- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
16 Ağustos 2012: 01:39 #677951
Anonim
28. Mektup’ta bahsi geçen Hulusi Yahyagil’in rüyasının tevilinde üstadın şu ifadesi vardır.
“Sarıklı, küçük, genç bir zat ise, Hulûsi’ye omuz omuza verecek, belki geçecek birisi, naşirler ve talebeler içine girmeye namzettir. Bazılarını zannederim, fakat katî hükmedemem. O genç, kuvve-i velâyetle meydana atılacak bir zattır. Sair noktaları sen benim bedelime tabir et.”
Rüyayı görenin tabirine gelince:
“Yine bir gün Eğridir’de bulunduğum zaman, rüyada sarıklı bir genç gördüm. Bu genç beni ilk defa, Hz. Üstad’a götüren meczup lakaplı Mustafa Efendi idi. Ona Şeyh veya Hafız Mustafa da denirdi. Rüyada gördüğüm sarıklı genç şeklen o idi. Fakat ne bıyığı ve ne de sakalı vardı.
Hafız Mustafa, çocuk meşrebinde birisi idi. Risale-i Nur’un ilk Küçük Sözler’ini l928’de onda görmüştüm. Daha o zaman Üstad Hazretleriyle de muarefemiz yoktu. Gayet intizamsız bir yazı ile yazılmış ilk risaleyi onda görmüştüm. Müsvedde halindeydi.”Rüyada, elinde leblebi tablası vardı. Fakat içinde leblebi gayet azdı. Ben leblebiden almak için elimi attım. O zaman leblebi tabağı doldu, taştı.”
“Sarıklı genci biz açıklamadık. Sizin gibi gençler işte çıktılar. Daha da kıymetli gençler çıkacaktır. Allah’ın nuru kıyamete kadar devam edecektir. Kur’ân tefsiri olduğu için Risale-i Nur’un hakikatı kıyamete kadar okunacaktır. Elbette bu gelenler genç olacaktır, ihtiyar olmayacaktır.”Bu meseleyi kendisine mal edenler, sanki ne oldu? İnhisar altına almak doğru değil. Benim rüyada gördüğüm, sanki Mustafa idi. Fakat onun mevcut hali rüyadaki haline uygun düşmüyordu. Onun çocukça halleri vardı. Fakat bana Üstad Hazretlerini gösteren ve tanıtan da o oldu. Eğridir’de iken, Mustafa bana: “Efendim, sizin ilâcınız Barla’da bir zat var, Ondadır” dedi.”
Bu hatıra ışığında baktığımızda sarıklı genci “İslam davasına gönül veren ve Ona hizmeti hayatının gayesi yapan her genç” olabilir şeklinde değerlendirebiliriz. İnhisar altına almak doğru değildir.
-sorularlarisale-
16 Ağustos 2012: 01:46 #806797Anonim
“Ahir zamanda asr-ı saadetin gölgesi yaşanacaktır”hadisi meşhud ve vaki olmuştur. İsm-i azama mazhar Risale-i Nur ve Bediüzzaman Hazretleri, Peygamber(ASM)’in bu asırdaki vezaif-i diniye tavrını en saf ve hiçbir asırda görülmedik bir parlaklıkda ibraz etmiştir. Madem “kanun bir silsiledir ve efal onunla bağlıdır” ve madem “mazi müstakbelin ayinesi ve tarlası hükmündedir”..öyle ise bir hads-i imani ile hükmedilebilir ki o asr-ı nuru teşkil ve tesis eden ashab-ı güzinin nümunesi, emsali olacak efrad dahi şu nur-saadet asrında vardır.
Nasıl ki Kuran-ı Mucizül Beyanın külli ahkamının nüzulünün hikmeten vesilesi ashabın cüzi ahvalidir. Onun bir ayine-i mücellası olup, bu asrı ve gelen istikbali tenvir eden Nurlar dahi sadık, adil, merhametli, ihlaslı ve Şems-i Nura mensup seyyarat misüllü talebelerin ciddi talep, tasdik ve tatbik etmeleriyle vücut bulmuştur.
Nasıl ki Peygamber (ASM)’in “sarıklı gençleri ” 4 halife-i zişan ve 12 imam-ı ehl-i beyt efendilerimiz ise Bediüzzaman Hazretlerinin hizmet-i kudsiyelerine dahi, kıyamet anına kadar 15 sarıklı gencin riyaset edeceği itikadındayım.
“Kesretli eşya bir vahdet teşkil etse elbette o şahs-ı maneviyeyi temsil edecek bir ruh-u manevisi hükmünde bir mümessili bulunacaktır”.
Fakat bu her şeyi maddede arayan,nemrutcuk ve firavuncukları çoğaltmış asrın nazarına böyle kudsi şahısların görünmemesi hikmet-i ifham iktiza ediyor, hem onların halisane sadıkane meşrebleri gizlenmelerini istilzam ediyor. Bize düşen bu pek kesretli muktedir orduya halisane mensubiyetle emr-i hak gelinceye dek neşr-i hak hizmetine devam etmektir.
Evet inhisar altına alınamaz tevessü’ eder. Vazifeli şahıslar tavzif edildiğinde elbette vazifelerini rıza-i ilahiye dairesinde cereyan, icra ve tatbik ettirirler. Bu hizmet-i kur’aniye tasarruf altındadır. Hulusi Efendi merhumun beyanı ile bizler dama taşıyız. Üzerimizde tasarruf eden daire sahiplerinin elleri var. O vazifeli zatların bir çoğu kendilerinin velayette olduğunu bilmiyorlardır belki. Esas olan istikamet istikamet ise sünneti seniyedir.
Risale-i Nur Külliyatı’nda sadece 2 yerde sarıklı gençten bahsedilmektedir. 1. Bu mektupta bahsedilen rüya, 2. Tarihçe-i Hayatı kitabındaki bir haşiyede “Avrupa’da Hıristiyanlar içinde birtek kasabada altmış beş adet sarıklı genç Nur Talebesinin çıkması, bunun bir nümûnesidir.” -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.