• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #668024
    Anonim

      1877’de Isparta’nın Sav köyünde dünyaya geldi.

      Hâfız Mehmed, Bediüzzaman’ın Isparta’ya geldiğini işitince oğlunu ziyarete gönderdi. Selâm ve hürmetlerini, dua isteğini oğlu aracılığıyla iletti. Bediüzzaman, oğluna hitaben şöyle dedi: “Baban askerlik yapmadığı için bilmez. Askerlikte karavanayı uzatmayınca yemek vermezler. O da bize seher vaktinde dua etsin, biz de ona dua ederiz.”Selâmın cevabı gelince, gerçekte askerlik yapmayan bu zat bütün gücüyle Nurları yazmaya ve neşretmeye başladı.

      Bu zatın Sav köyünde Risale-i Nur’a sahip çıkması, köyde kadın-erkek, çoluk-çocuk herkesin Risale-i Nur’la meşgul olmasına vesile oldu.

      Hafız Mehmed’in bu gayretleri, Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde Sav köyünün “Medrese-i Nuriye” olarak isimlendirilmesini netice verdi.

      15 Ocak 1947 tarihinde vefat etti. Vefat haberi, Savlı Nur talebeleri tarafından gönderilen mektupla Emirdağ’da bulunan Üstad Bediüzzaman’a bildirildi. O da bu mektuba şöyle cevap verdi:

      “Sizleri ve umum Risale-i Nur şakirdlerini ve bilhassa medrese-i nuriyenin talebelerini ve bilhassa o merhumun akrabalarını, medrese-i nuriyenin mübarek üstadı Hacı Hâfız Mehmed’in vefatı münasebetiyle taziye ediyoruz. Ve Nur’lar hesabına bütün ruh-u cânımızla biz dünyada kaldıkça ona dua-yı rahmet etmeye ve Hâfız Ali ve Hasan Feyzi ortasında daima bütün mânevî kazançlarımıza hissedar etmeye kat’î karar verdik.”

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.