- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
2 Şubat 2011: 17:39 #668861
Anonim
Bu dünya ve içindeki nimetlerin hepsi geçicidir, insanı aldatıcıdır. Bugün senin ise, yarın başkasınındır. Ahirette ele geçecek olanlar ise, sonsuzdur ve dünyada iken kazanılır. Bu birkaç günlük hayat, eğer Muhammed aleyhisselama ve Onun bildirdiklerine tabi olarak geçirilirse, ebedi saadet, sonsuz kurtuluş umulur. Yoksa Muhammed aleyhisselama ve Onun bildirdiklerine tabi olmadıkça, her şey hiçtir ve Ona uymadıkça, her yapılan hayır, iyilik, burada kalır, ahirette ele bir şey geçmez.Dünya, ziraat yani tarlaya tohum ekme yeridir. Tarlayı ekmeyip, tohumları yiyerek zevk ve safa süren, mahsul almaktan mahrum kalacağı gibi, dünya hayatını, nefsin arzularını yapmakla geçiren, ebedi nimetlerden, sonsuz zevklerden mahrum olur.
Geçici olan şanlar, şerefler, dünya lezzetleri, insanı, hakiki lezzetlerden mahrum etmemelidir. Dünyada kazanılan şeylerin, geçici olduğunu, her akıl sahibi bilir. Bunun için akıllı bir kimse, geçici olan şeylere kıymet vermez. Hatta hikmet sahipleri; “Geçici olan hayır, sonsuz kalan şerden daha kıymetsizdir” demişlerdi.
Dünyadaki nimetler geçici, ömürler ise pek kısadır. Bunları ele geçirmek için dinini vermek ahmaklıktır. İnsanların hepsi acizdir. Allahü teâlâ dilemedikçe, kimse kimseye fayda ve zarar yapamaz. Geçici lezzetlere aldanmamalı, ölümü hatırlamalı, ahiretin dehşet ve şiddetini göz önüne getirmelidir.
Dünyadaki elemler, kederler, üzüntüler de geçici, ahirettekiler ise, ebedidir. Bu sebeple insan, başına gelen dert, musibet ve belaya sabretmeli şikayet etmemelidir. Zira sabır, dert ve elemi şikayet etmemektir. Sabrı bulunmayan insanların dinleri, kolaylıkla helak olur. Dert ve bela çekenlere sevab verilmez, dert ve belalara sabredenlere, bunları Allahü teâlâdan bilip, Ona yalvaranlara sevab verilir. Zira dert ve belalar, kul için birer imtihandır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Şüphe edilen altını, ateşle muayene ettikleri gibi, Allahü teâlâ, insanları dert ile bela ile imtihan eder. Bazısı, bela ateşinden halis olarak çıkar. Bazısı da, bozuk olarak çıkar.)İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
“Her gün insanın karşılaştığı her şey, Allahü teâlânın dilemesi ve yaratması ile var olmaktadır. Bunun için, iradelerimizi Onun iradesine uydurmalıyız! Karşılaştığımız her şeyi, aradığımız şeyler olarak görmeliyiz ve bunlara kavuştuğumuz için sevinmeliyiz! Kulluk böyle olur. Kul isek, böyle olmalıyız! Böyle olmamak, kulluğu kabul etmemek ve sahibine karşı gelmek olur. Allahü teâlâ, hadis-i kudside buyuruyor ki; (Kaza ve kaderime razı olmayan, beğenmeyen ve gönderdiğim belalara sabır etmeyen, benden başka Rab arasın. Yeryüzünde kulum olarak bulunmasın!)İnsanların üzmelerine dayanmak lazımdır. Akrabanın incitmelerine sabretmekten başka yapılacak şey yoktur. Allahü teâlâ, sevgili Peygamberine emir olarak, Ahkaf suresinde; (Peygamberlerden Ulül’azm olanların sabrettikleri gibi Sen de sabret! Onlara azab verilmesi için dua etmekte acele eyleme!) mealindeki ayet-i kerimeyi gönderdi.”
Muhammed Ma’sum hazretleri de buyuruyor ki:
“İnsana gelen marazlar, hastalıklar, elemler, takdir-i ilahi ile gelmektedir. Razı olmak lazımdır. İbadetlere devam, elemlere, hastalıklara sabredilmelidir. Allahü teâlânın kereminden afiyet beklemelidir. Mahluklardan bir şey beklememeli, her şeyin Hak teâlâdan geldiğini bilmelidir. Dertlerden, elemlerden kurtulmak için dua ve istiğfar etmelidir. Tesiri, faydası kati olan sebeplere yapışmalı, sebeplerin tesirini Allahü teâlâdan beklemelidir. Onun takdiri, iradesi olmadıkça, kimse kimseye zarar veremez. Bununla beraber, sebeplere yapışmak, Peygamberlerin yoludur.”Netice olarak, her şey fani, her şey geçicidir. Dertler, elemler, bütün sıkıntılar da geçicidir. Her gecenin bir sabahı, her sıkıntının da bir ferahlığı vardır. Sabretmek, ferahlamanın anahtarıdır. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, sabredenleri sevdiğini bildirmektedir…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.