iki makbul duanın arasında yapılan dualar makbul olur.

                              #794752
                              Anonim

                                Özellikle salavatlar duamızın başını ve sonunu süslemeli ki dualarımız kabula daha yakın olsun. Çünkü iki makbul duanın arasında yapılan dualar makbul olur.



                                Ukba kardeşin bu sözlerine bir delil de Üstad Hazretlerinden ;

                                Birinci Suâliniz: Mü’minin mü’mine en iyi duâsı nasıl olmalıdır?
                                Elcevap: Esbab-ı kabul dairesinde olmalı. Çünkü bazı şerâit dahilinde duâ makbul olur. Şerâit-i kabulün içtima nispetinde makbuliyeti ziyadeleşir.

                                Ezcümle, duâ edileceği vakit, istiğfar ile mânevî temizlenmeli; sonra, makbul bir duâ olan salâvat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve âhirde yine salâvat getirmeli. Çünkü, iki makbul duânın ortasında bir duâ makbul olur.

                                #800236
                                Anonim
                                  ŞİFA SALÂVATTA, salâvatta şifa var. Kabul olunmuş bir dua; ne büyük bir deva…

                                  Salâvat sadra şifa, gönle bereket, akla nur, vicdana rahatlık, hissiyata ünsiyet,
                                  fikre zenginlik, bedene sıhhat, ruha inbisat, sırra sır; maddi ve manevi bütün cihazatla,
                                  Âlemlerin Rabbinden âlemlere yansıyan hidayet nurunu anlama ve algılama şifresi.

                                  Şifa sevilir, derman dilenir, deva beklenilir, af ve afiyet istenilir, dünya kirlerinden temizlenmek beklenilir,
                                  zellik ve cemal perestiş edilir, cennet ve cemalullaha kavuşmak istenir;
                                  bunlar seni sevmeksiz, sana salât ü selam getirmeksiz, sünnet yolunda yürünmeksiz asla olmaz.

                                  ♥ ALLAHümme Salli ala Seyyidina ve Nebiyyina Muhammed ♥

                                15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 34)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.