- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
27 Temmuz 2010: 20:08 #663723
Anonim
Bu konuda herkes bir şeyler söylemiştir. Belki günümüzde anlaşılır tarafı yoktur ama o dönem için anlaşılır tarafı vardı.
1244 yılında Konya’ya gelen Şemseddin Tebrîzî adlı bir zat, onun ilimle dolu dünyasında “aşk” ile yepyeni ufuklar açtı.
Bu iki ilâhî âşık, bir müddet yalnızca bir köşeye çekilerek kendilerini tamamen Hakk’a verdiler. Günlerce, gecelerce sohbetlere daldılar. Birbirlerinde kendilerini ve Yüce Allah’ın eşsiz güzelliklerinin tecellîlerini gördüler. Buluştuklarında Hz.Mevlânâ 38, Hz.Şems 60 yaşlarında idiler.
Artık Mevlânâ bütün zamanını Şems ile sohbete ayırıyordu. Bu ilâhî aşkı idrâk etmekten âciz olanlar, Hz.Mevlânâ’nın Şems’e olan ilgisini kıskanarak, ileri geri konuşmaya başladılar. Bu sözleri duyan Şems üzüldü ve 1246 yılında Konya’yı terk edip Şam’a gitti.
Şems gidince Hz.Mevlânâ derin üzüntülere boğuldu. Şems’i tedirgin ederek uzaklaşmasına neden olanlar da Mevlânâ’nın bu hâli karşısında pişmân oldular.
Hz.Mevlânâ bir mektup yazarak oğlu Sultan Veled’in de bulunduğu bir kâfileyi Şam’a gönderdi. Şems mektubu okudu ve Hz.Mevlânâ’nın dâvetini geri çevirmeyerek 1247 yılında Konya’ ya döndü.
Şems’in dönmesine herkes sevindi. Hz.Mevlânâ artık gülüyor, ziyâfetler veriyor, sema’ meclisleri düzenliyordu. Şems’le sohbet günlere ve gecelere sığmıyordu.
Fakat bu huzurlu günler uzun sürmedi. Dedikodular, çirkin sözler ve iftiralar yeniden başladı.
1247-1248 yılında Şems aniden kayboldu. Onu bir daha ne gören, ne de izini bulan olmadı.
Bu konuda herkes bir şeyler söylemiştir. Belki günümüzde anlaşılır tarafı yoktur ama o dönem için anlaşılır tarafı vardı.
1244 yılında Konya’ya gelen Şemseddin Tebrîzî adlı bir zat, onun ilimle dolu dünyasında “aşk” ile yepyeni ufuklar açtı.
Bu iki ilâhî âşık, bir müddet yalnızca bir köşeye çekilerek kendilerini tamamen Hakk’a verdiler. Günlerce, gecelerce sohbetlere daldılar. Birbirlerinde kendilerini ve Yüce Allah’ın eşsiz güzelliklerinin tecellîlerini gördüler. Buluştuklarında Hz.Mevlânâ 38, Hz.Şems 60 yaşlarında idiler.
Artık Mevlânâ bütün zamanını Şems ile sohbete ayırıyordu. Bu ilâhî aşkı idrâk etmekten âciz olanlar, Hz.Mevlânâ’nın Şems’e olan ilgisini kıskanarak, ileri geri konuşmaya başladılar. Bu sözleri duyan Şems üzüldü ve 1246 yılında Konya’yı terk edip Şam’a gitti.
Şems gidince Hz.Mevlânâ derin üzüntülere boğuldu. Şems’i tedirgin ederek uzaklaşmasına neden olanlar da Mevlânâ’nın bu hâli karşısında pişmân oldular.
Hz.Mevlânâ bir mektup yazarak oğlu Sultan Veled’in de bulunduğu bir kâfileyi Şam’a gönderdi. Şems mektubu okudu ve Hz.Mevlânâ’nın dâvetini geri çevirmeyerek 1247 yılında Konya’ ya döndü.
Şems’in dönmesine herkes sevindi. Hz.Mevlânâ artık gülüyor, ziyâfetler veriyor, sema’ meclisleri düzenliyordu. Şems’le sohbet günlere ve gecelere sığmıyordu.
Fakat bu huzurlu günler uzun sürmedi. Dedikodular, çirkin sözler ve iftiralar yeniden başladı.
1247-1248 yılında Şems aniden kayboldu. Onu bir daha ne gören, ne de izini bulan olmadı.

Hz.Mevlânâ, Şems’i çok aradı. Ayrılığın büyük acısıyla şiirler söyledi, gözyaşları döktü. İki kere Şam’a gittiyse de izine rastlayamadı. Şems’in bedenî varlığını bulamayan Hz.Mevlânâ, onu mânâ yönünden kendinde buldu ve aramaktan vazgeçti. Bir şiirinde şöyle der:
Beden bakımından ondan ayrıyım ama, bedensiz ve cansız ikimiz de bir nûruz.
Ey arayan kişi! İster onu gör, ister beni. Ben O’yum, O da ben.“Bir sabah olan oldu, Şems yoktu… Celalettin dostunun gidişiyle adeta yıkıldı… Büyük ıstıraplar içinde dosta onlarca beyit, şiir ve rubai yazdı. İlahi aşkının ilk kıvılcımını başlatan biricik dostu Şems artık yoktu. Büyük acı, üzüntü ve keder vardı… ”
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etmeSen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etmeÇalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etmeEy ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etmeEy makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etmeSen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etmeBizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etmeAşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etmeEy cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etmeŞekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etmeBizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etmeHarama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etmeİsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme.13 Ağustos 2010: 20:58 #774683Anonim
evet ilk rivayet budur yani şems’in kaybolduğu , ikinci rivayet ise şems’in aşk’ı dostun aynasından seyredişi ve sonrasını anlatır…
“ikinci rivayet“Şems ve Mevlana bir gece sohbet ederken kapı vurulmuş dışarıdan kalabalık bir güruh ;
Şems! dışarı çık diye bağırıyordu..
Mevlana yaklaşan acı kaderi sezmişcesine çıkma diye yalvardı,
Zat boyutundan, hikmetten öte kudretten bakan şems gülümsedi:
“Telaşlanma verdiğimiz sözü tutma vakti gelmiştir.“Diyerek kapıya yöneldi
Mevlana :Ne sözü ,nereye gidiyorsun niye ? diye yapıştı ellerine
Şems yıllardır sakladığı sırrı söyledi: “Şam’da Rabbime yalvarmış aşkımı seyredeceğim bir ayna istemiştim Rabbim seni verdi sende seyrettim “
“iyi işte seyre devam edelim dedi” Mevlana.
Şems;“Rabbim de bana demişti ki ,o aynayı verirsem ne bağışlarsın.Tereddüdsüz şöyle demiştim ;başımı veririm. “Şems dışarı çıktı sadece bir Allah!!! nidası duyuldu. Ay ışığında yerde üç beş damla kan seçiliyordu ama ne baş ne cesed ne de katiller gözükmüyordu.
Aşk sır olmuştu …
Mevlana’yı sahiplenenler,onu paylaşmak istemeyenler Şehit etmişti Şemsi. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.