• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #674112
    Anonim

      Hz. Bediüzzaman’ın az bilinen bir
      münacaatı

      İlâhî! Bana gereken odur ki, dünya da, ukbâ da elimden gitse
      veya bütün kâinat benim olsa, yine de hiç aldırmamalıyım.

      Çünkü Sen, benim Rabbim’sin, Yaratıcım’sın ve İlâhım’sın ya! Ve
      ben de, Sen’in mahlûkun ve eserinim ya! Nihayetsiz isyanım ve nihayetsiz
      uzaklığım kereminle aramda bağ bırakmamış olsa da, Sen’inle hâlâ bir bağım ve
      Sana bağlılığım var: evet, Sen’in mahlûkun ve kulun olmam lisanıyla
      yalvarıyorum:

      Ey Yaradanım, ey Rabbim, ey Rızkımı Veren, ey Mâlikim, ey
      Beni Şekillendiren, ya İlâhî! Sonsuz Güzel İsimler’in ve İsm-i A’zam’ın
      hürmetine, baştan sonra hikmet dolu ve doğruyu yanlıştan, hakkı bâtıldan ayıran
      Kur’ân hürmetine, Habîb-i Ekrem’in hürmetine, Kelâm-ı Kadîm’in hürmetine, Arş-ı
      A’zam’ın hürmetine, bin kere bin Kul Hüve’llahü Ehad hürmetine Sen’den
      istiyorum. Ya Allah, ya Rahmân, ya Hannân (yaratıklarını sonsuz şefkatle
      gözeten), ya Mennân (eşsiz ve sonsuz iyilik sahibi), ya Deyyân (mutlak hâkim;
      iyiliğin de, affa uğramamış kötülüğün de karşılığını veren)! Bağışla beni ey
      Ğaffâr (bağışlaması pek bol), ey Settâr (ayıpları örten), ey Tevvâb (tevbeleri
      cömertçe kabûl eden), ey Vehhâb (karşılıksız ve pek bol veren)! Günahlarımı,
      hatalarımı affediver ey Vedûd (sonsuzca seven ve sevilen), ey Raûf (acıması ve
      merhameti pek çok), ey Afûv (günahları, hataları affediveren), ey Ğafûr
      (günahları, hataları bağışlayan)!

      Bana lûtfunla muamelede bulun ya Lâtîf (sonsuz lûtuf sahibi), ya
      Habîr (her şeyden hakkıyla haberdar), ya Semî’ (her şeyi hakkıyla işiten), ya
      Basîr (her şeyi hakkıyla gören)! Günahlarımdan, hatalarımdan geçiver ya Halîm
      (cezalandırmada hiç acele etmeyen), ya Alîm (her şeyi hakkıyla bilen), ya Kerîm
      (keremi, ihsanı sınırsız), ya Rahîm (hususî rahmeti de sonsuz)!

      Beni Sırat-ı Müstakîm’e hidayet buyur ya Rabb, ya Samed (Kendisi
      hiçbir şeye muhtaç olmayıp, her varlık kendisine muhtaç olan), ya Hâdî! Bana
      karşılıksız cömertlikte bulun ya Bedî’ (yaratması da, ihsanı da eşsiz ve
      örneksiz), ya Bâkî (ezelden ebede kesintisiz var olan), ya Adl (mutlak adalet
      sahibi, her şeyi tam yerinde ve dengede yapan), ya Hû (ey ancak O, ancak Kendisi
      olan)!

      İman ve Kur’ân’ın nuruyla kalbimi de, kabrimi de aydınlat ya Nûr,
      ya Hakk, ya Hayy, ya Kayyûm (varlığı hem kendinden hem de kendi kendine ve başka
      her şeyin varlığı da O’nunla kaim olan), ya Mâlike’l-mülk (mülkün, malikiyetin
      mutlak sahibi), ey Celâl ve İkram Sahibi! Ey öncesi olmayan Evvel, ey sonu
      olmayan Âhir, ey en görünmezliği içinde en açık Zâhir, ey en açık oluşu içinde
      en gizli Bâtın, ya Kavîyy, ya Kâdir, ey Mevlâm, ya Ğafir (günahları bağışlayan),
      ya Erhame’r-Rahimîn (eşsiz ve mukayesesiz rahmet sahibi)! Kur’ân’daki İsm-i
      A’zam hürmetine, kâinat kitabında en büyük sırrın olan Hz. Muhammed (s.a.s.)
      hürmetine ne olur, lûtfet, lûtfet de bu Sonsuz Güzel İsimleri’nden kalbime ve
      kalıbıma, kabirde ruhuma İsm-i A’zam’ın nurlarını yansıtıp yayacak bir pencere
      aç! Aç da, bu sahife kabrimin tavanı gibi ve bu İsimler hakikat güneşinin
      şualarını ruhuma yansıtan bir pencere gibi olsun! İlâhî! Diliyor ve dileniyorum
      ki, ebedî bir dilim bulunsun ve onunla Kıyamet’e kadar İsimleri’nle Sana
      sesleneyim! Bu nakışları (münacaatı) dilim sustuktan sonra susmaz bir dil olarak
      benden kabûl buyur!

      Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.s.) öyle salât ve selâm
      eyle ki, onunla bizi bütün felâketlerden ve âfetlerden koru, bütün
      ihtiyaçlarımızı gider, bizi bütün kötülüklerimizin kirlerinden arındır ve bütün
      günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla! Ya Allah, ey duaları kabûl buyuran!
      Hayatım boyunca ve ölümümden sonra her ânım için benden efendimiz Hz. Muhammed’e
      (s.a.s.), Âli’ne, Ashâbı’na, Ensârı’na ve tâbilerine milyon kere milyon salât ve
      selâm eyle. Ve her bir salât, ömrüm boyunca alıp verdiğim âsî nefeslerim
      adedince artsın! Ve her bir salât hürmetine, ya Erhame’r-Rahimîn, eşsiz ve
      sonsuz rahmetinle beni bağışla ve bana merhamet et! Âmîn!

      Not: Bu
      münacaat, Kulûbü’d-Dâria’nın yeni baskısında yer alacaktır.

      Ali
      ÜNAL/Zaman

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.