Ahmed Gümüş anlatıyor:
“Bir gün Kırazlımescit Sokağındaki dershanede (Zübeyir abi) beni çağırmıştı. Elinde koyun etinden iki kilo kuşbaşı et vardı. Emirdağlı Hamza Emek Abi getirmişti. O günler kurban bayramıydı.
“Kardeşim, Hamza Abi getirmiş, kurban bayramı dolayısıyla. Kardeşim Hamza Emek Abi, Üstad Bediüzzaman’a çok hizmetler etti. O yönden getirdiği kurban etini reddedemedim. Sen bizim usulümüzü biliyorsun. Sen bu eti al, aşağıda pişirip yersiniz.’ dedi. Ben de bu eti alıp aşağıya indirdim.
“Bir zaman Zübeyir Abiyle birlikte Ankara’daydık. Mustafa Türkmenoğlu Abi de vardı. Bu sırada bir kendini bilmez, ‘Siz hizmetin paralarını yiyorsunuz!’ şeklinde, hem de Zübeyir Abi gibi bir iman-irfan sahibi zata karşı söylüyordu. O esnada Zübeyir Abi celâlle ve hiddetle elini kaldırdı: ‘Ben hizmetin parasını yemişsem Allah beni kahretsin, değilse diyeni kahretsin, diye dua edeceğim; kaldır elini!’ dedi. Bu sefer münasebetsiz adam elini kaldıramadı, kaçıp gitti! Türkmenoğlu, ‘Abinin duasının kabul olacağını bildiği için, adam elini kaldıramadı!’ demişti.”
kaynak:
Nur Davasına Adanmış Bir Hayat : Zübeyir Gündüzalp