‘Ana yüreği’ kuşanmış onca kadın,merhameti diriltmeye azmetmiş onca ana, bir suçluymuş gibi rahimlerden ‘tahliye’ edilen savunmasız bebelerin, çelimsiz ve biçimsiz bedenlerin hayatlarını görmeliler.
Devlet yasaları hayatı hesaba katmıyor, medeni mahkemeler henüz biçimlenmeye durmuş hayatların hesabını sormuyor. Belki de böyle olmalıydı, çünkü hayat yasaların ve devletlerin göremiyeceği kadar gizli-saklı , mahkeme yargıçlarının kaale alamayacağı kadar muğlak ve ele gelmez bir şey …
Ama…Vicdanların görmezden gelemeyeceği kadar kesin, yüreklerin yüz çeviremeyeceği kadar ince ve derindir hayat… Yasaların iznine dayanıp gizlice ve sessizce rahimlerden hayat boşaltanlar, vicdanlarının sesini susturamazlar ve yüreklerinin sızısını gizleyemezler. Çünkü hayatı yanlış hesap ediyorlar. Çöp kutularına atılmış bebek cesetleri, bir vakumun girdabına savrulmuş narin ceninler, bir soğuk çeliğin ucunda ezilmiş ve kazınmış yitik hayatlar en çok da yitirdiğimiz kalbimizin boşluğunu büyütüyor. Hayata dönmüş cenin yüzlerine, hayata değimiş tenlere, hayata bulanmış taze bedenlere kör, sağır, ilgisiz ve kayıtsız kaldıkça hayattan ve Rahmetten nasibimiz azalıyor.
Rahimleri hayattan boşaltanların merhametten yana elleri boş kalıyor. Hayatı yanlış hesap edenler şimdi kaybediyorlar. Ve korkulur ki ‘hesap günü’ de kaybedecekler. ‘Sorulduğunda kız çocuğuna ne yüzden öldürüldüğü…’ O zaman sessiz durmayacak rahimden ‘tahliye’ edilenler. Gizli de kalmayacak ‘ tahliye’ edenler…Hayatın hesabını verecekler.
Senai Demirci