• Bu konu 16 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 16 ile 17 arası (toplam 17)
  • Yazar
    Yazılar
  • #814846
    Anonim

      Bugünkü fitneler nelerdir?

      Nelerin fitne kapsina- girdiğini somutlaştırarak ifade edince çeşitli başlıklar çıkıyor karşımıza… Dini içerikli bir derginin (Yeni Dünya) yapmış olduğu ankete cevap verenler, şu maddeleri asrımızın mühim fitneleri olarak görmüşlerdir: “AB, açıklık, Amerika, batılılaşma, bencillik, bidatler, çıplaklık, dünya sevgisi, emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münkerin olmayışı, günah, halifesizlik, hizipçilik, imanda zafiyet, İslam dışındaki her şey, İslâm’ın bilinmemesi, kadın, medya, mezhep çatışması, para, şehvet, televizyon, ümmetin bölünmüşlüğü, Yahudiler, , zalime hürmet, cemaat ve mezhep taassubu… vb” Bunların sayısını çoğaltmak mümkündür Bunlar biraz da görecelidir, yani bir kişiye fitne olarak görünen şey başkasına göre öyle olmayabilir Bu kanaatlerin oluşumunda yaşam tarzı etkendir

      Fitne sadece dini meselelere şamil değildir Sosyal hayatta da, toplumsal meselelerde de fitne sosyal yaraların kaşıyıcısıdır Türk-Kürt, Alevi-Sünni kardeşliğini baltalamak isteyenler, yıllardan beri hıyanet seferberliği içerisindedirler Milletçe uyanık olmalıyız, bu çirkef oyunlara gelmemeliyiz Çünkü hainler, cephede omuz omuza savaşan ve bu toprakları Müslüman-Türk yapan zihniyeti hazmedemiyor Ay-yıldızın altında kenetlenerek birlik, beraberlik, kardeşlik, dostluk ve sevgi silueti oluşturmalıyız

      İftira hastalığı

      Öte yandan birinin yapmadığı ve söylemediği bir şeyi ona ithaf etme olarak tanımlayabileceğimiz iftira, cemiyetlerin en büyük afetlerinden biridir İftira; namuslu insanların yaşarken manen öldürülmesinden farksızdır Bu, sabit fikirli kişilerin muhataplarına kara çalmasından başka bir şey değildir İftira, gerçekleri başkalaştırıp olduğundan farklı göstermek, çarpıtmak hastalığıdır Hastalıktır, çünkü manen sağlıklı insanların böyle çirkin bir yola tevessül etmesi görülmüş bir şey değildir

      İrlandalı ünlü düşünür George Bernard Shaw’ın dediği gibi: İftira, eşekarısına benzer Onu ilk vuruşta öldüremeyecekseniz, hiç dokunmamak daha iyidir” İftiranın kökünü kurutmak ve onu dikenli teller içine hapsetmek üstün iradelerin işidir İftiranın kökünü kazıyamazsanız bir sarmaşık misali bellekleri sarar, katmerleşir, yeni filizler verir; her filiz, dibinde bir zehir bırakır Bundan dolayı onu gördüğümüz ilk anda yok etmeli, kökünden koparmalıyız Geçici çözümlerle zaman kaybetmemeliyiz

      Aslında akıllı toplumlarda kuru iftiralar yerini bulmaz, bulmamalıdır Çünkü insanları karalamak ve zan altında bırakmak, kul haklarının en büyüklerindendir Kul hakkının ahirette ne kadar önemsenecek ağır bir yük ve sorumluluk olduğunu sanırım bilmeyeniniz yoktur Bu açıdan bakılınca, aslında iftira; edileni değil, edeni kirletir İftiracıların amel defterleri kararır ve kabarır; sırtlarında kurşundan ağır bir yük olur Bu da manevi felâketin ayak seslerinden başka bir şey değildir Keşke müfteriler bunu bir anlayabilse!

      İftira belleklerde kalıcı tesirler bırakır, insanları birbirine düşürür İngiliz Henry Fielding’in dediği gibi; “İftira, kılıçtan daha zalim silahtır, çünkü iftiranın açtığı yaralar hiç kapanmaz” Bu pervasız eylem, dostluk köprülerini havaya uçurur Bunun çok büyük manevi bedelleri de söz konusudur Resulullah Efendimiz bir mübarek sözlerinde “İftira eden cennete giremez” Buyurarak, çok ciddi sonuçlarına işaret etmiştir

      İftira karşısında müslümanın tavrı

      İslam güzellik dinidir Size muhataplarınızdan kötülük de gelse siz onlara iyi muamelede bulunup Müslüman olduğunuzu belli etmelisiniz Zira ona kötülükle karşılık vermek, sizi onun çukurlaşmış konumuna düşürür

      Bizler sözlerimizden ziyade, tavır ve davranışlarımızla karşımızdakilere ders vermeliyiz Onlara sevgiye dayalı bir baskı uygulamalıyız Onlara bağırıp kızmak yerine acımalıyız Onların bu konumu tebliğ halkasının zayıflığından kaynaklanmaktadır Kendilerini İslam’ın sevgi, şefkat ve merhamet dairesine dâhil etmeliyiz Böyle yaptığımızda onların da yüzü karanlıktan nura dönecektir Aksi tavır takınırsak, hem biz karakter erozyonuna uğrarız, hem de onları kaybederiz Unutmamalıyız ki güneşin ışığı karşısında bütün ziyalar sönük kalır O parlak güneş, on dört asırlık İslam ve iman güneşidir Onu zayıf nefeslerle üfleyip söndürmeye kimsenin gücü yetmez

      Tarihte peygamberler bile hiç hak etmedikleri halde büyük iftiralara maruz kalmışlardır Fakat hiçbiri de yolundan bir milim bile sapmamıştır Düşmanların gözünde suçlananlar Hakk’ın ve halkın gözünde aklanmışlardır Mühim olan da bu değil midir? Hakkın nurunu söndürmeye kimin gücü yetebilir ki?

      İftira ve fitne ateşi peygamberleri de hedef almıştır Vaktiyle neler dediler insanlığın iftihar tablosu olan peygamberlere…İffetsizlikle mi suçlamadılar? Yalancı damgasını mı vurmadılar? Büyücü olarak mı görmediler? Resulullah Efendimize deli mi demediler? “Onlar: Ey kendisine kitap indirilen (Muhammed)! Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin,’ dediler” (Hicr,6) O müşriklerin bu aşağılayıcı ifadelerine aldırmadı ‘Onlar bilmiyorlar’ deyip yine de hoşgörülü olmaya gayret etti Onlar biliyorlardı ki müminlere atılan çirkin iftiralar atanın aleyhine, muhatap olanın lehine döner Bunu ilahi imtihan olarak değerlendirdiler Bu imtihandan alınlarının akıyla çıktılar Ebedi saadete talip oldular

      #814847
      Anonim

        Dini hizmetler zarar görüyor

        Fitne ve iftira Müslümanların birlik ve beraberliğini parçalayan, İslami hizmetlerin zarar görmesine neden olan bir afettir, ruhi marazdır, hastalık hâlidir İslam toplumlarında bu tavır ve davranışların hiç olmaması gerekir Fakat ne yazık ki Müslümanlar dini vecibelerini ve İslami hizmetlerini bir kenara bırakarak bu çirkin şeytan vesvesesine tutulmuşlardır Rabbimiz bu konuda şöyle söylüyor: “Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan kimselerin başlarına inerler Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve zaten onların çoğu yalancıdırlar” (Şuarâ, 26/221–223)

        Müslümanın meselesi İslam’ı yaşamak ve yaşatmaktır O başkalarının ne dediğine değil, nasıl yaşadığına bakar Başkalarının şahsi hayatlarına dair sarfettiği sözler bizi fazlaca alakadar etmemelidir Dedikodu yapmak, söz taşımak, başkalarını yalan ve iftiralarla lekelemek imanın zayıflığına delildir Hem bunları yapmak hem de Müslüman olduğunu iddia etmek başlı başına bir çelişkidir Fitne ve iftira batağına saplanan insanlardan mümkün olduğunca uzak durmalıyız Çünkü o bataklıktan bize de çamur sıçrayabilir

        Nasıl ki bir kibrit çöpü koca binaları ve ormanları kül ediyorsa, küçük bir fitne de fertleri ve cemiyetleri birbirine düşürür Bugün ülkemizde İslam’a hizmet eden cemaatler arasına fitne sokmak isteyenler, her yolu denemektedirler Bu hususta çok büyük mesafeler aldıkları da söylenebilir Ülkemizde dini cemaatlerin çokluğu ve yaklaşım farklılığı, hizmet paylaşımı ve bir zenginlik göstergesi olsa da bunu bölünmüşlük ve rekabet olarak gösteren fitne odakları vardır Bu bakış açısıyla Müslüman kardeşleri birbirine düşürmeyi deneyenler, maalesef zaman zaman başarılı da olmaktadırlar Bu da İslami hizmetleri sekteye uğratmaktadır

        Dünyayı fitne ateşine atanlar

        Fitne sadece şahsi bir tasarruf değildir Bazen milletler de bu eylemi düşmanlarına karşı bir koz olarak kullanırlar Onların iftira ve fitneleri her geçen gün artarak devam etmektedir Bazı milletler, kendilerini sanki fitne ve iftirayı körüklemekle vazifeli görmektedir Onlar kendilerini seçilmiş ırk olarak gördükleri için Müslüman dünyasını ateşe veren organize fitne ve iftiralara başvurmaktadırlar

        Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlerin Türklerle Araplar arasına fitne tohumları ekmesi ve İslam bağıyla birbirine bağlanan kardeş milletleri birbirine düşman göstermesi, buna iyi bir örnektir Uzun yıllar geçmesine rağmen, bunun yansımalarını bugün bile görüyor, duyuyoruz Fakat bilinmelidir ki fitne ateşini yakanlar, günün birinde yaktıkları kızgın ateşte kendileri de yanarlar Nitekim yanıyorlar da! Ünlü İngiliz yazar Shakespeare’in ‘Otello’ adlı tiyatrosu, bir fitnecinin ne büyük felaketlere yol açabileceğini ortaya koyan güzel bir edebi eserdir Lakin bunun gerçek hayattaki yansımaları, bu eserdekinden noksan değildir; hatta daha da tehlikeli boyutlardadır Yaşanan hadiseler fitne zincirine yeni halkalar eklemektedir

        Şu kesin ve net olarak bilinmelidir ki iftira ve fitnenin temel amacı, insanları birbirlerine düşürmek suretiyle bu kavgadan birtakım çıkarlar elde etmektir Basiret sahibi Müslümanlar bu oyuna gelmezler, şer odaklarına taraf ol(a)mazlar Çünkü Müslümanlık fitneyi ve iftirayı şiddetle reddetmektedir Bu çirkeflikler kardeşlik bilincini yaralamakta, adeta iman nurunu söndürmektedir Bunlardan uzak duralım Yunus Emre Hazretlerinin dediği gibi:

        Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım
        Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz

        Sevelim ama sevilmeye layık olanları… Zira, Peygamber Azimüşşanın dediği gibi “Kişi sevdiğiyle beraberdir” Ebedi âlemde kiminle bir ve beraber olmak istiyorsanız, dünyada da onu seviniz, onun yolundan gidiniz

        MNİHAT MALKOÇ

      2 yazı görüntüleniyor - 16 ile 17 arası (toplam 17)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.