- Bu konu 4 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
31 Ekim 2007: 18:18 #645958
Anonim
Bütün o kıymettar cihazatı insaniyeyi,hayvanlıktan çok aşağı bir derekeye düşürüp hikmet-i ilahiyeye iftira ve zulmettin?
hikmet-i ilahiyeye nasıl iftira edilir?
31 Ekim 2007: 18:30 #714529Anonim
Ey sersem nefsim ve pürheves arkadaşım! Âyâ, zannediyor musunuz ki, vazife-i hayatınız yalnız terbiye-i medeniye ile güzelce muhafaza-i nefis etmek, ayıp olmasın, batın ve fercin hizmetine mi münhasırdır? Yahut, zannediyor musunuz ki, hayatınızın makinesinde derc edilen şu nazik letâif ve mâneviyat ve şu hassas âzâ ve âlât ve şu muntazam cevarih ve cihazat ve şu mütecessis havas ve hissiyatın gaye-i yegânesi, şu hayat-ı fâniyede nefs-i rezilenin, hevesât-ı süfliyenin tatmini için istimaline mi münhasırdır? Hâşâ ve kellâ! Belki, vücudunuzda şunların yaratılması ve fıtratınızda bunların gaye-i ithali, iki esastır:
Biri: Cenâb-ı Mün’im-i Hakikînin bütün nimetlerinin herbir çeşitlerini size ihsas ettirip şükrettirmekten ibarettir. Siz de hissedip şükür ve ibadetini etmelisiniz.
İkincisi: Âleme tecellî eden esmâ-i kudsiye-i İlâhiyenin bütün tecelliyâtının aksamını, birer birer, size o cihazat vasıtasıyla bildirip tattırmaktır. Siz dahi tatmakla tanıyarak iman getirmelisiniz.
İşte, bu iki esas üzerine kemâlât-ı insaniye neşvünemâ bulur. Bununla insan, insan olur.
Evet rabbim buyuruyor ”ben gizli bir hazine idim bilinmek istedim” bunu icin kainatı yaratttı,bizleri yarattı.Türlü türlü nimetlerle,cihazatlarla donattı.Peki neden?
bütün verilenlerle biz onu tanıyalım diye…Evet hikmeti budur.Yani bize verilen her aza, bizi marifetullaha götürecek gayesi budur.Ama sanki bu verilenler bizim malımızmış gibi hareket eder, istediğimiz doğrultuda kullandığımız zaman o verilen nimetlerin yaradılış gayesine zıt hareket etmiş,hikmeti ilahiyeye iftira etmiş oluyoruz.Aslında bu cok derin mesele biraz daha arastırıcam hemşerim 😉31 Ekim 2007: 18:35 #714530Anonim
BİR SORUM VAR!
asıl manada kizb küfürü kasded er..ge nel manada imansızlığı netice veren kizbe işarettir
ama özel manada ehli imanad a işaretleri vardır.
ehli iman için bu hayvan danda aşağı hükmünü ortaya çıkarmaz.biraz daha geneld en konuşalımşimdi kainat ta hayat sahibi olmak şereftir.
hayat sahipl eri içinde şuurlu olmak.şuurlular içinde insan olmak. .
insan içinde müslüman olmak ayrı bir şereftir.efendimiz diyor ki…işte mümin şunu yapar bunu yapar şunu da yapar ama diyor mümin asla yalan söylemez.yani müminin hayatından yalanın götüreceği çok şey vardır.
kat kat olan bu şeref alamle rinde müslümanı yalan çok aşağılara indiri r
ama müslüman dünyasında yani.. anlata bildim mi
ve bu müminde ALLAHI N hikmet ine ters bişey ifade etmez
onu tahkir de etmez.
ama mümini önce konuştuğumuz mesele de olduğu gibi efendi mizin dünyasından uzaklaştırır
amel dünyasına atılan bir ateş topudu r.ALLA H muhafa za..31 Ekim 2007: 18:44 #714532Anonim
Her âzâ ve hasselerin kıymeti birden bine çıkar. Meselâ akıl bir alettir. Eğer Cenâb-ı Hakka satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, öyle meş’um ve müz’iç ve muacciz bir alet olur ki, geçmiş zamanın âlâm-ı hazinanesini ve gelecek zamanın ehvâl-i muhavvifanesini senin bu biçare başına yükletecek; yümünsüz ve muzır bir alet derekesine iner. İşte bunun içindir ki, fâsık adam, aklın iz’aç ve tacizinden kurtulmak için, galiben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar. Eğer Mâlik-i Hakikîsine satılsa ve Onun hesabına çalıştırsan, akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sahibini saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkar.
Meselâ göz bir hassedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer Cenâb-ı Hakka satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, geçici, devamsız bazı güzellikleri, manzaraları seyirle şehvet ve heves-i nefsaniyeye bir kavvad derekesinde bir hizmetkâr olur. Eğer gözü, gözün Sâni-i Basîrine satsan ve Onun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan, o zaman şu göz, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir mütalâacısı ve şu âlemdeki mucizat-ı san’at-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu küre-i arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar.
Meselâ dildeki kuvve-i zâikayı Fâtır-ı Hakîmine satmazsan, belki nefis hesabına, mide namına çalıştırsan, o vakit midenin tavlasına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukut eder. Eğer Rezzâk-ı Kerîme satsan, o zaman dildeki kuvve-i zâika, rahmet-i İlâhiye hazinelerinin bir nâzır-ı mâhiri ve kudret-i Samedâniye matbahlarının bir müfettiş-i şâkiri rütbesine çıkar.
İşte, ey akıl, dikkat et! Meş’um bir alet nerede, kâinat anahtarı nerede? Ey göz, güzel bak! Adi bir kavvad nerede, kütüphane-i İlâhînin mütefennin bir nâzırı nerede? Ve ey dil, iyi tat! Bir tavla kapıcısı ve bir fabrika yasakçısı nerede, hazine-i hassa-i rahmet nâzırı nerede?
İşte azaların verilme hikmeti mezkur ifadede geciyor… bu ahvale zıt hareket hikmete münafi ve iftira oluyor.Sanki bu şekilde yaşamayınca ,olması gereken senin emrin değilde ,benim tarzı yaşayışım diyor ,manen ve iftira etmiş oluyor…
31 Ekim 2007: 18:53 #714533Anonim
Allah razı olsun şualar kardeş peki bu sadece cihazatlarımız içinmi geçerli yani bugün bana bir hastalık gelse hastelıkların hikmeti günahları temizlemek ama ben şikayet etsem Allahım sen niye bana bunu verdin gibisinden durumlarıda kapsarmı?
31 Ekim 2007: 18:55 #714534Anonim
Katregül wrote:Allah razı olsun şualar kardeş peki bu sadece cihazatlarımız içinmi geçerli yani bugün bana bir hastalık gelse hastelıkların hikmeti günahları temizlemek ama ben şikayet etsem Allahım sen niye bana bunu verdin gibisinden durumlarıda kapsarmı?maşallah cok güzel bi noktayı yakalamışsın,hikmete münafidir ama iftiraya girer mi bilmem?Belki zımnen girer bunu abilere sor?
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.