• Bu konu 18 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 16 ile 20 arası (toplam 20)
  • Yazar
    Yazılar
  • #795541
    Anonim

      @tebliğ 259392 wrote:

      Ne güzel maş..Hocam Allah (c.c) razı olsun sizden ..Bu Hadisi yeni duydum ve okudum ..

      Amin, ecmain.

      Allah’a ihlasla ibâdet edin,
      beş vakit namazınızı kılın,
      gönül hoşluğu ile malınızın zekâtını verin,
      Ramazan orucunuzu tutun,
      Haccınızı yapın ki, Rabbinizin Cennetine giresiniz.

      Câmiü’s-Sağîr, No: 172

      #795559
      Anonim

        Zekât ve yardım toplamakla görevli birisi size geldiği zaman, sizden memnun olarak ayrılsın.

        (Müslim, Zekât: 177; Ebû Dâvud, Zekât: 6; Tirmizî, Zekât: 33)

        #795605
        Anonim

          Her şeyin bir zekâtı vardır; bedenin zekâtı da oruçtur.

          (İbni Mâce, Sıyâm: 44)

          #795614
          Anonim

            Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cenne’te girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.”

            #795620
            Anonim
              Bismillahirrahmanirrahim

              O Ramazan ayı ki, insanlara doğru yolu gösteren, ap açık delillerini taşıyan ve hak ile batılın arasını ayıran Kur’an, o ayda indirilmiştir. (Bakara suresi 185)
              Birinci Nükte: Ramazan-ı Şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir. Hem şeair-i İslâmiyenin a’zamlarındandır.
              İşte Ramazan-ı Şerifteki orucun çok hikmetleri; hem Cenab-ı Hakk’ın rububiyetine, hem insanın hayat-ı içtimaiyesine, hem hayat-ı şahsiyesine, hem nefsin terbiyesine, hemniam-ı İlahiyenin şükrüne bakar hikmetleri var.
              Cenab-ı Hakk’ın rububiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:
              Cenab-ı Hak zemin yüzünü bir sofra-i nimet suretinde halkettiği ve bütün enva’-ı nimeti o sofrada umulmadık yerlerden bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle, kemal-i rububiyetini ve rahmaniyet ve rahîmiyetini o vaziyetle ifade ediyor. İnsanlar gaflet perdesi altında ve esbab dairesinde o vaziyetin ifade ettiği hakikatı tam göremiyor, bazan unutuyor. Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultan-ı Ezelî’nin ziyafetine davet edilmiş bir surette akşama yakın “Buyurunuz” emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubudiyetkârane göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli rahmaniyete karşı, vüs’atli ve azametli ve intizamlı bir ubudiyetle mukabele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar insan ismine lâyık mıdırlar?

            5 yazı görüntüleniyor - 16 ile 20 arası (toplam 20)
            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.