• Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #656656
    Anonim

      Görüyorum ki: Şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki: Dünyayı bir
      misafirhane-i askeri telakki etsin ve öyle de iz’an etsin ve ona göre
      hareket etsin. Ve o telakki ile, en büyük mertebe olan mertebe-i rızayı
      çabuk elde edebilir. Kırılacak şişe pahasına, daimi bir elmasın fiatını
      vermez; istikamet ve lezzetle hayatını geçirir. Evet dünyaya ait işler,
      kırılmağa mahkum şişeler hükmündedir; baki umur-u uhreviye ise, gayet sağlam
      elmaslar kıymetindedir. İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli
      muhabbet ve dehşetli hırs ve inadlı taleb ve hakeza şedid hissiyatlar,
      umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı, şiddetli bir
      surette fani umur-u dünyeviyeye tevcih etmek, fani ve kırılacak şişelere,
      baki elmas fiatlarını vermek demektir. Şu münasebetle bir nokta hatıra
      gelmiş, söyleyeceğim. Şöyle ki:

      Aşk, şiddetli bir muhabbettir; fani mahbublara müteveccih olduğu
      vakit ya o aşk kendi sahibini daimi bir azab ve elemde bırakır veyahut o
      mecazi mahbub, o şiddetli muhabbetin fiatına değmediği için baki bir mahbubu
      arattırır; aşk-ı mecazi, aşk-ı hakikiye inkılab eder.

      İşte insanda binlerle hissiyat var. Herbirisinin aşk gibi iki
      mertebesi var. Biri mecazi, biri hakiki. Mesela: Endişe-i istikbal hissi
      herkeste var; şiddetli bir surette endişe ettiği vakit bakar ki, o endişe
      ettiği istikbale yetişmek için elinde sened yok. Hem rızık cihetinde bir
      taahhüd altında ve kısa olan bir istikbal, o şiddetli endişeye değmiyor.
      Ondan yüzünü çevirip, kabirden sonra hakiki ve uzun ve gafiller hakkında
      taahhüd altına alınmamış bir istikbale teveccüh eder. Hem mala ve caha karşı
      şiddetli bir hırs gösterir.. bakar ki: Muvakkaten onun nezaretine verilmiş o
      fani mal ve afetli şöhret ve tehlikeli ve riyaya medar olan cah, o şiddetli
      hırsa değmiyor. Ondan, hakiki cah olan meratib-i maneviyeye ve derecat-ı
      kurbiyeye ve zad-ı ahirete ve hakiki mal olan a’mal-i salihaya teveccüh
      eder. Fena haslet olan hırs-ı mecazi ise, ali bir haslet olan hırs-ı
      hakikiye inkılab eder.

      Hem mesela: Şiddetli bir inad ile; ehemmiyetsiz, zail, fani
      umurlara karşı hissiyatını sarfeder. Bakar ki, bir dakika inada değmeyen
      birşey’e, bir sene inad ediyor. Hem zararlı, zehirli bir şey’e inad namına
      sebat eder. Bakar ki, bu kuvvetli his, böyle şeyler için verilmemiş. Onu
      onlara sarfetmek, hikmet ve hakikata münafidir. O şiddetli inadı, o lüzumsuz
      umur-u zaileye vermeyip, ali ve baki olan hakaik-i imaniyeye ve esasat-ı
      İslamiyeye ve hidemat-ı uhreviyeye sarfeder. O haslet-i rezile olan inad-ı
      mecazi, güzel ve ali bir haslet olan hakiki inada, -yani hakta şiddetli
      sebata- inkılab eder.

      İşte şu üç misal gibi; insanlar, insana verilen cihazat-ı
      maneviyeyi, eğer nefsin ve dünyanın hesabıyla istimal etse ve dünyada ebedi
      kalacak gibi gafilane davransa, ahlak-ı rezileye ve israfat ve abesiyete
      medar olur. Eğer hafiflerini dünya umuruna ve şiddetlilerini vezaif-i
      uhreviyeye ve maneviyeye sarfetse, ahlak-ı hamideye menşe’, hikmet ve
      hakikata muvafık olarak saadet-i dareyne medar olur.

      İşte tahmin ederim ki, nasihlerin nasihatları şu zamanda
      tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlaksız insanlara derler: “Hased
      etme! Hırs gösterme! Adavet etme! İnad etme! Dünyayı sevme!” Yani, fıtratını
      değiştir gibi zahiren onlarca malayutak bir teklifte bulunurlar. Eğer
      deseler ki: “Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecralarını
      değiştiriniz.” Hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i
      teklif olur.

      (Bediüzzaman Said Nursi – 9. mektuptan)

      #754686
      Anonim

        Okuyup uygulayanlardan eyle Ya Yabbi

        #765888
        Anonim

          vicdan ve nefis mekanizmalarının işleyişini;

          vicdan hissiyatların hakiki seyirde yaşanmasına

          Nefis de hissiyatların mecazi seyirde yaşanması işlevsellik eder diye belirtebiliriz..

          Beslenme kaynakları vicdan ve nefis..Hangisi doymuşsa yahut daha doluysa hissiyat o merkezli yaşanır.

          son parafta çok ehemmiyet arz ediyor gerçektende.Tebliğ etmeliyiz; 54 farzın içinde farz buyruluyor, şu an farzlar üstü farz keyfiyetinde tamam ama, tebliğde metodu bilme, bu farzı yerine getirmede ayrı bir vebal..Tebliğ ediyorum mülahazasıyla çok insanın katili olunabiliyor hafizanAllah..Üstadın o tespiti çok muazzam..İnsnadaki mevcut yetileri, kendisinden yok etmesini talep etmek yerine; o yetisini güzel yola kanalize etmek daha tesirli bir metod..

          öncekiler dermiş ya hni; “kaç insanın katilisin?” diye..

          Kaç insanın katiliyiz harbiden de ?!

        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.