- Bu konu 19 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
15 Ocak 2013: 21:15 #811397
Anonim
ihlaslı amel Allah katındaki en sevimli ameldir hadis-i şerifinden yola çıkarak yine başka bir hadisi şerifle bunu tamamlayacak olursak;
Hadîs-i Şerîfde buyurulur:
“Kıyâmet gününde aleyhinde ilk hükmedilen insanlar şunlardır:
Birincisi şehîd edilen kimsedir. O Allâh’ın huzûruna getirilir. Allâh kendisine olan nîmetlerini anlatır. O da, bunları itiraf eder. Cenâb-ı Hakk:
“- Öyleyse bunlara karşı ne yaptın?” diye sorar.
Adam:
“- Yâ Rabbî! Senin uğrunda şehîd edildim.” der.
Allâh buyurur ki:
“- Yalan söyledin! Sen, yalnızca cür’etli ve cesur denilsin diye harbettin. Gerçekten öyle de denildi.”
(Sonra) onun hakkında emredilir ve ateşe atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir.
İkincisi ilim öğrenen, başkalarına da öğreten, ayrıca Kur’ân da okuyan adamdır. O huzûra getirilir. Allâh kendisine olan nîmetlerini anlatır. O da itiraf eder. Cenâb-ı Hakk:
“- Bunlara karşı ne yaptın?” diye sorar.
Adam:
“- İlim tahsîl ettim. Onu başkalarına da öğrettim. Senin uğrunda Kur’ân’da okudum.” der.
Allâh buyurur ki:
“- Yalan söyledin! Sen ilim öğrendin, ancak âlim denilsin diye; Kur’ân okudun, ancak o kârîdir, kırâat ehlidir denilsin diye. Hakîkat öyle de denildi.”
Sonra hakkında emrolunur ve ateşe, yâni cehenneme atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir.
Üçüncüsü Cenâb-ı Hakk’ın kendisini genişlettiği, malın her çeşidinden verdiği adamdır. O getirilir. Allâh ona olan nîmetlerini anlatır. O da bunları itiraf eder. Cenâb-ı Hakk:
“- Öyleyse bunlara karşı ne yaptın?” diye sorar.
Adam:
“- Hakkında infâk edilmesini emir buyurduğun hiçbir yol bırakmadım. Malımı ancak senin yolunda harcadım.” der.
Cenâb-ı Hakk buyurur:
“- Yalan söyledin! Onları ancak cömerttir denilesin diye yaptın. Nitekim öyle de denildi.”
Sonra hakkında emredilir ve cehenneme atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir.” (Buhârî, Müslim)
Bu hadîs-i şerîf, ihlâsın, amellerin Allâh katındaki kabul şartı olduğunu o derecede açık bir sûrette göstermektedir ki, gâye Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı olmadıkça zâhiren Allâh yolunda ölmek, ilim tahsîl etmek ve infakta bulunmak gibi -haddi zâtında- en makbûl olan ameller bile sahibine hiçbir fayda sağlamamaktadır.
15 Ocak 2013: 21:19 #811398Anonim
Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, buyururlar:
“Amelini ihlâslı yap! (Böyle yaparsan), amelin azı (bile) sana kâfî gelir.”
“Allâh, sizin sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz! Fakat sizin (ihlâs ve takvâ bakımından) kalblerinize ve amellerinize bakar.”
Zîrâ Cenâb-ı Hakk, kimin daha çok kimin daha az ibâdet ettiğine değil, kimin daha hâlisâne ibâdet ettiğine, yâni kendi katında değerli olanın ihlâs olduğuna işareten âyet-i kerîmede şöyle beyân buyurur:
“O (Allâh) ki, ölümü ve hayatı hanginizin amel bakımından daha güzel (yâni ihlâslı) olduğunu imtihân için yarattı.” (el-Mülk, 2)
15 Ocak 2013: 21:23 #811399Anonim
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri buyurur:
“«Herkes koşmakla avı yakalayamaz. Avı devamlı takip eden kimse yakalamaya muvaffak olur.» Bunun için, sürekli ve istikāmet üzere çalışmak îcâb eder.”
[Bir anlık coşkunlukla aşırı derecede gayrete gelenler, ekseriyetle çabuk yorulur, maksada vâsıl olamazlarsa azim ve şevkleri kırılıp eskisinden de kötü bir duruma düşebilirler.
15 Ocak 2013: 21:24 #811400Anonim
Hakk’a kulluk, belli bir dönemlik değil, ömürlük bir vazîfe olduğundan, onun makbul bir kıvamda sürdürülmesi için bir îtidâl dengesine ihtiyaç vardır. Nitekim Hazret-i Âişe (r.anhâ) vâlidemiz:
“…Allah Rasûlü’nün ameli, hafif ve devamlı yağan yağmur gibiydi…” buyurmuştur. (Buhârî, Savm 64, Rikâk 18; Müslim, Müsâfirin 217)
15 Ocak 2013: 21:25 #811401Anonim
İbâdette devamlılık ve niyette ihlâs, gönüllerde bir şuur hâline gelmelidir. Bu hâle ulaşıldıktan sonra, hastalık, yaşlılık vs. sebeplerle hasbel-beşer îfâ edilemeyen -farzlar dışındaki- ibâdetlere, edâ edilmiş gibi ecir lûtfedileceği bildirilmektedir. Âyet-i kerîmede buyrulur:
“Fakat îmân edip sâlih amel işleyenler için eksilmeyen, devamlı bir ecir vardır.” (et-Tîn, 6)
15 Ocak 2013: 21:26 #811402Anonim
ibâdetlerde ihmalkâr davranmak, insanı âhirette zor durumda bırakacağı gibi, aşırı giderek hırslı hareket etmek de bir müddet sonra yorgunluk, bıkkınlık ve yanlış yollara sapmaya sebep olabilir. Bu sebeple orta yolu tutmak ve devamlılığı esas almak îcâb eder. Zira şahsî ibâdetlerdeki ifrat, Allah yolunda hizmet gibi ictimâî ibâdetleri ihmâle sebep olduğu takdirde, yine rızâ-yı ilâhîye muhâlif bir durum meydana gelmiş olur. Cenâb-ı Hak, biz kullarına Kur’ân-ı Kerîm’de en çok “Rahmân ve Rahîm” isimlerini hatırlatarak bizleri merhametli olmaya dâvet ediyor. Îmânın ilk meyvesi merhamet, merhametin tezâhürü ise Allah rızâsı için O’nun mahlûkâtına hizmet etmektir.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.