- Bu konu 25 yanıt içerir, 10 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
10 Haziran 2012: 16:42 #804960
Anonim
@HuSeYni 343247 wrote:
kırımlıya gelicek olursak zaman zaman biçok konuda muhalifliklerini görüyoruz. Burda da benzer bir durum var. Hadis-i Şerif olduğu öne sürülen iki örnek göstermiş. Ve bunlara “uydurma” deyip kesip atmış.Evvela hadis diye bildiğimiz bu sözlere yalan, uydurma diyebilmek için bir maksat gütmek gerektir. Maksad dine muhaliflikse eyvallah sözümüz yok. Allah ıslah eylesin deriz. Ancak iyi bir niyet ile bu sözü söylüyorsak, kardeşlerimize bu konuda uyarı vermek istiyorsak, bu hadisin neye göre yalan veya uydurma olduğunu da açıklamak gerek. Mesela hadis diye söylenen sözün manasında bir bozukluk mu var öncelikle bunu ortaya koymak gerek.
hüseyniye gelecek olursak zaman zaman biçok yerde konudan saparak şahsımla alakalı yorumlarını görüyoruz.Burada da benzer bir durum var.Meşhur bilinen iki uydurma hadisi örnek verdiğimizde yine konu ile ilgili bir şeyler yazmadan önce şahsımla alakalı zanlar sıralamış.
Evvela uydurma olan sözlere “hadis” demek için bir maksat gütmek gerekir.Maksad dine muhaliflikse eyvallah sözümüz yok.Allah ıslah etsin deriz.Ancak iyi bir niyetle bu sözü söylüyorsak,kardeşlerimize bu konuda uyarı vermek istiyorsak,bu hadisin neye göre doğru olduğunu açıklamak gerekir.Mesela hadis diye söylenen sözün manasında bir bozukluk mu var öncelikle bunu ortaya koymak gerekir.
Yukarıdaki sizin sözlerinizi kullanarak yazdığım yazının sebebi,sizi üzmek ya da kırmak değildir.inşallah yanlış anlamaya sebep olmam.
Sözlerinizi kendinize söylediğinizde içindeki nezaket derecesinin nerelerde olduğunu görmenizi umut etmemdir.Hadislerin uydurma oluşunun sebepleriyle alakalı açıklama yapmamamın sebepleri şudur.Birincisi o hadisleri “hadis uydurmak” konusuna örnek olarak verdiğim için yapmadım.Çünkü konumuzun ana fikri o hadislerin uydurma olması değiller.Başka bir hadisi açıklamaya çalıştığım için o hadisleri konunun önüne geçmesinler,konunun anlaşılmasına mani olmasınlar diye açıklamadım.Merak edenler olursa o hadislerin uydurma olduğunu kendileri de araştırabilirler bu konuda kimseye bir zorluk yok çünkü Aliyyül Kari’nin Uydurma Olduğunda İttifak Edilen Hadisler kitabında geçmektedir.
Sorduğunuz şu soruya
“Allah’ın cc. “habibim sen olmasaydın, alemleri yaratmazdım” demesi dinimizce aykırı bir mana taşıyor mu ? “
Kuran ı Kerim den cevap vermek istediğimizde Enbiya Suresinin 107. ayetini görüyoruz.
(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Yukarıdaki Enbiya Suresinden anladığımız Alemlerin yaratılma sebebi Peygamber Efendimizin varlığı değildir.Aksine Efendimiz,var olan alemlere rahmet olarak gönderilmiştir.
Uydurma hadislerin ne derece tehlikeli olduğunu anlamak için şöyle bir örnek vermek istiyorum.
Her gün içtiğimiz yarım bardak süte bir damla su koyarak içtiğimizde günler sonra o bardak dolacak ve aslında yarım bardak süt yarım bardak su içmiş olacağız.”Tamam ne olacak su da temizdir” diyebiliriz ama bir süre sonra sütün tadını unuturuz.Süt içtiğimizi zannederek su içeriz de haberimiz olmaz.Birisi bize gerçek süt ikram ettiğinde de tadını unuttuğumuz için o gerçek sütü zehir zanneder,ikram edeni de düşman biliriz.
10 Haziran 2012: 20:07 #804962Anonim
Kırımlı burası İslamoğlunun ya da yaşar nuri öztürkün sahasındaki hayali görüşlerin yeri değil.Hulasa diyorumki sarımsağı nerde yediyseniz orada kokutun !..Yeter ya !..Sizin bu hadislere olan saygısızlığınızı çekmek zorunda değiliz.Israrla aynı şeyleri aynı tekerlemeleri söylemekten ne yoruluyor ne de kendiniz gibi tek tük fikirlerin peşine takılanları da görmeyince ileri gidiyorsunuz.Sonra da saygı bekliyorsunuz.Yahu hadis-i şerife saygısı olmayana kim saygı duyar ? La havle vela kuvvete…10 Haziran 2012: 23:23 #804965Anonim
Selamunaleyküm…
ENBİYA Suresine binaen AHZAB 56 ‘da da denir ki;
56 -Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin! Ve (O’na) teslim olarak salat edin! .(AHZAB 33)
Biçare insan, ALLAH ve Meleklerinin her an Salat ettiği bir Zat-ı Şerifi yeterince methedemez.
Arşın arzın ve mülkün sahibi böyle sesleniyor iman ehline,ve BEN ki salat ederim dediği sevgili Rasulu için, alemleri yaratmak zor olmasa gerek…
(Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım) kudsi hadisi, Marifetname’nin ön sözünde, Yusuf-i Nebhani hazretlerinin Envar-ı Muhammediyye kitabının 13. sayfasında ve İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubat’ının 122. mektubunda vardır. Mektubat’ın farsça haşiyesinde, bu hadisin Deylemi’nin Firdevs’inde bulunduğu bildirilmektedir. Deylemi de, Buhari ve diğer muhaddisler gibi, meşhur ve muteber bir hadis âlimidir. Mektubat-ı Rabbani’nin 3. cildinde, (Sen olmasaydın Cenneti yaratmazdım) ve (O olmasaydı kâinatı yaratmaz, rububiyetimi izhar etmezdim) kudsi hadisleri de bildirilmektedir.
Miracda Allahü teâlâ, Resulullaha, (Senden başka her şeyi, senin için yarattım) buyurunca, Resulullah da, (Ben de, senden başka her şeyi, senin için terk ettim) dedi. (Mirat-i kâinat)Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Âdem aleyhisselam Cennetten çıkarılınca, ya Rabbi, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet diye dua etti Allahü teâlâ ise, [ne cevap vereceğini bildiği halde, cevabını diğer insanların duyması için] “Ya Âdem, onu henüz yaratmadım Nereden bildin?” buyurdu Âdem aleyhisselam da, “Arşta, la ilahe illallah, Muhammedün Resulullah yazılı olduğunu gördüm Anladım ki, şerefli isminin yanına, ancak en çok sevdiğinin, en şerefli olanın ismini layık görürsün” dedi Allahü teâlâ buyurdu ki: “Ya Âdem doğru söyledin O bana insanların en sevgilisidir Onun hürmetine dua ettiğin için seni affettim Eğer Muhammed aleyhisselam olmasaydı, seni yaratmazdım”) [Taberani]
Mevahib-i ledünniyye ve Mirat-i kâinat kitaplarında bildirilen faziletlerinden bazıları şöyledir:Canlılar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselamın ruhu yaratıldı. Hak teâlâ (Her şeyi senin için yarattım, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım) buyurdu. Tevrat, İncil ve Zebur’da övülüp müjdelenmiştir.
Âmine validemiz ona hamile olunca, bütün putlar yüzüstü devrildi. Bütün şeytanlar ve sihir yapan büyücüler âciz kalıp, işlerini yapamaz oldular. Doğunca da bütün putlar yıkıldı. Doğduğu gece, Kisra’nın sarayı yıkıldı. Mecusilerin bin yıldan beri yanan ateşi söndü. Save gölünün suyu kurudu.
Safiye Hatun anlatır:
Doğduğu gece 6 alamet gördüm:
1- Doğar doğmaz secde etti.
2- Başını kaldırıp “La ilahe illallah inni Resulullah” dedi.
3- Her taraf aydınlandı.
4- Yıkayacaktım, biz Onu yıkadık diye bir ses işittim.
5- Göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş gördüm.
6- Sırtında nübüvvet mührü vardı. İki küreği ortasında “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” yazılı idi.Çocuk iken, başı hizasında bir bulut gölge yapardı.
Ona salevat okumak âyet-i kerime ile bildirildi. Kelime-i şehadette, ezanda, ikamette, namazdaki teşehhüdde, birçok dualarda ve Cennette Allahü teâlâ, Onun ismini kendi isminin yanına koymuştur.
Allahü teâlâ, Onu kendisine habib [sevgili] yaptı, herkesten daha çok sevdi.Kimseden bir şey öğrenmemiş iken, Allahü teâlâ Ona, her ilmi, her üstünlüğü verdi. Her yerde her zaman mübarek kalbi hep Allahü teâlâ ile idi.
Allahü teâlâ, bütün peygamberlere (Ya Âdem, ya Musa, ya İsa) diyerek ismi ile hitap ederken, Ona (Ya eyyühennebiyyu, ya eyyüherresul) diye özel hitap ediyor.
Namazda otururken, (Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi) okuyarak, Ona selam vermek emrolundu. Namazda, başka bir Peygambere böyle söylemek caiz olmadı.
Her peygamber kendi milletine, o ise her millete gönderilmiştir.
Her peygamber, iftiralara kendisi cevap verdi, fakat ona yapılan iftiralara Allahü teâlâ cevap verdi.
İsmi ile çağırmak, yanında yüksek sesle konuşmak haram idi.
Hazret-i Cebrail 24 bin kere geldi. Başka Peygamberlere çok az geldi.
Mübarek hanımları müminlerin anneleri idi ve onlarla evlenmek başkalarına haram edildi.
Önünden gördüğü gibi, arkasından da görürdü.
Mübarek teri, gül gibi güzel kokardı.
Uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü.
Güneş ve Ay ışığında gölgesi yere düşmezdi.
Üstüne sinek ve başka hiçbir böcek konmazdı.
Çamaşırları, ne kadar çok giyse de hiç kirlenmezdi.
Taş üstüne basınca, izi kalır, kum üstünde iz bırakmazdı.
Sözü çok vecizdi. Az kelime ile çok şey anlatırdı.
Eshabının hepsi, peygamberler hariç, bütün insanlardan üstündür.
Onun ümmeti de bütün ümmetlerin en üstünüdür.
Onun mübarek ismini taşıyan mümin Cennete girer.
Onu ve ehl-i beytini sevmek farzdır.
Hazret-i Azrail, içeri girmek için izin istedi. Başka hiç kimseden izin istemedi.
Kabrinin toprağı, her yerden ve Kâbe’den daha kıymetlidir.
(Hak yolda bir olmak ümidiyle ihtilaf değil…)
SELAMETLE.
11 Haziran 2012: 00:32 #804968Anonim
[DIKKAT]
Evet dünyaya manen reis olacak {(Haşiye): Evet Sultan-ı Levlâke Levlâk, öyle bir reistir ki:Bin üçyüz elli senedir saltanatı devam ediyor.
Birinci asırdan sonra herbir asırda lâakal üçyüz elli milyon tebaası ve raiyeti vardır.
Küre-i Arz’ın yarısını bayrağı altına almış ve tebaası, kemal-i teslimiyetle ona hergün salât ü selâm ile
tecdid-i biat ederek emirlerine itaat ederler.} ve dünyanın manevî şeklini değiştirecek ve dünyayı âhirete
mezraa yapacak ve dünyanın mahlukatının kıymetlerini ilân edecek ve cinn ü inse saadet-i ebediyeye yol
gösterecek ve fâni cinn ü insi i’dam-ı ebedîden kurtaracak ve dünyanın hikmet-i hilkatini ve tılsım-ı
muğlakını ve muammasını açacak ve Hâlık-ı Kâinat’ın makasıdını bilecek ve bildirecek ve o Hâlık’ı tanıyıp
umuma tanıttıracak bir zât; elbette o daha gelmeden herşey, her nev’, her taife onun geleceğini sevecek ve
bekleyecek ve hüsn-ü istikbal edecek ve alkışlayacak ve Hâlıkı tarafından bildirilirse, o da bildirecek.
Nasılki sâbık işaretlerde ve misallerde gördük ki; her bir nev’-i mahlukat, onu hüsn-ü istikbal ediyor gibi
mu’cizatını gösteriyorlar, mu’cize lisanıyla nübüvvetini tasdik ediyorlar
Mektubat[/DIKKAT]
11 Haziran 2012: 10:27 #804974Anonim
kırımlı verdiğin ayete bu hadis olarak nakledilen sözün aykırı tarafını göremiyorum. Biz alemlerinmi önce yoksa Efendimiz aleyhissalatü vesselamın önce yaratıldığını konu etmiyoruz. Diyelim ki alemler önce yaratılmış. O zaman bu sözü hadis varsayarak şöyle anlıyabiliriz. Allah cc. Kainatın efendisini aleyhissalatü vesselamı yaratacağını sonsuz ilmiyle biliyordu ve bunun içinde alemleri yarattı. Onu a.s.m. yarattığı alemlere rahmet olarak göndermesi, alemleri Onun için yaratmasına mani değildir.
Yukarıda verdiğim kaynakların bir iki tanesinde bile olması bizim için kafidir. Siz hangisine inanmak istiyorsanız ona inanabilirsiniz.
Şahsınızla alakalı yaptığım yorumun sebebi, bundan önceki olur olmaz muhalifliklerinizden dolayıdır. Mevzuları zaten biliyorsunuz, burada ayrıca güncellemeye gerek duymuyorum.
13 Haziran 2012: 23:55 #805010Anonim
@HuSeYni 345457 wrote:
kırımlı verdiğin ayete bu hadis olarak nakledilen sözün aykırı tarafını göremiyorum.
Göremezsin çünkü uydurma hadis tarafından bakıyorsun.Kuran ın gör dediği yerden baktığında ayetleri anlamaya başlayacaksın.
@HuSeYni 345457 wrote:
Biz alemlerinmi önce yoksa Efendimiz aleyhissalatü vesselamın önce yaratıldığını konu etmiyoruz. Diyelim ki alemler önce yaratılmış. O zaman bu sözü hadis varsayarak şöyle anlıyabiliriz. Allah cc. Kainatın efendisini aleyhissalatü vesselamı yaratacağını sonsuz ilmiyle biliyordu ve bunun içinde alemleri yarattı. Onu a.s.m. yarattığı alemlere rahmet olarak göndermesi, alemleri Onun için yaratmasına mani değildir.
Çok zorlama bir açıklama olmuş.Uydurma hadisleri açıklamaya çalışacağına,Kuran’ın apaçık dosdoğru ayetlerini anlamaya çalışırsan emin ol ki hayat senin için çok daha kolay olur.
@HuSeYni 345457 wrote:
Yukarıda verdiğim kaynakların bir iki tanesinde bile olması bizim için kafidir. Siz hangisine inanmak istiyorsanız ona inanabilirsiniz.
O yukarıda verdiğin kaynakları okudun mu?Bu hadis için hiç bir hadis kitabında sahihtir demez.Uydurma şerhiyle geçer tüm hadis kitaplarında.Yani hadis kitaplarında geçiyor diye sahih demek değildir.
@HuSeYni 345457 wrote:
Şahsınızla alakalı yaptığım yorumun sebebi, bundan önceki olur olmaz muhalifliklerinizden dolayıdır. Mevzuları zaten biliyorsunuz, burada ayrıca güncellemeye gerek duymuyorum.
“Olur olmaz muhaliflik” yapmıyorum Kuran’a aykırı konular olunca muhalif oluyorum.Meseleleri Kuran’ın ışığında değerlendirmekten çekinmemek lazım.Pek çok ayette Rabbimiz araştırmamızı akletmemizi emr ediyor.Biz her türlü meseleyi,aklımıza takılan herşeyi Kuran’a arz ederek anlayabiliriz ancak çünkü Dünya üzerinde doğruluğu kesin ve tartışmasız olan tek kitap Kuran’dır.
Uydurma hadisler başlığı altındaki konuda tek bir hadisi inceliyormuş olmamak için yalnızca bu sözlerine cevap yazdım.Konu “levlake” hadisini açıklamaya daha fazla kaymasın diye.Merak eden varsa yalnızca bu hadisin incelendiği bir konu altında işleyebiliriz.Çünkü bu hadisteki inanışın aynısı Hz. İsa için hıristiyan kaynaklarında geçmektedir.yani bu hadisin izahı sadece yukarıda anlattıklarımla sınırlı değildir.
14 Haziran 2012: 01:00 #805012Anonim
@pendüender 345324 wrote:
Selamunaleyküm…
ENBİYA Suresine binaen AHZAB 56 ‘da da denir ki;
56 -Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin! Ve (O’na) teslim olarak salat edin! .(AHZAB 33)
Biçare insan, ALLAH ve Meleklerinin her an Salat ettiği bir Zat-ı Şerifi yeterince methedemez.
Arşın arzın ve mülkün sahibi böyle sesleniyor iman ehline,ve BEN ki salat ederim dediği sevgili Rasulu için, alemleri yaratmak zor olmasa gerek…Sevgili Kardeşim pendüender
Ahzab 56 da Peygamber Efendimize salat eden Rabbimiz ve melekler,Ahzab 43 te de biz müminlere salat etmektedir. (Hüvellezi yusalli aleyküm ve melaiketu hu)Yani Allah ve melekler sadece Peygamberimize salat etmiyor bizlere de salat ediyor.Yani yukarıdaki açıklamana göre bu ayette binaen levlake hadisi söylenmişse Rabbimiz ve melekler bizlere de salat ettiğine göre belki de kainat bizim sebebimize de yaratılmış olmaz mı?
Aslında anlatmak istediğim “salat” ın manasıyla ilgili.Salat’ın manası salavat çekmek,ya da övmek değildir.Salat’ın dua,namaz gibi manaları olmakla birlikte bir diğer manası da yardım ve destektir.
Şimdi Ahzab 56 yı tekrar okuyalım istersen bakalım nereye geleceğiz.
“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e yardım ediyor.Ey iman edenler sizde ona yardım edin ve tam bir teslimiyetle o’na itaat ediniz.”
Ne dersin sence de anlam değişerek olması gereken manayı buldu mu?Ahzab 43 ü de aynı şekilde okumalıyız”O ki O ve melekleri size yardım eder.Müminleri karanlıklardan nura çıkarmak için.Allah çok merhametlidir.”
Sen istersen bu söylediklerimi bir araştır.Bir de Rabbimiz,Peygamberimize Kuran’da “habibim” yani sevgilim diye bir hitabı var mı?istersen bir de onu araştır.Sonra istersen,hem Ahzab 56 daki “salat kelimesini,hem “levlake” hadisini ve aşşağıda yazdığın diğer ifadelerini yeniden bir değerlendirelim.
14 Haziran 2012: 11:10 #805019Anonim
Çok zorlama bi açıklama olmuş dediğiniz kısmı anlamak hiçte zor değil.
Mesela bir saray hazırlanmış neden ? Çünkü padişah gelecek, ya da kral gelecek.
Ya da bir ödül var neden ? Çünkü bir yarışma var, içlerinden birisi 1. olacak o ödülü alacak.
Hatta şöyle de denilebilir. Bir insan evlenmeye karar verdiği zaman, gidiyor bir ev ya da daire satın alıyor, halbuki ortada birşey yok henüz, sadece karar var. Gördüğünüz gibi, zorlanacak kadar mantıksız değil.
Alemde Efendimiz aleyhissalatü vesselam için hazırlanmış bir saray neden olmasın ? Kaldı ki bu söz hadis olmasa dahi bu manayı tefekkür etmenin ne zararı olabilir ?
Eğer ki bütün hadisleri akıl mantık mizanı ile değerlendirecek olur isek, sizin de benim de anlayamayacağım sahih olan birçok hadis bulmak mümkündür. Bu yüzden hadisler konusunda sadece akıl değil nakiller de dikkate alınır. Alimlerin görüşleri de dikkate alınır. Bahsini ettiğimiz sözün bu manasını teyid eden başka hadisler var ise bu söz pekala hadis olabilir. 2. si verdiğiniz kaynakların hemen hiçbirisini okumadım. İhtimaldir ki siz de benim okuduğum eserlerin hepsini okumamışsınızdır. Risale-i Nur’u okudum ve Risale-i Nur’da bu söz hadis olarak aktarılmaktadır. Üstad Hazretlerinin bu sözü hadis olarak nakletmesi ile Muhaddislerin bir kısmının hadis olmadığı yönündeki görüşleri zıtlık arzediyorsa, ihtilaftaki rahmet olarak değerlendirilebilir. Çünkü hepsi de hak için konuşuyorlar, enaniyeti adına konuşmuyorlar.
Bilerek yapılan hatalardan, Allah cc. cümlemizi muhafaza etsin, amin.
14 Haziran 2012: 13:59 #805022Anonim
S.a
Böyle kılıçtan keskin kıldan ince bir konu üzerine uzun uzadıya yorumlar yapmak çok zordur. ,biz fikrimizi tefekkür ettik bunu yaparken de şu şu kaynaklardır dedik.ve bu kaynaklar ehl-i sünnettin itikadına parelel yönde olan zatların kaynaklarındandır.Salat kelimesi evet birçok anlamı var ve sizde göreceksiniz ki bir kelimeye yüklenen farklı bir anlam çok kötü sonuçlar doğurabilir.Nitekim;Her dilde olduğu gibi, Türkçede de bir kelimenin çeşitli manaları olur. Cümleye göre anlamı değişir. Mesela yüz kelimesinin birkaç anlamı vardır. Birkaç örnek verelim:
1- Denizde yüz!
2- Ona yüz verme!
3- Bana yüz lira ver!
4- Ne güzel yüz bu…
5- Koyunun derisini yüz!
6- Bıçağın keskin yüzü…
Kur’an-ı kerimde de el, yüz, göz ifadeleri geçer. Bunlara tek mana verilirse, büyük yanlışlıklara sebebiyet verir. Vehhabiler, kelimenin diğer manalarına bakmadan, Allah’ın eli, yüzü var diyerek küfre girmişlerdir.
Salat kelimesi her ayette yardım manasında olacak diye bir kaide yoktur ki,her iki ayetin hem tefsir hem mealinde sizin sunduğunuz yardım anlamı 56. İçin tam manasıyla geçerli anlam yüklenmemiş emin olun.
Sizin verdiğiniz 43. ayet-i kerime ile 56. arasında kelime yakiniliği olabilir fakat anlamın farklı olabilme durumu vardır ki
Haşa,ben haddimi bilirim Kuranı yorumlamak elbet bana kalmamıştır,alim ve ulemalar dururken ki zati ben de bunlardan faydalanıp birşeyler paylaşmak istedim.Habibim…
bunu Kuranda geçiyor diye belirtmedik dikkat buyurursanız ‘Kudsi Hadis’ dedik.
Kudsi hadisin manası ise
mukaddes bir yüce varlığa (Allah’a) nisbet edilen anlamına gelir. Kudsî hadîs ise Hz. Peygamber (s.a.s)’in Rabbine izafe ettiği veya Hz. Peygamberden Rabbine izafe edilerek rivayet edilmiş olan hadîslerdir. Kudsi hadîse rabbani, ilâhî hadis de denir. Kudsî hadis söz olarak Hz. Peygambere aittir. Ne var ki manası Cenâb-ı Hak’tandır. Yüce Allah Hz. Peygamber (s.a.s)’in kalbine bir fikir ilham etmiş, o da kalbine ilham edilen fikri dile getirmiştir. Şu hale göre kudsî hadis manası Allah’tan, sözleri Hz. Peygamberden olan hadislerdir.Manaları itibariyle nebevi hadisler de denilen diğer hadislerden farklı olan kudsî hadisler hadis kitaplarında umumiyetle Allah’a nisbet edilen lafızlarla rivayet edilirler.Bunları efendimizden duyup rivayet edene de ravi denir. Ravilerde ilk sahabelerdir..ve bu silsile şeklinde devam edip günümüze ulaşmıştır.
Kabul buyurusunuz ki Kuran-ı Kerimin ve Rasulunun muhafazası ALLAH (CC)ye aittir.
H.z Muhammed Mustafa (s.a.v) e Allah (cc) nin Habibim demesi salalarda dahi 13. yy’dan beri hiçbir müslümanı farklı anlamlar yüklemeye itmemiştir.Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Rasulallah!
Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Habiballah!
Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Nûre Arşillah!
Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Hayra Halgillah!
Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin!
Vel Hamdü Lillahi Rabbil Alemin!(‘Sala’, dua, namaz, ahret anlamlarına gelir. Genel anlamda Hz. Muhammed’e Allah’tan selam ve esenlik dileyen bestelenmiş dualardır. Salanın tarihi ezana göre oldukça yenidir. Müslümanlığın başlangıcında minarelerden sala vermek adeti yoktu. Cuma namazından önce sala verilmesi usulü ilk defa 1300 yılında Mısır hükümdarı Melik Nasır Kalavun’un emriyle uygulamaya sokulmuştur.)
Dolayısıyla Yüce RAHMANI öven ve de onun Rasulünü öven sözler, Hüseyni kardeşin dediği gibi ”Kaldı ki bu söz hadis olmasa dahi bu manayı tefekkür etmenin ne zararı olabilir ? ”noktasına dayanmakta.
İbn teymiye,vs birçok isim her zaman hadislerle uğraşıp kibr ile birçok noktayı kendi anladıkları dilden yorumlamışlardır.günümüzde de onun izinden giden baya kişi vardır maalesef…..Sadreddin-i Konevi, İbni Arabi hazretleri gibi tasavvuf büyüklerine de saldırmıştır. “Gazali’nin kitapları uydurma hadis ile dolu” derdi.(Hadika)
Ulemanın ,alimlerin fıkıh tezhip alanında kendini geliştirmiş zatların vakıf olup ittifak ettikleri bir hadisde neden bu kadar reddiyeci oluyorsunuz anlamış değilim..Kuran-ı AZÜMÜŞŞAN elbette bizim yolumuz ve yol rehbersiz olmaz….Rehberimiz Muhammed Mustafa ‘ya ve elçiliğini yaptığı ALLAH (CC)’YE direkt varamayız ,nasılki bir eve elektirik trafodan direkt verimez,voltaj indirgenerek ince kablolarla verilir bizde ona varmak için kendi zamanı ve ondan sonra devam eden silsilenin sözleri, bizim için yol göstericidir.aksi halde Habibullah’ın sırrına bir beşer direkt zor vakıf olur,yardıma ,mürşide ihtiyacı vardır ki bu mürşidler sizin sahih değildir dediğiniz hadisi eserlerine önsöz yapıyorlar idi.
Bayındır ın İbn Teymiye vb görüş ve izahatlarından kaçınıyoruz.sebebi aşikardır…Selametle…
Kırımlı kardeş bu konuda siznle bir sonuca varamayacağız,15 Haziran 2012: 01:11 #805028Anonim
Seyyid Abdülhakim efendi buyurdu ki
Hadis ilminde müctehid bir âlim, bazı âlimlerin sahih dediği bir hadise mevdu diyebilir Müctehidin böyle demesi; “Bu hadisi, Resulullah söylememiştir” anlamında değildir Bu hadis benim usulüme göre yani sahih olması için aradığım lüzumlu şartları taşımadığından hadis değil, uydurmadır; fakat başka müctehide göre hadis sahih olabilir demektir Farklı ictihadlar da aynen böyledir Bana göre yani elimdeki mevcut delillere göre doğrusu bu der; fakat farklı ictihadda bulunan müctehide söz söylemez Bunun için hiçbir Ehl-i sünnet âliminin kitabında uydurma hadis olmaz
Resulullah efendimiz, hadis uyduran ve uydurma hadisi nakleden için ağır tehditlerde bulunmuştur Mesela (Hadis uyduran Cehennemdeki yerine hazırlansın) hadis-i şerifi din kitaplarında var Böyle bir hadis-i şerif olmasa bile, hangi İslam âlimi kitabına uydurma hadis alır? Mezhepsizler, (Uydurma hadisi kitabına almak, ya ihmallik, ya gafillik ya cahillik veya hainlikten ileri gelir) diyorlar Peki Kütüb-i sittede, diğer hadis ve tefsir kitaplarında veya İhya’da uydurma hadis var denirse, bu büyük zatlar ihmallik, gâfillik, cahillik veya hainlikle suçlanmış olmuyor mu? O mübarek zatlara bunlar nasıl yakıştırılabilir? Bir İslam âlimi uydurma hadisi kitabına alır mı hiç? Cahillik denirse hâşâ İslam âlimi cahil olursa kim âlim olur ki? Gafillik de öyle Onlar gafil ise biz nasıl müteyakkız [uyanık] oluruz?
Kur’an-ı kerimde, (Âlimlere sorun) buyuruluyor Hadis-i şerifte ise, (Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir), (Âlim, Allah’ın güvendiği kimsedir) buyuruluyor Allahü teâlânın güvendiği ve kendilerine sorun dediği âlimler kimdir? Kütüb-i sitte sahipleri veya Hüccet-ül İslam İmam-ı Gazali bu âlimlere dahil değil mi? Resulullahın (Vârislerim) dediği âlimler bunlar değil ise kimlerdir? Abduh mu? Şevkani mi? Sehavi mi, Kardavi mi? Acluni mi? Mezhep imamları veya bir İmam-ı Gazali, bir İmam-ı Rabbani eğer Resulullahın vârisi değil ise, başka bir tane vâris gösterilemez
Mısırlı mezhepsizler, (Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında uydurma hadis çoktur) diyorlar Mezhepsizlerin sözleri delil oluyor da, mezhep imamlarının, İmam-ı Gazalinin, İmam-ı Rabbaninin sözü neden delil olmuyor? Onlardan öğrendiğimiz bilgilerle, onları mı sorguya çekeceğiz? Bu nasıl mantık, bu nasıl ilim, bu nasıl edep böyle?
17 Haziran 2012: 21:32 #779545Anonim
[DIKKAT]
Sâniyen: Sebeb-i münakaşa, eğer hadîs ise; hadîsin meratibini ve vahy-i zımnînin derecatını ve tekellümat-ı Nebeviyenin aksamını bilmek lâzım.Avam içinde müşkilât-ı hadîsiyeyi münakaşa etmek, izhar-ı fazl suretinde avukat gibi kendi sözünü doğru göstermek ve enaniyetini, hakka ve insafa tercih etmek suretinde deliller aramak caiz değildir.
Madem şu mes’ele açılmış, medar-ı münakaşa edilmiş, bîçare avam-ı nâsın zihninde sû’-i tesir ediyor.
Çünki şu gibi müteşabih hadîsleri aklına sığıştıramadığı için; eğer inkâr etse dehşetli bir kapı açar, yani küçücük aklına sığışmayan kat’î hadîsleri dahi inkâra yol açar.
Eğer zahir-i hadîsin manasını tutarak öyle kabul edip neşretse, ehl-i dalaletin itirazatına ve “hurafattır” demelerine yol açar. Madem bu müteşabih hadîse, lüzumsuz ve zararlı bir tarzda nazar-ı dikkat celbedilmiş ve bu çeşit hadîsler çok vârid olmuş, elbette şübheleri izale edecek bir hakikatı beyan etmek lâzım gelir.
Şu hadîs kat’î olsun veya olmasın, o hakikatı zikretmek gerektir.
Mektubat[/DIKKAT]
23 Haziran 2012: 23:44 #741148Anonim
“levlake levlake lema halaktül eflak” Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım.mealli verilen Hitabı Nasıl Anlamalıyız.Hitab kimden ? Kainat Hâlik’ından.
BEŞİNCİ REŞHA: Hem o nur ile; kâinattaki harekât, tenevvüat, tebeddülat, tegayyürat manasızlıktan ve abesiyetten ve tesadüf oyuncaklığından çıkıp birer mektubat-ı Rabbaniye, birer sahife-i âyât-ı tekviniye, birer meraya-yı esma-i İlahiye ve âlem dahi bir kitab-ı hikmet-i Samedaniye mertebesine çıktılar. Hem insanı bütün hayvanatın madûnuna düşüren hadsiz za’f u aczi, fakr u ihtiyacatı ve bütün hayvanlardan daha bedbaht eden, vasıta-i nakl-i hüzün ve elem ve gam olan aklı, o nur ile nurlandığı vakit, insan bütün hayvanat, bütün mahlukat üstüne çıkar. O nurlanmış acz, fakr, akıl ile niyaz ile nazenin bir sultan ve fizar ile nazdar bir halife-i zemin olur. Demek o nur olmazsa kâinat da, insan da, hattâ herşey dahi hiçe iner. Evet elbette böyle bedî’ bir kâinatta, böyle bir zât lâzımdır. Yoksa kâinat ve eflâk olmamalıdır.
İşte bu manaya binaen la ilahe illah kelime-i tevhidi dahi öyle bir zat ister.Neden mi la ilahe illah ile kâinattaki harekât, tenevvüat, tebeddülat, tegayyürat manasızlıktan ve abesiyetten ve tesadüf oyuncaklığından çıkar.İşte Bütün davalarının esası olan lailahe illallah manasını kainatta okutturacak böyle bir zat ister.Kur’an kainat’ı okuduğuna göre o dahi böyle bir zat lazımdır yoksa kainat ve eflak olmamalıdır der.İşte apaçık bu hakikatı bizlere gösteren Üstadımızdan Allah ebeden Razı olsun.”Her yüz senede bir, Cenab-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor…” (Barla Lahikası, ) Allah’ın Rahmetindendir bizim kuranda apaçık olsada göremediklerimizi her asırda hususen ozaman’a uygun meseleleri görecek zatlar göndermiş.
Aşağıdaki Bahisde, Sen olmasaydın hitabının ,açıklamasını yapmaşlar ,üstadımız o beyanı ta’dil ediyor(doğrulaştırıyor).hitab doğrudan doğruya ona bakar diyor. Sonra hayata ve şuura ve ubudiyete onun hesabına nazar eder. Diyor Nedenmi , Çünki küllî hakikat-ı Muhammediye (A.S.M.) hem hayatın hayatı, hem kâinatın hayatı, hem İsm-i A’zam’ın tecelli-i a’zamının mazharı ve bütün zîruhların nuru ve kâinatın çekirdek-i aslîsi ve gaye-i hilkati ve meyve-i ekmeli olmasından.
Hem meselâ:”levlake levlake lema halaktül eflak” beyanında “Bu hitab zahiren Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a müteveccih ise de, zımnen hayata ve zevilhayata raci’dir.” fıkrası, ta’dile muhtaçtır. Çünki küllî hakikat-ı Muhammediye (A.S.M.) hem hayatın hayatı, hem kâinatın hayatı, hem İsm-i A’zam’ın tecelli-i a’zamının mazharı ve bütün zîruhların nuru ve kâinatın çekirdek-i aslîsi ve gaye-i hilkati ve meyve-i ekmeli olmasından, o hitab doğrudan doğruya ona bakar. Sonra hayata ve şuura ve ubudiyete onun hesabına nazar eder.
Hem hiç mümkün olur mu ki; nihayet derecede bir hüsn-ü zâtî sahibi, cemalinin mehasinini ve hüsnünün letaifini âyinelerde görmek ve göstermek istemesin! Yani bir habib resul vasıtasıyla ki; hem habibdir, ubudiyetiyle kendini ona sevdirir, âyinedarlık eder. Hem resuldür; onu mahlukatına sevdirir, cemal-i esmasını gösterir.
SözlerBizleri kıymete bekaya,ulvi vazifelere çıkaran o zat’a kainatın zerreleri adedince daimen ebeden Salat ve selam olsun.Ya Rab Kendini Ubudiyetiyle sana sevdiren o zat hürmetine bizleri bağışla.Ya Rab Rahmetin ne güzel ,ne hoş … (amin)
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.