- Bu konu 24 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
16 Temmuz 2012: 07:11 #805696
Anonim
@kırımlı 354839 wrote:
Efendi kelimesini ne manada kullanırsanız kullanın ancak “Kainatın Efendisi” dediğinizde onun anlamı Rabbülalemin dir.
Rabbülalemin sadece Allah için kullanılır.Dinimizi yaşamada herşeye titizlikle özen gösteren,şüpheli şeylerden bile kaçan müminlerin bu konuda da hassas olması gerekir.
Açıkçası bu düşüncelerinize katılıyorum ve bu hassasiyetinizden dolayıda tebrik ederim kırımlı kardeşim.
Evet haklısınız fakat kardeşlerimiz bunu sizin dediğniz o anlamda kastetmiyorlar kırımlı kardeşim 🙂
16 Temmuz 2012: 12:27 #805720Anonim
@kırımlı 354839 wrote:
Efendi kelimesini ne manada kullanırsanız kullanın ancak “Kainatın Efendisi” dediğinizde onun anlamı Rabbülalemin dir.
Rabbülalemin sadece Allah için kullanılır.Dinimizi yaşamada herşeye titizlikle özen gösteren,şüpheli şeylerden bile kaçan müminlerin bu konuda da hassas olması gerekir.
Belki siz benim söylediğim manada kullanmadığınızı söyleyerek böyle bir sorumluluğu üstünüzden attığınızı düşünebilirsiniz fakat böyle ifadeler yaygınlaşmaya başladığında önü alınmaz kavram kargaşaları Allah korusun itikat kargaşaları da olabilir.
Nur u Muhammedi ve Hakikat ı Muhammedi gibi,aşşağıda bu konunun tarihsel gelişimini okuyabileceğiniz linki veriyorum.Merak ederseniz bu kavramların ne zaman ve nasıl çıktığını öğrenebilirsiniz.
http://www.iudergi.com/tr/index.php/ilahiyat/article/viewFile/14536/13751
Sözlerinizde haklı olabılırsınız ..Tabiki hassas olunmalı ama ben hala ısrarla dıyorum kı söylenılen söz niyete göre değerlendırılır ..Efendımıze olan sevgının tezahürüdür bu tür sözler ..konu hakkında daha fazla söze gerek yok bence… Selam ve dua ile ..
16 Temmuz 2012: 13:24 #805727Anonim
[DIKKAT]
Sâbian:Bilmüşâhede şu masnûatta gayet güzel tahsinat, nihayet derecede süslü tezniyat vardır. Ve bilbedâhe şöyle tahsinat ve tezyinat onların Sâniinde gayet şiddetli bir irade-i tahsin ve kasd-ı tezyin var olduğunu gösterir. Ve irade-i tahsin ve teyzin ise, bizzarure o Sânide, san’atına karşı kuvvetli bir rağbet ve kudsî bir muhabbet olduğunu gösterir. Ve masnuat içinde câmi’ ve letâif i san’atı birden kendinde gösteren ve bilen ve bildiren ve kendini sevdiren ve başka masnuattaki güzellikleri “mâşaallah” deyip istihsan eden, bilbedâhe o sanatperver ve sanatını çok seven Sâniin nazarında en ziyade mahbub, o olacaktır.İşte masnûatı yaldızlayan mezâya ve mehasine; ve mevcudatı ışıklandıran letâif ve kemalâta karşı, “Sübhanallah, Mâşaallah, Allahu Ekber” diyerek semâvatı çınlattıran ve Kur’an’ın nağamatiyle kâinatı velveleye verdiren, istihsan ve takdir ile, tefekkür ve teşhir ile, zikir ve tevhid ile ber ve bahri cezbeye getiren, yine bilmüşahede o zâttır.
İşte böyle bir zât ki, “es-sebebü ke’l-fâil” sırrınca bütün ümmetin işlediği hasenatın bir misli, onun kefe-i mizanında bulunan ve umum ümmetin salâvatı, onun mânevî kemalâtına imdat veren ve risaletinde gördüğü vezaifin netaicini ve mânevî ücretleriyle beraber rahmet ve muhabbet-i İlâhiye’nin nihayetsiz feyzine mazhar olan bir zât, elbette Mir’ac merdiveniyle Cennete, Sidretü’l-Müntehâya, Arşa ve Kab-ı Kavseyne kadar gitmek, aynı hak, nefs-i hakikat ve mahz-ı hikmettir.
Bediüzzaman Said Nursi
[/DIKKAT]
Konuyu anlayamayanlar veya anlamamak için ısrarla gözünü,kulağını kapatanlara diyoruz ki;Cenab-ı Hak Mirac Gecesinde Kainatın Efendisini (s.a.v ) yücelttiyse bu bile başlı başınca yeterlidir.
Hepimiz Rabbulalemin ve Kainatın Efendisi (s.a.v) ne manaya geliyor bilmekteyiz.
Bu kainatın tercümanı Kainatın Efendisi (s.a.v) ‘in vazifesidir.Vazife verilen Peygamber Rab olamaz.
Allah’ın Peygamberidir ve Kainatın Efendisidir Sahibi değil..
Salat ve Selam O’na Olsun.16 Temmuz 2012: 18:33 #805768Anonim
@Hüdâ 354978 wrote:
Sözlerinizde haklı olabılırsınız ..Tabiki hassas olunmalı ama ben hala ısrarla dıyorum kı söylenılen söz niyete göre değerlendırılır ..Efendımıze olan sevgının tezahürüdür bu tür sözler ..konu hakkında daha fazla söze gerek yok bence… Selam ve dua ile ..
Allah razı olsun.
Söz niyete göre değerlendirilseydi,her günaha,her küfür söze bir kılıf bulunurdu.Her şeyimizin olduğu gibi sözlerimizin ve sevgimizin de Kuran’a ve sahih hadislere uygun olması gerekir.Selam ve dualar karşılıklıdır kardeşim.
16 Temmuz 2012: 19:52 #805770Anonim
Madem hadislere göre hareket edeceğiz. İşte hadiste “ameller ancak niyetlere göredir…” buyuruluyor. Eğer niyetimiz bu meseleyi anlamak ise kolay, yok eğer kendi bildiğimizi haklı çıkarmak ise uzar da gider.
Buhâri, Müslim ve Ebu Davud, Hz. Ömer’den naklediyor:
“Ameller ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, Allah ve Resûlü için ise, onun hicreti Allah ve Resûlü’ne müteveccih sayılır. Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir.”
(Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155; Ebu Davud, Talak, 11)16 Temmuz 2012: 20:33 #805772Anonim
@kırımlı 355046 wrote:
Allah razı olsun.
Söz niyete göre değerlendirilseydi,her günaha,her küfür söze bir kılıf bulunurdu.Her şeyimizin olduğu gibi sözlerimizin ve sevgimizin de Kuran’a ve sahih hadislere uygun olması gerekir.Selam ve dualar karşılıklıdır kardeşim.
amin ecmain ..
Kalplerde olanı ancak Allah bilir …
16 Temmuz 2012: 22:10 #805775Anonim
@kenz-i mahfi 355051 wrote:
Madem hadislere göre hareket edeceğiz. İşte hadiste “ameller ancak niyetlere göredir…” buyuruluyor. Eğer niyetimiz bu meseleyi anlamak ise kolay, yok eğer kendi bildiğimizi haklı çıkarmak ise uzar da gider.
Buhâri, Müslim ve Ebu Davud, Hz. Ömer’den naklediyor:
“Ameller ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, Allah ve Resûlü için ise, onun hicreti Allah ve Resûlü’ne müteveccih sayılır. Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir.”
(Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155; Ebu Davud, Talak, 11)Bu hadisin konumuzla alakası yok kardeşim.Hadisin tamamını ve şerhini okumanı tavsiye ederim.Eminim konumuzla alakası olmadığını anlayabileceksin.
18 Temmuz 2012: 09:34 #805859Anonim
“Konuyla alakası var” demedim ki, niye durumdan vazife çıkardınız.
18 Temmuz 2012: 21:23 #805866Anonim
@kenz-i mahfi 355576 wrote:
“Konuyla alakası var” demedim ki, niye durumdan vazife çıkardınız.
terbiyenin sınırlarını aşmayalım.
not – kenz-i mahfi-
19 Temmuz 2012: 15:28 #805883Anonim
@kırımlı 355696 wrote:
terbiyenin sınırlarını aşmayalım.
not – kenz-i mahfi-
Doğrusu merak ettim..kenz_i mahfi’nin hangi kelimesine istinaden terbiye hududlarını aştığını düşündünüz?..Bakıyorum yazılanlara ben böyle bir imare göremedim açıkcası..
19 Temmuz 2012: 18:25 #805896Anonim
kırımlının mesajını ben düzelttim yani sildim, benim için “kusura bakmayın kendi kendinize konuştuğunuzu anlayamadım” demiş. Ukalaca bir ifade kullanmıştı ben de kendisini böyle yazarak yani “terbiyenin sınırlarını aşmayalım” yazarak ikaz ettim. İnşaallah anlamıştır.
-
YazarYazılar
- ‘Hadis Sohbetleri 45:Allah, sizden birinizin yaptığı işi ameli ve görevi sağlam …’ konusu yeni yanıtlara kapalı.