Deveyi o şahsa sattı. Üçyüz akçeyi peşin alınca doğru çarşıya gitti. Yiyecek ve meyveler aldı. Evine girince çocuklar sevindiler. Babalarının getirdiği yiyecek ve meyveleri yemeğe koyuldular. Fatimat-üz-Zeh-râ (r.anhâ) Hz. Ali’den bu yiyecekleri nereden aldığını sordu. Hz. Ali mes’eleyi anlattı.
Yemeklerini yiyip Allahü teâlâ’ya hamd ü sena ettikten sonra Hz. Ali, Hz. Fâtıma’ya: “Ben, Resûl-i Ekrem’in sohbetine gidiyorum” diyerek evden çıktı. Yolda Resûl-i Ekrem’e, yanında Eshâb-ı kirâm oldukları hâlde, rastladı. Meğer Resûl-i Ekrem (s.a.v.), Hz. Ali ve Fâtıma’yı görmeğe geliyorlarmış.
Resûlullah (s.a.v.) “Yâ Ali! Deveyi kimden alıp, kime sattın?” buyurdu. Hz. Ali “Allah ve Resûlü bilir,” dedi. Resûl-i Ekrem: “Yâ Ali! Sana deveyi satan Cebrâil aleyhisselâm, satın alan da, İsrâfil aleyhisselâm idi. Deve de Cennet develerinden idi” O müslümanı sıkıntıdan kurtardığın için Hah teâlâ dünyâda bire etti hasene (sevab) verdi. Âhirette vereceğinin hesabını ise kendisinden başka kimse bilmez” buyurdu.
Hikmetli, ibretlerle dolu sözleri çoktur. Kalblere tesir eden kıymetli sözlerinden bazıları şunlardır:
Buyurdu ki: “Kişi dili altında saklıdır. Konuşturunuz kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız.”
“Dünya bir cîfedir, leştir. Ondan birşey isteyen köpeklerle dolaşmaya dayanıklı olmalı.”
“Allahü teâlâya yemin ederim ki, beni yalnız mü’min sever ve bana yalnız münafık buğz eder.”
“İnsanın yaşlanıp Rabbini bildikten sonra ölmesi, küçükken ölüp, hesapsız Cennete girmesinden daha hayırlıdır.”
“Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır.”
“İnsanlar arasında, Allah’ı en iyi bilen, onu çok sevendir, tam ta’zînr, edendir.”
“Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin hevasına uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi hak yoldan alıkor. İkincisi ise âhireti unutturur.”
“Takvâ, hataya devamı bırakmak, aldanmamaktır.”
“Kalbler kablara benzer. Hayırlı olan,hayırlı dolu olanıdır.”
“İlimsiz yapılan ibâdete, anlayış vermiyen ilimde, tefekküre götürmiyen Kur’ân-ı kerîm okumakta hayır yoktur.”
“Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.”
Vefatında, son sözü “Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah” oldu.
“Müslümanların hayırlısı, müslümanlara yardım eden ve faydalı olandır!
“İyilik bilmez birisi de olsa, sen iyilik yap! Zira o, mukâbilinde teşekkür edene yapılaniyilikten miznda daha ağır basar.”
“Arkadaşlarımdan bir grup toplayıp kendilerine bir ziyafet vermem, benim için bir köle azad etmekten daha sevimlidir.”
“Kendinize Allah yolunda kardeşler edininiz. Çünkü onlar dünya için de, ahiret için de lâzımdır. Cehennem ehlinin “Artık bizim için, ne şefâatçiler, ne de candan bir dost yok.” (Şuarâ, 100-101) sözlerini işitmiyor musunuz? Hadîs-i şerîfte de şöyle gelmiştir: “Bir kul, Allah yolunda yeni bir kardeş edindi mi, Allahü teâlâ da Cennettte onun için bir derece ihdas eder.”
“İleride öyle zamanlar gelecek ki, kıtâl ve zulümsüz hükümdarlık etmeğe yol bulunmayacak; çılkınlık ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak; kişilerin arzularına uymadıkça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak. Bu zamana kim yetişecek olur da sohbet ve metânet gösterir ve kendisini korursa, Allahü teâlâ ona elli sıddîk sevâbı verir.”
“Ahir zamanda bir mü’min, halk arasında adını unutturmadıkça rahat edemeyecektir.”
“Sizin hayırlılarınız, günahına gerçekten çok tövbe edenlerdir.”
“Her kim kötüyü yasaklar, fâsıka kızar ve Allah’ın yasaklarının hududu çiğnendiği zaman öfkelenirse, Allahü teâlâ da o kulunun lehine öfkelenir.”
“Öyle zamanlar gelecek ki münkeri inkâr edenlerin sayısı insanların ondan birinden az olacaktır. Sonra bunlar da gider ve artık kötüyü yasaklayan tek kimse bulunmaz.”
“Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır.”
“Hayra niyet edince acele et ki, nefsin seni yenip de caydırmasın.”
“Dünya hayatı kimseye bâki değildir. Şiddeti de ni’meti de geçicidir.”
“İki şey aklı ve tedbiri bozar. Biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek.”
“Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.”
“Danışmadan (istişâre etmeden) doğruya ulaşılamaz.”
“Tembellik insanı vaktinden önce yıpratır.”
“Öksüzü ağlatmak zulümdür.”
KAYNAKLAR
1) Üsûd-ül-gâbe, cildi-4,sh-91
2) El-İsâbe, cild-2, sh-506
3) Tarih-i Bağdad, cild-1, sh-133
4) Tarîh-ül-hülefâ, sh-166
5) Tezkiret-ül Huffâz, cild-1, sh-10
6) Hulâsat ü Tezhib-il-Kemâl sh-232
7) Şecerât-üz-Zeheb cild-1, sh-10
Tabakât-ü İbni sa’d cild-3, sh-11
9) Tabakâtül-Kurrâ Libnü’l-Cezerî, cild-1, sh-546
10) Tabakât-üş-Şirâzî sh-41
11) Tabakâtül-Kurrâ li’z-Zeheb, cild-1, sh-30
12) El-İber cild-1, sh-46
13) En-nüûm-üz-zâhire, cild-1, sh-119
14) Tabakât-ül-huffâz, cild-1, sh-5
15) Ravzât-us-Safa cild-2, sh-135
16) Hilyet-ül evliyâ cild-1, sh-61
17) El-İstiâb cild-3, sh-26
18) Miftâh-un-necât sh-48
19) İzâlet-ül-hafâ cild-1, sh-254
20) Tam İlmihâl, Se’âdet-i Ebediyye sh-984
21) Eshâb-ı Kirâm sh-311
22) Savâik-ul Muhrikâ sh-115