- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
9 Ağustos 2008: 15:41 #640389
Anonim
“Hayat sürprizlerle doludur.”
Etrafına iyice bir göz attıktan sonra, cebindeki kağıdı çıkardı ve üzerinde yazan numarayı çevirdi Rüya.
“İyi günler burası Sürpriz Eğlence Şirketi. Nasıl yardımcı olabilirim?”
“İyi günler. Ben arkadaşıma bir sürpriz yapmak istiyorum.”
“Konu nedir? Doğum günü, düğün, evlilik yıldönümü…”
“Hayır hayır. Aslında daha farklı bir şey. Arkadaşımı korkutmak istiyorum. Böyle bir şey mümkün mü?”
“Tabii. Nasıl bir şey düşünüyorsunuz?”
“Peşine bir sapık takılabilir mesela. Evine kadar takip eder onu.”
“Peki. Yalnız bize arkadaşınızın resmi gerekiyor.”
“Ben iş çıkışında uğrarım.”
“Adresi vereyim…”
“Teşekkür ederim.”
***
Tek katlı beyaz binanın önüne gelince, Rüya bir an gülmemek için kendisini zor tuttu. Seval yarın akşam korkudan ölecekti. İçeri girdi, arkadaşının resmini bıraktı ve adresini verip, oradan çıktı. Çıkmadan önce, kendisinden resmi ve adres bilgilerini alan sarışın bayan, arkasından seslendi.
“Hanımefendi, işlem bittiğinde size haber veririz.”
“Sağ olun.”
***
“Rüya, Seval iki gündür işe gelmiyor. Telefonu kapalı. Ev telefonu cevap vermiyor. Sakın bir şey gelmesin başına.”
“Aman Neşe, ne gelebilir ki. Yine sevgilisinde kalıyordur. Hem o patrondan izin almıştır.”
“Olabilir. İzin almasa mutlaka sorardı patron.”
“Ona yaptığım sürprizden sonra, belki korkudan ölmüştür.”
“Ne sürprizi?”
Rüya, her şeyi Neşe’ye anlattı.
“İnanmıyorum, delisin sen.”
“Benim böyle bir şey yapacağım hayatta aklına gelmez.”
“Korkulur senden. Aa! Çıkış saati yaklaşmış. Ben gidip toparlanayım.”
“Peki canım.”
***
Kar taneleri havada süzüle süzüle düşerken, Rüya kahvesini ve kitabını almış, odadaki en rahat koltuğa oturmuştu. Kitabının ikinci sayfasına henüz geçmişti ki kapı çaldı. Kahveyi ve kitabı sehpaya bıraktı ,gidip kapıyı açtı. Birisi ufak bir kutu bırakmış ve gitmişti. Rüya kutuyu aldı ve kapıyı kapatıp, tekrar odaya geçti. İçinde ne olduğunu merak etmesine rağmen, yavaşça açtı kutuyu. Bir kağıt ve siyah renk poşete sarılı bir şey vardı. Önce kağıdı aldı ve üzerinde yazanları okumaya başladı.
“Sayın Rüya Gözcü. Arkadaşınıza yapmak istediğiniz şaka başarıyla yerine getirilmiştir. Siyah poşetin içinde, firmamızın işi yaptığına dair bir kanıt bulacaksınız. Bizi seçtiğiniz için teşekkür ederiz. Sürpriz Eğlence Şirketi.”
Kağıdı tekrar kutunun içine koydu ve siyah poşeti açtı. Birkaç dakika sonra, çığlığı bütün apartmanı sarmıştı. Dört adet parmak avuçlarının arasındaydı.
***“Sen tam bir pisliksin Seval. O parmakları görünce, öleceğimi sandım.”
“Bundan sonra beni korkutmaya çalışmazsın.”
“Sana şaka yaptığımı kim söyledi?”
“Neşe sağ olsun.”
“Alçak Neşe! Bir daha ona bir şey anlatmayacağım.”
“Ben burada iniyorum. Teyzeme uğrayacağım. Yarın görüşürüz.”
“Görüşürüz.”
***Seval şimdi buzlu yolda kaymamak için büyük uğraş veriyordu. Otobüste arkalarında oturan kahverengi pardösülü ve kahverengi kasketli adam da inmişti ve onu takip ediyordu. Belki adamın evi de bu yakınlardaydı ama Seval şüphelenmişti. Rüya’nın yeni bir oyunu da olabilirdi bu. Adam bir süre sonra iyice yaklaştı ve Seval’in koluna dokundu.
“Merhaba.”
Seval tedirgin bir şekilde “Merhaba” dedi.
“Benden korktunuz sanırım. Size kendimi tanıtayım, ben Sürpriz Eğlence Şirketi’nden Veysel. Siz Seval hanım olmalısınız.”
“Evet ama…”
“Seval hanım, lütfen benden korkmayın. Rüya hanım gönderdi beni. Sizi korkuttuğu için çok üzülmüş ve size küçük bir sürprizi varmış.”
“Ah Rüya! Ne zaman vazgeçeceksin bu oyunlardan?”
“Sizin için bir hediye.”
“Neymiş görelim?”
Veysel elini cebine soktu ve çıkardığı tabancayı Seval’in alnına doğru tuttu.
“Sürpriz!”
Seval gözleri açık bir şekilde ve alnından damlayan kanlarla yerde yatıyordu.
***Rüya eve gelir gelmez banyoya girmişti ve hala sıcak su dolu küvetin içinde keyif yapıyordu. Telefon çalmasa biraz daha duracaktı ama gidip telefonu açması gerekiyordu.
“Alo!”
“İyi günler Rüya hanım. Ben Sürpriz Eğlence Şirketi’nden arıyorum. Elemanımız arkadaşınıza ulaşamadığı için, maalesef hediyenizi verememiş.”
“Verememiş mi? Nasıl olur? Az önce hediyenin verildiğine dair onay aldım ben. Hem elemanınız akşam üstü bizimle beraber otobüse bindi.”
“Bu mümkün değil. Elemanımız şirketimize ait arabayla arkadaşınızın evine gitti.”
“Peki, teşekkür ederim.”
Rüya ne olduğunu anlamaya çalışırken, cep telefonuna mesaj geldi. Seval’den geldiğini görünce, rahatlamıştı.
“Hediye için teşekkür ederim. Bu arada on dakikaya kadar geliyorum. Pasta aldım, beraber yeriz.”
Rüya gülümsedi.
“Ne aptal şirket! Daha elemanlarının ne yaptığından haberleri yok.”
Gerçekten de on dakika sonra kapı çaldı.
“Geldim. Ne kadar dakiksin böyle.”
Rüya kapıyı açtı ve kafasına inen baltayla birlikte yere yığıldı. Her şey öyle ani olmuştu ki, ne karşısında duran kahverengi pardösülü, kahverengi kasketli adamı görebildi, ne de adamın “Sürpriz” diye bağırdığını duyabildi. Adam Rüya’ya doğru eğildi ve açık olan gözlerini kapattı. Elini kendi yüzüne götürdü ve suratındaki plastik maskeyi çıkardı. Bu öyle ustaca yapılmış bir maskeydi ki, maske olduğu kolay kolay anlaşmıyordu. Neşe ismine yaraşır bir şekilde, neşeyle ama bir o kadar da ürkütücü bir şekilde gülüyordu. Rüya’nın kulağına doğru eğildi ve “İşte asıl sürpriz bu” diye fısıldadı.
Elçin Davutoğlu -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.