• Bu konu 3 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #663733
    ABDULLAH
      Cuma günü ezan okunmasına 3-5 dakika vardı.
      Vaiz efendi, camide gayretli gayretli anlatıyordu:
      “Cemaat! Defalarca söyledim.
      Ama, aynı hataların yapıldığını görüyorum.
      Şimdi tekrar söylüyorum.
      Lütfen saflarımızı düzgün ve sık tutalım.
      Birimiz ileride, diğerimiz geride durmasın.
      Aralarda boşluk bırakmayalım.
      Öndeki saf tamamlanmadan arkada saf oluşturmayalım.
      Safa geçerken herkes birbirine bakıp ikramda bulunmasın.
      Siz sevabınızı niye başkalarına veriyorsunuz ki!?
      Daima öne doğru ilerleyelim ve ilk gördüğümüz boşluğu dolduralım.
      Özellikle cep telefonlarımızı lütfen kapatalım.
      Hiç olmazsa sessiz konuma alalım.
      Namaza gecikmeli başlamayalım.
      İmamın tekbirine yetişip sevabı kaçırmayalım…”
      ***
      Henüz ezan okunmadığını fırsat bilmiş olacak ki, Vaiz efendi ikazlarını sıralamaya devam ediyordu:
      “Kaç defa söyledim; abdest alınırken selam verilmez diye.
      Selamı bırakın, bir de konuşuyorsunuz!
      Ezan okunurken konuşulmaz, susun veya ezana eşlik edin.
      Kur’an okunurken konuşulmaz, Allah Kelamıdır, dinleyin.
      Kürsüde vaiz, hutbede hatip konuşurken sükut edilir.
      Camide dedi-kodu yapılmaz, burası ibadethanedir.
      Vakit müsaitse, iki rekat tahiyyetül-mescit namazı kılın.
      Kur’an okuyun, tesbih çekin!
      Günahlarınıza tevbe edin, Allah’ı anın!
      Hamdedin, şükredin, zikredin!
      Boşa vakit geçirmeyin!…”
      Derken ezan okunmaya başladı, Vazi efendi “dediklerimi unutmayın” deyip kısa bir dua yaparak “fatiha” çekip kürsüden indi.
      “Dur bakalım” dedim, “Vaiz efendinin söylediklerini cemaat ne ölçüde yerine getirecek!”
      Etrafı dikkatlice süzmeye başladım.
      Salavatla birlikte herkes ayağa kalkıp sağa sola bakınmaya, oyalanmaya başladı.
      İlk fire verilmişti.
      Anlaşılan bunlar vaiz efendiye kulak vermemişlerdi.
      Kim bilir, o konuşuyorken hangi dünyalarda geziniyorlardı.
      Cemaatin pek çoğu bulunduğu yerde sünnet namazına başlamıştı bile.
      ***
      Müezzin kamete başlayınca yeniden gözlerim cemaate çevrildi.
      Neredeyse kamet bitmek üzere idi, ama hâlâ cemaat saf düzeninde değildi.
      Sağa sola bakınmalar, ön safların kenarlarını boş bırakmalar, düzensiz duruşlar…
      Demek ki, Vaiz efendinin konuşmaları yine havada kalmış, kulaklara hiç yansımamıştı.
      Oysa “Kad-kametis-salatü” nidası ile birlikte “tekbir” alınıp namaza başlanmış olması gerekiyordu.
      Zaten bunun manası “Namaz artık başlamıştır” demekti.
      Kamet bitti, bu kez İmam efendinin ikazları başladı:
      “Safları düz ve sık tutunuz, cep telefonlarınızı kapatınız!”
      Artık rutin hale gelmişti bu hatırlatmalar!
      Cemaatten bazıları, sanki hoca efendiye bakarken: “hadi hoca oyalanma, çabuk kıldır da gidelim” der gibiydiler.
      İmam, saf kontrolü yapmadan ve de arkasına bakmadan tekbir aldı.
      Ve namaz başladı.
      Fakat, o da ne?
      Daha birinci rekatta, müzikli bir telefon çalmaya başlamasın mı?
      Üstelik defalarca.
      Telefonu susturmayı beceremeyen bu adam, belki de namazım bozulur korkusuna kapılmıştı.
      Ama, onlarca kişinin namazının bozulmasına sebep olduğunu bilmiyordu.
      Çünkü, cemaatten bazıları bu duruma sinirlenip kendilerini tutamamış, seslice homurdanarak bir şeyler söylemeye başlamışlardı…
      Cemaati oluşturan Müslümanların bu hali; camiye, cemaate, imama ve ibadete ne kadar değer verdiklerinin de bir göstergesi oluyordu.
      Müslümanlar olarak halimiz buydu.
      ***
      Bir zamanlar, hocaların sözü mutlak tutulur, gittiği yol dikkatlice izlenirdi.
      Sonraları, “hocaların sözünü tut ama gittiği yoldan gitme” denmeye başladı.
      Şimdi ise, hocaların ne sözü tutuluyor, ne de gittiği yoldan gidiliyor!
      Kabahat kimde dersiniz?
      Bence, hocalar da cemaat da bu ciddi problemin çözümü için “ıslah-ı nefs” etmeli, Müslümanlar olarak hepimiz, hayatımızı İslam’a göre yeniden gözden geçirmeliyiz.
      alinti
      #786361
      Anonim

        Bir zamanlar, hocaların sözü mutlak tutulur, gittiği yol dikkatlice izlenirdi.
        Sonraları, “hocaların sözünü tut ama gittiği yoldan gitme” denmeye başladı.
        Şimdi ise, hocaların ne sözü tutuluyor, ne de gittiği yoldan gidiliyor!
        Kabahat kimde dersiniz?
        Bence, hocalar da cemaat da bu ciddi problemin çözümü için “ıslah-ı nefs” etmeli, Müslümanlar olarak hepimiz, hayatımızı İslam’a göre yeniden gözden geçirmeliyiz.

        İmamlar önder kişilerdir, işinin ehli olması severek yapması yani bu davaya baş koyması gerek,
        malesefki ciddiyesizlik, fetva ve takvada tutarsızlık yapmaları cematte ciddiyetsizlik olarak çıkıyor, tabi hepsini demiyorum vazifesinin hakkını verenleri tenzih ederim.

        #786362
        Anonim

          Sözlerimin Dostusunuz, Çilemin Yabancısı.. (Necip Fazıl Kısakürek)

          #786387
          Anonim

            @memluk 238990 wrote:

            İmamlar önder kişilerdir, işinin ehli olması severek yapması yani bu davaya baş koyması gerek,
            malesefki ciddiyesizlik, fetva ve takvada tutarsızlık yapmaları cematte ciddiyetsizlik olarak çıkıyor, tabi hepsini demiyorum vazifesinin hakkını verenleri tenzih ederim.

            Evet imamlar önder kisilerdir örnek sahsiyetlerdir amma velakin
            Ilim elde etmek, her müslüman erkek ve kadin için bir görevdir Söyle ki Her müslümanin yapmakla yükümlü bulundugu din görevlerini yerine getirmek, hak ile batili, helal ile harami ayirmak için yeterince bilgi sahibi olmasi üzerine farzdir Bir hadis-i serifte buyurulmustur “Her müslüman erkek ve kadina ilim ögrenmek bir farzdir” günümüzde dinimizi ögrenecek cemiyet cemaat kaynak cok masallah bu konuda bizlerde üzerimize düsen görevi yerine getirmeliyiz her seyi hocalardan beklememeliyiz yarin dinini niye ögrenmedin sana kitaplar peygamberler Alimler gönderdik dediklerinde hocam ögretmedi bahanesinin demek kurtulusumuz olmayacak…

            Bir Ani 96 yilinda Hacc vazifesi icin Medineden Mekkeye hareket etti Mikadda ihrama girdik ihram yasagi olan haller vardi daha önce bu konuda defalarca konfarans verilmis kitaplar dagitilmisti vatandas normal her müslümanin yapmasi gereken temizligini dahi yapmamis ihrami giyince kabahati meydana cikiyordu cok sabretmeme ragmen bir firsatini bulup bu 60 yasina gelmis kardesimize durumunu olmasi gerekenleri sade bir dille izah ettim lakin aldigim cevapla sok oldum Hoca efendi birsey demediki zaten hanim tututrdu bizden baska kimse kalmadi mahallede gitmeeyen bizde gidelim diye geldik iste..

            Herseyden önce dünyayi islerimize verdigimiz önemi malesef dinimizi ögrenmek icin vermiyoruz hep türlü baheneler ardina SIGINIYORUZ babam ögretmedi hocam demedi
            bence suclu ariyorsak önce bir kendimize bakmamiz lazim derim..

            Günümüzde her imkan var yeterki biz ögrenmek isteyenlerden olalim…

            #786402
            Anonim

              Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez…

            5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.