• Bu konu 27 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 29)
  • Yazar
    Yazılar
  • #645894
    Anonim

      iki gündür aklıma takıldı.
      şimdi cenab-ı hakın yaratığı her şey güzeldir.
      peki bu necis görülen bazı hayvanlar var, veya haram.
      başta domuz, köpek, gibi varıklar
      bunların hikmeti nedir. risale-i nur’da varsa açıklama yazarsanız sevinirim

      #714013
      Anonim
        vakar wrote:
        iki gündür aklıma takıldı.
        şimdi cenab-ı hakın yaratığı her şey güzeldir.
        peki bu necis görülen bazı hayvanlar var, veya haram.
        başta domuz, köpek, gibi varıklar
        bunların hikmeti nedir. risale-i nur’da varsa açıklama yazarsanız sevinirim

        Ben cevaplayamam ama yine de bir yorum yazayım.Diger abiler belki daha detaylı cevap yazarlar.Ben kendi adıma çok şeyde bu şekilde bakmaya çalışıyorum.Dodrudan cevap olmasa da kısmen ilgili bir yer.

        Allah ın esması bir şekilde o mahlukatı o şekilde iktiza eder denebilir belki?

        15.söz ikinci nokta http://www.risaleara.com/oku.asp?id=200

        O herşeyi en güzel şekilde yarattı. (Secde Sûresi: 7.)

        âyetinin bir sırrını izah eder. Şöyle ki:

        Herşeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakiki bir hüsün ciheti vardır. Evet, kâinattaki herşey, her hâdise, ya bizzat güzeldir, ona hüsn-ü bizzat denilir; veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir. Bir kısım hâdiseler var ki, zâhiri çirkin, müşevveştir. Fakat o zahirî perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var. Ezcümle:

        Fakat insan, hem zâhirperest, hem hodgâm olduğundan, zâhire bakıp çirkinlikle hükmeder. Hodgâmlık cihetiyle, yalnız kendine bakan netice ile muhâkeme ederek şer olduğuna hükmeder. Halbuki, eşyanın insana âit gâyesi bir ise, Sâniinin esmâsına âit binlerdir. Meselâ, kudret-i Fâtıranın büyük mu’cizelerinden olan dikenli otları ve ağaçları muzır, mânâsız telâkkî eder. Halbuki onlar, otların ve ağaçların mücehhez kahramanlarıdırlar.

        Hem insan, hodgâmlık ve zâhirperestliğiyle beraber, herşeyi kendine bakan yüzüyle muhâkeme ettiğinden, pek çok mahz-ı edebî olan şeyleri, hilâf-ı edeb zanneder. Meselâ, âlet-i tenâsül-i insan, insan nazarında bahsi hacâletâverdir. Fakat şu perde-i hacâlet, insana bakan yüzdedir. Yoksa, hilkate, san’ata ve gâyât-ı fıtrata bakan yüzler öyle perdelerdir ki, hikmet nazarıyla bakılsa ayn-ı edebdir, hacâlet ona hiç temas etmez.

        #714018
        Anonim

          Halbuk i, eşyanın insana âit gâyesi bir ise, Sâniinin esmâsına âit binler dir. esama cihetini hiç düşünmemiştim.

          ne olsun abi daha. aradğım cevap sanırım buydu. Allah razı olsun

          ama başka açıklamalarda olursa sevinirim. 🙂

          #714021
          Anonim

            aynı yerde şu cümle geçiyor,deminki yorumun devamı

            Nasıl ki bize görünen çirkin mahlûkların ve hâdiselerin zâhirî yüzleri altında gayet güzel ve hikmetli san’at ve hilkatine bakan güzel yüzler var ki, Sâniine bakar; ve çok güzel perdeler var ki, hikmetleri saklar; ve pek çok zâhirî intizamsızlıklar ve karışıklıklar var ki, pek muntazam bir kitâbet-i kudsiyedir.

            Yine belki aynı anlama çıkabilecek bir yerde şurası herhalde: 11.Lem’a yedinci Nükte

            Saniyen: Nasıl ki bir tabip, doktorluk noktasında, bir nâmahremin en nâmahrem uzvuna bakar ve zaruret olduğu vakit ona gösterilir, hilâf-ı edep denilmez. Belki, edeb-i tıp öyle iktiza eder denilir. Fakat o tabip, recüliyet ünvanıyla yahut vâiz ismiyle yahut hoca sıfatıyla o nâmahremlere bakamaz, ona gösterilmesini edep fetvâ veremez. Ve o cihette ona göstermek hayâsızlıktır. Öyle de, Sâni-i Zülcelâlin çok esmâsı var; herbir ismin ayrı bir cilvesi var. Meselâ, Gaffâr ismi günahların vücudunu ve Settâr ismi kusûrâtın bulunmasını iktiza ettikleri gibi, Cemîl ismi de çirkinliği görmek istemez.(lemalar)

            Biraz daha dersimi çalışayım mı Vakar kardeş,birkaç yer daha var zannedersem konuyla ilgili olabilecek. 🙂

            bu son alıntıyla diyebilir miyiz acaba Allah ın esmasından biri veya birkaçı mahlukatında o zahiri çirkinligi istiyor.Gafur isminin günahların vücudunu istemesi nasılsa o da öyle birşey diyebilir miyiz? 😉

            #714027
            Anonim

              Yaratılanı severiz Yaratandan ötürü ^o)

              #714098
              Anonim

                Aynen öyle de, “velillahil mesele-l a’la” Ezel, Ebed Sultanı olan Sâni-i Zülcelâl, nihayetsiz kemâlâtını ve nihayetsiz cemâlini görmek ve göstermek istemiştir ki, şu âlem sarayını öyle bir tarzda yapmıştır ki, herbir mevcud pekçok dillerle Onun kemâlâtını zikreder, pekçok işaretlerle cemâlini gösterir. Esmâ-i Hüsnâsının herbir isminde ne kadar gizli mânevî defîneler ve herbir ünvân-ı mukaddesesinde ne kadar mahfî letâif bulunduğunu, şu kâinat bütün mevcudâtıyla gösterir. Ve öyle bir tarzda gösterir ki, bütün fünûn, bütün desâtiriyle, şu kitâb-ı kâinatı zaman-ı Adem’den beri mütâlâa ediyor. Halbuki o kitap esmâ ve kemâlât-ı İlâhiyeye dâir ifade ettiği mânâların ve gösterdiği âyetlerin öşr-i mişârını daha okuyamamış.

                31.Söz
                Kardeşim kitabı kebiri Kainatı mütalaa ettiğini zanneden mağrur insan nefsi hakikatı halde daha öşri mişarını bile okuyamamış.Dolayısıyla bizim ademi ilmimiz o şeyin hikmetinin olmaması anlamına gelmez.
                Temessülat tecelliyatı esma olan mektubatı Samedaniye’nin gaye-i hilkatı sadece ziişurun mütaalasına münhasır değildir.
                Asıl gayeleri Cemal ve Kemal Sahibi olan Zatı Zülcelal’in bizzat kendi kemal ve cemalini görmek istemesidir.

                #714099
                Anonim

                  Abi Allah razı olsun hepsi güzelde,ben 31.sözden olan kısma bayıldım. 🙂

                  Ve size bin maşaallah derim 😉

                  #714100
                  Anonim

                    -İnsanların takdiri, istihsanı, eğer böyle işte, böyle amel-i uhrevîde illet ise, o ameli iptal eder. Eğer müreccih ise, o ameldeki ihlâsı kırar. Eğer müşevvik ise saffetine izale eder. Eğer sırf alâmet-i makbuliyet olarak, istemeyerek, Cenab-ı Hak ihsan etse, o amelin ve ilmin insanlarda hüsn-ü tesîri namına kabul etmek güzeldir ki,
                    “İc’al li lisani fi sıdkin ahirin Şuara/84” buna işarettir.

                    -Teveccüh-ü nâs istenilmez, belki verilir. Verilse de onunla hoşlanılmaz. Hoşlansa ihlâsı kaybeder, riyâya girer.

                    -Ey Fahre meftun,medhe düşkün,şöhrete müptela,hodbinlikte bihemta sersem nefsim.

                    Bu noktayı nazardan hüsnü zannınızı hakiki sahibi olan Risale-i Nur’a tevcih ediyoruz.

                    #714119
                    Anonim
                      Sergerdan wrote:

                      Biraz daha dersimi çalışayım mı Vakar kardeş,birkaç yer daha var zannedersem konuyla ilgili olabilecek. 🙂

                      ilk söylediğiniz hakikat yeterdi, ama her yeni hakikate istifademiz (istifazamızda) artıyor o yüzden bitsin istemedim.

                      Sungurlu wrote:

                      -Teveccüh-ü nâs istenilmez, belki verilir. Verilse de onunla hoşlanılmaz. Hoşlansa ihlâsı kaybeder, riyâya girer.

                      -Ey Fahre meftun,medhe düşkün,şöhrete müptela,hodbinlikte bihemta sersem nefsim.

                      Bu noktayı nazardan hüsnü zannınızı hakiki sahibi olan Risale-i Nur’a tevcih ediyoruz.

                      bu konuda size katılıyorum.
                      Araştırp bulduğunuz hakikatler çok muvafıktı.
                      Allah razı olsun.

                      T@LH@ wrote:
                      Yaratılanı severiz Yaratandan ötürü ^o)

                      buda biraz aklıma takılıyor.

                      tamam her şey sevilir yaratandan ötürü ama.
                      kafirler, fasıklar, dinsizler, zalimler gibi.
                      üzgünüm ama bunlara muhabbet duyamıyorum.
                      onlara muhabbet ne cihetle olur?

                      #714125
                      Anonim

                        cevabı kendınde vermıssın ya yaradandan ötürü

                        #714126
                        Anonim
                          istiğna wrote:
                          cevabı kendınde vermıssın ya yaradandan ötürü

                          sorduğum bu değildi. neyse cevabı olan verir

                          #714133
                          Anonim

                            İlk sorunuzu anlayabildim,ama burda soruyu tahmin edemedim,yani ne düşünmüş olabileceginizi.

                            O sözün geçtigi metin olsa daha iyi olur,nasıl risale-i nurda bakıyoruz nerde,kime ,ne için söylenmiş olabilir diye.Belki bu sözü Yunus Emre ydi herhalde,sizin sevmediklerinizin dışında risaledeki gibi mahlukatı Allah hesabına sevme olarak söylemiştir.

                            Hem sevmek zorunda degiliz,Allah için bugzedin denmezdi o zaman.Yani mahlukatı sevmek,bunların içinden dediginiz kısmı sevmemek ikisini de yapacagız diye düşünüyorum.Hem nurlarda üstadın kafirlere,dinsizlere şiddetli ifadeleri(küfürlerine binaen) çok,yaratılanı yaratandan ötürü sevmiyor muydu o zaman?

                            Biraz daha düşündügün şeyi açarsan belki daha güzel olur.

                            #714135
                            Anonim

                              Düşündüğüm şeyi nasıl ifade ederim bilmiyorum ama. başka bişi var sanki kelimeye dökemediğim.
                              Bakalım zamanla açılır. birde Risale-i nurdan aldığınız hakikatlerin yerlerini yazsanız sevinirim deferime not ediyorumda.:)

                              #714138
                              Anonim
                                vakar wrote:
                                Düşündüğüm şeyi nasıl ifade ederim bilmiyorum ama. başka bişi var sanki kelimeye dökemediğim.
                                Bakalım zamanla açılır. birde Risale-i nurdan aldığınız hakikatlerin yerlerini yazsanız sevinirim deferime not ediyorumda.:)

                                O zaman cevap yok,zorlamanız lazım kelimeleri
                                Bide deminki yerler 15.söz ikinci nokta ile,11,lem’a yedinci nüktede geçiyor.

                                #714139
                                Anonim
                                  Sergerdan wrote:
                                  O zaman cevap yok,zorlamanız lazım kelimeleri
                                  Bide deminki yerler 15.söz ikinci nokta ile,11,lem’a yedinci nüktede geçiyor.

                                  ALLAH RAZI OLSUN

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 29)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.